KÜNYE
T.C. Diyarbakır Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/2444
- Karar no
- 2024/2428
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.335 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili. 11/02/2021 tarihinde saat 09:23 sıralarında sürücü .... idaresindeki .... plakalı araç ile sürücü ... idaresindeki .... plakalı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada davalı şirkete ait aracı kullanan sürücünün olay yerini terk ettiğini, araç sürücüsünün olay yerini terk etmesini gerektirecek hiçbir haklı sebebi bulunmadığını, bu durumun da rücu sebebini oluşturduğunu, müvekkili şirketin sigortalısı ... Ltd.
Şti.'ne ait ...'nın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın .... poliçe numarası ile trafik sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısı olan davalıya ait araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödemenin tahsili için davalı aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını beyan ederek davalı tarafın Diyarbakır İcra Dairesi'nin ....
E sayılı dosyadaki itirazının iptaline, icra takibinin devamına, %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf; davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ....sayılı takip dosyasına yaptığı itirazlarının iptaline, takibin 22.550,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.510,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili.
İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya ibrazı sağlanan trafik kazasına ait görüntülerde müvekkili firmaya ait kamyonun trafik kazasına sebebiyet verdiği hususunda tam bir kanaat hasıl olmadığını, nitekim dosyaya sunulu video kaydı incelendiğinde bu hususun açıkça tespit edilebileceğini, bu durumda mahkemece yapılması gerekenin video kaydının bilirkişi marifeti ile raporlaştırılması ve müvekkili firmaya ait aracın kazaya karışıp karışmadığının tespiti olması gerekirken aksine bir kanaat ile davanın kabulü yönünde karar verilmesinin doğru olmadığını,
bu haliyle eksik yargılama ile hüküm vermeye elverişli olmayan dosyadaki mevcut bilgi belgelerle karar verilmiş olmasının doğru olmadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda;
Dava, dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapan davacı sigortacının ödediği bedeli ZMSS poliçesi ve ZMSS Genel Şartları gereği davalı sigortalıdan rücuen tazmini için başlatılan ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Dairemizce UYAP üzerinden erişilen Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçlusu . ... Ltd. Şti. ile dava dışı borçlu .... aleyhine 22.550,00 TL asıl alacak, 3.264,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.814,82 TL para alacağı için Örnek No: 7 ilâmsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/takip borçlusu ... Ltd. Şti.'ne 19/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlusu vekili tarafından da 21/02/2022 tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu; borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin İİK m. 66 hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, davanın da yasal (1) yıllık sürede açıldığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 294/3. maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Aynı Kanun'un 297/2. maddesine göre de hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yine aynı Kanun'un 298/2. maddesinde, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus, kamu düzeni ile ilgili olup re'sen gözetilmesi yasa ile hakime yüklenmiş bir görevdir.
Öte yandan; 10/04/1992 tarihli ve 1991/7 Esas - 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasının gerektiğinin öngörüldüğü, asıl talepler bakımından, kısa kararda hükmedilmeyen bir hak ve yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olması veya tersi bir durumun çelişki teşkil etmediğini söylemenin olanaklı olmadığı, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu kanun yolu inceleme sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece 16/01/2023 tarihli duruşmada tefhim edilen kısa kararda "1-Davanın kabulüne, davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazlarının iptaline, takibin 22.500,00-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, 2-Alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.500,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda ise "1-Davanın kabulüne, davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/20206 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazlarının iptaline,
takibin 22.550,00-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, 2-Alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.510,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilerek, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de, somut olayda, mahkemece tefhim edilen kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle. 10/4/1992 gün ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, önceki karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle.
İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı HMK'nın 298/2. maddesine aykırı olarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu için ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasındaki çelişkinin başlı başına bozma sebebi olduğuna dair 10/04/1992 tarihli, E. 1991/7, K. 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da dikkate alınarak 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-6 ve m. 355 hükümleri kapsamında kamu düzeni ilkesi gereği İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
6100 sayılı HMK'nın 297/2. ve 298. maddeleri gereğince hükümdeki çelişkinin giderilmesi suretiyle yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2444, K. 2024/2428, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama