İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2024/238 K.2024/242

2-... - ... 3-... - ... 4-... - ... 5-... - ...

Esas2024/238Karar2024/242Tarih26 Aralık 2024Okuma17 dk · 3.314 kelime

KÜNYE

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Esas No
2024/238
Karar No
2024/242
Karar tarihi
26 Aralık 2024
Dosya no
—
Karar no
—
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
04/10/2024
Numarası
2023/1178 Esas 2024/1264 Karar
Davacılar
1-... - ...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.314 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

2-... - ... 3-... - ... 4-... - ... 5-... - ...

VEKİLİ

Av. ...- [15644-46754-17921] UETS

DAVALI

1 -... -...- ...

VEKİLİ

Av. ...-[16279-72838-12868] UETS

DAVALI : 2 -...-

VEKİLİ

Av. ...- [16821-28487-44775] UETS MÜTEVEFFA : ... -...

DAVANIN KONUSU

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

G.KARAR YAZIM TARİHİ : 26/12/2024

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde.

Müteveffa ...'ın, müvekkillerinden ..., ... ve ... ile birlikte 02.07.2022 tarih, saat 21.00 sularında, yakınlarında yaya geçidi bulunmaması nedeniyle, Baharlar Mahallesi kavşağında karşıdan karşıya geçmek isterken; davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile karşıdan karşıya geçen müteveffa ...’a tam kusurlu bir şekilde çarparak ölümlü / yaralanmalı kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiğini, kaza sonucunda ...'ın vefat ettiğini, dava konusu kazaya ilişkin Tavas Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas Sayılı dosyasında davalı ..., taksirle ölüme neden olma suçundan yargılandığını,

ceza dosyasında 19.12.2022 tarihli bilirkişi raporu düzenlendiğini, 19.12.2022 tarihli bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, raporun kazanın yeri ve oluşumu kısmında; görüş durumu mesafesinin araç farları ve sokak aydınlatmaları altında açık olduğu,

sürücülerin rahat ve emniyetle görüşüne engel bir durumun bulunmadığı ve aydınlatmanın olduğunun tespit edildiğini, raporda, kazanın meydana geldiği yerde sürüşü veya yol güvenliğini etkileyebilecek herhangi olumsuz bir durumdan bahsedilmediğini, müteveffa ...'ın emekli olduğunu, emekli maaşı ile müvekkillerine maddi manevi destek olduğunu ve vefatından sonra müvekkillerinin maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, kaza sonrasında müvekkillerinin müteveffa ...'ın manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, küçük Eylül'ün kazanın üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine rağmen dışarıda tek başına karşıdan karşıya dahi geçemediğini de beyanla;

şimdilik ölümlü trafik kazası nedeniyle davacı ... adına 100,00-TL maddi tazminatın davalı sürücü yönünden olay tarihinden, davalı ...Ş. Yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen, tüm davacılar için toplam 110.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte aracın davalı sürücüsünden tahsilini dava ve talep etmiştir.

Davalı ... vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle.

6704 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca zarar gören, dava ikame etmeden veya tahkim yoluna müracaat etmeden evvel sigorta şirketine yazılı olarak müracaat etmekle yükümlü olduğunu, İlgili kanun maddesinde “Madde 97- Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.

Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” şeklinde bahsedildiğini, maddede belirtildiği üzere yapılan başvurunun usule uygun olarak yapılmadığını, Müvekkili olduğu şirketin gerekli araştırmayı yapmasının kasten engellendiğini, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 02/07/2022 tarihli kazaya karıştığı belirtilen,

aracın şirkete 18/10/2021-2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 500.000 TL olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatı dışında kaldığını, dosyada bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa mahkeme tarafından re’sen tespit edilebileceğini, müteveffanın eşi dışında kalan davacıların destekten çıkmış olmaları nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını,

sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekilinin dosyaya vekaletname sunduğu, duruşmalara katıldığı ancak dosyaya cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.

"Davanın maddi tazminat talebi açısından reddine, Davanın manevi tazminat talepleri açısından; ... açısından davanın kısmen kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın 02/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak ilgili davacıya verilmesine, ... açısından davanın kabulü ile 3.500 TL manevi tazminatın 02/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak ilgili davacıya verilmesine, ... açısından davanın kısmen kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın 02/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak ilgili davacıya verilmesine,

... açısından davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL manevi tazminatın 02/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak ilgili davacıya verilmesine, ... açısından davanın kısmen kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın 02/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak ilgili davacıya verilmesine," karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde.

Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararda ölenin davacı müvekkilinin annesi olduğunu, kaza tarihinde müvekkilinin yetişkin olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için davacı müvekkilinin ölen annesinin desteğinden mahrum kaldığını ispat etmesinin gerektiğini, tüm dosya kapsamı itibariyle bu durumun ispat edilemediğini gerekçe göstererek davacı müvekkilinin davadaki maddi tazminat talebinin reddine dair hüküm tesis ettiğini, yerel mahkemenin işbu kararı eksik ve hatalı olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira söz konusu davadaki müvekkilinin destekten yoksun kalma iddiası açık bir şekilde ispatlandığını,

destek hayatta olduğu süre boyunca sürekli ve düzenli olarak bir kimseye bakan veya eğer ölüm gerçekleşmiş olmasaydı, az çok yakın bir gelecekte bu bakımı sağlayacak olan kişi olduğunu, desteğini yitiren kimse, yaşamaları muhtemel süre içerisinde, desteğin sağladığı yardımlardan, hizmetlerden, bakım ve gözetiminden mahrum kaldığını, destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunması gerektiğini, eğer tazminat talep eden ile destek olduğu iddia edilen arasında bir destek ilişkisi bulunmuyor ise tazminata hak kazanmanın da mümkün olmayacağını,

burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de kanunun nafaka hakkındaki hükümlerine dayandığını, yardımda bulunan kimsenin ölüm olayı olmasaydı gelecekte de bu yardımları yapacağına güven duyulabiliyorsa arada destek ilişkisi ortaya çıkmış kabul edilmesi gerektiğini, destek ilişkisinin varlığının temelinde destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer aldığını, bakma eyleminin gerçekleşebilmesi için ise desteğin bakım gücüne sahip olması gerektiğini, Yargıtay'ın da ilke olarak,

ivazsız edimlerle başkasının bakımını sağlayan ya da ona yardım eden kimseyi destek saydığını, davanın 28.05.2024 tarihli duruşmasında dinlenen tanık anlatımları ve dava dilekçesi ekinde sunulu müteveffa ... tarafından davacı müvekkili ...'a verilmiş Denizli 4. Noterliği'nin 30.06.2022 tarih ve 12582 yevmiye no'lu düzenleme şeklindeki vekaletnamesi,

taraflar arasındaki destek ilişkisin varlığının, bu ilişkinin sürekli ve düzenli olduğunun, desteğin hayattayken bakım gücüne sahip olduğunun, bu bakma eyleminin hem parasal hemde bir hizmet ifası veyahut benzeri eylem şeklinde yapıldığının (dosya kapsamında dinlenen tanığın, müteveffanın ve davacı müvekkilinin aynı ev içerisinde altlı-üstlü oturduğuna, davalı müvekkilinin orta okul öğrencisi olan bir çocuğunun olduğuna ve davalı müvekkilinin çalıştığına ilişkin beyanları, davacı müvekkilinin çalıştığı sırada orta okul öğrencisi çocuğuna müteveffanın bakıyor olabileceğine fiili karine olduğuna) ispatını açık bir şekilde sağladığını,

ancak yerel Mahkemenin açıklamış olduğu hususları vermiş olduğu hükmün gerekçesinde hiç bir şekilde değerlendirme ve inceleme konusu yapmadığını, kurulan hükümde maddi tazminat talebi destek ilişkisinin ispatı sağlanmadığı gerekçesi ile reddedildiği,

fakat aynı hükümde yukarıda bahsedilen hususlar destek ilişkisinin ispatı noktasında bir kere olsun değerlendirilmediğini, verilen hükümde bu bahsedilen hususların neden ve niçin göz önünde bulundurulmadığı konusu hiçbir şekilde gerekçelendirilmediğini, yerel Mahkeme tarafından söz konusu davadaki talepleri konusunda eksik ve yetersiz inceleme yapıldığını, ek bilirkişi raporu aldırılması hususundaki davadaki tüm taleplerine rağmen bu durum yerel Mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, hüküm aşamasında hatalı tespitler içeren yetersiz bilirkişi raporuna itibar edildiğini, bu nedenlerle Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ....

Esas ...... Karar sayılı ve 04/10/2024 tarihli davacı müvekkilimizin maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile.

Yerel mahkeme ilamında yer alan müvekkili aleyhine olan tüm hükümlere (yargılama gideri, karşı vekalet ücreti, manevi tazminat, karar ve ilam harcı,) ayrı ayrı itiraz ettiklerini, yerel mahkeme ilamının davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmına bir diyeceklerinin olmadığını, davacı tarafın manevi tazminat taleplerininde reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilerek müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olup;

davalı müvekkili lehine kaldırılması gerektiğini, kazanın meydana geldiği bölgede yaya geçidi olamaması ve müteveffanın gece karanlıkta hiç bir önlem almadan yolun karşısına geçmeye çalışması sebebiyle kazanın meydana gelişinde tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelişi ile ilgili olarak müvekkiline kusur yüklenmesini kabul etmediklerini, müvekkilinin kazanın olmasına engel olmaya çalışıp hızını azaltarak gerekli dikkat ve özen yükümlüğünü de fazlasıyla yerine getirdiğini,

somut olayda müvekkilinin kusuru bulunmaması sebebiyle davacının manevi tazminat talebininde reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak kısmen kabul kararı verildiğini, dava dosyasında keşif yapılmaksızın ve dosyanın ATK'ya tevdii sağlanmadan eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, bu nedenle yerel mahkeme ilamının itirazları doğrultusunda kaldırılması gerektiğini, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ....

Karar sayılı ilamının davalı müvekkili lehine olmak üzere kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, tüm davacılar yönünden ise manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili tarafından ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dosyanın incelenmesinde.

02/07/2022 tarihinde davalı ...'un sevk ve idaresindeki ve davalı ... tarafından ZMMS ile sigortalı ... plaka sayılı aracın davacılar murisi yaya ...'a çarpması sureti ie meydana gelen trafik kazasında davacılar murisi ...'ın vefatı nedeni ile murisin kızı ...'ın destekten yoksun kalma ve manevi tazminat, oğlu ..., kızı ..., gelini ... ve torunu ...'ın manevi tazminat talebinde bulundukları, dava öncesinde davacı ... açısından KTK 97. Maddesi gereği davalı ... şirketine destekten yoksun kalma tazminatı için başvuru yapıldığı fakat davalı ... şirketince ödeme yapılmadığı,

olay ile ilgili ceza dosyası olan Tavas Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/07/2023 tarihli ve ... sayılı ilamı ile dosyasının incelenmesinde.

İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 13/04/2023 tarih 53306942- 101.02-2023/15608/1809 sayılı adli raporuna göre kazanın oluşumunda sanık sürücü ...'un asli kusurlu olduğuna, müteveffa yayanın ise tali kusurlu olduğuna ilişkin tespit yapıldığı, ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda bu rapor hükme esas alınarak sanık sürücü ...'un taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyetine karar verilerek hakkında neticeten 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiği, verilen kararın istinaf edilmeden 08/09/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacılar vekilinin davacı ... yönünden ilk derece mahkemesince reddedilen destekten yoksun kalma tazminatına yönelik istinaf isteminin değerlendirilmesinde;

Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı koşullarda yaşayabilmesi için gereksinim duyduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53'üncü maddesinin, 3'üncü fıkrasına dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.

TBK'nin 53'üncü maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; yalnızca eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm meydana gelmeseydi, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir gereksinim içinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım gereksinimi, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, gereksinim koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir [Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/4/1982 gün ve 1979/4-1528 (E) - 1982/412 (K) sayılı kararı].

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 6/3/1978 gün ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 (E) - 2005/691 (K) sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Aile bireylerinin dayanışması, birbirlerine yardım ve hizmet etmesi, bakıp gözetmeleri, koruyup kollamaları bir yaşam gerçeğidir. Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı, yetişkin bir insanın anne ve babasına ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir, anne ve babanın gereksinimleri bulunmasa dahi evladın onlara yardım etmesi, hayatın alışılmış gereklerine göre doğal ve ahlaki bir ödevdir. Bu yardımın mutlaka geçimlerini sağlamaya yönelik olması da gerekmez.

Anne ve babanın çocuklarının maddi desteğine muhtaç olabileceğinin kabulü, hayatın olağan akışına, Türk örf, adet ve geleneklerine uygun düşer. Yetişkin bir insanın anne ve babasına her durumda ve her biçimde destek olduğu kabul edilir.

Diğer yandan Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde; yaşları, eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.

Somut olayda, davacı taraf, müteveffanın davacı ... ile aynı binada altlı - üstlü oturduklarını, davacı çalıştığı için müteveffanın davacının okul çağındaki çocuklarına baktığını, dolayısı ile müteveffanın torunlarına bakmasının eylemli ve düzenli bir destek ilişkisi olduğunu ileri sürmüş ve bu hususla ilgili de tanık deliline dayanmış, davacı tanığı mahkemece huzurda dinlenmiştir. Müteveffanın torunlarına bakması eyleminin gelecekte de devam edeceği belli olmadığı gibi düzenli ve eylemli yardımın ileride süreceği de belirsizdir. Ayrıntıları yukarıda açıklandığı gibi ölen ile davacı arasında, gelecekte devam edecek maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı da kanıtlanamamıştır.

Dosya içeriğine göre müteveffanın davacının çocuğuna bakmakla ahlaki bir görevi yerine getirmekte olup yukarıda belirtilen nitelikte bir destek ilişkisi (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.3.2007 tarih ve 2006/3374 Esas - 2007/2125 Karar sayılı ilamı) bulunmamaktadır.

Bu kapsamda somut uyuşmazlıkta müteveffanın kızı olan davacı ... yetişkin olduğundan ölenin desteğine muhtaç olduğunu ispatla mükellef olup, dosyada bulunan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına ve davacı tarafın dosya kapsamındaki beyanlarına göre davacının kaza tarihinde ve sonrasında SGK'lı olarak çalışmasının bulunduğu, davacının ölenin fiili desteğine de (engelli olması nedeniyle çalışamamak gibi) ihtiyacı bulunduğunu somut olarak ispat edememiş olması nedeniyle mahkemece davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilen davacıların manevi tazminat talebine ve kazadaki kusur durumuna ilişkin istinaf isteminin değerlendirilmesinde;

TBK'nın 74.maddesi "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir" hükmünü taşımaktadır.

Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.

Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir.

Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.

Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Türk Borçlar Yasasının 74.maddesi bir engel oluşturmaz

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (-bkz..Y.HGK.11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı-) Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hakiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir.

Somut olayda; ceza dosyasında, kesinleşen hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 13/04/2023 tarih 53306942- 101.02-2023/15608/1809 sayılı adli raporunda kazanın oluşumunda sanık sürücü ...'un asli kusurlu olduğu, müteveffa yayanın ise tali kusurlu olduğuna ilişkin tespit yapıldığı; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada ise hükme esas alınan Karayolları Fen Heyeti bilirkişilerinden oluşan heyetin hazırladığı kusura yönelik bilirkişi raporunda ise davalı sürücü ...'un kazanın oluşumunda %25 (Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu,

müteveffa yaya ...'ın ise kazanın oluşumunda %75 (Yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğunun görüş ve mütalaa olunduğu; olayla ilgili olarak Tavas Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...

Esas sayılı dosyasında görülerek sonuçlandırılan ve kesinleştiği anlaşılan ceza yargılamasına ilişkin dosya kapsamında hukuk hakimini bağlayacak tek maddi olgunun müteveffa ...'ın davalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu yaralandığı ve sonrasında vefat ettiği, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün de kusurlu olması olgusudur.

Bu durumda hukuk hakiminin dosyadaki delilleri, kusur durumunu hukuki ve vicdani kanaatine göre takdir edebileceğine ve ceza dosyasında kesinleşen mahkumiyet kararı doğrultusunda davalı sürücünün kusursuz olarak kabul edilmesinin de mümkün olmamasına göre mahkemece kusur hususunda heyet raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilememiştir.

Hal böyle olunca da meydana gelen kazada, kaza taraflarının kusurlarına ilişkin mahkemenin kabulüne karşı istinaf başvurusunun yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Dava konusu kazanın meydana geldiği tarih, müteveffa ...'ın kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu, ölümün karşılaşılacak en ağır sonuç olması, hayatını kaybeden müteveffanın yaşı, davacılar ile yakınlık durumu, tarafların dosyaya yansıyan sosyo ekonomik durumları, paranın alım gücü dikkate alındığında, ölümle sonuçlanan taksirli eylem nedeniyle hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanmasına ilişkin kurala uygun ve isabetli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebinin de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

Öte yandan davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen kısa karar ve hüküm fıkrasında sehven "davanın kabulü ile" şeklinde yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğu davacının talebi ve kabul edilen miktardan anlaşılmakta olup, bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2024 tarih, .... Esas ...... Karar sayılı kararına karşı, davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafın istinaf başvurusu yönünden alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı ...'un istinaf başvurusu yönünden alınması gerekli 4.781,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.196,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.585,70 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/12/2024

... Başkan ...

... Üye ...

... Üye ...

... Katip ...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/238, K. 2024/242, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Davalı
  5. Vekili
  6. Davalı : 2 -...-
  7. Vekili
  8. Davanın Konusu
  9. G.karar Yazım Tarihi : 26/12/2024
  10. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  11. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  12. İstinaf Sebepleri
  13. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/238
Karar No
2024/242
Tarih
26 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/238 K.2024/194
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/238 K.2024/858
  • Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/238 K.2024/1000
  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/238 K.2024/752
  • Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/238 K.2024/248
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/238 K.2024/938

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.