KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/439
- Karar No
- 2025/465
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- G.karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
2.443 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili ve .... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 19/12/2021 tarihinde saat 20:35 sularında ... üzerinde ... plakalı motorsikletiyle seyir halindeyken davalı ...'ye ait ... plakalı aracı sevk ve idare eden davalı ...'nin ... üzerinden ... istikametinden gelip ... sokak istikametine seyir halinde iken DUR levhasına uymayıp ...
Caddesine giriş yaptığı esnada davacının motoruna çarpması nedeniyle yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacıda sol femur şaft kırığı oluştuğunu ve uzun bir tedavi süreci yaşandığını, davaya konu kaza nedeniyle ...Mahkemesi'nde ...Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve sürücü ...'nin 3.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmen açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve kararın 23/11/2022 tarihinde kesinleştiğini, davalı sigorta şirketine 12/04/2022 tarihide başvuruda bulunduklarını,
usulüne uygun başvuruya rağmen davalı sigorta şirketince herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ilk etapta geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklı 50,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 10,00 TL tedavi ve yol giderlerinin hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17/11/2023 havale tarihli bedel artırım dilekçesiyle, dava açarken fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 25,00-TL istenen geçici iş görememezlik alacağını 70.721,74-TL artırarak 70.746,74-TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline.
25,00-TL istenen sürekli iş görememezlik alacağını 1.410.074,54-TL artırarak 1.410.099,54-TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline.
10,00-TL istenen tedavi gideri alacağını 17.990,00-TL artırarak 18.000,00-TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 31/05/2024 havale tarihli bedel artırım dilekçesiyle ise, geçici iş görmezlik alacağının 10.571,20-TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu miktar üzerinden) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline.
1.410.099,54-TL istenen sürekli iş görememezlik alacağını 679.814,10-TL artırarak 2.089.913,64-TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu miktar üzerinden) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; diğer alacak kalemleri yönünden 16/11/2023 tarihli bedel artırım dilekçelerindeki talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurun davacı tarafta olduğunu, bu sebeple maddi tazminata ilişkin olarak müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, meydana gelen kazada motorsiklet sürücüsü davacının müvekkili döneceği esnada şerit değiştirdiğini ve kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, hız sınırlarına da uymadığını, müvekkilinin davacı tarafla gerek kaza anında gerekse kazadan sonra iletişimini kesmediğini sağlık durumunu öğrendiğini, elinden gelen tüm desteği verdiğini, müvekkilinin levhaya uymayıp kural ihlalini gerçekleştirdiği düşünülse bile,
davacı tarafın hız sınırı ihlalinin de kusur oranının belirlenmesinde göz ardı edilmemesini ve kusur oranının hakkaniyetli bir şekilde belirlenmesini, iş göremezlik tazminatı talepleri, maluliyet oranına ilişkin raporun tedavi ve yol giderlerinin hukuka aykırı olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin olarak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre düzenlenmesi gerektiğini, davacının serbest muhasebeci olduğunu ve sürekli iş gücü kaybı bulunmadığı ve işine devam ettiğini, davacı yanın tedavi ve yol giderlerine ilişkin müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,
tedavi giderleri açısından sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumunda olduğunu, yol giderleri açısından ise davacı yanın ispat külfetini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin dava konusu trafik kazası bakımından olası sorumluluğunun 01/06/2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları uyarınca belirlenmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arzettiğini,
şirketlerinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe teminat limiti ile sınırlı kalacak şekilde sorumlu olacağını, davacının maluliyetinin tespiti için Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği'nin kullanılması gerektiğini, şirketlerinin poliçe dahilinde davacıların tedavi giderinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu Yargıtay'ca da kabul edilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, geçici iş gücü kaybının SGK tarafından karşılanması gerektiğini, motorsiklette kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giyip giymediğinin tespit edilmediğini,
giyilmemesi durumunda müterafik kusur sayılacağından bu hususun tespitinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile şirketlerinin dava tarihinden ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu, yeniden kusur raporu alınmasına gerek duyulmadığı, ...
Üniversitesi Ana Tıp Bilim Dalı Adli Tıp Bilirkişi Kurulu Raporu'nda kişinin değerlendirme sonucu tespit edilen sekellerinin 19.12.2021 tarihli kaza ile nedenselliğinin bulunduğu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında kişinin engellilik oranının %14 (yüzdeondört) olduğu, kişinin olay sırasında oluşan arızaları ve tedavi süreci dikkate alındığında, iyileşme süresinin 270 (ikiyüzyetmiş) güne kadar uzayabileceği, bu sürenin 90 (doksan) gününde kişinin başkasının bakımına muhtaç olduğu, kişinin sürekli bakıma muhtaç olmadığı,
Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, yerleşik yargısal kararlara göre, tedavi giderlerinin, yalnızca “hastane ve hekim masrafları” ile sınırlı olmayıp yaralanan kişinin bütünüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar geçecek sürede yaptığı ve ilerde yapacağı doğrudan veya dolaylı tüm masrafları kapsadığı,
bu çerçevede hastane, hekim, ameliyat, ilâç gibi SGK kapsamındaki tedavi giderlerinin yanı sıra, sağlık hizmetlerine ulaşım, yeme-içme, özel diyet, konaklama, evde özel bakım, pansuman, fizik tedavi, rehabilitasyon, özel hastane muayene farkı vb. SGK kapsamı dışında kalan giderlerin iyi niyet çerçevesinde yapılan tedavi ve bakım giderleri olarak değerlendirileceği göz önüne alındığında, ortaya çıkan bu kaçınılmaz masrafların hepsinin belgelenmesi güç olduğundan, ayrı ayrı hesaplamak yerine hakkaniyete uygun bir şekilde toplu olarak belirtilmesinin daha bilimsel olacağı,
bu çerçevede 19.12.2021 tarihli trafik kazasında yaralanan ...'ın kaza yeri, ikametgahı, tedavi olduğu sağlık kuruluşu, yaralanmasının ağırlık ölçüsü ve tedavi süreci dikkate alındığında, SGK kapsamı dışında kaları, kaçınılmaz masrafların tarafımızca 18.000 (onsekizbin) olarak hesap edildiğinin tespit edildiği, dosyaya sunulan aktüerya bilirkişisinin 17/03/2024 tarihli ek raporuna göre davacı ...'ın geçici iş göremezlik zararının 10.571,20 TL, sürekli iş göremezlik zararının 2.089.913,64 TL olduğu,
yine doktor bilirkişilerin 18/07/2023 tarihli raporuna göre SGK dışında kalan tedavi giderinin 18.000,00 TL olduğu ve davacının dava dilekçesindeki taleplerini talep arttırım dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile arttırdığı gerekçesiyle, davacı ...'ın davalılara karşı açmış olduğu geçici iş görememezlikten kaynaklanan tazminat davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, davacı ... için 10.571,20 TL'nin davalılardan (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti kapsamında 2.516,37 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
hükmedilen bu bedele davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 19/12/2021, davalı sigorta şirketi için ise 27/04/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; davacı ...'ın davalılara karşı açmış olduğu sürekli iş görememezlikten kaynaklanan tazminat davasının kabulü ile, davacı ...için 2.089.913,64 TL'nin davalılardan (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti kapsamında 497.483,63 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
hükmedilen bu bedele davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 19/12/2021, davalı sigorta şirketi için ise 27/04/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine; davacı ...'ın davalılara karşı açmış olduğu tedavi giderinden kaynaklanan tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 18.000,00 TL'nin davalılardan (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
hükmedilen bu bedele davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 19/12/2021, davalı sigorta şirketi için ise 27/04/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, yetersiz raporlar eşliğinde hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin zorunlu mali mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, 09/12/2022 tarihli ceza dosyası kapsamında hazırlanan raporun ve bu raporda belirtilen kusur oranının hesaplamaya esas alınmasının taraflarınca kabul edilemeyeceğini,
kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü'nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini, davacının maluliyet durumunun da Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini,
20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik İle Özürlülük Ölçütü Ve Sınıflandırması Yönetmeliği’nin yerine artık Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliğinin kullanılması gerektiğini, hükme esas alınan hesap raporunda %10 artırım ve %10 iskonto yönteminin kullanılmasının hatalı olup, şirket aleyhine haksız ve fahiş sonuç doğurduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun tekniği bakımından hatalı olduğunu, tazminatın doğru hesaplanması amacıyla Hazine Müsteşarlığına kayıtlı Aktüerya uzmanı hesapçı bilirkişiye dosyanın verilerek rapor alınması gerektiğini, şirketlerinin poliçe dahilinde,
davacı tarafça talep edilen ve yerel mahkemece hükmedilen geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, bu tazminat kalemleri açısından tüm sorumluluğun SGK'ya ait olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, yerel mahkemece kurumun ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin son derece hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru-istinafa cevap dilekçesinde; geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, gerekçeli kararda usul ve yasaya uygun olmayarak davalılardan (Kendilerini vekil ile temsil ettiren) ... ve ...lehine vekalet ücretine hükmedildiğini,
31/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerinde yer alan "İlgili rapor mahkemenizce hüküm kurmaya yeter kabul kabul edilirse bedel artırım dilekçesi sunmak üzere tarafımıza süre verilmesi" yönündeki talebimiz hakkında kurulan 08/11/2023 tarihli "Davacı vekiline bedel artırım dilekçesi sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine" şeklindeki ara karar üzerine 16/11/2023 tarihli bedel artırım dilekçesinin dosyaya sunulduğunu, 16/11/2023 tarihli bedel artırım dilekçelerinde yeniden rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdi edilmeyen bilirkişi raporu doğrultusunda, müvekkili lehine 70.746,74-TL geçici iş göremezlikten,
1.410.099,54-TL sürekli iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat.
18.000,00-TL tedavi giderlerinden kaynaklı alacağın (Sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine hükmedilmesinin talep edildiğini, 08/11/2023 tarihli ara karara karşın, 28/11/2023 tarihli duruşmada alınan 1 nolu ara kararla dosyanın, ek rapor düzenlenmesini istemek üzere bilirkişiye gönderildiğini, ilerleyen aşamada yeni yılda değişen asgari ücret sebebiyle dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edildiğini ve taraflarına tebliğ edilen 17/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, müvekkilinin geçici iş göremezlik zararının 10.571,20-TL;
sürekli iş göremezlik zararının ise 2.089.913,64-TL tespit edildiğini, dosyada alınan 17/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporu sonucunda talepleri belirli hale gelmiş olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/10-795 E. 2023/641 K. 21/06/2023 tarihli kararı uyarınca 31/05/2024 tarihli (Her ne kadar gerekçeli kararda hukuka uygun olmayarak ıslah dilekçesi olarak belirtilmişse de) ikinci bedel artırım dilekçesinin dosyaya sunulduğunu, (İkinci bedel artırım dilekçelerinin ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi nedeniyle karara itiraz ettiklerini) izah olunan durumlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
geçici iş görmezlik yönünden bir kısım davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olmadığının açık bir şekilde görüldüğünü, 08/11/2023 tarihli ara kararla, dosyanın yeniden rapor almak üzere bilirkişiye gönderilmemesi ve taraflarına bedel artırım dilekçesi sunmaları için kesin süre verilmesi nedeniyle dosyada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bedel artırım talebinde bulunulduğunu, Hakim tarafından hüküm kurmaya yeter görülen bilirkişi raporuna uygun olarak yapmış oldukları bedel artırım sonrasında,
yeniden hüküm kurularak dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdi edildiğini ve alınan ek raporda geçici iş göremezlik alacağının daha düşük bir miktar olarak hesaplandığını, taraflarına verilen kesin süre nedeniyle müvekkilinin mağdur olamaması için yapmış oldukları bedel artırımın, alınan ek bilirkişi raporu ile birlikte geçersiz hale geldiğini, çünkü iş bu dosyada talep edilen alacak kalemlerinin, alınan ek rapor neticesinde belirli hale geldiğini, tüm bu açıklamalar doğrultusunda,
dosyaya sunulan son bedel artırım dilekçesinin geçerli sayılmasıyla davalarının bütünüyle (talep edilen tüm alacak kalemleri yönünden tam olarak) kabulüne karar verilmesi gerekirken geçici iş görmezlik alacağı yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi ve bu nedenle de (Hakimin vermiş olduğu kesin karar nedeniyle müvekkilinin mağdur olmaması için sunulan bedel artırım dilekçesi nedeniyle) karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu; ayrıca zarar görenin, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince trafik kazalarında motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı da dava açabileceği belirtilmiştir.
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, davalı zorunlu trafik sigortacısı, işleten ve sürücü aleyhine hükmedilen trafik kazasından kaynaklı geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi masrafları alacak kalemlerine yöneliktir.
Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, Dur levhasına uymayan davalı sürücünün tam kusurlu olduğuna, genel şart hükümlerinin kanun maddesine aykırı olamayacağından talep edilen kalemlerin Yargıtay uygulamalarına göre ZMMS teminat kapsamında yer aldığına, hükme esas alınan kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e göre düzenlenen maluliyet raporunun usulüne uygun olduğuna, davalı sigorta şirketinin usulünce temerrüde düşürülmesi nedeniyle faiz başlangıç tarihinde yanlış bulunmamasına,
TRH tablosu ve %10 artırım VE %10 iskonto yönteminin kullanılmasının hatalı olmamasına, yine davacınını istinaf itirazları açısından ilk yapılan bedel arttırım dilekçesine göre red edilen geçici iş göremezlik tazminatı talebi açısından davalı taraf lehine vekalet ücreti takdirinde yanlışlık olmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/439, K. 2025/465, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama