KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/437
- Karar No
- 2025/487
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Fesih İstemli
- G.karar yazım tarihi
- 21/03/2025
Karar Metni
2.277 kelime·11 dk okuma·2 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin 4 ortaklı aile şirketi olup, davacının da şirket ortaklarından olduğunu, diğer 3 ortağın davacı ortağı dışlayarak kendi menfaatleri doğrultusunda şirketi idare ettiklerini, davacıya şirketin işleyişi hakkında bilgi vermediklerini, ayrıca davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirketin diğer 3 ortak tarafından kurularak davalı şirketin müşteri potansiyeli ve imkanlarının bu şirkete aktarılmak ve yönlendirilmek suretiyle davalı şirketin aktiflerinin azaltıldığını, çoğunluk hisse sahibi olan diğer 3 ortağın azınlık hisseye sahip davacıya karşı kronikleşen şekilde hak ihlalinde bulunduklarını,
davacının şahsi hesabından ve diğer ortakların şahsi hesaplarından bir kısım para aktarımlarının olduğunu ileri sürerek, çoğunluk hisse sahibi ortakların azınlık hisse sahibi davacıya karşı gerçekleştirmiş oldukları hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle öncelikle davalı şirketin feshine, bunun mümkün olmaması halinde ise davacının şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesi, yargılama süresince davalı şirketin malvarlığının azaltılmasının önüne geçilmesi bakımından, bankadaki hesaplarının tüm alacak ve borçlarının dondurulmasına, şirketin tüm malvarlığına tedbir konulmasına,
şirkete kayyım atanmasına ve şirketi halihazırda yöneten müdürlerin temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren durdurulmasına, diğer ortakların kurmuş oldukları dava dışı ..... ve.....A.Ş.'ye ait ticari defterlerin mahkeme kasasında muhafaza altına alınmasına ve adı geçen şirket ortaklarının şahsi banka hesaplarına ve tüm araç, taşınmaz ve iş makineleri üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmişptir.
İlk derece mahkemesi 12/07/2024 tarihli ara kararında; davalı şirket müdürünün yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılarak şirkete Yönetim Kayyımı atanması için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, bununla birlikte tarafların hak ve sorumluluk dengeleri gözetildiğinde, hali hazırda şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünün temsil yetkisinin tedbiren tamamen kaldırılması halinde şirketin yönetimindeki sürekliliğin ve işletme işlemlerinin aksayacağı, eldeki davanın davalısı olan şirkette TTK'nın 636. maddesi anlamında organsızlık halinin de söz konusu olmadığı,
ancak davalı şirketin feshini talep eden ortağın/ortakların haklarının da korunması bakımından, davalı şirkete denetim kayyımı atanması için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kanaatine varılarak, davalı .....Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne denetim kayyımı atanmasına, şirket müdürünün şirketin malvarlığını azaltıcı ve şirketi borçlandırıcı işlemlerinin denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına, şirket adına kayıtlı taşınmaz mallar ile yine şirket adına kayıtlı araçların trafik sicil kayıtlarına ve şirkete ait iş makinalarının Ticaret Odası'ndaki sicil kayıtları üzerine,
varsa şirket adına kayıtlı maden işletme ruhsatları üzerine takdiren teminatsız olarak, ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirkete Denetim Kayyımı atanmasına ve şirketin günlük işleri dışında borçlanması, günlük işler sınırını aşan nitelikte kredi çekilmesi ve borçlandırılması, kambiyo senedi düzenlenmesi, şirketin ticari faaliyeti kapsamındaki mallar dışında kalan malvarlığının satılması işlemlerinin Denetim Kayyımı'nın onayına tabi tutulmasına karar verilmiş olması ve aslolanın şirketin ticari faaliyetini sürdürmesi olup, eldeki davanın şirket müdürünün azli istemine ilişkin olmadığı,
şirkette organsızlık durumunun da söz konusu olmaması karşısında; davalı şirketin banka hesaplarına tedbiren bloke konularak hesaplarının dondurulmasına ve şirket müdürünün şirketi temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren durdurulmasına, dava dışı şirketlerin ve dava dışı şirket ortaklarının şahsi banka hesaplarına tedbir konulmasına ve ticari defter ve kayıtların mahkeme kasasına alınmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili 26/07/2024 tarihli ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin yönetim kurulunun görevi başında olup, görevini layıkıyla yerine getirip genel kurullarını da gerçekleştirdiği, diğer bir ifade ile, şirket de organ boşluğu veya organların faaliyetlerini sürdürememeleri gibi bir durumunun söz konusu olmadığı halde, şirkete denetim kayyımı atanmasının yasaya veya Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, denetim kayyımının onayına tabi tutulan iş ve işlemlerde kayyım onayının alınmasının, inşaat sektöründe faaliyet sürdüren şirketin bir kısım karar alma ve uygulama süreçlerinde yavaşlamaya/gecikmeye neden olduğu,
şirketin banka ve diğer finans kurum ve kuruluşları nezdinde ki ticari itibarı ve kredibilitesini olumsuz etkilediğini, denetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir kararı her ne kadar geçici hukuki koruma kararı olsa da, davalı şirketin bu konudaki görüş ve beyanları ile delilleri değerlendirilmeden, diğer bir deyişle, hukuki dinlenilme hakkı tanınmadan dosya üzerinden tedbir kararı verilmesinin yerinde olmadığını, davalı şirketin taşınır(araçlar, iş makineleri) ve taşınmaz malları ile maden işletme ruhsatları üzerine konulan ihtiyati tedbir kararları yönünden de,
6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde hüküm altına alınan koşulların mevcut olduğunun davacı tarafça "yaklaşık ispat" ölçüsünde kanıtlanamadığı halde tedbir kararı verilmesinin, ayrıca tedbir kararının teminatsız olarak verilmesinin de yargılama sürecinde davalı şirketin uğraması muhtemel zararlarının güvenceye alınmadığından bahisle, itiraza konu ara karar ile kurulan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasını, aksi halde ise davacı tarafın teminat yatırmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 18/09/2024 tarihli ara kararında; verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğunu, tedbir kararının kaldırılmasını gerektirir yasal koşulların bulunmadığı gerekçesiyle davalı tarafın ihtiyati tedbire itirazının(ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin) reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Yerel mahkemece, 6102 S.
TTK'nın 636/4 gereği müvekkili şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmişse de taraflarınca kabul etmediklerini, öncelikle 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlere/yollama ile limited şirketlere ilişkin hükümlerinde; yönetim kurulu üyelerinin kötü yönetim ya da başka bir haklı sebeple mahkeme kararı ile geçici yada nihai olarak görevden alınmaları ve yerlerine tedbiren kayyım atanmasına ilişkin ya da yönetim kurulunun göreve devam etmesiyle birlikte kötü yönetimin önüne geçilmesi açısından atanacak bir denetim kayyımı vasıtasıyla yönetim kurulunun işlem ve eylemlerinin denetim kayyımı onayına tabi tutularak denetlenmesine ilişkin bir
düzenleme mevcut olmadığı ve ancak organ eksikliği nedeni ile tedbiren kayyım atanmasının mümkün olduğu mevzuat hükümlerinden anlaşıldığını, somut olayda, müvekkili şirketin yönetim kurulu ve zorunlu organları bulunduğunu ve işlevini yerine getirdiğini, organ eksikliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin zorunlu organlarından (genel kurul- yönetim kurulu) yoksun bir durumunun da bulunmadığını, genel kurulların da zamanında yapıldığını, yerel mahkemece de bu husus mezkur kararda ifade edildiğini ve yönetim kayyımlığı için ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda oluşmadığının ifade edildiğini,
buna karşın İfade edilen nedenlerle davacı tarafın denetim kayyımı talebinin kabulü ise yasal mevzuat ve içtihatlar kapsamında hukuka aykırı olduğunu, Yasa hükümlerinde bu yönde açık hüküm bulunmamakla birlikte; müvekkili şirkette yönetim kurulu faaliyetine devam edebiliyorken kayyım atanmasının son derece hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, uygulamada şirkete kayyım atanabilmesi için yönetim kurulunun işlevini yitirmiş olmasının gerektiğini,
bu kapsamda yönetim kurulu ve denetim kayyımının birlikte çalıştığı ikili bir yönetim modeli kanunda bu kapsamda açıkça bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle yargıtay ve doktrinde kabul edilmediğini ve yönetim kurulu faaliyetine devam edebiliyorken kayyım atanması yoluna gidilmemesi gerektiğinin ifade edildiğini, Yerel mahkemece 6102 S.
TTK'nın 636/4 gereği müvekkili şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmişse de denetim kayyımı (ara kararda kurulan ve onaya tabi tutulan işler bakımından) kararı şirketin aktif olarak yönetilmesini zora sokmakta olup şirketin yönetiminde her türlü karar için denetim kayyımından onay alınmasının beklenmesi ticari hareketliliği yok edecek nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin iştigal ettiği alan Beton-İnşaat işi olması nedeniyle ani olarak kararlar alınıp verilmesinin sektörel bazlı uzmanlık gerektiren bir zorunluluk olduğunu,
mahkemece atanan kayyumun tüm bu ticari faaliyet işleyişine sahip bir uzmanmış gibi onay verecek olması ve şirketin kar elde etmeye devam etmesinin beklenmesinin olanaksız olduğunu, denetim kayyumu atanmasının müvekkili şirketin sektördeki reklam ve itibarını ve bankalar nezdindeki kredibilitesini olumsuz etkilediğini, sadece "kayyım atandığı" bilgisi ile müvekkili şirketin ekonomik olarak zor durumdaymışçasına piyasada bir algı oluşturduğunu, bu hususun yargılama sürecinde müvekkili şirketin ekonomik mahfına neden olacağını,
esasen geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbir bir yandan davacının menfaatlerini korur iken diğer yandan da davalı şirketin menfaatini gözetmesi nihayet vasıtaya uygun şekilde menfaat dengesi kurularak hüküm kurulmasının gerektiğini, buna karşın somut olayda yerel mahkemece bu husus nazara alınmaksızın mezkur hüküm kurulmuş olup yasa ve usule aykırı bulunduğunu, davacı yanın haksız ve dayanaksız iddialar ile örülü kayyım tayini taleplerinin evrak üzerinden sonuçlandırılabileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığını, deliller toplanmadan ve duruşma yapılmadan kayyım tayin kararı verilmesi,
hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olduğunu, davacı tarafın, huzurda iddia ettiği tüm hususları yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, henüz duruşma yapılmadan, deliller toplanmadan ve davacının iddialarının "yaklaşık ispat" koşullarını sağlayıp sağlamadığı irdelenmeden mahkemece tedbir kararının verilmesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemece hükmolunan tedbir kararını kabul etmemekle birlikte aksi kanaat hasıl olur ise davacı taraftan denetim kayyımı ve ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için uygun bir teminat yatırmasına karar verilmesi gerektiğini,
ara karar ile birlikte teminatsız olarak mezkur taleplerin kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece kurulan ara karar ile teminatsız olarak tedbir kararı verilmiş olup müvekkili şirketin yargılama sürecinde meydana gelecek muhtemel zararlarının önüne geçmek üzere menfaat dengesinin kurulamadığını, yerel mahkemece müvekkili şirkete denetim kayyımı atanması ile birlikte mezkur kararda, şirketin günlük işleri dışında borçlanması, günlük işler sınırını aşan nitelikte kredi çekilmesi ve borçlanılması,
kambiyo senedi düzenlenmesi gibi hususlar denetim kayyımının onayına tabi tutulduğunu, buna karşın müvekkili şirket sürekli yatırım yapan ve büyüyen bir beton firması olduğunu, rekabet halinde olduğu diğer firmalar ile neredeyse anlık ihale ve teklifler ile iş döngüsü sağlandığını, "Günlük işler" sınırını aşan kredi çekilmesi- borçlanılması ve Kambiyo senedi düzenlemesi denetim kayyımı onayına tabi tutulan müvekkili şirketin.
Haziran 2024 ayı sadece çek ödemesi 33.071.996,00 TL' dir. 26.086.092,08 TL eft/ havale ve 16.603.510,80 TL masraf,kredi,maaş vs.
Toplam 75.761.598,88 TL olduğunu, müvekkili şirketin zaten günlük işleri(rutin) aylık en az 75 milyon olduğu düşünüldüğünde kredi çekilmesi- borçlanılması ve kambiyo senedi düzenlemesi hususlarının denetim kayyımı onayına tabi tutulması müvekkili şirketin ekonomik mavfına neden olacağını, müvekkili şirketin adeta kapısına kilit vurmaktan başka bir anlama da gelmeyeceğini, müvekkili şirket devam eden iş döngüsünde denetim kayyımının onayını alana kadar zaten ihale-teklif süreci bitmekte ve müvekkili şirketin kar getiren işini kaybetmesinin muhtemel olacağını,
bu nedenlerle yerel mahkemenin 25/07/2024 tarihli ara kararına karşı HMK 394/2 gereğince yapılan ihtiyati tedbire yönelik itirazın yerel mahkemece reddine ilişkin 18.09.2024 karar tarihli ara kararının; yasa ve usule aykırı olması, yasal şartların oluşmaması, vasıtanın gaye uygunluğu açısından menfaat dengesinin kurulamaması, alınan iş bu ara karar ile davacının, şirketin iç işleyişi ve 3.kişiler ile olan ticari ilişkileri etkileme noktasındaki davranışlarının olması ve tüm yargılama boyunca bu hususun devam etmesinin müvekkili şirketin menfaatinde tamamen aykırı olması,
nihayet davacının iddialarını yaklaşık ispat çerçevesinde ispat edememesi nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; limited şirketin feshi ya da davacı ortağın şirketten çıkarılması ve ortağa payının gerçek değerinin verilmesi istemine ilişkin, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmü,
Aynı Yasa'nın 636/4 maddesi de "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmünü haizdir.
Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshi davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, fesih isteminde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin var olup olmadığı yahut haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Diğer yandan anılan madde ile fesih davası açıldığında mahkemeye gerekli tedbirleri alma yetkisi verilmiştir.
Bu çerçevede, mahkemece davadaki isteme göre, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceğinden, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.
(Yargıtay 11.HD'nin 03/02/2015 tarih, 2014/15047 E- 2015/1168 K. sayılı ilamı )
İhtiyati tedbir kurumu genel olarak da HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü,
HMK'nın 390. maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü,
Aynı Yasa'nın 396. maddesinde de '' Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle, davacının TTK 636.
Maddesine dayalı olarak limited şirketin feshi ve tasfiyesi ya da ortaklıktan çıkma ve ortaklık payının ödenmesi talepli olarak eldeki davayı açtığı ve ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirketin taşınmaz ve araçlarının, iş makinalarının ve varsa maden işletme ruhsatlarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirketin günlük işleri dışında borçlanması, günlük işler sınırını aşan nitelikte kredi çekilmesi ve borçlandırılması, kambiyo senedi düzenlenmesi,
şirketin ticari faaliyeti kapsamındaki kalan mallar dışında malvarlığının satılması işlemlerinin denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına ve şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verildiği, açılan davanın mahiyeti ve davacı talepleri nazara alınarak tedbiren davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/437, K. 2025/487, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama