KÜNYE
T.C. Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1657
- Karar No
- 2025/1287
- Karar tarihi
- 28 Temmuz 2025
- Dosya no
- ....
- Karar no
- ....
- Başkan
- ...
- Üye
- .....
- Üye
- .......
- Katip
- .......
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- ......
- Numarası
- ......
- Davacı
- .....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ....
- Vekili
- Av. ......
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.204 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davalı arasında .... tarihinde “Boru Kazıklı Betonarme İskele Kaldırılması” işi kapsamında taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, davalının yükümlülükleri yerine getirmediğini, noter aracılığıyla ihtar edildiğini, eksik ve ayıplı işler yaptığını beyan ederek davanın kabulü ile 6100 s. HMK m. 389 ve İİK m. 257 gereğince talep konusu alacak tutarı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi ..... tarihli ara kararında; , taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davalının hizmet bedelini aldığı ancak yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle işbu dava açılmış ve ihtiyati haciz talep edilmiş ise de yaklaşık ispat sağlanamamış olup, alacak yargılamayı gerektirdiğinden, şu aşamada vadesi geçmiş muaccel bir alacağın varlığına kanaat getirilemediğinden şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebi reddedilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından, vadesi geçmiş ve muaccel bir alacağın varlığına kanaat getirilemediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebi reddedilmişse de, bu değerlendirme dosya kapsamıyla ve özellikle dosyaya sunulan bilirkişi raporunun açık tespitleriyle çeliştiğini, zira davalı taraf, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı davranarak müvekkili şirketin büyük zarara uğramasına neden olduğunu, bu nedenle müvekkilinin, sözleşmeden doğan haklarını muhafaza edebilmek ve ileride açacağı davalara delil teşkil etmek amacıyla ...........
Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde delil tespiti yoluna gittiğini, ........... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin .........
D.İş sayılı dosyasında alınan ...... tarihli bilirkişi raporunda, davalının edimini sözleşmeye uygun biçimde ifa etmediği, işin süresinde tamamlanmadığı, teknik gereklerin yerine getirilmediği, ayrıca iskele molozlarının, boru kazık parçalarının ve inşaat demirlerinin deniz dibinde bırakıldığı, topuk seviyesinin sözleşmede öngörülen derinlikte yapılmadığı ve bu nedenlerle işin hem eksik hem de ayıplı kaldığının açıkça ortaya konulduğunu, bu çerçevede, davalı yüklenicinin işi sözleşmede belirlenen süre olan ........ tarihine kadar tamamlaması gerekirken, keşif tarihi olan ...... itibariyle hâlâ eksikliklerin giderilmemiş olması,
açık ve tartışmasız bir sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, hal böyle iken, davalı, işin süresinde tamamlanmaması ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle taraflarca imzalanan sözleşmede belirtilen cezai şartları ödemekle yükümlü olduğunu, ilgili sözleşme’nin 13. Maddesi uyarınca, müvekkili tarafından noter ihtarnameleriyle davalıya eksik işlerin tamamlanması için süre verildiğini, ancak davalı eksiklikleri gidermediğini, bu sebeple sözleşmenin 13.2.
Maddesi "..gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0,06(Onbinde altı) oranında gecikme cezası " nın uygulanması gerektiğini, sözleşme hükümleri ve Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi gereğince, davalının sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle cezai şart ödemesi yükümlülüğü doğduğu son derece açık olduğunu, davalının sözleşme gereğince işi ......... tarihine kadar tamamlaması gerekirken,..........
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ......... tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere işin hâlâ eksik ve ayıplı olduğunun belirlendiğini, gelinen aşamada davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiğini, bu ihlalin somut ve teknik olarak bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, müvekkilinin bu nedenle önemli ölçüde zarara uğradığını ve bu kapsamda davalıdan sözleşmeye dayalı cezai şart alacağı olduğunun sabit olduğunu, dolayısıyla, bu zararın tazmini için açılmış olan yargılamada talep edilen alacağın yaklaşık ispatı sağlanmış olup, ihtiyati haciz kararının verilmesi için gereken tüm şartlar somut olayda oluştuğunu,
İlk derece mahkemesi tarafından aksi kanaatle verilen ret kararı usule ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ......Asliye Ticaret Mahkemesinin ......... Sayılı dosyasında verilen ....... tarihli ihtiyati haciz talebinin reddi kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava eser sözleşmesi nedeniyle alacak davası, inceleme konusu talep ise ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davanın açılması ya da mahkemeden geçici hukukî koruma talep edilmesi, harca tabi usuli bir işlemdir. 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (m. 2). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (m. 15). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (m. 32). 6100 sayılı HMK m. 120/1 hükmüne göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Harcın kimden alınacağı konusu, Harçlar Kanunu'nun “Mükellef” başlığını taşıyan 11. maddesinde düzenlenmiş; bu madde ile genel olarak yargı harçlarının, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerce ödenmesi yükümlülüğü getirilmiştir.
6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümleri ile 2004 sayılı İİK m. 257 vd. hükümleri uyarınca, esas hakkındaki hükme kadar taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermeyi ve geçici hukuki koruma sağlamayı amaçlayan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı Tarife uyarınca başvurma harcına tabidir. Nitekim Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı Tarife hükümlerin "Yargı Harçları" kısmının A-III-2-d maddesinde "Tespiti delil, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlediğine ve emredici nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı belirtildiğine göre, başvurma harcı ilgilisince ödenmedikçe ihtiyati haciz/tedbir talebinin incelenmesi olanağından söz edilemez.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; ihtiyati haciz/tedbir talep edene başvuru harcını tamamlaması için usulünce ihtarat yapılarak süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa ihtiyati haciz/tedbir talebinin esasının incelenmesi olmalıdır.
Bu açıklamalara göre, davanın açılması sırasında veya dava sırasında, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olan başvuru harcı yatırılmadan ihtiyati haciz/tedbir talep edilmesi halinde, ihtiyati haciz/tedbir talep edene başvuru harcını tamamlaması için usulünce ihtarat yapılarak kesin süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa ihtiyati haciz/tedbir talebinin esasının incelenmesi gerekir (Bkz.
Yargıtay 3. HD'nin ........ tarihli ve 2022/1582 E., 2022/5882 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı).
Somut olayda, dosya içeriğinde ihtiyati haciz talebi için başvuru harcının alındığına dair bir belgeye rastlanılmadığından, davacı vekiline ihtiyati haciz harcını yatırması için uygun bir kesin süre verilmesi, kesin süreye uymamanın neticelerinin açıkça ihtar olunması, verilen kesin süre içinde harcın yatırılması halinde bundan sonra ihtiyati haciz talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz harcı alınmadan talebin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1657, K. 2025/1287, 28 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama