KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/765
- Karar No
- 2024/1632
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- —
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- 29/11/2022
- İstinaf başvuru tarihi
- 03/01/2023(Davalı)-05/01/2023(Davacı
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- B.a.m. karar tarihi
- 19/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 20/09/2024
Karar Metni
1.105 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafın alacaklısı olduğu borçlularının ise dava dışı ... Ltd. Şti. ve ... San. Ltd.
Şti.'ye borçlu olduğu İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasından yazılan talimat uyarınca Bursa 7. İcra Müdürlüğü'nün... talimat sayılı dosyasında üç farklı tarihte dava dışı borçlu şirketlerle organik bağı bulunmayan müvekkili firmanın adresinde haksız olarak haciz ikame edildiğini, vekil eden firma tarafından ikame edilen istihkak davaları vekil eden firma lehine karara bağlanarak kesinleştiğini,
haksız hacizler nedeniyle cebri icra ile tahsil edilen 34.513,00-TL maddi tazminat ile 34.513,00-TL manevi tazminatın haciz tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil eden firmaya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, maddi tazminata ilişkin dava esasen istirdat talebine dair olup bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığından süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının talebi istirdat olduğundan 27.500-TL yönünden ödeme tarihi olan 30/11/2016, 5.113-TL yönünden 22/02/2017 ve 1.900-TL yönünden 15/12/2016 tarihinden bir yıllık hak düşürücü sürede davayı açması (talepte bulunması) gerekmekteyken beş yıl sonra 01/10/2021 tarihinde ikame ettiği huzurdaki davanın süre yönünden reddi gerektiğini, manevi tazminat davası, TBK 72. maddesi gereğince 2 yıllık sürede açılmadığından zamanaşımına uğradığını,
manevi tazminat isteminin de süre yönünden reddi gerektiğini, şikayete konu haciz işlemi, takip borçlularının muvazaalı bir şekilde faaliyet gösterdikleri adreste yapıldığını, davacı ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, İİK 97/a' da düzenlenen mülkiyet karinesi gereği adreste bulunan menkullerin birlikte elde bulundurulduğunun kabulü gerektiğini, borçlu şirket ...yetkilisi ...'in uzunca bir süre davacı şirket bünyesinde çalıştığını, davacı ...’in ise yakın bir tarihe kadar borçlu şirketler ile ticari ilişkisi olduğunu,
mahalde yapılan evrak araştırması neticesinde bulunan borçlu şirket ... yetkilisi ...’in 30.06.2012 ve 31.08.2016 tarihleri arasında davacı ...’de çalıştığını gösterir ücret bordrosu ve davacı ...l’in borçlu ... ile 02.11.2016 ve borçlu... ile ise 01.01.2016 tarihine dek ticari faaliyette bulunduğunu gösterir cari ekstrelerin bu hususları doğruladığını, davacı şirketin de borçtan sorumlu olduğunu, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, maddi ve manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin ağır kusuru ya da kötü niyetinin bulunmadığını,
müvekkil şirketin alacağının tahsili için yapılan işlemlerle ilgili kötü niyet ya da kusur yüklenmesi kabul edilemeyeceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 34.513,00-TL maddi tazminatın 1.900,00 TL’sinin 10.11.2016 tarihinden, 27.500,00TL’sinin 30.11.2016 tarihinden, 5.113,00 TL’sinin ise 22.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesinde; manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa başvuru dilekçesinde; maddi tazminata ilişkin dava istirdat talebine dair olup bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının isteminin ödenen paranın iadesi yani istirdadına ilişkin olduğunu, istihkak davasının kesinleşmiş olmasının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğininin kabul edilemeyeceğini, borçlu şirket Serya Tekstil yetkilisi ...'in, uzunca bir süre davacı şirket bünyesinde çalıştığını, davacının yakın bir tarihe kadar borçlu şirketler ile ticari ilişkisi olduğunu,
10.11.2016 ve 30.11.2016 tarihli hacizlerde ileri sürülen istihkak iddiaları İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin ....K. sayılı ve... E.... K. sayılı dosyalarıyla incelenmiş ve takibin devamına karar verildiğini, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin...
K. Sayılı kararında alacaklı müvekkil şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmediğini, haczin kasten zarar verme amacıyla yapılmamış olduğunu ortaya koyduğunu,davacının yapılan ödemelerin, haczi durdurmak için teminat olarak yatırıldığı iddiasının yerinde olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.
Haksız hacizden kaynaklı, manevi tazminat talebi 6098 sayılı TBK 58 maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Yargıtay 4 HD 2019/3444 E-2021/7533 K sayılı ilam).
Haczin haksız olması ve bundan maddi zarar doğması halinde, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür, başka bir ifade ile davacının uğradığı maddi zarardan davalı kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur (Yargıtay 4 HD 2015/5993 E-2016/5383 K sayılı ilam).
Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanunu uyarınca zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir.
Dava dışı borçlu şirket yetkilisinin bir dönem davacının işyerinde çalıştığı gerekçesi ile 3 ayrı tarihte fiili haciz yapıldığı, istihkak davası açılmasına rağmen doğrudan dava dışı borçlu ile ilgisi tespit edilemeyen adrese ısrarla hacze gidilerek muhafaza işlemlerine devam edildiği anlaşılmakla mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin taraflar tacir olduğu için yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğuna ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 4 HD. 2016/15730 Esas 2017/1644 Karar)
Haksız hacizden kaynaklı maddi tazminat talebi kusursuz sorumluluğa dayanmakta ise de, manevi tazminat talebi 6098 sayılı TBK 58 maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamayacak olup, Mahkeme kararı bu yönü ile de yerinde olup, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸(e-imzalıdır) · ... · Üye ... · ¸(e-imzalıdır) · ... · Üye ... · ¸(e-imzalıdır) · ... · Katip ... · ¸(e-imzalıdır)
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/765, K. 2024/1632, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama