KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1152
- Karar No
- 2025/1439
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ..
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davanın konusu
- Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı
- G.karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.661 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 22/11/2023 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketince ... poliçe numarası ile sigortalanan ... plakalı kamyoneti ile ... Sokak üzerinden ... Bulvarı istikametine seyir halinde iken ...Sokak ile ... Sokak Kavşağına geldiği sırada kamyonetinin ön kısımları ile sürücü ... sevk ve idaresindeki müvekkil şirkete ait ... plakalı belediye otobüsü ile ...
Caddesi istikametine seyir halinde iken bahse konu kavşağa geldiği sırada otobüsün sağ yan kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davaya konu kazanın, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ...
Sokak ile ... sokak kavşağında kendisine "DUR" levhası olan yoldan kavşağa girdiğinde kendi yolunda trafik kurallarına uygun şekilde seyir halinde olan müvekkili şirkete ait otobüsün sağ yan kısımlarına çarpması sonucu meydana geldiğini belirterek, alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiği anda HMK 107/2 uyarınca artırım yapma hakları saklı kalmak üzere ilk etapta 10,00-TL değer kaybı tazminatı olmak üzere belirsiz alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 18/10/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere bedel artırım taleplerinin kabulü ile 10,00 TL lik değer kaybı bedeli taleplerinin 70.000,00 TL ye yükseltilerek davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğu ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını iddia ettiği, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limitinin ise kaza tarihi itibarıyla araç başına 120.000,00 TL olduğunu, dosya üzerinde yapılan tüm ödemelerin poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini,
öncelikle mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için davaya konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesini talep ettiklerini, huzurdaki uyuşmazlık kapsamında davacıya ait araçta meydana gelen hasar sebebiyle müvekkili şirketçe davacı yana 04/12/2023 tarihinde 28.194,00 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, değer kaybı tazminatı belirlenirken Genel Şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini,
davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı yanın kaza tarihinden itibaren avans faizi talebine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartlarına göre sigortacının, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına aldığını, dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının da gerçek zarar kalemleri arasında bulunduğunu, o halde,
dosyada mevcut adli trafik bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kazada asli kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun olmadığı, denetime açık, bilimsel ve objektif esasa dayalı olarak hazırlanmış ve hükme esas almaya elverişli sigorta eksperi bilirkişi raporu doğrultusunda davalı sigorta şirketinin değer kaybından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 70.000,00 TL değer kaybı bedelinin (kaza tarihindeki poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 22/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilerek değer kaybı tazminatının bilirkişi tarafından 70.000,00TL olarak belirlenmesi ve Yerel Mahkemece itirazları dikkate alınmadan bu miktar üzerinden kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin aracında oluşan değer kaybının çok daha yüksek olduğunu, iş bu dava konusu kazadan önce müvekkili şirket aracının herhangi bir kazasının bulunmadığını, dava konusu müvekkili şirkete ait aracın 2023 model olduğu,
kayıtlardan da anlaşılacağı üzere iş bu kaza öncesinde hasar kaydı bulunmadığı dikkate alındığında takdir edilen değer kaybı bedelinin çok düşük olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın piyasa rayiç değerinin ile kaza sonrası onarım görmüş rayiç bedeli arasındaki ortalamanın 70.000,00TL olacağı belirtildiğini, ancak bilirkişi tarafından iletişime geçilen otomotiv servisleri ile nasıl bir görüşme yapıldığı,
kaza sonrası piyasa değerinin düşmesine etki eden faktörlerin neler olduğu belirtilmeden yapılan tespitlerin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, emsal araçların açıkça, özelliklerinin belirtilmediğini, bilirkişi tarafından yapılan tespitlere nasıl ve ne şekilde ulaşıldığının açıklanmadığını, raporda belirtilen miktarların hiçbir şekilde bilirkişi tarafından gerekçelendirilmediğini, dolayısıyla nesnel değerlendirmelerden uzak, açık olmayan, gerekçesiz bir şekilde rapor düzenlendiğini, söz konusu raporun bu yönüyle bilirkişilik ruhu ve görevine aykırılık teşkil ettiğini,
hükme esas alanın bilirkişi raporunda aracın piyasa rayiç değerinin kaza tarihi itibariyle ortalama 10.000.000,00-TL olduğu kaza sonrası onarım görmüş rayiç bedelinin 9.930.000,00-TL olacağının belirtildiğini, ancak bilirkişi tarafından iletişime geçilen otomotiv servisleri ile nasıl bir görüşme yapıldığı,
kaza sonrası piyasa değerinin düşmesine etki eden faktörlerin neler olduğu belirtilmeden yapılan tespitlerin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan tespitlere nasıl ve ne şekilde ulaşıldığının açıklanmadığını, raporda belirtilen miktarların hiçbir şekilde bilirkişi tarafından gerekçelendirilmediğini, dolayısıyla nesnel değerlendirmelerden uzak, açık olmayan, gerekçesiz bir şekilde rapor düzenlendiğini, iş bu rapora dayanarak hüküm tesisinin hatalı olduğunu,
tüm bunların yanı sıra aracın hasar gören parçaları göz önünde bulundurulduğunda aracın önemli yerlerinden sayılan ve araç alım-satım yapılırken değer gören parçalarının hasar gördüğünü, onarım-değişim işlemi yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin aracında tespit edilenden daha çok değer kaybı oluşacağının açıkça ortada olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin eksik ve yetersiz olduğunu, bu nedenle yeniden yargılama yapılması gerektiğini, öncelikle bilirkişi tarafından rapor hazırlanırken müvekkilinin aracının marka ve modeli, km'si, hasar geçmişi, hasar gören kısımları, meydana gelen hasarın onarım bedeli,
kaza öncesi ve sonrasına ait piyasa rayiç değer araştırmaları gibi hususlar hakkında yeterli ve gerekli araştırmalar yapılmak suretiyle doğru ve hakkaniyetli bir kanaate varılması gerektiğini, değer kaybı zararı, bir motorlu aracın kazadan önceki hasarsız piyasa rayiç değeri ile kaza sonrası onarıldıktan sonraki durumu arasındaki fark olduğunu, bir araç ne kadar iyi onarılmış olursa olsun, kural olarak kazadan önceki durumuna getirilemeyeceğini ve kaza sebebiyle tahribatın izlerini taşıyacağını, hiç hasar görmemiş aracın değerinden düşük olduğunu, kaza sonrasında da müvekkilinin aracının, oluşan hasar sonucu çok fazla tamirat gördüğünü,
hasar, tramer kayıtlarında alıcılar tarafından görüldüğünü, kaza sebebiyle aracın hasar kaydının oluştuğunu, muadili araçlara göre aracın piyasadaki değerinde düşüş meydana geldiğini, aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ile hasarlı haldeki piyasa değeri arasındaki farkı belirlemek için aracın modeli markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi,
olay tarihindeki yaşı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması gerektiğini, ilk derece mahkemesince faize ilişkin kararın da kabulünün mümkün olmadığını, dosya arasındaki tüm bilgi, belge ve bilirkişi raporu ile de açıkça belli olduğu üzere müvekkili şirketin Anonim Şirket olduğunu, otobüsün yolcu taşıma işinde ticari amaçla kullanıldığını, avans faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle değer kaybı bedeli istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu; ayrıca zarar görenin, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince trafik kazalarında motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı da dava açabileceği belirtilmiştir.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, meydana gelen kaza neticesi davacı tarafın aracında oluşan değer kaybını hesaplayan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğuna göre, aşağıda belirtilen kısım dışındaki istinaf itirazları yerinde değildir.
Davalı tarafından sigortalı araç ruhsat kayıtlarına göre "yük nakli - ticari" olup, hükmedilen tazminatın avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, "yasal faizi" ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, ancak faize yönelik istinaf itirazlarının kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek üzere kaldırılması gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1152, K. 2025/1439, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama