İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1521 K.2025/105

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi…

Esas2024/1521Karar2025/105Tarih16 Ocak 2025Okuma10 dk · 2.025 kelime

KÜNYE

T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Ocak 2025
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/1521 - 2025/105
Dosya no
2024/1521
Karar no
2025/105
İncelenen kararın
—
Mahkemesi
DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davanın konusu
Muarazanın Giderilmesi - Tazminat
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.025 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkilinin güneş enerji santrali kurmak amacıyla ....köyü, ...ada ve ...parsel ...... adet 999,75 kW lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için....tarihinde davalıya ilgili mevzuat gereğince başvuru yaptığını, davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile müvekkiline dava konusu talep edilen çağrı mektuplarının (izinlerin) verilmesi ve çağrı mektubunun hukuka aykırı olarak verilmediği günden itibaren çağrı mektubu verildiği güne kadarki mahrum kalınan tüm gelirin ödenmesi;

söz konusu izinlerin verilmesi teknik ve hukuki olarak imkansız hale gelmiş olduğu saptanırsa müvekkilinin, davalının sözleşme kusuru nedeniyle mahrum kaldığı gelire karşılık fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin güneş enerjisi tesisinden elde edeceği tüm gelirin bu tesisisin ekonomik ömrüne göre hesaplanarak 2.000,00 USD'nin (Amerikan Doları) davalının sözleşme kusurunun sorumluluğunun doğduğu tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte T.C.

Merkez Bankasının fiili ödeme günündeki efektif kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; zamanaşımı ve sözleşme yapma borcu sorumluluğu yönünden itirazları bulunduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete .... tarihinde lisanssız elektrik üretimine yönelik başvurular yapıldığını, başvuru tarihi üzerinden yaklaşık dört yıl geçtiğinden söz konusu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, dava konusu olayın olsa olsa haksız fiil kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, haksız fiillerde zamanaşımını düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 72. maddesi uyarınca zamanaşımının 2 yıl olduğunu,

İsviçre Federal Mahkemesinin de culpa in contrahendo sorumluluğunun haksız fiillere ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu yönünde kararlar verdiğini, müvekkili şirketin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelikteki hükümlere göre düzenlenen perakende satış sözleşmesine göre elektrik dağıtım faaliyetini yürüttüğünü, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın usul ve yasaya aykırı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, açılan davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; somut olayda ''sözleşme öncesi'' sorumluluk şartlarının oluşmadığı, işbu somut olaya sözleşmeye uygulanan zamanaşımı süresinin değil ancak haksız fiile uygulanan zamanaşımı sürelerinin uygulanabileceği, davacının davalı nezdinde yapılan başvurunun reddi hususunun ancak haksız fiil sorumluluğu olarak değerlendirilebileceği, davalının zamanaşımı itirazı da bu kapsamda ele alınacak olup haksız fiillerde zamanaşımı 6098 sayılı TBK'nun 72. maddesi hükmünde “Tazminat istemi,

zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar'' şeklinde düzenleme yer aldığı, dosyanın incelenmesinde davalı Kurumun CD içerisinde davacının başvurusuna ilişkin evrakları sunduğu, anılan evraklarda 31/03/2015 tarihli davacının davalı kuruma ilk başvurusu, başvurusuna davalı tarafından verilen 28/07/2016 tarihli ret cevabı görülmekle; zamanaşımı süresinin davalı kurumca verilen ret yazı cevabı üzerinden başlayacağına kanaat getirildiği, dolayısıyla da 2 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra işbu davanın açılmış olduğu,

sonuç itibari ile de haksız fiil sorumluluğu kapsamında değerlendirilen bu uyuşmazlığın zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında davalı tarafın müvekkiline sözleşme yapma konusunda bir güven vermediği ve taraflar arasında bir araya gelme gibi bir iletişim olmadığı gerekçeleriyle somut olayda culpa in contrahendo sorumluluğun mevcut olmayacağına karar verdiğini,

oysa ki somut olayda tarafların bağlantı anlaşması yapmak üzere kanundan kaynaklanan bir başvuru ve kabul süreci yürütmesi karşısında sözleşme öncesi sorumluluk kurumu ilk akla gelen hukuki kurum olmaktayken İlk Derece Mahkemesince haksız fiil sorumluluğunun tercih edilmesinin hem zorlayıcı bir yorum olduğunu hem de 6098 sayılı TBK'nın 60. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin başvuruları zamanında ve doğru bir şekilde değerlendirmeye alarak olumlu sonuçlandırması durumunda davalı şirketle müvekkili arasında bir sözleşme (bağlantı ve sistem kullanım anlaşması) imzalanacağını,

ancak davalı şirket bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ağır kusurlu bir şekilde sözleşme öncesi kusurlu davrandığını ve müvekkilinin yatırımını engellediğini, davalı şirketin kanundan doğan doğal tekel yapısı gereği müvekkilinin başvuru ve kabul aşamalarını yürütmesi gerekliliği göz önüne alındığında temasın müvekkilinin başvurusuyla birlikte doğal olarak gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin hakim durumun kötüye kullanılması suretiyle müvekkili ile dava konusu güneş enerji santral kurulumu için gerekli olan izni (bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu) vermeyerek,

kendisi ile sözleşme imzalanmasını engellediğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli bir karar olduğunu ve davacının istinaf dilekçesinde dile getirdiği hususların tamamına cevap dilekçesinde yer verildiğini beyan ederek istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;

Dava, davacının lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik gereğince kurmak istediği güneş enerjisi santrali başvurusu talebinin davalı kurum tarafından haksız reddedildiği iddiasıyla davacının ret sebebiyle oluştuğu ileri sürülen muarazanın giderilmesi ve zararının tazmini istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, davacının güneş enerji santrali kurmak amacıyla davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka uygun olup olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelendirmesinin ne olduğu ve bunun doğal sonucu olarak olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin ne kadar olduğu ile davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacı tarafça açılan davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına karar verilebilmesi için öncelikli olarak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin belirlenmesi zorunluluk arz etmektedir.

Taraflara yüklenecek olan borçların kaynaklarından maksat, bir borcun meydana gelmesine, doğmasına sebep olan vakıalardır. Borçların kaynakları çeşitli açılardan gruplandırılabilir. Borç kaynakları, borcun doğumunda iradenin rolüne göre iki ana gruba ayrılır. Borç ilişkisinin iradeye bağlı olduğu haller ve borç ilişkisinin doğumunun iradeye bağlı olmadığı hallerdir.

Borcun iradeye dayanması halinde, doğan borç ya bu iradenin arzu ettiği sonucun meydana gelmesi şeklinde olur ki, buna hukuki muameleden doğan borçlar denir. Tek taraflı hukuki muamelelerden doğan borçlar varsa da bu açıdan en önemli borç kaynağı akitlerdir. Diğer bir halde borç, iradenin kusurlu olması dolayısıyla başkasına ika edilen zararı tazmin borcu doğurması şeklinde olur ki buna da haksız fiilden doğan borçlar denir ve bu borcu doğuran kaynak haksız fiildir.

Borcun doğumunun iradeye dayanmaması halinde borç, ya bir şahsın malvarlığının diğer bir şahsın malvarlığı aleyhine haklı bir sebep olmaksızın zenginleşmesi yüzünden doğar ve bu sebepsiz zenginleşmenin bertaraf edilmesi gayesini güder ki buna sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar ve bunun kaynağına da sebepsiz zenginleşme denir. Yahut borç doğrudan doğruya kanunun yüklediği bir mükellefiyet şeklinde tezahür eder. Aile hukukunda nafaka borcu böyledir. Bu borçlara ise kanundan doğan borçlar denmekte ve kaynağı da kanun olarak gösterilmektedir.

Hukuki muamele, hukukun muameleyi yapanın arzusuna uygun hukuki sonuç bağladığı irade beyanıdır. Hukuki muamele ile arzu edilen sonuç bir borcun doğumu ise, borç doğuran bir muamele veya daha kısa bir ifade ile borçlanma muamelesi söz konusu olur.

Sorumluluk hukukunda haksız fiil denilen genel davranış kurallarına aykırılık ile önceden mevcut bir borca aykırılık farklı rejimlere tabidir. Alacaklı için çok kere, borca aykırılık hükümlerine başvurabilmek haksız fiil hükümlerinden daha avantajlıdır. İşte özellikle Alman doktrininden ve uygulamasından kaynaklanan ve bazısı İsviçre ve Türk doktrininde ve uygulamasında da taraftar bulan bir dizi teori, özel ve yakın bazı ilişkiler dolayısıyla birbirlerine zarar verenleri, ortada geçerli bir sözleşme bulunmamasına rağmen, haksız fiil hükümleri yerine, sanki bir sözleşme varmış gibi borca aykırılık hükümlerine tabi tutmaktadır. Bu teorilerden dolayı, sözleşmeden dolayı sorumluluk ile sözleşme dışı sorumluluk arasındaki sınır eski kesinliğini ve belirliliğini kaybetmiştir.

Hemen hemen tümü dürüstlük kuralına dayandırılan bu teorilerden birisi "culpa in contrahendo" sorumluluğudur. Culpa in contrahendo, sözleşme görüşmeleri sırasındaki kusurlu davranışı ifade eder. Bundan doğan zararların tazmini talebinin haksız fiil hükümlerine mi borca aykırılık hükümlerine mi tabi olacağı tartışmalıdır.

Culpa in contrahendo sorumluluğun kaynakları yönünden spesifik olaylar değerlendirildiğinde; olaya "sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk" kurallarıyla bakılması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Gerçekte de; sözleşme bir süreçtir. Bir anda kurulup meydana gelen hukuki bir işlem değildir. Sözleşme kurulmadan önce taraflar sözleşmenin muhtevası, şartları, içerdiği hak ve yükümlülükler üzerinde görüşmeler yaparlar; bu görüşmeler kısa veya uzun sürebilir.

Görüşmelerin başlamasıyla görüşmeciler arasında hukuki bir ilişki kurulur. Bu ilişki sözleşme benzeri bir güven ilişkisidir. Güven ilişkisi 4721 sayılı TMK m. 2/1’de düzenlenmiş bulunan dürüstlük kuralına dayanır.

Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması gerekir.

Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp, görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar. O halde, sözleşme görüşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlığın; haksız fiil kurallarına göre değil, sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur (Yargıtay HGK'nun 13/02/2013 tarih ve 2012/13-1220 E., 2013/239 K. sayılı.

01/12/2010 tarih ve 2010/13-593 E., 2010/623 K. sayılı kararı).

Somut olaya bakıldığında, elektrik dağıtım ve tedarik hizmetinin kamu hukukundan kaynaklı kamu hizmeti olma özelliği vardır. Kamu kuruluşları tarafından sözleşme ile yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişilerinin sundukları hizmetin tekel olma özelliği dikkate alındığında hizmet talep eden kişilerle sözleşme yapma zorunluluklarının olduğu kabul edilmelidir. Bu husus sözleşme özgürlüğünün istisnasını oluşturmaktadır.

Davalı şirket özel hukuk tüzel kişisi olsa da yaptığı işin kamu hizmeti olduğu, kamu hizmeti kapsamına giren tüzel kişilerin sözleşmelerin tarafını seçme konusunda özel hukuktaki gibi serbestiye sahip olmadığı, sözleşme tarafını ya ihale yolu ile ya da şartları taşıyan başvurucularla sözleşme imzalamak şeklinde belirlediği, hatta doktrinde tartışmalı olmakla birlikte ihale üzerinde kalan istekli ile ya da şartları taşıyan başvurucu ile sözleşme imzalamadığında özel hukuktaki gibi sözleşme öncesi sorumluluğunun (culpa in contrahendo) bulunduğu kabul edilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli konu sözleşmelerin diğer taraflarının da ancak kanunlarda tanımlanan koşullara sahip olmaları durumunda sözleşmeye taraf olabilecekleri konusudur.

Yukarıda belirtildiği üzere, borç doğurucu sorumluluk kaynakları yönünden somut olay değerlendirildiğinde; olaya "sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk" kurallarıyla bakılması gerektiğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (olumsuz zarardan) sorumluluğu değil, 4721 sayılı TMK m. 2/I'deki dürüstlük kurallarına dayanan “güven ilkesi”nden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar.

Elektrik Piyasasında Lisansız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 10/2. maddesinde; "ilgili şebeke işletmecisi tarafından, ilgili diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler hariç olmak üzere Kurul kararıyla belirlenen bilgi ve belgeler dışındaki belgelerin eksikliği gerekçesiyle başvurular reddedilemez" hükmünün bulunduğu, bu hükümden davalı kurumun sözleşme yapıp yapmamakta serbest olmadığının anlaşıldığı, eğer şartları varsa yani evrak yönünden ve teknik yönden yapılan inceleme sonucunda kanun ve yönetmeliğe göre gerekli hususların tamamlanması durumunda davalı şirketin başvurucu ile sözleşme imzalamak zorunda olduğu sabittir.

O halde buradan yola çıkarak, sözleşme öncesi bir durumun somut olayda mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir. Sözleşme öncesi güvene, yani "culpa in contrahendo" ilkesine dayalı sorumluluğun ihlali de aynen akitten doğan bir yükümlülüğün ihlali niteliğindedir. O nedenle davalı şirketin davacının başvurusunu reddetmesinden dolayı sorumluluk, 6098 sayılı TBK'nun m. 146 hükmündeki genel zamanaşımı olan 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Bu nedenle dava tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davanın esasına girilerek inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna karar verilmesi gerekirken, somut olayda haksız fiil olduğu ve haksız fiil zamanaşımının dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yargılama yapılarak bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,

2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, davacı taraftan peşin olarak alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa istem hâlinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,

4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,

5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6-) Dairemiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1521, K. 2025/105, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1521
Karar No
2025/105
Tarih
16 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1523 K.2025/149
  • Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1523 K.2025/106
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2024/1524 K.2025/47
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2024/1527 K.2025/25
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2024/1527 K.2025/42
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/1528 K.2025/22

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.