İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/1971 K.2024/422

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde…

Esas2024/1971Karar2024/422Tarih21 Kasım 2024Okuma10 dk · 2.012 kelime

KÜNYE

T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
21 Kasım 2024
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/1971 - 2024/422
Dosya no
2024/1971
Karar no
2024/422
İncelenen kararın mahkemesi
DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davanın konusu
Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.012 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkilinin, 08/03/2016 tarihinde ....., mevkiinde bulunan ... ada....nolu parsel ve .... köyü, mevkiinde bulunan ...ada ... nolu parsel üzerinde 6446 sayılı kanun ve 5346 kanunun hükümleri uyarınca lisansız elektrik üretimi yapmak amacıyla Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurmak için davalı şirkete başvurduğunu, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik uyarınca davalı şirketin başvuruyu değerlendirmeye almakla yükümlü olmasına rağmen müvekkilinin başvurusunun değerlendirilmediğini ve sonuçsuz bırakıldığını,

davalı şirkete yapılan başvuruların değerlendirmeye alınmaması hususunda kanunda dağıtım şirketlerine herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı gibi kanun ve ilgili diğer mevzuatlar özel kişiliğe haiz başvurucu (müvekkili) ile dağıtım şirketi arasındaki sözleşme sorumlulukların belirlendiği kurallar olduğunu,

elektrik dağıtım hizmeti sunan davalının kamu hizmeti olarak kabul edilmiş faaliyetlerinde uyması gereken kural ve kaidelerin mevzuatça belirlenmiş olmasının birbirine sıkı sözleşmesel bağ ile bağlı olan davacı müvekkili ile davalı dağıtım şirketinin özel kişi olması sebebiyle lisanssız elektrik üreticileriyle dağıtım şirketleri arasında çağrı mektuplarının verilmemesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda adli yargı görevli kılındığını, dağıtım şirketlerinin kanundan kaynaklı olarak sahip oldukları “doğal tekel” nitelikleri nedeniyle yerel seviyede her bir dağıtım bölgesinde tek hakim durumunda bulunduklarını,

güneş enerji santrallerle ilgili 6446 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile 5443Sayılı kanunun ilgili hükümlerinin, 02/10/2013 tarih ve 28783 Sayılı Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe giren yönetmelik ve bu yönetmeliğin uygulanmasına dair tebliğ hükümlerinin çok açık ve anlaşılır olduğunu, yorumlamaya mahal vermediğini, davalı şirketin sözleşme ve mevzuatın yüklemiş olduğu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ağır kusurlu bir şekilde kusurlu davrandığını ve müvekkilinin yatırımını engellediğini, iş bu sebeple de müvekkilinin uğradığı bütün zararları tazmin etmesinin dürüstlük kuralı açısından mecburi olduğunu,

aksinin iddia edilmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını belirterek, davalı şirketin, müvekkilinin .... köyü, mevkiinde bulunan ...ada ....nolu parsel ve .... köyü, mevkiinde bulunan ... ada ...nolu parsel üzerinde 2 adet 999,75 kw gücünde güneş enerji santrali kurmak için yapmış olduğu başvuruya ait izin talebinin reddedilmesinin hukuka aykırılığının tespiti ile söz konusu başvurulara esas çağrı mektuplarının kendilerine verilmesine ve izin taleplerinin reddedildiği tarihten çağrı mektubunun verildiği tarihe kadar ki sürede mahrum kalınan gelirin ödenmesine,

şayet söz konusu izinlerin verilmesi teknik ve hukuki olarak imkansız hale gelmiş ise dava konusu edilen Güneş Enerji Santrallerini faaliyete geçirilememesinden ötürü mahrum kaldıkları gelirden fazlasına ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere şimdilik her bir santral için 500 USD (Amerika Doları) olmak üzere toplam 1.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkili şirketin 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikteki hükümlere göre düzenlenen Perakende Satış Sözleşmesine göre elektrik dağıtım faaliyetini yürüttüğünü, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın usul ve yasaya aykırı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, açılan davanın zamanaşımına uğradığını belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: .

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı, somut olayda ''sözleşme öncesi'' sorumluluk şartlarının oluşmadığı, somut olaya sözleşmeye uygulanan zamanaşımı süresinin değil ancak haksız fiile uygulanan zamanaşımı sürelerinin uygulanabileceği, davacının, davalı nezdinde yapılan başvurusunun reddi hususunun ancak "haksız fiil sorumluluğu" nezdinde değerlendirilebileceği, davalının zamanaşımı itirazının da bu kapsamda değerlendirileceği, davacının 08/03/2016 tarihli, davalı kuruma ilk başvurusunun, 03/08/2016 tarihinde davalı tarafça reddedildiği,

bu yazının davacıya bildirildiğine dair bir delilin olmadığı, davacı tarafa davalı tarafından cevap verilmediğinin kabulü gerektiği, zamanaşımı süresinin bu haliyle de idare hukukunda ön görülen sürelere kıyasen zımni red süresiyle başlayacağı, işbu davanın 12/09/2022 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, makul sürenin her halükarda geçmiş olduğu ve bu tarih üzerinden 2 yıl geçtikten sonra iş bu davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili.

Mahkemenin değerlendirmesinin isabetsiz olduğunu, davalı tarafın sorumluluğunun culpa in contrahendo sorumluluğu olduğunu, davalının tekel yapısı gereğince müvekkilinin başvurusu üzerine sözleşme öncesi aşamanın gerçekleştiğini, olayın sözleşme serbestisi kurallarıyla değerlendirilemeyeceğini, davalı şirketin işbu olayda serbestisi ve keyfiyeti bulunmadığını, davalı şirketin bütün koşulları taşıyan GES şirketleri ile sözleşme imzalamak zorunda olduğunu, davalı şirketin sözleşme öncesi yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kusurlu davrandığını ve davacıyı zarar uğrattığını, davalının,

davacının tüm mahrum kaldığı kazançları tazmin etmek zorunda olduğunu, davacının mahrum kaldığı kazancın hesaplanabilir olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve davalının görüşmelere katılmadığını buna rağmen davalı lehine vekalet ücreti verildiğini, bu hususunda kanuna aykırı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, davacının lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik gereğince kurmak istediği güneş enerjisi santrali başvurusu talebinin davalı kurum tarafından haksız reddedildiği iddiasıyla davacının ret sebebiyle oluştuğu ileri sürülen zararının tazmini istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, davacının güneş enerji santrali kurmak amacıyla davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka uygun olup olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelendirmesinin ne olduğu ve bunun doğal sonucu olarak olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin ne kadar olduğu ile davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacı tarafça açılan davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına karar verilebilmesi için öncelikli olarak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin belirlenmesi zorunluluk arz etmektedir.

Taraflara yüklenecek olan borçların kaynaklarından maksat, bir borcun meydana gelmesine, doğmasına sebep olan vakıalardır. Borçların kaynakları çeşitli açılardan gruplandırılabilir. Borç kaynakları, borcun doğumunda iradenin rolüne göre iki ana gruba ayrılır. Borç ilişkisinin iradeye bağlı olduğu haller ve borç ilişkisinin doğumunun iradeye bağlı olmadığı hallerdir.

Borcun iradeye dayanması halinde, doğan borç ya bu iradenin arzu ettiği sonucun meydana gelmesi şeklinde olur ki, buna hukuki muameleden doğan borçlar denir. Tek taraflı hukuki muamelelerden doğan borçlar varsa da bu açıdan en önemli borç kaynağı akitlerdir. Diğer bir halde borç, iradenin kusurlu olması dolayısıyla başkasına ika edilen zararı tazmin borcu doğurması şeklinde olur ki buna da haksız fiilden doğan borçlar denir ve bu borcu doğuran kaynak haksız fiildir.

Borcun doğumunun iradeye dayanmaması halinde borç, ya bir şahsın malvarlığının diğer bir şahsın malvarlığı aleyhine haklı bir sebep olmaksızın zenginleşmesi yüzünden doğar ve bu sebepsiz zenginleşmenin bertaraf edilmesi gayesini güder ki buna sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar ve bunun kaynağına da sebepsiz zenginleşme denir. Yahut borç doğrudan doğruya kanunun yüklediği bir mükellefiyet şeklinde tezahür eder. Aile Hukukunda nafaka borcu böyledir. Bu borçlara ise kanundan doğan borçlar denmekte ve kaynağı da kanun olarak gösterilmektedir.

Hukuki muamele, hukukun muameleyi yapanın arzusuna uygun hukuki sonuç bağladığı irade beyanıdır. Hukuki muamele ile arzu edilen sonuç bir borcun doğumu ise, borç doğuran bir muamele veya daha kısa bir ifade ile borçlanma muamelesi söz konusu olur.

Sorumluluk hukukunda haksız fiil denilen genel davranış kurallarına aykırılık ile önceden mevcut bir borca aykırılık farklı rejimlere tabidir. Alacaklı için çok kere, borca aykırılık hükümlerine başvurabilmek haksız fiil hükümlerinden daha avantajlıdır. İşte özellikle Alman doktrininden ve uygulamasından kaynaklanan ve bazısı İsviçre ve Türk doktrininde ve uygulamasında da taraftar bulan bir dizi teori, özel ve yakın bazı ilişkiler dolayısıyla birbirlerine zarar verenleri, ortada geçerli bir sözleşme bulunmamasına rağmen, haksız fiil hükümleri yerine, sanki bir sözleşme varmış gibi borca aykırılık hükümlerine tabi tutmaktadır. Bu teorilerden dolayı, sözleşmeden dolayı sorumluluk ile sözleşme dışı sorumluluk arasındaki sınır eski kesinliğini ve belirliliğini kaybetmiştir.

Hemen hemen tümü dürüstlük kuralına dayandırılan bu teorilerden birisi "Culpa İn Contrahendo" sorumluluğudur. Culpa İn Contrahendo, sözleşme görüşmeleri sırasındaki kusurlu davranışı ifade eder. Bundan doğan zararların tazmini talebinin haksız fiil hükümlerine mi borca aykırılık hükümlerine mi tabi olacağı tartışmalıdır.

Culpa in contrahendo sorumluluğun kaynakları yönünden spesifik olaylar değerlendirildiğinde; olaya "sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk" kurallarıyla bakılması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Gerçekte de; sözleşme bir süreçtir. Bir anda kurulup meydana gelen hukuki bir işlem değildir. Sözleşme kurulmadan önce taraflar sözleşmenin muhtevası, şartları, içerdiği hak ve yükümlülükler üzerinde görüşmeler yaparlar; bu görüşmeler kısa veya uzun sürebilir.

Görüşmelerin başlamasıyla görüşmeciler arasında hukuki bir ilişki kurulur. Bu ilişki sözleşme benzeri bir güven ilişkisidir. Güven ilişkisi MK. m.2/1’de düzenlenmiş bulunan dürüstlük kuralına dayanır.

Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması gerekir.

Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp, görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar (Fikret Eren, age., s. 1084, 306 vd.. İlhan Ulusan, age., s.286). O halde, sözleşme görüşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlığın; haksız fiil kurallarına göre değil, sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/13-1220 E., 2013/239 K..

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/13-519 sayılı kararı).

Somut olaya bakıldığında, elektrik dağıtım ve tedarik hizmetinin kamu hukukundan kaynaklı kamu hizmeti olma özelliği vardır. Kamu kuruluşları tarafından sözleşme ile yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişilerinin sundukları hizmetin tekel olma özelliği dikkate alındığında hizmet talep eden kişilerle sözleşme yapma zorunluluklarının olduğu kabul edilmelidir. Bu husus sözleşme özgürlüğünün istisnasını oluşturmaktadır.

Davalı şirket özel hukuk tüzel kişisi olsa da yaptığı işin kamu hizmeti olduğu, kamu hizmeti kapsamına giren tüzel kişilerin sözleşmelerin tarafını seçme konusunda özel hukuktaki gibi serbestiye sahip olmadığı, sözleşme tarafını ya ihale yolu ile ya da şartları taşıyan başvurucularla sözleşme imzalamak şeklinde belirlediği, hatta doktrinde tartışmalı olmakla birlikte ihale üzerinde kalan istekli ile ya da şartları taşıyan başvurucu ile sözleşme imzalamadığında özel hukuktaki gibi sözleşme öncesi sorumluluğunun (culpa in contrahendo) bulunduğu kabul edilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli konu sözleşmelerin diğer taraflarının da ancak kanunlarda tanımlanan koşullara sahip olmaları durumunda sözleşmeye taraf olabilecekleri konusudur

Yukarıda belirtildiği üzere, borç doğurucu sorumluluk kaynakları yönünden somut olay değerlendirildiğinde; olaya "sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk" kurallarıyla bakılması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (olumsuz zarardan) sorumluluğu değil, Medeni Yasa, m. 2, I'deki dürüstlük kurallarına dayanan “güven ilkesi”nden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar.

Elektrik Piyasasında Lisansız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 10/2 maddesinde, "ilgili şebeke işletmecisi tarafından, ilgili diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler hariç olmak üzere Kurul kararıyla belirlenen bilgi ve belgeler dışındaki belgelerin eksikliği gerekçesiyle başvurular reddedilemez", hükmünün bulunduğu, bu hükümden davalı kurumun sözleşme yapıp yapmamakta serbest olmadığının anlaşıldığı, eğer şartları varsa yani evrak yönünden ve teknik yönden yapılan inceleme sonucunda kanun ve yönetmeliğe göre gerekli hususların tamamlanması durumunda davalı şirketin başvurucu ile sözleşme imzalamak zorun olduğu sabittir.

O halde buradan yola çıkarak, sözleşme öncesi bir durumun somut olayda mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir. Sözleşme öncesi güvene, yani ‘culpa in contrahendo” ilkesine dayalı sorumluluğun ihlali de aynen akitten doğan bir yükümlülüğün ihlali niteliğindedir. O nedenle davalı şirketin davacının başvurusunu reddetmesinden dolayı sorumluluk 10 yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146).

Bu nedenle dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davanın esasına girilerek inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna karar verilmesi gerekirken, somut olayda haksız fiil olduğu ve haksız fiil zamanaşımının dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6. maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yargılama yapılarak bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,

2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, davacı taraftan peşin olarak alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa istem hâlinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,

4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,

5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6-) Dairemiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1971, K. 2024/422, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  5. Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler Ve Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1971
Karar No
2024/422
Tarih
21 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/1971 K.2024/1535
  • Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/1972 K.2024/421
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2024/1972 K.2024/1670
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2024/1973 K.2024/1669
  • Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/1973 K.2024/420
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1974 K.2024/2279

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.