İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/1601 K.2025/1701

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2025/1601Karar2025/1701Tarih23 Ekim 2025Okuma13 dk · 2.576 kelime

KÜNYE

T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Esas No
2025/1601
Karar No
2025/1701
Karar tarihi
23 Ekim 2025
Dosya no
...
Karar no
...
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
İncelenen kararın mahkemesi
....
Tarihi
...
Numarası
...
Davacı
...
Vekili
...
Veli
...
Vekili
...
Veli
...
Vekili
...
Davalı
...
Vekili
...
Davalı
...
Vekili
...
Davalı
...
Vekilleri
...
Davanın konusu
Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
G.karar yazım tarihi
...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.576 kelime·13 dk okuma·4 bölüm

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde. 16/06/2023 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki scooter ile davalı ...'nin maliki olduğu diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... İli,... ilçesi, ... Mahallesi, ...

Sokakta çarpıştığını ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasında aldırılan 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile kusurlu bulunduğunu, kazada müvekkilinin başını aracın ön camına çarptığını ve ön camın patladığını, müvekkilinin kafatasındaki kırıkların başını aracın camına çarpması sebebiyle meydana geldiğini, davalı araç sürücüsünün hızını azami hız sınırı olan 50 km/h ve daha aşağısına düşürmüş olsaydı müvekkilinin kafatasında kırık meydana gelmeyeceğini,

davalı ...'nin maliki olduğu ve davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... poliçe numarasıyla ...

Sigorta Anonim Şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalandığını, kaza tarihinde kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ...Şirketi tarafından sigortalandığını ve meydana gelen kazada ...Şirketinin sigortalamış olduğu ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olması hasebiyle müvekkili ...'ın uğramış olduğu iş gücü kaybı zararlarının, tedavi giderinin ve bakıcı giderinin tazmini konusunda poliçe limiti dahilinde sorumluluğu bulunduğunu, davacının uğramış olduğu iş gücü kaybı zararlarının,

tedavi giderinin ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinden tazmin edilmesi için davalı sigorta şirketine 14/09/2023 tarihinde mail yoluyla başvuruda bulunulduğunu, ayrıca davalılardan araç sürücüsü ... hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan ... Mahkemesi'nin ...

Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve derdest olduğunu belirterek, öncelikle davalı araç sahibi ...Şirketi ve davalı sürücü ... adına kayıtlı menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklara teminatsız olarak ihtiyati haciz uygulanmasına, mahkeme aksi kanaate olur ise uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz uygulanmasına,

fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve bilirkişi raporundan sonra artırılmak kaydıyla 25,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 25,00 TL tedavi masrafının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

25,00 TL bakıcı giderinin sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı araç sahibi ve davalı sürücüden alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun dönem araç ve filo kiralama işiyle iştigal ettiğini, mülkiyeti kendisine ait olan araçları 3. kişilere kiralayarak gelir elde ettiğini, müvekkili şirket ile ... arasında 08/12/2014 tarihinde ... nolu Uzun Dönem Operasyonel Araç Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeye bağlı olarak 28/06/2021 tarihli ... nolu kontrat düzenlendiğini ve bu kontratla ilgili aracın kiracıya teslim edildiğini,

müvekkili ile kiracı şirket arasında akdedilen Uzun Dönem Operasyonel Araç Kiralama Sözleşmesi hükümleri gereğince kiracı aracı gerekli özeni göstererek kullanmayı ve araca herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli ve makul tüm önlemleri almayı kabul ve taahhüt ettiğini, kiracının aracı kullanırken gerekli özeni göstermek zorunda olduğunu, sözleşmede kiralama süresince, kiralanan malın zilyedinin kiracı olduğu ve sözleşmenin amacına uygun olmak koşuluyla kiracının kiralanandan her türlü faydayı temin etme hakkına haiz olduğu, malın gerekli özeni göstererek kullanılmasından kiracının sorumlu olduğu,

sözleşmeye aykırı davranışlarda hasar ve ziyan sorumluluğunun kiracıya ait olduğunun da açıkça belirtildiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. Maddesinde "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.

Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." demek suretiyle, müvekkili şirketin işbu Uzun Dönem Operasyonel Araç Kiralama Sözleşmesinin akdinden hitamına kadar geçecek olan sürede, aracın işleten sıfatına haiz olamayacağının açıkça ortaya konduğunu, söz konusu hükme göre, uzun süreli kiralama işlemlerinde kiracı, araç işleten sıfatını kazanacağından, müvekkili şirketin işleten olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,

kanun maddesi dikkatli incelendiğinde “…bu kimse işleten sayılır” denildiğini, kanun lafzında “de” bağlacının bilerek konulmadığını, bu suretle hem araç sahibinin hem de uzun süreli araç kiralayanın aynı anda işleten sıfatını haiz olmayacağının belirtildiğini, araçtan ekonomik olarak faydalanma ve fiili olarak aracın kullanımı kiralama kontratı ile kiracı ....'ne bırakıldığını, işbu sözleşmeye göre kiralama konusu aracın zilyedinin kiracı olduğu,

sözleşmenin amacına uygun olmak koşuluyla kiracının kiralanandan her türlü faydayı temin etme hakkını haiz olduğunu, araca herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli ve makul tüm önlemleri almayı kabul ettiği ve hasar ve ziyan sorumluluğunun kiracıya ait olduğu aşikâr olup işleten sıfatı ile sorumluluğun kiracı şirkete ait olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatları ile "malik uzun süreli olarak aracını kiraladığında, kiracı işleten sıfatını kazanır ve işletenin hukuki sorumluluğu altına girer’’ denildiğini, bu durumda müvekkili şirketin sorumluluğunun ortadan kalktığını, zira müvekkili şirketin kazaya karışan aracın işleteni olmadığını,

müvekkili şirket açısından davanın husumetten reddi gerektiğini, işleten sıfatına sahip olmadıklarından sorumluluklarının bulunmadığını, kazaya karışan aracın ...tarafından sigortalandığını, bu sebeple de davacı yan taleplerin muhatabının hiçbir şekilde müvekkili şirket olmadığını savunarak, davanın reddi ile davanın ...'ye ihbarını istemiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla .... Mahkemesi'nin ...

Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, açılan davanın belirsiz alacak davası olmadığını, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle davanın kısmi dava niteliğinde sayılması gerektiğini, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça KTK 97. Maddesi uyarınca usulüne uygun başvuru yapılmadığını bu sebeple davanın usulden reddini talep ettiklerini, kazanın 16/06/2023 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkili şirkete başvurunun ise kaza tarihinden kısa süre 14/09/2023 tarihinden sonra eksik evraklarla gerçekleştiğini,

kazanın gerçekleşmesinden hemen sonra sigorta şirketinin dosyanın değerlendirmesini tamamlaması ve ödeme yapmasının beklenemeyeceğini, zira iyileşme süresinin dolmadığını, kabul anlamına gelmemek koşuluyla başvurunun yetkili kurum tarafından alınan sağlık kurulu raporu olmadan yapıldığını, maluliyet oranı tespit edilemediğinden müvekkili sigorta şirketinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla;

sigorta poliçesinin bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, kusura ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olmakla ...'ın kazanın meydana gelmesine tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağından kusur oranlarının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini,

davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, yapılacak yol ve zemin etüdü, Karayolları Genel Müdürlüğü yol planları ile mobese kayıtları akabinde trafik bilirkişisi tarafından yapılacak inceleme ve ardından yerleşik Yargıtay içtihatlarınca Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak kusur raporu neticesinde gerçek kusur dağılımının ortaya çıkacağını, davacı tarafın müvekkili şirketin sorumluluğunu iddia etmiş olsa da, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu,

davayı kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kaza ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine sevk edilerek Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi gerektiğini, davacının trafiğe koruyucu tertibatsız çıkmış olmakla, zarara bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini,

davacının kendi güvenliğini göz ardı ederek trafiğe koruyucu tertibatsız çıkması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının kazaya neden olan ve zararı doğuran kusurlarının, müterafik kusur indirimi olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini, ...'ın kaza ve olumsuz neticelerinin meydana gelmesinde payının büyük olduğunu, tedavi evrakları incelendiğinde davacının yaralanmasının kafatasında meydana geldiğinin görüleceğini, kask ve ekipman kullanmaması sebebi ile yaralanan davacının yaralanmaya etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini,

bu durumda kusur oranının tespitinde ve dahi 2918 sayılı kanunun 86. Maddesinin uygulanması göz önünde bulundurularak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla "maluliyet tazminatı" belirlenirken;

bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davaya konu işgöremezlik tazminatının hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca Genel Şartlar ile belirlenen TRH-2010 Mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri, yol gideri poliçe teminatı kapsamı dışında olup SGK'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğunu,

ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, gerçek zararın tespiti adına davacı tarafa söz konusu kaza sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumlarından veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığının kesin olarak tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere;

ancak güncel aktüer hesabının yapıldığı tarihten başlayacak şekilde yasal faize hükmedilebileceğini, davayı kabul anlamına gelmemek koşuluyla işbu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili sigorta şirketi aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda 2918 sayılı KTK ve TBK'nın haksız fiile ilişkin tazminat esaslarını düzenleyen hükümler uygulanacağını, davacı tarafın davalı sigorta şirketinin sigortaladığı araç sürücüsünün kusuru oranında kendi aracında oluşan maddi zararın tazminini talep edebileceğinden dosya kapsamına alınan İzmir ATK tarafından düzenlenen rapora göre davacının asli ve tam kusurlu olduğu ve tazminat talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi ... tarihli tashih kararı ile, mahkemenin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının; "4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince ret edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine," şeklinde tashihine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinden sonra davacının kafatasında kemik kırığı oluşmasından ötürü davacının beyanı alınmadan, yalnızca sanık ...'in beyanları ile trafik polisince kaza tespit tutanağının tanzim edildiğini, tüm kusurun davacıya verildiğini; davalı sürücünün ise kusursuz olduğunun yazıldığını, ancak taraflarınca ...

Cumhuriyet Başşsavcılığı'na yapılan suç duyurusu neticesinde başlatılan soruşturma kapsamında Başsavcılıkça aldırılan, bilirkişinin düzenlediği 06/11/2023 tarihli raporda, ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/1-a kuralını ihlal ettiği ifade edildiğini, yerel mahkemece İTÜ trafik kürsüsünde görevli bilirkişiler tarafından hazırlanan 18/06/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda.

"Davalı ... yönetimindeki ... plakalı otomobille seyredip kavşağa yaklaşırken süratini azaltıp dikkatini yoğunlaştırması, kavşağa geldiğinde kontrol etmesi, soldan gelen aracın durup kendisine yol vermesini beklemesi, soldan gelen araç durmayınca kazayı önlemek için kendisinin durması uygun tedbir olmasına rağmen bunu yerine getirmediği,

KTK nun 52/a maddesini ihlal ettiği anlaşılmakla kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır." gerekçeleriyle davalı sürücüye kusur atfedildiğini, ancak yerel mahkemece işbu raporların nazara alınmadığını, gerekçede yazıldığı üzere yalnızca İzmir ATK raporu baz alınarak hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, oysa ki kazanın oluş şekli ve kaza sonrasına ait hususların kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurunun olduğunu açıkça gösterdiğini, zira şüphelinin hızının, azami hız olan 50 km/h nin çok çok üzerinde olduğunu,

kazanın meydana geldiği yerin geliş-gidiş şeklinde iki şeritli bir yol olup kazanın iki yolun kesişimi olan kavşakta meydana geldiğini, kavşak noktasında ışık bulunmadığını, kontrolsüz kavşak olduğunu, davalı sürücünün, caddenin sağ tarafından yokuş yukarı doğru seyir halindeyken, davacının şüpheliye uzak olan taraftan yola çıkış yaptığını, kazanın meydana geldiği saat gündüz saati olup havanın güneşli ve açık, görüşün son derece net olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde azami hız sınırının 50 km/h olduğunu,

bu veriler ışığında eğer davalı sürücü ... yasal hız sınırı olan 50 km/h hızında seyretseydi rahatlıkla davacıyı görüp rahatlıkla yavaşlayabileceğini ve/veya durabileceğini, ancak davalı ...'in hızının 50 km/h nin çok çok üstünde olacak ki davacıyı görmediğini ve son derece yüksek hızla çarptığını ve davacının kafatasının kırılmasına sebep olduğunu, davalı ...'in kullandığı aracın yeni modelli bir araç olduğunu, aracın ön camının son derece yüksek darbelere karşı yüksek teknoloji ve dayanıklı materyaller kullanarak üretildiğini, davacının kafasını aracın ön camına çarptığını ve ön camın patladığını,

bu anlatılanlardan ve fotoğraftan anlaşıldığı üzere davalının seyrettiği hızın yasal hız sınırı olan 50 km/h nin çok üzerinde olduğunu, davalı sürücü ...'in kaza anında yola bakmadığını, eğer davalı ...kaza anında azami hız sınırında seyretmiş olsaydı fren tedbirine başvurması ile aracının 20-30 km/h hıza düşeceğini ve kazanın ufak sıyrıklarla atlatılacağını, ancak davalı ...'in hızını azaltmadığı gibi yola da bakmadığını, zira yolda fren izi bulunmadığını, zaten yola bakmış olsaydı davacıyı rahatlıkla görebileceğini, davalının, davacının ebeveynleri ile görüştüğü esnada yola bakmadığını kendisinin itiraf ettiğini,

davalı sürücü ... kontrolsüz kavşağa girerken yavaşlamadığını, kazanın meydana geldiği yerin kontrolsüz kavşak olduğunu, kontrolsüz kavşağa yaklaşan sürücülerin/ hızlarını azaltması gerektiği KTK hükümleri ile sabit olduğunu, hal böyle iken davalı ...'in kontrolsüz kavşağa girerken hızını azaltmadığını, zaten 50 km/h azami hız sınırı olan bir yerde davalı hızını az da olsa azaltsa ve 35 - 40 km/h gibi süratlere düşürmüş olsaydı kazanın bu denli ağır olmayacağını;

davacının kafatasında büyük bir kırık ve kanama meydana gelmeyeceğini, dosyada alınan bilirkişi raporlarında davalı sürücünün kusurlu olduğunun belirtildiğini, işbu raporların dosya kapsamına uygun olup hükme esas alınması gereken raporlar olduğunu, ancak yerel mahkemenin hukuka aykırı olarak İzmir ATK raporuna itibar ederek maddi gerçeğe ve kanuna aykırı şekilde hüküm kurduğunu, dosyadan görüleceği üzere rapora itirazlarında ve 27/03/2025 tarihli celsede, kaza mahallinde bilirkişiler refakatinde keşif yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını ve keşif yapılmadığını, öte yandan davalı sürücü hakkında ...

Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ceza yargılamasının derdest olduğunu, yerel mahkemece işbu ceza dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmamasının da bir diğer hukuka aykırılık olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu; ayrıca zarar görenin, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince trafik kazalarında motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı da dava açabileceği belirtilmiştir.

Çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulduğu hâllerde mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Ayrıca bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez. (YHGK'nın 01/06/2021 tarihli ve 2017/11-2480 E., 2021/657 K. sayılı kararı).

Dosyanın incelenmesinde; yargılama sırasında İTÜ öğretim görevlilerinden alınan 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunda meydana gelen kazada davalı sürücünün tali kusurlu olduğu belirtilmiş, İzmir ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan bilirkişi raporunda ise davalı sürücünün kusurunun olmadığı mütalaa edilmiştir. İki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmasına rağmen, ilk derece mahkemesince neden esas aldığı konusunda somut hiçbir gerekçe belirtilmeden İzmir ATK raporunu esas alarak, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince, meydana gelen kazadaki kusur durumuna ilişkin söz konusu raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette Karayolları Fen Heyeti veya ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alındıktan sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi...

...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1601, K. 2025/1701, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1601
Karar No
2025/1701
Tarih
23 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2025/1602 K.2025/1959
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1604 K.2025/1806
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2025/1605 K.2025/1489
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1605 K.2025/1803
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1606 K.2025/1306
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/1607 K.2025/1529

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.