KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/565
- Karar No
- 2025/540
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- G.karar yazım tarihi
- 07/04/2025
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı dava dilekçesinde özetle; ......Dairesi'nin ......Esas ve ......Esas sayılı dosyalarına konu kredi sözleşmelerindeki imzaların tarafına ait olmadığı gibi söz konusu kredilerden haberinin, bilgisinin ve ilgisinin olmadığını, belirtilen nedenlerden dolayı anılan icra takip dosyalarından dolayı karşı yana hiçbir borcunun olmadığının tespiti ile bugüne kadar kendisinden haksız olarak kesilen tutarların tarafına geri ödenmesini, daha fazla zarara uğramaması için anılan takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle davacı tarafça huzurdaki davanın HMK 20.maddesi uyarınca görevsiz mahkemede açılmış olması sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı banka tarafından davacı ......'ya kullandırılan kredilerin ödenmemesinden kaynaklı hesabın kat edildiğini, davacının davalı bankanın göndermiş olduğu hesap kat ihtarı üzerine de herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine borçlunun ödemediği borçlarının tahsili için davacı ......aleyhine ......Müdürlüğünün ......Esas ve ......Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, davacının borçlu borca itiraz etmediğini ve takiplerin kesinleştiğini, davacı borçlunun,
dava dilekçesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi sözleşmelerinin kendisi tarafından kullanılmadığını iddia etmekteyse de işbu iddiasına yönelik hiçbir ispat sunmadığını, söz konusu kredilerin bizzat davacı tarafından kullanılmış olup bu husus banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi sonucu kanıtlanacağını, HMK’nin 390. maddesinin 3. Fıkrası ile,
“Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır” hükmü uyarınca davacı tarafça borçlu olmadığına ilişkin yaklaşık olarak dahi olsa haklılığı ispatlanamamış olup yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmemiş olması sebebi ile ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek öncelikle davacı tarafça huzurdaki dava HMK 20.maddesi uyarınca görevsiz mahkemede açılmış olması sebebi ile usulden reddine,
mahkeme esasına girilmesi halinde davacı tarafça açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. "Davacının ihtiyati tedbir talebinin mevcut dosya kapsamı, dava dilekçesi içeriği, ......Müdürlüğü ......Esas ve ......Esas sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı ve davanın niteliği de nazara alınarak yapılan değerlendirmede.
İİK'nun 72/3 maddesinde belirtildiği üzere icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacı vekilinin takibin durdurulmasına yönelik talebinin reddine, ancak çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince;
adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiğini, Davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında, İİK'nun 72/3.maddesinde belirtildiği üzere, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden; davacının takibin durdurulmasına yönelik talebinin reddine;
ancak çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle teminatsız olarak icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ......istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ......Dairesinin ......Esas sayılı dosyalarına konu kredi sözleşmelerindeki imzaların tarafına ait olmadığı gibi söz konusu kredilerden haberinin, bilgisinin ve ilgisinin olmadığını, belirtilen nedenlerden dolayı anılan icra takip dosyalarından dolayı karşı yan hiçbir borcumun olmadığının tespiti ile bugüne kadar kendisinden haksız olarak kesilen tutarların tarafına geri ödenmesine, daha fazla zarara uğramaması için anılan takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini ve usul ve yasaya aykırı olan kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafça ......Müdürlüğünün ......Esas ve ......Esas sayılı dosyalarına konu kredi sözleşmelerindeki imzaların kendisine ait olmadığı gerekçesi ile hiçbir borcunun bulunmadığının tespiti istemli açılan davanın İİK'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespite ilişkin olduğunu, menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir talebine ilişkin İİK'nun 72/3 maddesi ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.
Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasının mümkün olmadığını, bu sebeple yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu, Davacı borçlunun, dava dilekçesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi sözleşmelerinin kendisi tarafından kullanılmadığını iddia etmekteyse de işbu iddiasına yönelik hiçbir ispat sunmadığını,
söz konusu kredilerin bizzat davacı tarafından kullanılmış olup bu husus banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi sonucu kanıtlanacağını, HMK’nin 390. maddesinin 3.fıkrası, “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır” hükmü uyarınca davacı tarafça borçlu olmadığına ilişkin yaklaşık olarak dahi olsa haklılığı ispatlanamamış olup yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmemiş olması sebebi ile ihtiyati tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle;
......Mahkemesinin ......Esas sayılı dosyasından verilen ......tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun olup davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava menfi tespit inceleme konusu talep ise ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Mahkemece İİK'nun 72/3 maddesinde belirtildiği üzere icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacı vekilinin takibin durdurulmasına yönelik talebinin reddine, ancak çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince; adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine dair karar verilmiş, ara karara karşı reddedilen talep yönünden davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK.nun 389.maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."hükmünü içermektedir.
Dava, İİK'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespite ilişkindir. Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir talebine ilişkin İİK'nun 72/3 maddesi ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." amir hükmündedir.
Yapılan açıklama kapsamında icra takibinden sonra açılan eldeki davada yukarıda belirtilen madde hükümleri gereğince icra takibinin durdurulması mümkün olmayıp ancak İİK 72/3 maddesi gereğince karar verilebileceği açık olmakla mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/565, K. 2025/540, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama