KÜNYE
T.C. Bursa Bam 7. Hukuk Dairesi T.C. Bursa Da
- Mercii
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2752
- Karar No
- 2023/1899
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- 04/02/2022
- İstinaf başvuru tarihi
- 11/06/2022
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- B.a.m. karar tarihi
- 19/12/2023
- Karar yazım tarihi
- 21/12/2023
Karar Metni
1.625 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 20/10/2014 tarihinde alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davacının cadde, sokak ve kaldırımların beton parke, bordür, yağmur oluğu döşemesine ait yapım işini 1.713.503,40-TL bedelle üstlendiğini, belirlenen miktarın KDV hariç olduğunu, davacının yapmayı taahhüt ettiği işi 04/05/2015 tarihinde teslim ettiğini, Osmaneli Belediyesi tarafından 05/08/2015 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, davalının 465.806,29.-TL hak ediş ödemesini yapmadığını,
icra takibi başlattıklarını ancak davalının kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek İnegöl İcra Müdürlüğü'nün 2015/8126 esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptali ile takip miktarının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı dava dilekçesi tebliğine rağmen süresinde cevap dilekçesi vermemiş, davalı vekili 9/12/2016 tarihli beyan dilekçesinde, borç alacak ilişkisinin varlığından söz edilebilmesi için tek tarafın defterlerinin incelenmesinin yeterli olmadığını, her iki tarafın da defterlerinin birbiriyle karşılaştırılmak suretiyle incelenebileceğini belirterek davalı şirket defterleri üzerinde de inceleme yapılarak davanın reddine ve % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıdan 480.803,29.-TL alacaklı olduğu ancak davacının ticari defter ve kayıtlarında olmayıp davalının sözleşme gereği banka makbuzları, ödeme belgeleri ve çeklerle davacıya toplam 200.500,00.-TL ödeme yaptığı, ayrıca idare tarafından davacının ödemesi gereken işçi sigorta primlerinin davalının hak edişlerinden 43.574,80.-TL kesinti yapıldığından ödemeler ile sigorta primlerinin mahsubu sonrasında (200.500,00 + 43.574,80 = 244.074,08- 480.803,29=)236.729,21.-TL davacının alacaklı olduğu,
davalı temerrüde düşürülmediğinden icra takip tarihinden itibaren faiz işletilebileceği, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalının davacıya ihale konusu iş için kullanılan malzemelerin (taş tozu, mıcır, kilitli parke taşı, bordür, yağmur oluğu vs.) nakliye bedeline ilişkin olarak nakliye bedeli olarak 02/08/2015 tarihli 236.885,00.-TL tutarlı faturayı düzenlediği, taraflar arasında nakliye işine ait sözleşme bulunmadığı, davalı şirketin son hak ediş tarihinden 91 gün sonra nakliye faturasını düzenlediği, nakliye araçlarının yakıt bedellerinin davacı tarafça karşılandığı, araçların davalıya ait olduğu,
davalının düzenlediği faturaya davacı tarafından itiraz edilmesi sonucunda kesinleşmediği, davacı defterine de işlenmediğinden davalının nakliye bedeli isteyemeyeceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 236.729,21.-TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla birlikte devamına, 236.729,21.-TL'nın %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ödendiğini iddia ettikleri firmanın ticari defterinde alacak kaydı olan ancak davacının ticari defterinde kaydı bulunmayan alacakları ile ilgili araç plakalarından sorgu yapılarak araştırıldığında söz konusu araçların davalı firmaya ait olduğunun ve taşerona yani davacı firmaya bedel karşılığında nakliye yapıldığının anlaşılacağını, mahkemenin davalının İnegöl 3. Noterliği’nin....yevmiye numaralı 7/9/2015 tarihli ihtarnamesi ile ilgili vermiş olduğu cevabı görmezden geldiğini,
itiraz edildiği gerekçesiyle faturaların kesinleşmediği ve defterlerine işlemedikleri gerekçesiyle davalının nakliye bedeli isteyemeyeceği kanaatine vardığından bu bedelin alacaktan mahsup edilmeyeceğine karar verdiğini, nakliye için kullanılan araçların davalıya ait olduğunu kabul eden mahkemenin nakliye bedelini kabul etmemesinin de oldukça düşündürücü olduğunu, taşınan malların kantar fişine kadar her türlü ispatının mevcut olduğunu, söz konusu faturalara yapılan itirazın süresi içerisinde ve usulüne uygun bir itiraz olup olmadığının belli olmadığını,
fatura içeriğinin doğru olmadığını yazılı delilerle ispatlaması gerekenin bu faturaya itiraz eden taraf olduğunu, faturaya itiraz edildiği gerekçesiyle alacaklarının yok sayılmasının kanuna, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dayanak gösterilen hususun tam olarak araştırılmayarak hatalı karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
İnegöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nince verilen davanın reddine dair 10/11/2017 tarih ve 2016/159- 2017/238 sayılı karar Dairemizin 9/5/2018 tarih ve 2018/272- 2018/360 sayılı kararı ile eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle kaldırılmış, mahkemece yeniden yapılan yargılama sırasında 6/9/2021 tarih ve 2018/126 -2021/288 sayılı karar ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu' nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı gerekçe gösterilerek görevsizlik kararı verilerek dosya Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmiştir.
Davacı alacaklı İnegöl 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/8126 Esas sayılı dosyasında 22/12/2015 tarihinde 465.806,29.-TL asıl alacak, ve 27.737,81.-TL işlemiş faiz için ilamsız icra takibi başlatmış, borcun sebebi olarak 29/5/2015 tarihli faturaya dayanmış, davalı borçlunun itirazı üzerine süresinde itirazın iptali istenilmiştir.
Taraflar arasında 20/10/2014 tarihli sözleşme ile cadde, sokak ve kaldırımların beton parke, bordür, yağmur oluğu döşenmesine işine ait alt yüklenici sözleşmesi yapıldığı, sözleşme bedelinin 1.713.503,40.-TL olduğu, sözleşme konusu işin tamamlanarak iş sahibi belediyeye teslim edildiği, davalı yüklenicinin alt yüklenici olan davacıya tüm sözleşme bedelini ödemediği dosya kapsamı ile sabittir.
Kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sırasında icra takibi konusu yapılan alacağın 236.729,21.-TL’nın davalı tarafından ödeme ve kesinti yoluyla davacıya ödendiğinin belirlenmesi nedeniyle mahkemece bu miktar yönünden davalı borçlunun itirazı kabul edilmiş, bu yöndeki kabule davacı tarafından itiraz olunmamıştır. Davalı tarafından istinaf ve uyuşmazlık konusu yapılan husus mahkemece davalının itirazının reddedilerek davacı yönünden kabul edilen tutara ilişkindir.
Hüküm altına alınan 236.729,21.-TL'nın nakit veya banka yoluyla ödediğine ilişkin olarak davalının bir savunması bulunmamaktadır. Davalının savunması takip konusu yapılan söz konusu miktarın davalı tarafından nakliye bedeli olarak düzenlenen 2/8/2015 tarih ve 26794 numaralı olan 200.750,00 TL + KDV olmak üzere toplam 236.885,00.-TL fatura bedeline ilişkin olduğuna yöneliktir.
Davalının mahsup talebinin dayanağı olan 2/8/2015 tarihli faturada “Osmaneli ilçesi parke bordür nakliye bedeli ( Bilecek –Osmaneli arası) “ ve “ Miktarı 55.000 m -- fiyatı 3,65 “ olarak fatura açıklaması yer almış, davalı miktara ve fiyata itiraz etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeye göre nakliye gideri davacıya ait ise de davalı vekili sözleşme bedeline dahil olan nakliye giderinin davalı tarafından yapıldığını ileri sürerek mahsup talebinde bulunmuştur.
Mahkemece taraflar arasında nakliye işine ait sözleşme bulunmadığı, davalı şirketin son hak ediş tarihinden 91 gün sonra nakliye faturasını düzenlediği, nakliye araçlarının yakıt bedellerinin davacı tarafça karşılandığı, araçların davalıya ait olduğu, davalının düzenlediği faturaya davacı tarafından itiraz edilmesi sonucunda kesinleşmediği, faturanın davacı defterine de işlenmemesi nedeniyle davalının nakliye bedeli isteyemeyeceği gerekçesiyle mahsup talebi reddedilmiştir.
Ancak mahkemece davalının dayandığı irsaliye faturaları ve davalının diğer delilleri değerlendirilmeden yetersiz gerekçe ile mahsup talebinin reddi doğru olmamıştır.
Taraflar arasında yapılan sözleşme bedeline parke ve bordür nakliye bedeli de dahildir. Davacının işin ifası sırasında kullanması gereken parke ve diğer bir kısım ürünlerin davalı tarafından temin edilip davacıya satıldığı bilirkişi raporları ile sabittir. Davalı vekili bu ürünlerin nakliyesinin davacı tarafından karşılanması gerekirken söz konusu ürünlerin davalıya ait araçlarla nakliyesinin gerçekleştirildiğini ileri sürerek nakliye işi ile ilgili olan 2/8/2015 tarihli fatura bedelinin mahsubunu istemektedir.
Dosyaya davalı tarafından 1/12/2014-24/12/2014 tarihleri arasında, 26/1/2015 tarihli , 2/2/2015- 28/2/2015 tarihleri arasında, 1/3/2015 -14/3/2015 tarihleri arasında ve 7/4/2015-28/4/2015 tarihleri arasında düzenlenen sevk irsaliyelerini gösteren sevk irsaliye listeleri sunulup bu listeler ekinde ise bir kısım sevk irsaliye faturalarına delil olarak dayanılmıştır.
Davalının dayandığı ve dava dışı.....San Tic. Ltd. Şirketi tarafından davalı adına düzenlenen
“21/10/2014- plaka no- ... Teslim alan ..................i" içerikli faturalara göre davalıya ait..... plakalı araç parke ve bordür naklinde kullanılmıştır.
Davacı vekili 26/4/2017 tarihli rapora itiraz dilekçesinde nakliye işlerinin davacıya ait olduğunu, davalının faturasını kabul etmeyip iade ettiklerini, davalının son hak ediş tarihine kadar nakliye ile ilgili fatura düzenlemediğini, malzemenin yüklendiği yer ile işin yapıldığı yer arasının 50 km olması nedeniyle istenilen birim fiyatın fahiş olduğunu, sözleşmenin 3. maddesine göre nakliyenin davacıya ait olduğunu, davalının nakliye yaptığını iddia ettiği .....plakalı kamyonun davacı şirkete satışı konusunda şirketlerin anlaştığını, davalının kamyonun davacı şirkete fiili teslimini yaptığını, ancak devrini yapmadığını,
kamyonu nakliye sırasında davacı şirketin temsilcisi .....’ın kayınpederi ....’nin kullandığını, ...’nin davalının işçisi ve elemanı olmayıp, damadı adına çalıştığını, yakıt bedellerinin ise davacı şirket tarafından karşılandığını açıklayarak nakliye bedeline ilişkin faturaya itiraz etmiştir.
Davacı vekili nakliye işinde kullanılan ......plakalı kamyonun davacıya satıldığını ileri sürmüş ise de sözkonusu kamyonun satışına ilişkin iddiasını davacı ispatlamalıdır. Bilirkişi raporlarına göre nakliye işinde kullanılan aracın yatık bedellerinin davacı tarafından karşılandığı sabittir. Kaldı ki davalının da yakıt bedeline ilişkin bir talep bulunmamaktadır.
Davalının mahsup talebinin dayanağı olan faturaya yapılan itirazlar da gözetilerek öncelikle davacının dayandığı delillere göre sözkonusu......plakalı aracın davacıya satılıp satılmadığını ispat imkanı tanınmalı, daha sonra nakliye işinde şoför olarak yer aldığı anlaşılan Mehmet Denli’nin hangi taraf lehine iş yaptığı, davalının ücretli çalışanı olup olmadığı belirlenmeli,
aracın yakıt bedellerinin davacı tarafından da karşılandığı gözetilerek dayanak fatura ve yukarıda gösterilen irsaliyeli faturalara konu taşıma işi için bu işin yapıldığı tarihlerdeki nakliye bedellerinin yakıtsız ve şoförsüz olarak kilometre başına kaç liradan yapılacağı hususunda Şoförler ve Otomobilciler Odası gibi kurumlardan araştırma yapılıp 8/7/2020 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde ek rapor alınarak sonucuna göre davalının mahsup talebi konusunda karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf talebi yerindedir.
6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/2752, K. 2023/1899, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama