KÜNYE
T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/828
- Karar No
- 2025/1454
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Dosya no
- ..
- Karar no
- ..
- Başkan
- ..
- Üye
- ..
- Üye
- ..
- Katip
- ..
- İncelenen kararın mahkemesi
- GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ..
- Numarası
- ..
- Davacı
- ..
- Vekili
- Av. ..
- Davalı
- ..
- Vekili
- Av...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- ..
- Yazım tarihi
- ..
Karar Metni
1.821 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen .. karar sayılı kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
- KARAR -
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ile davalı borçlu arasında iş sağlığı ve güvenliği ölçüm hizmeleri sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği fatura kesim tarihinden 7 gün içerisinde müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ancak.. tarihli faturanın tebliğine rağmen muaccel borç ödenmediğini, başlatılan takibe borçlu tarafından itiraz edildiğini, borca itirazın haksız olduğunu, zira davacı şirket tarafından sunulan hizmetler yasa gereği davalı tarafça da onaylandığını, bakanlık kayıtlarında da bu hususun yer aldığını, yararlanılan hizmet bedelinin sözleşme hükümlerine aykırı davranılarak ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunu,
arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu nedenler .. Müdürlüğü .. esas sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevabında özetle; taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirkete hizmet vermekte bulunduğu ..
Hastanesi İş sağlığı ve güvenliği kapsamında ortam ölçüm hizmeti verdiğini, davacı şirket tarafından verilen hizmette ölçüm raporlarındaki hatalar ve hizmetin icrasındaki gecikmeden dolayı davalı şirketin hizmet verdiği hastaneden yüklü miktarda cezaya maruz kaldığını, davacı şirketin verdiği hizmetteki kusurdan dolayı iş sağlığı ve güvenliği hükümlerine göre ..
TL idari para cezasına hükmedildiğini ve davalı şirketçe bu cezanın ödendiğini, ceza tutanağından görüleceği üzere cezanın davacı tarafça yapılması gereken işlemlerin yapılmamasından kaynaklandığının görüleceğini, bu durumda iş görme edimini yerine getirmeyen davacının alacağının doğmayacağını, gereği gibi getirilmeyen hizmete ilişkin faturaların davalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde noter kanalı ile davacı şirkete iade edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddi ile talep miktarının %..sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
KARAR
. .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin..Karar sayılı kararında "Dosya kapsamı değerlendirildiğinde tarafların ortam ısı ölçümü konusunda hizmet sözleşmesi akdettiklerini ve karşılıklı edimlere ilişkin mahkemeye sunulan sözleşmeye bir itiraz olmamakla sözleşme yapıldığı konusunda bir çekişme bulunmamakla birlikte davalı borçlu hizmet edimin yerine getirilmediğinden ödemezlik definde bulunmuştur.
Dava konusu sözleşme TBK 393/I şeklinde tanımlandığı üzere hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Hizmet sözleşmesi ücret karşılığı sözleşmedir. İşçinin yapma borcuna karşılık işverenin ücret ödemesi söz konusudur. İşverenin ücret borcu para borcudur.
Bu nedenle para borcunun türü hakkında TBK 99 maddesi, temerrüt halinde TBK 120 aşkın zarara ilişkin TBK 122 hükümleri uygulanabilecektir. İşverenin para borcu sözleşmede ayrıca belirtilmediğine işin görülmesi ile muaccel olacaktır. Borçların aynı anda muaccel olacağı kararlaştırılsa dahi para borçlusu işin görülmediği gerekçesi ile ödemezlik definde bulunabilecektir.
Sözleşme tarihinin .. olduğu görülmüş, sözleşmenin 6. Maddesine göre hizmetlerin verileceği tarihin tarafların görüşülerek kararlaştıracağı ve mümkün olan en kısa sürede yerine getirileceği belirlenmiştir. Taraflar tacir olup sözleşme gereği işi yapan davacının iş veren davalıya dava konusuna ilişkin faturaları tebliğ ettiği ancak davalının 8 iş günü içerisinde faturaları iade ettiğinden bu konuda bir ispat aracı olamayacaktır.
Hizmet sözleşmelerinde işin görüldüğünün ispat yükü işi yapan da olup, işin yapıldığının ispatı hukuki fiil olması nedeniyle her tür türlü delil ispat edilebilir. Sözleşmenin yapıldığının her iki tarafın kabulünde olduğuna göre ve ödeme ile herhangi bir iddiada bulunulmadığına göre tarafların ticari defterlerinin incelenmesi hukuki fiilin (işi görmenin) ispatında kullanılması düşünülemez.
İspat yükü kendinde olan davacı yan delil olarak icra dairesi dosyası, sözleşme, mail kayıtları, bilirkişi raporu, ticari defterler, faturalar ve bakanlık nezdindeki bilgi ve belgelere olarak dayanmış olup, sonradan dosyaya sunulan delil dilekçesi adı altında yeni bir delile dayanamayacaktır.
İcra dairesi dosyasında işin yapıldığının ispatına yönelik bir delil bulunmamış, sözleşme ve faturaların da işin yapıldığına dair bir delil olamayacağı anlaşılmış, özellikle sözleşmede işin görüleceği tarih belirtilmemiş, ticari defterlere ilişkin açıklama az önce yapılmış, bilirkişi raporu alınabilmesi için öncelikle işin görüldüğüne dair çekişmenin aydınlatılması sonrasında kullanılabilecek bir delil olduğundan, eylemin olup olmadığı ya da ne şekilde değerlendireceği hakimin takdir yetkisinde olduğu anlaşılmış olduğundan bilirkişiye dosyanın tevdiine karar verilmemiş,
mail yazışmasının sözleşme öncesine yönelik olduğu ve işin yapıldığının ispatına yönelik olmadığı görülmüş, son olarak bakanlık nezdindeki bilgi ve belgelerden işin yapıldığını ispata yarar bir delil bulunmadığı, mahkemeye sunulmadığı görüldüğünden davacı işin yapıldığını ispat edememiştir.
Davalı yanın ispat araçlarının değerlendirilmesinde ispat yükü davacı da olduğundan davalı yana aksini ispat külfeti düşmediğinden inceleme geçilmemiş, özellikle ceza tutanaklarının işin ne zaman yapıldığı anlaşılmadığı, hangi işin sonunda ceza tutanaklarının düzenlendiği konularında tereddüt bulunması, dayanılan tanık delilinde ise işin yapılmadığının ispat külfeti davalı yana geçmediğinden bu konuda dinlenilmeye geçilmemiştir.
Tüm bu anlatılanlar nedeniyle ispat edilmeyen davanın reddi gerekmiş, davacı alacaklının kötüniyeti ispat olunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin de reddi gerekmiştir...." şeklinde karar verilmiş,
İstinaf incelemesi üzerine Dairemizin..
Karar sayılı ilamında " Bu durumda taraflara, ticari defterlerini ve diğer tüm delillerini sunmak üzere usulüne uygun süre verilip, dava konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, iade edilip edilmediği, ödeme kaydı bulunup bulunmadığı, ödeme kaydı varsa herhangi bir ödeme belgesi ile ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği, dava konusu faturanın daha önce iade edilen faturalarla aynı hizmete ilişkin olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, öte yandan süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığının değerlendirilmesi,
süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kabulü halinde davalı tarafın verilen hizmetin ayıplı olduğu yönündeki savunması üzerinde durulması, davalı aleyhine düzenlenen idari para cezasının davacının eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tartışılması ve sonucuna göre yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir." karar verilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış,
Kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada "Tüm dosya kapsamı .. Adliye Mahkemesi ...
Karar sayılı ilamı, denetime elverişli aldırılmış bilirkişi raporu ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında iş sağlığı ve güvenliği ölçüm hizmet sözleşmesi akdedildiği, kaldırma kararı kapsamında yapılan incelemede daha önce iade edilen faturalar ile icra takibine konu faturanın ''ortak ölçüm hizmeti'' konusunda olduğu ve faturaların davalı defterine kayıtlı olmadığı gibi tüm faturaların davalı tarafından iade edildiği hususunun tespit edildiği, faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediği,
hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıya faturaya konu hizmeti verdiği kabul edilmiş olup davalı adına bu kapsamda birden fazla idari para cezası kesildiği, bir kısım cezaların davalının ilgili belgeleri zamanında sunmamasından kaynaklandığı tespit edilmiş ise de ..
TL miktarındaki idari para cezasının davacının eyleminden kaynaklanmış olduğu anlaşıldığından davalı tarafın ileri sürülen ödemezlik defi kapsamında belirlenen ve davalı tarafından ödenen .. TL'nin mahsup edilerek asıl alacak yönünden talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, dosya kapsamında davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge olmaması sebebiyle işlemiş faiz yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca davacının icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmaması sebebiyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; denetleyici kuruluşun davalıya ceza uygulmasının, davacının ifa ettiği işten değil, iç işleyişlerindeki aksaklıktan kaynaklandığı tutanaklarla sabit olduğu, davalının eksik, hatalı veya ihmalkar davranışları nedeniyle uğradığı cezadan, davacının sorumlu tutulması haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince; taşeron firma . ..
Laboratuvarı davalı şirkette, söz konusu .. ölçümünü davacı şirket adına yaptığını, bu ölçümün bedelinin de .. şirketine davalı tarafça ödendiğine dair bir iddia ve kabul bulunmadığı halde, aksi yönde karar oluşa ve hukuka aykırı olduğunu, davada haksız ve hukuka aykırı olarak verilen kısmi ret kararını kesinlikle kabul etmemekle birlikte; bu haliyle dahi arabulucu ücretinin kabul ve ret oranlarına göre hesaplanmadan taraflarına yüklenmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinafa gelen tarafın sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı resen gözetilmiş, ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır.
Dava, hizmet alım sözleşmesi nedeniyle alacak talebine ilişkindir.
... Karar sayılı ilamıyla, davanın kısmen kabul kısmen reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizin.. K.sayılı kararıyla mahkemece verilen...sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki bendin dışında kalan hususlarda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 323.maddesine göre arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, aynı yasanın 326/2.maddesindeki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme yargılama giderlerini tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırır." hükmü dikkate alınarak haklılık oranına göre paylaştırılması gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen arabuluculuk ücretinin tamamının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına şeklinde karar verilmesi isabetli olmadığından kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/828, K. 2025/1454, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama