İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2023/199 K.2025/1408

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi…

Esas2023/199Karar2025/1408Tarih11 Aralık 2025Okuma13 dk · 2.610 kelime

KÜNYE

T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
11 Aralık 2025
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2023/199 - 2025/1408
Dosya no
2023/199
Karar no
2025/1408
İncelenen kararın
—
Mahkemesi
DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davanın konusu
Rücuen Tazminat
Karar yazım tarihi
12/01/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.610 kelime·13 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili Kurumun 233 sayılı KHK uyarınca kurulmuş bir kamu iktisadi teşebbüsü olup bina ve eklentilerinin güvenliğinin sağlanmasını ihale yöntemiyle özel güvenlik şirketlerinden satın aldığını, ihale edilen her bir yüklenici firmanın ihale konusu hizmeti yürütmek üzere çalıştıracağı işçileri kendilerinin belirlediğini, söz konusu firmalarla yapılan sözleşmeler gereği işe alma ve işten çıkarma yetkileri ile bundan doğacak sorumluluğun bu firmalara ait bulunduğunu,

dava dışı ......... adlı özel güvenlik işçisinin toplam hizmet süresinin 01/04/2010-13/09/2019 tarihleri arasında olup müvekkili Kurumun özel güvenlik işlerini üstlenen davalı şirket bünyesinde 01/09/2019-30/09/2019 tarihleri arasında çalışmakta iken çalışmış olduğu işyerinin tasfiye edilmesinden dolayı yükleniciye iadesinin yapıldığını ve yüklenici tarafından da iş akdinin sona erdirildiğini,

davalı şirket bünyesinde müvekkili kurumda çalışan dava dışı işçi ...'ın müvekkili aleyhine Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2019/715 E. sayılı dosyasında açtığı işe iade davası nedeniyle hüküm altına alınan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti nedeniyle açılan Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/60885 E. sayılı icra takibi kapsamında dava dışı işçiye 35.662,75 TL'nin ve ayrıca aynı işe iade kararındaki vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/61154 sayılı icra dosyasına ödenen 4.608,65 TL'nin ödendiğini, dava dışı işçinin en son akdi çalışma dönemini davalı bünyesinde geçirdiğini,

müvekkili kurum tarafından ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretlerinden dava dışı işçiyi işten geçerli bir sebep olmaksızın çıkartmış olması ve verilen işe iade kararına rağmen işe başlatmamış olmasından dolayı davalı şirketin sorumluluğu olduğunu beyan ederek; toplam 40.271,40 TL'sının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davaya bakmaya yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının faiz başlangıç tarihi olarak icra dosyasına yapılan ödeme tarihinin dikkate alınması yönündeki talebinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı işçi ...'ın davacı Kurum nezdinde çalıştığını, dava dışı işçinin emir ve talimatlarını davacıdan aldığını, dava dışı işçinin alacaklarından müvekkili şirketin sorumlu olmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin ihaleyi kazanmasının ardından işyeri devri müessesine dayanarak ...'ın bordrosunun müvekkili şirkete geçtiğini,

dava dışı işçinin müvekkili şirket nezdinde doğmuş herhangi bir alacağı olmadığını, davacının iddiasının aksine, işyerinin tasfiyesinin ardından dava dışı işçinin müvekkili şirkete iadesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, iş yerinin tasfiyesi sebebiyle ihale kapsamındaki projesi sona erdiğinden dava dışı işçinin sözleşmesinin de bu sebeple konusuz kaldığını, müvekkili şirketi ile davacı arasında akdedilen sözleşme ve eki olan şartnamelerde işçilik alacaklarından müvekkilinin sorumlu olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığını, dava dışı işçinin iş sözleşmesinin davacının emir ve talimatları doğrultusunda feshedildiğini,

hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin davacının yapmış olduğu ödemeden sorumlu olduğu kanaatine varılacak olsa dahi davacı ile müvekkili şirketin ödemeden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edilmesi gerektiğini, işe iade davası sonucu iş mahkemesince verilen hükmün tespit mahiyetinde olduğunu, eda hükmünde bir hüküm bulunmadığından icraya konu edilmesinin mümkün olmadığını, bu halde davacı kurumun kendi işletmesel kararı ile yaptığı ödemenin müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın haksız ve yersiz açıldığını,

hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi değil dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında imzalanan özel güvenlik hizmet alım sözleşmesi uyarınca çalışan dava dışı işçinin işe iade davası sonucunda hükmedilen boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının tamamının davacı kurumdan tahsil edildiği, dosya kapsamında bulunan SGK kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirket nezdinde çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı,

iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşen ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan miktardan son işveren olarak davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacı ve davalı tacir olup dava konusu alacak tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğundan dava konusu alacak için ticari (avans) faizine hükmedilmesi gerektiği, dava dışı işçinin işe iade talepli olarak iş mahkemesinde açmış olduğu davada davalı alt işverenin de taraf olduğu nazara alındığında davalı şirketin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmediği gerekçesiyle; davanın kabulü ile,

işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine istinaden 35.662,75 TL'nin ödeme tarihi olan 09/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava dışı işçiye işe iade davasında hüküm altına alınan vekalet ücretine istinaden ödenen 4.608,65 TL'nin ödeme tarihi olan 09/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; işe iade kararının tespit mahiyetinde olduğunu ve eda hükmü içermediğini, bu nedenle icraya konu edilemeyeceğini, davacı kurumun tamamen kendi işletmesel kararıyla ödeme yapmış olmasının rücu talebini hukuka aykırı kıldığını, faiz başlangıcı olarak ödeme tarihinin değil temerrüt tarihi olan dava tarihinin esas alınması gerektiğini, dava dışı işçinin fiilen davacıya bağlı çalıştığını ve emir/talimatları davacıdan aldığını, bu nedenle müvekkili şirket ile işçi arasında bir işçilik alacağı doğmadığını,

hizmet alım sözleşmesinde işçilik alacakları dahil işe iade tazminatı veya boşta geçen süre ücretinin alt işveren olan müvekkiline yüklenmediğini, işçinin fesih talebinin dahi davacı tarafından yazılı olarak müvekkiline iletildiğini, dolayısıyla müvekkilinin hukuken sorumluluğunun bulunmadığını, hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla sorumluluk kabul edilse dahi asıl işveren olan davacı ile alt işveren olan müvekkilinin müştereken ve müteselsilen sorumlu sayılması gerektiğini, davanın reddi gerektiğini ve ayrıca arabuluculuk görüşmesine vekille katılınmasına rağmen arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,

kararda hükmedilmiş bir arabuluculuk vekalet ücreti bulunmadığını ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, dava dışı işçiye davacı asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarından davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Dosya kapsamının incelenmesinden.

"Özel Güvenlik Hizmet Alımları" işi kapsamında Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ile davalı arasında ihale sözleşmeleri akdedildiği, dava dışı işçi ...'ın 01/04/2010-13/09/2019 tarihleri arasındaki davacının asıl işverenliği altında çalıştığı, bu sürenin 01/19/2019-13/09/2019 tarihleri arasındaki döneminin davalı işverenin işçisi olarak geçriği, dava dışı işçinin iş akdinin davalı alt işveren tarafından sonlandırılması nedeniyle Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2019/715 E., 2020/454 K. sayılı dosyasında işe iade davası açtığı, iş mahkemesince feshin geçersizliğine, dava dışı işçinin alt işveren ....

Ltd.

Şti.'ndeki işine iadesine, işe başlatmama tazminatına ve boşta geçen süre alacağına karar verilidği, karara yönelik istinaf isteminin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2021/296 E., 2021/800 K. sayılı ilamı ile reddine karar verildiği ve anılan dava neticesinde mahkemece hükmedilen tazminatın ve ferilerinin davacı kurum tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/61154 E. sayılı dosyasına 09/07/2021 tarihinde 4.608,65 TL, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/60885 E. sayılı dosyasına 09/07/2021 tarihinde 35.662,75 TL olmak üzere toplamda 40.271,40 TL olarak ödendiği,

eldeki davada davacı Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından ödenen tutarların davalı Bin ... Tic. Ltd. Şti.'nden rücuan tazminin talep edildiği anlaşılmıştır.

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup uyuşmazlık bu davalarda uygulanan ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre;

Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.

Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.

Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.

Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.

İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.

Yıllık izinler ise kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.

Aynı şekilde ihbar tazminatından da son işveren sorumludur.

Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2020 tarihli ve 2019/378 E., 2020/1629 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/687 E., 2021/301 K. sayılı kararları da bu yöndedir).

Yargıtay 6. HD'nin 05/05/2023 tarihli ve 2023/1118 E., 2023/1683 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel kararında da. "Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır.

Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir.

Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır.

Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna" karar verilmiştir.

Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünce; taraflar arasında hizmet sözleşmeleri akdedildiği, SGK uzun vade hizmet dökümü incelendiğinde davalı alt işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin 13/09/2019 tarihinde işten çıkarılması nedeniyle açtığı tespit istemli işe iade davası sonucunda işe başlatmama ve boşta geçen süre ücreti adı altında tazminatların davacı kurum tarafından ferileriyle dava dışı işçiye ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

04/12/2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. maddesi ile 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C.

Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21 hükmünde.

"Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." düzenlemesinin getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı ile ek madde 21 hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava konusu kural ile kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ödemenin rücu edilmeyeceği kişiler ise ilgili idare adına hareket eden kişilerdir.

Nitekim kuralın gerekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş sözleşmesinin feshinin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersiz sebebe dayandığına hükmedilmesi hâlinde ödenen tazminatın ilgili idaredeki kişilere yükletilemeyeceği belirtilmektedir. Kuralın gerekçesinde tazminat lafzı yer almakla birlikte kuralda böyle bir sınırlamaya yer verilmediğinden 21. madde gereği yapılan tüm ödemelerin ilgili idaredeki kişilere rücu edilememesi sonucu doğmaktadır.

Bu sayede feshin geçersizliği durumunda işe iadesine hükmedilen kişinin başlatılmaması durumunda ortaya çıkan tazminat, çalışılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ile bildirim süresine ait ücret ödemeleri ilgili idaredeki kişilere rücu edilemeyecektir. Bu nedenle.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21'deki düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup, davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin tamamının alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında bulunan SGK kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirkette çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı, iş mahkemesince feshin geçersizliği ile işçinin alt işveren . ... Ltd.

Şti.'ye ait işyerindeki işine iadesine karar verildiği, yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca iş sözleşmesinin feshi üzerine dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tahakkuk eden ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan işçilik alacakları ile iş mahkemesi ilamındaki vekalet ücreti, yargılama gideri gibi fer'iler ile icra takip masraf ve fer'ilerinin tamamından son işveren olarak davalı şirketin sorumlu olduğunun gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.

Hizmet alımı sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat davalarında ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilebilmesi; ancak rücu davasının davalısı yüklenicinin (alt işverenin) dava dışı işçi tarafından asıl işveren aleyhine iş mahkemesinde açılan davada taraf olması, ya da iş mahkemesindeki davanın kendisine ihbar edilmesi halinde mümkün olur.

Somut olayda da, Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2019/715 E., 2020/454 K. sayılı iş mahkemesi dosyasında da, eldeki bu dosyada istinaf eden davalı . ... Ltd. Şti.'nin davalı olarak yer aldığı, bu durumda davalının ödeme ile temerrüde düşmüş olduğu anlaşıldığından, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.

Son olarak, davalı vekili, arabuluculuk görüşmesinin vekil ile temsil edilmesi nedeniyle arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin m. 16(2)-c hükmü "Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 2.400,00 TL maktu ücrete hak kazanır. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez." şeklindedir.

Söz konusu yasal düzenlemenin avukat ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisine dayanan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik olduğu, arabuluculuk sonrasında açılan davadaki yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı vekalet ücreti olarak değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 16. maddesine göre ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir (Aynı yönde bkz. Yargıtay 9. HD'nin 19/04/2022 tarih ve 2022/3979 E., 2022/4838 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı).

Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.750,94 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 687,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.1063,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,

3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,

4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (40.271,40 TL) davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (107.090,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025

Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/199, K. 2025/1408, 11 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/199
Karar No
2025/1408
Tarih
11 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/202 K.2025/904
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/202 K.2025/2145
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/203 K.2025/1284
  • Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/205 K.2025/1009
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/206 K.2025/918
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/209 K.2025/966

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.