KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/824
- Karar no
- 2025/946
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/12/2024
- Numarası
- 2023/207 Esas - 2024/906 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 03/07/2025
Karar Metni
2.689 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...
A.Ş. bayisi olduğunu, davalı ile davalının taahhüdü altında bulunan ... firmasına ait binanın çatısının ve parapetlerinin sandviç panel kaplanması hususunda anlaşıldığını, anlaşmaya göre ... m2 panel çatı ve ... m2 panel cephe satışı toplamı 209.866,07 USD olarak gerçekleştiğini, ayrıca davalıya sözleşme harici aynı yer ile ilgili 384,05 m2 daha cephe paneli satıldığı, bu durumun 30.12.2016 tarihli ... seri numaralı faturaya toplam sandviç panel 1494,05 m2 ve sandviç panel 9953,55 m2 sandviç panel olarak da yansıtıldığını, ayrıca 1494,05 m2 ve 9953,55 m2 sandviç panellerin ...
Seri A sıra no sevk irsaliyesi ile 30.12.2016 tarihinde davalı şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketin davalıya 30.12.2016 tarihli ... seri nolu 217.788,27 USD.
(665.273,43 TL.)'lik fatura tanzim ettiğini, ancak anlaşmanın ve satışın dolar üzerinden olması ve ödemelerin dolar çekiyle yapılacağı hususu sözleşmede belirtilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin borcuna karşılık TL çekleri verdiğini, davalının yaptığı ödemelerin sözleşme uyarınca ödeme tarihindeki dolar satış kuru üzerinden USD'ye çevrildiğini, davalının gerek sözleşmeden kaynaklı gerekçe sözleşme dışı 384,05 m2 için ... seri numaralı faturaya konu diğer satıştan toplam 217.788,27 USD alacağının oluştuğunu,
davalının yaptığı ödemelerin sözleşme uyarınca vadesindeki TCMB döviz satış kuruna göre USD'ye çevrildiğinde davalının davacı şirkete 210.753,60 USD. ödeme yaptığını ve 7.034,67 USD. borcunun kaldığını, bu borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ...
Esas dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek davalının 3.şahıslardaki hak ve alacakları ile varsa menkul ve başkaca gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline, borçlunun kötü niyetli olarak itiraz ettiği takip tutarı üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sunmuş olduğu 24.08.2016 tarihli sözleşmenin karşılıklı olarak imzalandığını, sözleşme konusu olan ve davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu malzemelerin ve imalatların davacı şirket tarafından yerine getirildiğini, ancak davacı tarafça ödenmesi gereken 6.056,23 TL'lik işçilik bedelinin davalı tarafından yapıldığı için kendilerine fatura edildiğini, ancak bu faturanın nedensiz olarak davalıya iade edildiğini,
sözleşmede belirtilen hususların tamamının (6.056,23 TL'lik bölümü hariç) davacı tarafça yerine getirildiğini bu sözleşme karşılığı davalının davacı firmaya 15.10.2016 tarihinden başlamak üzere en son 31.03.2017 vadeli 10 adet USD. çeki keşide edildiği ve davacı yana teslim edildiğini, bu çeklerin toplam bedelinin 210.887,54 USD. olduğu,
vade tarihlerindeki satış kurlarından karşılığının 709.894,52 TL. olduğunu, ancak davacının 30.12.2016 tarihli 665.273,43 TL.'lik fatura düzenleyerek davalıya 24.01.2017 tarihinde ulaşacak şekilde gönderdiğini, ancak bu faturada sözleşmenin aksine ödeme tarihindeki T.C.Merkez Bankası döviz satış kurları dikkate alınmadığını, 1 USD. karşılığı 3,0547 TL'yi baz alarak 217.788,27 USD. karşılığı olarak düzenlendiğini, fatura tarihi olan 30.12.2016 tarihinde 1 USD. karşılığı 3,5255 TL. olup çek vadelerinin genel USD. ödeme ortalamasının ise 3,3662 TL. olduğu,
bu sebeple sözleşmeye aykırı olarak eksik fatura düzenlendiğini, sözleşmenin 8.a maddesi gereğince davacı firmanın kur farkı faturası kesmemesinden dolayı davalının davacı firmaya hak ettiğinden fazla ödeme yaptığını, dolayısıyla takipte belirtilen 7.034,67 USD. borcu bulunmadığı gibi toplamda 11.054,30 USD. ve 6.056,23 TL. alacaklı durumda olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, davacı firmadan olan alacaklarına ilişkin haklarının saklı tutulmasına, harç, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda rapor tanzim etmek üzere dosya inşaat mühendisi bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmıştır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise fatura düzenlenmemesi alacağın istenmesine engel değildir. Çünkü iş bedelinin talep edilebilmesi için fatura düzenlenmiş olma zorunluluğu yoktur.
Fatura düzenlenip düzenlenmemesi vergi hukuku ile ilgili olup davacının KDV alacağını talep ve dava etmesine engel değildir. Davacı yüklenici yaptığı işlerle ilgili fatura düzenlememiş ise de; bunu yapmamasının sonucu Vergi Usul Kanunu'na göre yaptırımı gerektirmekte olduğundan yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât karşılığı hakettiği iş bedelinin talep edilmesine engel teşkil etmez.
Fatura keşide edilmemiş olmasına rağmen yüklenici hakettiği iş bedelinin tamamını isteyebilir (Bkz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 22/05/2015 tarih ve 2015/1995 esas, 2015/2765 karar sayılı kararı). Bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi kararı da dikkate alındığında ilk karadaki görüşten ayrılarak davacının 6.900,73 USD alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan davacının fatura düzenlemediği işbu nedenle KDV tutarının indirim konusu yapılamadığı bu kapsamda davalının KDV ve kazanç kaybının doğduğu alınan bilirkişi raporu ile bu miktarın 3.435,39 USD olduğu (takip tarihi itibari ile yapılan hesap dikkate alınmıştır.) anlaşılmakla davalının zararı düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın davacı tarafından takip konusu yapılabileceği kanaatine varılmıştır.
Davalı yan ayrıca davacının yapması gereken montaj işine ilişkin işçilik işinin kendileri tarafından yapılması sonucu da 6.056,23-TL zarara uğradıklarını savunmuştur.
Davalı yan işbu zarara ilişkin dosyaya fatura sunmuş olup alınan bilirkişi raporunda bilirkişiler bu kadar büyük işlerde küçük eksiklerin olabileceğini bu durumlarda işverenin yükleniciye haber vermeksizin eksik işi tamamlayabileceğini faturanın bu kapsamda değerlendirilebileceğini iddia etmiş ise de dosyada davalının düzenlemiş faturadan başkaca delil bulunmadığı, davalının davacıya bir ihtarının olmadığı, davacının yapmış olduğu işlere ilişkin bir itirazının bulunmadığı anlaşılmakla bu davalının bu yöndeki iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında davacının 3.465,34 USD alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
(Yargıtay 3.HD 2020/9238 E, 2021/6719 K) Bu kapsamda somut olayda, alacağın likit olduğu ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi şartları gerçekleştiği anlaşılmakla, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Yerel Mahkemenin "Davacı yüklenici yaptığı işlerle ilgili fatura düzenlememiş ise de" beyanı hatalı olup; davacının yaptığı işlerle ilgili fatura düzenlediğini, davalı da bu faturaları ihlilafsız kabul ederek ticari kayıtlarına işlemiş olup;
bu nedenle davalının ticari kayıt ve defterlerinde de alacağının net bir şekilde gözüktüğünü, zira bilirkişi marifetiyle davalı defter ve ticari kayıtlarında yapılan incelemede de davacının düzenlediği faturalar ve sözleşme uyarınca davalı tarafın ticari defterleri ve ticari kayıtlarında da davacıya bakiye borcunun 6.900,73 usd olduğu bilirkişi raporunda da açık bir şekilde yer aldığını, faturasız bir alacağın davacı tarafından talep edilmediğini, Mahkeme kararına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen mal ve hizmete ilişkin bir fatura olmayıp,
kur farkı faturası olup bilirkişiler de raporlarında açıkça "davacının takipteki 7.034,67 usd tutarlık alacak talebinin 6.900,72 usd’ lik kısmını talep edebileceği"hususunu belirttiğini ancak Yerel Mahkeme Yerleşmiş Yargıtay kararlarına aykırı olarak kur farkı faturasının tanzim edilmemesinden dolayı, alacağımızdan davalının KDV’ si ve kazanç kaybını mahsup ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş oysa yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca kur farkı faturası karşı tarafın kazanç ya da kaybı değil vergisel bir husus olduğunu,
davalının davacıya ödemesi gereken mal ve hizmet bedelindeki eksik tutarı müvekkilime kur farkı faturasını bahane ederek ödemediğini, oysa davalı satın aldığı malın bedelini tam ödediği zaman kur farkı faturasının zaten tanzim edileceğini dava konusu mal teslim edilip montajı yapılarak alacağının zaten muaccel olduğunu kaldı ki ortada m2 ölçüsü ve birim tutarı ve dolar karşılığı mevcut keşide edilmiş ve karşı tarafça kabul edilerek defterine işlenmiş, kesinleşmiş bir fatura da zaten mevcut olup yargıtay hukuk genel kurulu ve yargıtay kararları uyarınca kalan alacağı talep etmek için bırakın kur farkı faturasını,
asıl faturanın bile varlığını aranmamakta ve faturanın tek başına borç doğuran bir belge olmadığını ve borcun doğumu ve istenebilir(muaccel) olmasında da faturanın önemli olmadığını açık bir şekilde vurguladığını, mal ve hizmet bedeli ödendiğinde kur farkı faturası kesilecek olup;
kur farkı faturası kesildiğinde bu sefer işbu dosyada kdv mahsubu yapıldığı için alacağımızı tam alamamış olduğumuzdan ve artık işbu alacakla ilgili kesinleşmiş Mahkeme kararı da olacağından, alacağından kdv mahsubu yapılan bu kısım kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca talep edilemez hale de geleceğini, Vergi Usül Kanununu ilgilendiren bir hususu davalının zararı var denilerek alacaktan mahsup etmenin gerek Yargıtay kararları ışığında gerekse uygulama açısından kabulünün mümkün olmadığını, Yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca kur farkı faturasının taraflar arasında alacak verecek,
kar ve zararı değil sadece ve sadece vergisel konuları ihtiva eden bir husus olduğu vergisel ve devlete karşı bir husus olan Kur farkı faturası düzenlenmemesinin kazanç kaybı olarak değerlendirilerek Mahkeme kararında alacağımızdan mahsup edilmesi Yargıtay kararları uyarınca hatalı olduğunu, işbu durum davalının borcunu ödemesine engel bir durum olmamasından ve davalının ticari kayıtlarında da alacağın varlığı tespit edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin dayandığı sözleşmenin 8 ve 8.a maddesi gereği dolar kuru artış ve azalışına göre karşılıklı kur farkı faturası kesilmesi gerekirken, davacı firma bunu kesmediği gibi 30.12.2016 tarihinde 1USD karşılığı 3.5255-TL iken 3.0547-TL kur üzerinden hatalı fatura kesimi yaptığını, davacı firma davalıya fatura tarihi olan 30.12.2016 tarihinde 217.788,27-TL’nin 3.5255-TL karşılığı toplam 767.812,45-TL fatura kesmesi gerekirken 665.273,43 TL fatura kestiğini, davalının kesmesi gerekenden 102.539,02-TL eksik fatura kestiğini,
gerekçeli kararda sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise fatura düzenlenmemesi alacağın istenmesine engel olmadığı belirtilmiş, oysa ki taraflar arasında akdedilen 24.08.2016 tarihli sözleşmede alacağın doğması için davacının döviz kuru faturası kesmesi gerektiği açıkça belirtilmiş davacı şirket tarafından takip konusu borca yönelik bir fatura kesilmediği bu nedenle de takip tarihinde muaccel bir alacak söz konusu olmadığını,
huzurdaki dava itirazın iptali davası olup takip tarihinde muaccel bir alacağın mevcut olmaması nedeniyle davalı şirketin itirazının geçerli olduğu ve takibin haksız olduğu anlaşılmakta olup eksik fatura kesiminden dolayı davalının Kdv kaybı olarak 5.237,30-USD, kazanç üzerinden de 5.817,00-USD mali zararına neden olduğunu, ayrıca davacı firmanın yapması gereken hizmet bedelinin davalı tarafından yapılması sonucu da 6.056,23-TL davalının ayrı bir zarara uğradığını, dolayısıyla davalının ödediği bedelin üstünde zarar ettiğini,
sözleşmenin 8.a maddesi gereği davacı firmanın kur farkı faturası kesmemesinden dolayı davalının davacı firmaya hak ettiğinden fazla ödeme yapmış dolayısıyla takipte belirtilen 7.034,67-USD tutarından borcu bulunmadığı gibi tam aksine toplamda 11.054,30-USD ve 6.056,23-TL alacaklı durumda olduğunu ancak mahkemece KDV ve kazanç kaybının 3.435,39 USD olduğu kabulü ile bu zarar düşüldükten sonra kalan bakiye alacak üzerinden hüküm kurulduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunda 3.435,39 USD KDV ve 3.817,10 USD Kazanç Kaybı zararı tespit edilmişken mahkemenin bu kabulünün hatalı olduğunu,
sözleşmede görüleceği üzere davacı firma ile bahsedilen miktarlarda malzemenin yani cephe ve çatı kaplama malzemelerinin davalının yüklenmiş olduğu işte davacı firma tarafından yapılması karşılığı anlaştığını, malzeme+işçilik faturası kesmesi konusunda anlaştıklarını oysa 30.12.2016 tarihli faturada görüleceği üzere sadece malzeme bedeli faturası kesilmiş, işçilik bunun içine dahil edilmediğini oysa davalının, dosyada mübrez faturadan anlaşılacağı üzere, yüklendiği işin karşılığı olarak 3.firmaya malzeme+işçilik faturası kesmek zorunda kaldığını, davacı firma bu şekilde fatura keserek,
davalının mali zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ancak mahkemece, ilgili faturayı da sunmuş olmamıza ve bilirkişi raporunda "davalının kestiği faturadaki imalatların davalı tarafından tamamlanmış eksik imalatlar olmasının mümkün olduğu,
davalı tarafından bir imalatın yapılmış olduğu ve bu konuda davacının da bilgisi olduğu görüş ve kanaatine varılabilir." yönündeki tespitlere rağmen bu yöndeki iddiamızı ispatlayamadığımıza dair kanaat getirmiş olup yerel mahkemenin bu kanaatinin de hatalı olduğunu, takip tarihi itibariyle muaccel bir borcu bulunmayan davalının takibe itirazı haklı olup davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için aksi düşünülse dahi,
davacı şirketin eksik fatura düzenlediği ve davalının KDV ve kazanç kaybına neden olduğu tüm dosya kapsamından sabit olup likit bir alacak söz konusu olmadığından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı düştüğünü beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, cari(açık) hesap-fatura ve sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ürün bedelinin tamamını ödeyip ödemediği noktasındadır.Taraflar arasında 24/08/2016 tarihinde çatı sandviç panel ve cephe sandviç panel işiyle ilgili olarak 209.866,07 USD bedelli olarak sözleşme imzalanmıştır.
Davacı tarafça, davalı hakkında 30/12/2016 tarih ve 119058 nolu fatura "sandviç panel" açıklamasıyla 217.788,27 USD karşılığı 665.273,43 TL olarak düzenlenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "fatura, cari hesap ekstresi ve sözleşme" sebebine dayalı olarak 7.034,67 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 16/03/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davalı tarafça diğer savunmalarının yanı sıra davacıya 210.887,54 USD ödeme yapıldığı savunulmuştur. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra bu kez davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 7.034,67 USD alacaklıdır. Davalının davaya konu ticari ilişki nedeniyle ticari defterlerine göre davacıya 6.900,73 USD bakiye borcu bulunmaktadır.
Taraf defterlerindeki 133,94 USD'lik bu fark davalının toplam 67.700,00 Euro ödemesinin USD'ye çevrilmesi sırasında davacının toplam ödemeyi 210.753,60 USD, davalının ise 210.887,55 USD olarak kayıtlarına almasından kaynaklanmaktadır. 05/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda davalının ödemesinin 210.887,55 USD olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle davalının bakiye borcu 6.900,73 USD'dir.
Ancak, davalı taraf cevap dilekçesinde, davacının TL cinsinden düzenlediği eksik fatura nedeniyle 5.237,30-USD yani 12.212,18-TL KDV kaybı ve 5.817,00-USD yani 13.569,09-TL kazanç üzerinden vergi kaybı olarak, ayrıca davacının yapması gereken montaj işine ilişkin işçilik işinin kendileri tarafından yapılması sonucu da 6.056,23-TL zarara uğradıklarını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davalının 3.435,39 USD KDV ve kazanç üzerinden vergi kaybı 3.817,10 USD zararı bulunduğu hesaplanmıştır. Mahkemece KDV tutarının indirim konusu yapılamadığı, bu kapsamda davalının KDV ve kazanç kaybının doğduğu bilirkişi raporu ile bu miktarın 3.435,39 USD olduğu anlaşılmakla davalının zararı düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın davacı tarafından takip konusu yapılabileceği kabul edilmiştir.
Ancak bilirkişi raporuna göre toplam zarar 7.252,49 USD iken mahkemece 3.435,39 USD olarak nazara alınmıştır. Oysa tespit edilen zararın tamamının düşülmesi gerekir. Tespit edilen davacı alacağından bilirkişi raporu ile belirlenen dava zararı düşüldüğünde davacının alacağı kalmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı tarafça, bir kısım işçilik giderlerinin kendisi tarafından karşılandığını ileri sürmüş ise de, dosyada bu iddiayı ispatlayacak delil bulunmamaktadır.
Davalı tarafından üçüncü kişilere kesilen fatura ise tek başına davalının iddiasını ispata elverişli değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davanın reddine dair kısımlarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine;
buna karşın ilk derece mahkemesince KDV ve kazanç kaybının doğduğu kabul edilmesine rağmen sadece KDV alacağı düşülerek karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
03/07/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/824, K. 2025/946, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama