KÜNYE
T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- T.C. DİYARBAKIR BAM 10. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2026/306 - 2026/203
- Dosya No
- 2026/306
- Karar No
- 2026/203
- İncelenen kararın mahkemesi
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
822 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara karar aleyhine davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, HMK m. 352 gereğince yapılan ön inceleme sonucu, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilince, davalı tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik kullanımına ilişkin faturanın haksız olduğu belirtilerek bu faturaya dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle açılan menfi tespit davasında dava konusu ...... nolu aboneliğin elektriğinin kesilmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesince 24/09/2025 tarihli ara karar ile “dava konusu edilen faturaların davacı adına kayıtlı aboneliğe ilişkin kaçak elektrik tüketimi tahakkuku niteliğinde olduğu, davacı tarafın yaklaşık ispata yönelik delil sunamadığı, davalı vekili tarafından sunulan kaçak kayıt dökümleri ve kaçak tespitine ilişkin görüntüler birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından ilgili tedbir talebine yönelik yaklaşık ispat koşullarının sağlanmadığı” gerekçesiyle tedbir isteminin reddine karar verilmiş, anılan ret kararına karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurularak ihtiyati tedbir isteminin reddine yönelik ara kararın kaldırılması istenilmiştir. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.
HMK'nin "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. HMK'nın 390.
Maddesinde ise " (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklindeki düzenlemeden ihtiyati tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmekte zorunlu olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Nitekim ihtiyati tedbir kararında 391/1-b bendine göre "Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı" yazılmalıdır.
İlk derece Mahkemesince, dava konusu faturanın dayanağı olarak dosyaya kaçak elektrik tespit tutanağı sunulduğu, yapılan tahakkukların haksız olduğuna ilişkin, mevcut delil durumu itibarıyla davacı tarafın yaklaşık ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, HMK'nin 389/1. maddesindeki şartlarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de dava konusu borcun varlığını ispat yükünün davalıda olduğu, mevcut delil durumu itibariyle kaçak kullanımın oluştuğuna dair yaklaşık kanaatin oluşmadığı, alacağın varlığının yargılamaya muhtaç olduğu,
dava konusu fatura nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağı nazara alınarak dava konusu edilen tutanak ve tahakkuk belgesine dayalı olarak yapılan elektrik kesintisinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerekirken ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Ne var ki HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiş olup, anılan yasal düzenleme ve yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca ilk derece mahkemesinin kararında kanunun olaya uygulanmasına yönelik tespit edilen yanlışlıkların, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği sonucuna varılarak, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile; mahkemece verilen hükmün 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/306, K. 2026/203, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama