KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/196
- Karar No
- 2024/223
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- —
- Davalı
- ...
- Vekilleri
- ...
- Davanın konusu
- Tazminat
- G.karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.126 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu ... plakalı 2018 Model ... marka aracın, 13/04/2023 tarihinde ... karşısında kurallara uygun bir şekilde park halinde iken plakası tespit edilemeyen ve kaza sonrası sürücüsünün olay yerini terk ettiği aracın davacının aracına sol ön kısımlarından çarptığını ve tam kusurlu olarak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini,
kaza sonrasında olay yerinde bulunan mobese kameraları ile işyerlerine ait kamera kayıtları incelendiğinde davacının ... plakalı aracına çarparak kazaya sebebiyet veren aracın ...'ne ait ... plakalı araç olduğunun tespit edildiğini ve karşı tarafın davalı sigorta şirketince sigortalandığını, kazanın akabinde davacının aracın onarımı için aracı ...'e götürdüğünü ve aracın tamir bedelinin ödenmesi için karşı taraf sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını ancak davalı sigorta şirketinin ödemeyi reddettiğini, davalı sigorta şirketine 30/05/2023 tarihinde hasar bedeli için başvuruda bulunduklarını,
başvurularının aynı gün davalı sigorta şirketine tebliğ edildiğini ve yasal süre içerisinde davalı sigorta şirketince herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere ilk etapta davacının aracında meydana gelen 100,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden poliçe teminat limitleri ile sınırlı kalmak koşuluyla temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile, ilgili sigorta şirketi ile yapılan Arabuluculuğa ilişkin Arabuluculuk vekalet ücretinin sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 08/05/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesiyle, 100,00 TL'lik hasar bedeli taleplerini 29.900,00-TL arttırılarak 30.000,00-TL'ye yükselterek, davalı sigorta şirketinden poliçe teminat limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsili ile davalı sigorta şirketinden alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava öncesi arabuluculuğa başvurulmadığını ve davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın aracının davalı şirketçe atanan ekspere göstermeyerek davalı şirketin bilgi alma hakkını engellediğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, genel şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca eşdeğer parça bedelleri ile anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigorta eksperi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun yerleşik içtihatlara uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, bilirkişi raporuna göre hesaplanan ve davalının sorumlu olduğu 30.000,00 TL hasar bedeli tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, trafik sigortasında 2918 sayılı kanunun 99. maddesi gereğince sigortacı başvurudan itibaren 8 iş günü içinde zararı gidermesi gerektiğini, zarar gidermeyen sigortacının 8 iş gününün dolmasından sonra temerrüte düşeceğini,
somut olayda davacı tarafından davalı sigortaya 30/05/2023 tarihinde başvuru yapıldığını buna göre 12/06/2023 tarihinde temerrüde düştüğünden bu tarihten itibaren faize hükmetmek gerektiğini, aracın ticari araç olarak kayıtlı olduğundan, talep gibi avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerektiğini, her ne kadar davacı vekili tarafından arabuluculuk aşamasındaki vekalet ücretine de hükmedilmesi istenilmiş ise de,
AAÜT'nin 16. maddesi kapsamında tarifede belirlenen ücretin müvekkil ile avukat arasında kararlaştırılan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik düzenleme olup anlaşmazlıkla sonuçlanan arabuluculuk görüşmesinden kaynaklı vekalet ücretinden davalının sorumluluğuna ilişkin düzenleme olmayıp bu kapsamda düzenlenen görüşmelerden kaynaklı vekalet ücretinden davalının sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; karar dayanağı bilirkişi raporu ile kusur oranları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, sadece tazminat hesaplaması yapıldığını, tarafların kusuruna ilişkin uyuşmazlık çözüme kavuşmadan sigortalının tam kusurlu gibi kabul edilerek hüküm kurulduğunu, davacının gerçek zararının tespitinin gerektiğini, genel şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca eşdeğer parça bedelleri ile anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini,
davacı tarafça fatura ibraz edilmediği ve araç onarımının yapılıp yapılmayacağı yahut KDV ödenip ödenmeyeceği belirsiz olduğundan KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık trafik kazası nedeniyle hasar bedeli istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu; ayrıca zarar görenin, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince trafik kazalarında motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı da dava açabileceği belirtilmiştir.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, davacının aracına park halinde iken çarpılması sebebiyle davalının sigortalısının tam kusurlu olduğuna, bilirkişi tarafından yapılan hasar bedeli hesaplamasında yanlışlık bulunmadığına göre, aşağıda belirtilen kısım dışındaki istinaf itirazları yerinde değildir.
Ancak, ruhsat kayıtlarına göre davalı tarafından sigortalı araç "resmi", sigortalı ise "belediye" olup, haksız fiil kazanın tarafları açısından "ticari iş" mahiyetinde olmadığından, hükmedilen tazminatın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, "avans faizi" ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, ancak faize yönelik istinaf itirazlarının kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/196, K. 2024/223, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama