KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1445
- Karar No
- 2025/1887
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/04/2025
- Numarası
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Değer Kaybı
- G.karar yazım tarihi
- 21/11/2025
Karar Metni
1.186 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin maliki ve sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı 18.03.2024 tarihinde ... İli ... İlçesi ...
Mahallesinde kurallara uygun bir şekilde seyir halinde iken maliki ... olan, ...'ın sevk ve idaresindeki, .... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarpması sonucu maddi maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, olay sonrası taraflarca kaza tespit tutanağı tutulduğunu, müvekkilinin kazada kusurunun olmadığını, kaza neticesinde müvekkilinin aracının ana aksamlarının değiştiğini, ciddi anlamda kaporta işçiliği ve boya işçiliği yapıldığını, karşı tarafın aracının davalı sigorta şirketi tarafından ....nolu poliçe ile sigortalı olduğunu,
davalı sigorta şirketine 21.03.2024 tarihinde değer kaybı talebi için başvuruda bulunulduğunu, davalı şirketince başvuruya istinaden bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk sonucunda anlaşmaya varılmadığını beyan ederek bu nedenle meydana gelen kaza nedeniyle şimdilik araçta oluşan 50,00-TL değer kaybının davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile ayrıca davadan önce arabuluculuk sürecinde müvekkilinin kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden arabuluculuk aşmasındaki vekalet ücretinin de karşı yandan tahsiline karar verilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, meydana gelen kazaya ilişkin davacının kusur iddialarını kabul etmediklerini, tarafların kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi raporu düzenlenmesi gerektiğini, değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, davacının faiz taleplerini kabul etmediklerini beyan ederek davanın sigortalıya ihbar edilmesini, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ile ATK raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle; "1-Davanın REDDİNE," dair miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verilmiştir. İşbu karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yolu başvurusu yapılmış, yerel mahkeme 15/05/2025 tarihli değerlendirme kararı ile verilen kararın 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile; "İstinaf başvurusunda bulunan davacı .... vekili Av. ...'in İSTANAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Hükme esas alınan ATK tarafından düzenlenmiş olan raporun yerleşik yargıtay içtihatlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ATK raporunda "dört yönlü kavşak mahal şartlarını da gözetip müteyakkız bir şekilde seyretmediği,
sol tarafından gelen araca zamanında etkin fren ve direksiyon tedbiri almadığı" gerekçesiyle kazanın oluşumunda müvekkilin %25 oranında kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirildiğini, müvekkilin söz konusu kuralı ihlal ettiğine dair herhangi bir somut veri bulunmadığını, karşı yan araç sürücüsünün gerçekleşen kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında karşı yan araç sürücüsü "bir anlık dalgınlıkla aracı görmedim" şeklinde beyanda bulunarak tam ve asli kusurlu olduğunu kabul ettiğini,
ATK raporunda müvekkile ait araçta değer kaybı oluşmayacağının iddia edilmiş olup bu tespitin açıkça yargıtay içtihatlarına ve güncel anayasa mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin aracında 72.934,81 TL hasar meydana geldiğini, ATK raporuna karşı itirazlarının mahkeme tarafından gerektiği gibi incelenmeyerek reddedildiğini beyan ederek bu nedenlerle ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve ....
K. sayılı ilamının ortadan kaldırılarak, hak arama hürriyetine uygun şekilde karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafın reddi kararına karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle: mahkeme tarafından kesin karar verilmiş ise de; dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup usul ve yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda belirsiz alacak davalarında kesin karar verilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve ...K. sayılı ilamının ortadan kaldırılarak, hak arama hürriyetine uygun şekilde karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı tazminatına ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunulmuş ve ilk derece mahkemesince değerlendirilen istinaf başvurusu kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Dairemizce incelenen istinaf başvurusu reddi kararı, uyuşmazlık konusu davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ve kesinlik sınırına tabii olmaksızın istinaf başvurusunda bulunulabilecek nitelikte olduğundan bahisle istinaf başvurusu kabul edilmiş ve kararın esası hakkında incelemesine geçilmiştir.
Araçta kaza sebebiyle oluşacak değer kaybı, aracın kaza sonrası onarımından sonraki değeri ile hasarsız değeri arasındaki farkı ifade eder (Yargıtay 17 HD 2016/966 E - 2016/5728 K sayılı ilam).
Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli 2019/40 E-2020/40 K sayılı ilamıyla, 2918 sayılı KTK 90 maddesinin 1. cümlesindeki '...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...' ibaresi ve 2. cümlesindeki ''...ve genel şartlarda...'' ibaresi iptal edilip, yürürlüğü durdurulmuş olduğu, 7327 sayılı Kanun 18 maddesi ile 09/06/2021 tarihinde, 2918 sayılı KTK 90/1 maddesi 1. cümlesinden sonra eklenen ''a)Değer kaybı tazminatı, aracın;
piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak'' ibaresi de göz önüne alındığında değer kaybının bu kriterlere göre hesaplanacağı, başka bir ifade ile aracın kaza öncesi rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki fark, kaza sonucu oluşan değer kaybıdır.
Araç değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır (Yargıtay 4 HD 2021/21252 E- 2022/5913 K sayılı ilam).
Somut olayda mahkemece aldırılan ATK raporunda aracın serbest piyasa koşulları, yaşı (19 yaşında), kullanılmışlık düzeyi, hasar miktarı, hasarlı kısımların özelliği, hasar gören aksamlar, dava konusu kazadan önce .... plaka sayılı otomobile ait trafik kazaları ve bu kazalarda hasar gören parçaların özellikleri, aracın tamir edilmesi durumunda araçta oluşacak kıymet kazanma tenzili ve piyasa şartları ile birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen kazada dava konusu araçta değer kaybı meydana gelmeyeceği tespit edilmiş, bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1445, K. 2025/1887, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama