KÜNYE
T.C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/823
- Karar no
- 2025/1233
- İncelenen kararın mahkemesi
- ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20.02.2025
- Ara karar numarası
- 2025/76 Esas
- Davanın konusu
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Talep
- İhtiyati Tedbir
- Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
- —
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davacı Vekili İddia ve Beyanlarında Özetle.
Davacı şirket ile davalı şirket arasında 08/09/2022 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını bu sözleşme ile ...ilçesi ... ada ... parselde devam eden konut ve iş yeri projesinde yapılacak olan PVC doğrama ve iş yerlerinin alüminyum doğrama işleri için anlaştıklarını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesi ile yapılan işlere karşılık davacı şirkete bu projeden .... kat .. numaralı daire ve.... kat ...numaralı dairenin verileceği hususunda anlaştıklarını, davacı müvekkilinin sözleşmedeki şartlara uygun olarak üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve imalatı teslim ettiğini,
iş tesliminden sonra davalı şirketten sözleşmede kararlaştırılan dairelerin teslimi istediğinde ise davalı şirketin daireleri başkaca kişilere sattıklarını belirttiklerini, arabuluculuk kapsamında başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının sözleşme ile belirlenen ve davacı müvekkile devredilmesi gereken taşınmazları da başkalarına devretmesi sebebiyle ileride telafisi güç ve imkansız durumların ortaya çıkmasının muhtemel olmasından dolayı davalı adına kayıtlı tüm taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
YEREL MAHKEME ARA KARARI; Mahkemece 20/02/2025 tarihli ara kararla "UYAP sistem üzerinden dosyaya katılan tapu kayıtlarının tetkikinden, dava konusu edilen ve dava dilekçesi ile 19.02.2025 havale tarihli dilekçede yer verilen Erzurum ili, ...ilçesi, ...Mahallesi, ... Ada, ...Parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu .... Kat .... numaralı daire ve ... Kat .... numaralı dairenin davada taraf olmayan üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğu; davada husumetin yöneltildiği davalı adına kayıtlı olmadıkları anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davada taraf olmayan üçüncü kişilerin hak ve hukukunu etkileyecek şekilde tedbir uygulanması ilgililerin anayasal haklarının ihlaline sebebiyet vereceğinden ihtiyati tedbir isteğinin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle.
Yerel mahkeme tarafından, davanın mahiyeti göz önünde bulundurulmadan somut olayın şartlarına bakılmadan dosya kapsamlı bir şekilde incelenmeden, ihtiyari tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçelerinde davalı adına kayıtlı tüm taşınmazlara yönelik tedbir talepleri bulunmaktayken bunu sadece davaya konu sözleşmedeki bağımsız bölümler bakımından inceleyip tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin hakkaniyetsiz olduğunu, zira KVKK kapsamında tapu müdürlüklerinden her türlü bilgi ve belge temini sağlanamadığını,
dava dilekçelerinde belirttikleri gibi öncelikle sözleşmeye konu taşınmazların hacizden ari şekilde tescilini, mümkün değilse aynı özelliklerde iki bağımsız bölümün tescilini talep etmelerine rağmen sadece sözleşmeye konu taşınmazlar yönünden inceleyip taşınmazların başka kişilere devredilmesi sebebiyle tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak ihtiyati tedbir de asıl amacın dava sonunda elde edilecek menfaatlerin dava sonunda sağlanamayacağı durumlarda davacıya geçici koruma sağlaması olduğunu, ancak mahkemece HMK'nın 389/1 maddesi göz ardı edilerek tedbir talebinin reddinin hakkaniyetsiz olduğunu,
davalının kötü niyetli olarak sözleşmeyle belirlediği işlere karşılık vermeyi taahhüt ettiği bağımsız bölümleri başkalarına devrettiğini, yerine de başkaca bir daire vermediği gibi ödeme de yapmadığını, davalının açıkça müvekkiline karşı dolandırma kastı olduğunu, mal kaçırdığının ortada olduğunu, bu durumda hukuk düzeninin müvekkilinin kanuna göre yaklaşık olarak ispat ettiği hakkını korumak için tedbir kararı vermemesinin usul ve yasaya uygun olmadığını,
tedbir kararı verilmemesi halinde davalının elinde kalan son bir kaç bağımsız bölümü de dava süresince başkalarına devrettiği taktirde müvekkilinin dava sonunda haklı çıkmasının hiç bir önemi kalmayacağını, zira dava sonunda tahsil kabiliyetinin kalmayacağı gözetilmeden tedbir taleplerinin kabul edilmemesinin, müvekkilinin hak kaybına uğramasına neden olacağının açık olduğunu belirterek mahkeme ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı edimin yerine getirilmemesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesinde kendisine devredilmesi taahhüt edilen dava konusu ... ada ... parsel, .... Kat .... numaralı daire ve.... Kat ... numaralı dairenin müvekkili adına kayıt ve tesciline, bunun mümkün olmaması halinde eş değerde iki taşınmazın müvekkili adına kayıt ve tescilini, bunun da mümkün olmaması halinde söz konusu taşınmazların güncel bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini ve söz konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkeme taşınmazların davalı şirket adına kayıtlı olmadığı, 3. Kişiler adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde "İhtiyati tedbirin şartları", 390. maddesinde ise "İhtiyati Tedbir Talebi" düzenlenmiştir.
Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir.
Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere, kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır.
Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Tedbir kararı verilebilmesi için davanın ispatına elverişli delil bulunması da zorunlu olmayıp, istekte haklı olma ihtimalinin mevcut olması yeterlidir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı olması nedeniyle HMK'nun 389. maddesindeki ihtiyati tedbir koşulları gerçekleşmediğinden mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir konulmasına yönelik talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkeme ara kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/823, K. 2025/1233, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama