KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/712
- Karar No
- 2025/791
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.796 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketi ile davalı borçlu şirket arasında 08/06/2018 tarihinden itibaren Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını en son 21/05/2021 tarihinde imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkili şirket tarafından ...yolu inşaatında görevlendirilme üzere güvenlik hizmeti satın alındığını, davalı tarafın 2022 yılı için mail ile sözleşmenin uzatılması talebinde bulunduğunu ve müvekkili şirketin 31/01/2022 tarihine kadar söz konusu inşaatta güvenlik görevlisi çalıştırdığını, 31/01/2022 tarihinde ise tarafların karşılıklı olarak sözleşmeyi sonlandırdıklarını,
müvekkili şirket tarafından verilen hizmetin karşılığı olarak 31/10/2022 tarih, ...sayılı ve 81.991,84-TL bedelli (fatura bedelinden davalı şirket tarafından icra dairesine ödenen 11.256,51-TL bedel düşüldükten sonra 70.735,33-TL olarak ödenecek tutar belirtilmiştir) fatura düzenleyerek borçlu şirkete gönderdiğini, öncelikle davalı şirketin icra dairesine yetki itirazında bulunduğunu, söz konusu itirazının reddi gerektiğini, zira taraflar arasında imzalanan Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinin ifa yerinin ... yolu inşaatı olduğunu, ayrıca 27. maddesi uyarınca taraflar arasında doğacak ihtilaflarda yetkili yerin ...
Mahkeme ve İcra Daireleri olduğunun kararlaştırıldığını, bu sebeple yetkili yerin ...
Mahkeme ve İcra Daireleri olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 08/06/2018 yılından beri güvenlik hizmeti satın alma konusunda anlaşma olduğunu, müvekkili şirketin üstüne düşen tüm görev ve sorumlulukları eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davalı şirketin belirttiği adrese sözleşmede belirtilen güvenlik görevlisinin istihdam edildiğini ve eksiksiz olarak hizmet sunulduğunu, taraflar arasında bu konuda da bir ihtilaf bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin sözleşmeden doğan ücretini hak ettiğini,
fakat müvekkili şirketin verdiği hizmet karşılığında ise 31/01/2022 tarihli 81.991,84 TL bedelli e-fatura düzenleyerek borçlu şirkete gönderdiğini, borçlu şirketin faturaya itiraz etmediği gibi hiçbir şekilde ödeme de yapmadığını, davacı şirketin işbu anlaşma kapsamında, kendi bünyesinde çalışan işçilerin tüm alacaklarını üstlendiğini, fakat iş hukuku bakımından işverenler arasında yapılan sözleşmeler işçileri ilgilendirmediğinden; işçilerin hem müvekkili şirket hem de üst işverene taraf olarak yönlendiğini ve her iki taraf adına icra takibi başlatıldığını, işçinin alacağına karşılık olarak ...
İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasına müvekkili şirket tarafından borcun tamamının depo edildiğini, ancak icra müdürlüğü tarafından dosyanın yarı yarıya tahsilatı doğrultusunda borçlu şirketten de 10.296,30 TL rakam tahsilatı yoluna gidildiğini, buna binaen ise müvekkili şirketin davacı şirket tarafından ödenmiş olan rakam son faturadan düşülerek borçlu şirkete 31/01/2022 tarihli 70.735,33 TL bedellinin ödenmesi hususunda fatura düzenlediğini, faturanın borçlu şirket tarafından itiraz edilmediği gibi herhangi bir ödeme yapılmadığını, TTK 21’e göre ‘’Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde,
faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.’’ dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin gereği müvekkili şirketçe eksiksiz ve sözleşmeye uygun ifa edilmesine, gördüğü hizmet karşılığı ücrete hak kazanmasına, bedelinin belirtildiği faturanın ise borçlu şirkete iletmesine rağmen borçlu şirketin faturaya da itiraz etmediğini, ödemeyi de yapmadığını, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine borçlu şirket aleyhine ...
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (eski esası ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas) sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14. maddesi uyarınca faturaya bedeline faiz işletildiğini, davacı tarafın haksız itirazı neticesinde İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, hukuka aykırı yapılan itirazın iptaline ve ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunmuş ayrıca davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 21/05/2021 tarihinde imzalanan sözleşmenin 31/01/2022 tarihinde karşılıklı olarak sonlandırıldığını, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davacı şirketin çalıştırdığı güvenlik görevlilerinin ücretlerini ve işçilik alacaklarını ödemekle yükümlü olsa da, müvekkili şirketin üst işveren konumunda olduğu,
işçilerin müvekkiline de rücu haklarının bulunduğunu, kaldı ki davacının da dilekçesinde belirttiği üzere işçilerin hem davacı şirkete hem de üst işveren olan müvekkili şirkete yöneldiğini ve her iki tarafa da icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin üst işveren olarak sorumluluğu nedeniyle ödeme ihtimali olan işçi alacaklarını, davacının halihazırda devam eden işçi alacak davalarının bulunması nedeniyle daha sonra davacıdan tahsil edememe ihtimali olduğunu, bu riskin borcu kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla borç varsa dahi müvekkili şirketin fatura bedelini elinde bakiye olarak bulundurması için haklı sebep olduğunu,
kaldı ki müvekkili şirketin 11.256,51 TL'lik işçi alacağını daha önce ödediğini, bu bedelin asıl alacak olan 81.991,84 TL'den düşüldüğü yani bu ödemelerden sorumlu tarafın davacı taraf olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği üzere de kabülünde olduğunu, ...
İcra Müdürlüğü'nün ...esas numaralı dosyasında da davacı tarafın işçileri nedeniyle yine müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, buna istinaden müvekkili şirketin 52.700 TL bedeli depo etmek zorunda kaldığını, alacağın kesinleşmesiyle birlikte depo edilen bedelin taraflarınca iade alınmış olsa da dosyanın kapatılması için müvekkili şirket tarafından 1.475,00 TL işçi alacağına yönelik dosyaya yatırıldığını, görüldüğü üzere bu tip alacaklıların doğma ihtmalinin bir hayli fazla olduğunu, bedelin ödenmemesi nedeniyle taraflarına icra takibi yapılmasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu,
davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemekle olsa dahi müvekkilinin haklı sebeple ödenmeyen fatura bedelini elinde, ileride kendisine rücu edilen alacaklardan sonra bu bedeli davacıdan tahsil edememe ihtimaline karşı tutulma ihtimali nedeniyle alacağın yargılamayı gerektirdiğini ve likit olmadığını, bu sebeple inkar tazminatının reddi gerektiğini
savunarak, davanın reddini ve takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafın davalıya güvenlik hizmeti verdiğini davalının bunu ödemediğini iddia ettiğini, hizmetin sözleşmeye uygun şekilde verildiği hususunda ispat külfetinin davacıda olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde dava konusu hizmete ilişkin faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde bulunduğu,
davalı tarafından ilgili faturaya süresi içerisinde itiraz etmediği gözetildiğinde davacının güvenlik hizmetini verildiği ticari defter delili ile ispat ettiğini, davalının cevap dilekçesinde üst iş veren konumunda olduğu için alacağı bulunun işçilerin kendisine dava açabileceği, açılacak davalara karşı teminat amacıyla hizmetin bedelini ödemediğini savunduğunu, henüz davalının davacıdan muaccel bir alacağının bulunmaması,
ilgili alacağın ileride doğup doğmayacağının belirsiz oluşu, davacının iki tarafa borç yükleyen sözleşme uyarınca edimini yerine getirdiği göz önüne alındığında davalının ödememezlik defini ileri süremeyeceğini, ileride işçiler tarafından davalıdan alacak talep edilmesi halinde de davalının davacıya rücu edebileceğini, davacı tarafından davalıya hizmet verildiği,
davalı tarafından ödemezlik definin ileri sürülemeyeceği de göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, her ne kadar davalı vekili alacağın ileride doğabilecek işçi alacakları bulunduğundan likit olmadığını savunmuşsa da davacı tarafından hizmetin verildiği bunun ticari defterlere de kaydedildiği, henüz muaccel olmayan bir alacak için alacağın likit olmadığı savunmasında bulunamayacağı göz önüne alınarak yasanın aradığı bütün koşulların mevcut olması nedeniyle asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle sonuçta, davanın kabulü ile, ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas (eski ... İcra Müdürlüğünün ... Esas) sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile 70.735,33-TL asıl alacak ve 3.124,14-TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, alacağın likit olduğu ve yasal şartları taşıdığı değerlendirilmekle dava konusu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı olan 73.859,47-TL’nin %20’si oranında hesaplanan 14.771,89-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davacı tarafın 31/01/2022 tarihli ve 81.991,84 TL (güncel bedeli 70.735,33 TL) bedelli e-faturayı davacı şirkete gönderdiğini ancak müvekkili şirketin faturaya itiraz etmediğini ve ödeme yapmadığını iddia ederek fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davacı şirketin çalıştırdığı güvenlik görevlilerinin ücretlerini ve işçilik alacaklarını ödemekle yükümlü olsa da, müvekkili şirketin üst işveren konumunda olduğunu, işçilerin müvekkiline de rücu haklarının bulunduğunu,
kaldı ki davacının da dilekçesinde belirttiği üzere işçilerin hem davacı şirkete hem de üst işveren olan müvekkili şirkete yöneldiğini ve her iki tarafa da icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin üst işveren olarak sorumluluğu nedeniyle ödeme ihtimali olan işçi alacaklarını, davacının halihazırda devam eden işçi alacak davalarının bulunması nedeniyle daha sonra davacıdan tahsil edememe ihtimali olduğunu, bu riskin borcu kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla borç varsa dahi müvekkili şirketin fatura bedelini elinde bakiye olarak bulundurması için haklı sebep olduğunu,
müvekkili şirketin 11.256,51 TL'lik işçi alacağını daha önce ödediğini bu bedelin asıl alacak olan 81.991,84 TL'den düşüldüğü yani bu ödemelerden sorumlu tarafın davacı taraf olduğu davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği üzere de kabülünde olduğunu, ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyada da davacı tarafın işçileri nedeniyle yine müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, buna istinaden müvekkili şirketin 52.700,00 TL bedeli depo etmek zorunda kaldığını, alacağın kesinleşmesiyle birlikte depo edilen bedelin taraflarınca iade alınmış olsa da dosyanın kapatılması için müvekkili şirket tarafından 1.475,00 TL işçi alacağına yönelik dosyaya yatırıldığını, alacağın yargılamayı gerektirdiğini ve likit olmadığını, alacağın likit olmadığı hususunun, mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiğini,
mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ileride karşılaşabileceği işçilik alacaklarına dair rücu hakkının göz ardı edildiğini, bu durum göz önüne alındığında, icra inkar tazminatının reddi gerekmekteyken müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince, davacı şirketin çalıştırdığı güvenlik görevlilerinin ücretlerini ve işçilik alacaklarını ödemekle yükümlü olsa dahi, müvekkili şirketin üst işveren konumunda olduğu,
işçilerin müvekkiline de rücu haklarının bulunduğunu bu sebeple yerel mahkemenin davanın kabulü yönünde verdiği kararın yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili şirketin haklı savunmalarının göz ardı edildiğini, somut olayın gerçekleri ve hukuki durumu yeterince değerlendirilmeden karar tesis edildiğini, mahkemenin müvekkilinin üst işveren olarak karşılaşabileceği işçilik alacakları nedeniyle faturaya yönelik haklı itirazlarını dikkate almadığını ve eksik inceleme sonucu hüküm kurduğunu, yerel mahkemenin işbu hususları gözetmeden,
yetersiz ve hatalı bilirkişi raporlarına dayanarak verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını
ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğu ve davacı yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği konusunda ihtilaf bulunmadığına, davacının bakiye iş bedeli alacağı için düzenlediği faturanın davalının ticari defterinde kayıtlı bulunmasına, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğuna göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/712, K. 2025/791, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama