KÜNYE
T.C. Gaziantep Bam 17. Hukuk Dairesi T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/501
- Karar No
- 2024/213
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2024
- Esas no
- .......
- Karar no
- .......
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/12/2021
- Numarası
- .......
- Davacılar
- 1 -... -TC:...
Karar Metni
1.530 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
... : 2 -... - TC:... ... VEKİLLERİ :Av. ... Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ... Av. ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
GEREKÇE TARİHİ :20/03/2024
........... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulduğundan dosyanın yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/06/2019 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ......... plakalı araca dava dışı ......... plakalı aracın çarpması neticesinde trafik kazasının gerçekleştiğini, ........ plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacı yaşı küçük müvekkilinin malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ...... TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, ........ TL bakıcı gideri olmak üzere .......... tazminatının davalıdan tahsilini dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının kazada müterafik kusuru bulunduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, .......... TL'nin ......... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacı ........'a velayeten annesi ... ve babası ...'a verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili süresinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırı bir şekilde hüküm tesis edildiğini, davacının ikinci kez sunmuş olduğu bedel arttırım dilekçesinde yer alan tutarlar üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, hükmün 6100 sayılı hmk'nın 297. maddesinin c bendi uyarınca gerekçelendirilmediğini, davacı tarafın 2918 sayılı karayolları trafik kanunun 97. maddesinde yer alan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığını, hüküm vermeye ve denetime elverişli kusur raporu alınmaksızın hüküm kurulmuş olması sebebi ile hükmün kaldırılması gerektiğini,
davacının kalıcı maluliyet oranının hüküm tarihinde yürürlükte olan çocuklar için özel gereksinim değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre tespiti gerekirken, erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş maluliyet raporu hükme esas alındığını, ayrıca maluliyet oranın tespitinin adli tıp kurumu 3. adli tıp kurulu tarafından düzenlenmesine yönelik talebin değerlendirilmediğini,......... tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı kanunun 18.maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden hükmün kaldırılması gerektiğini,
tazminat hesaplamasının kaza tarihinde yürürlükte bulunan genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerekirken yasal düzenlemeler dışına çıkılarak hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun tarafımıza tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, 6098 sayılı kanunun 52. maddesi gereği müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yerel mahkemece herhangi bir indirim uygulanmadığını, davacı ........................... kaza anında ........................ plakalı motosikletin arka koltuğunda kardeşi ........ ile birlikte oturduğunu,
kaza tarihinde 10 ve 12 yaşında olan iki çocuğun motosiklette yolculuk etmesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, kaza anında davacıda kask ve koruyucu tertibatın da mevcut olmadığını, tedavi giderleri, geçici işgöremezlik tazminatı ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ve diğer tüm giderlerin tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında sgk tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme: Uyuşmazlık trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk: 6098 sayılı TBK m. 49-55; 2918 sayılı KTK 85, 89, 90, 91; 6100 sayılı HMK m.341, 353, 355, 359; ZMMS Genel Şartları
3. Değerlendirme: HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;
3.1.2918 sayılı KTK.nın 97. maddesi uyarınca "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir..." hükmü düzenlenmekte olup, davacı vekilinin söz konusu hüküm kapsamında davalıya başvuruda bulunduğu, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik tamamlanabileceğine göre başvuru şartının yerine getirildiği anlaşılmakla davalının buna yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
3.2.Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüte düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrütün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir.
2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Mahkemece davalı ... şirketi hakkında sorumluluğun kazanın kendilerine ihbarı tarihinden itibaren başlayacağı veya ihbar yapılmaz ise dava tarihinden itibaren faiz verilmesi gerektiği için temerrüt tarihinden faiz verilmesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
3.3.Mahkemece kusura ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunun ve mahkemenin kabulünün olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
3.4.Mahkemece kaza tarihinde (06/06/2019) yürürlükte olan "Çocuklar için özel gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik " hükümleri doğrultusunda maluliyet rapor tanzim edildiği, raporun denetlenebilir ve dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeniyle buna yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
3.5.TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı giderine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen bakıcı giderinin de hüküm altına alınması usul ve yasaya uygun olup buna yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.(Y........ E.K; aynı dairenin ......... E.K)
3.6.Dosyası içerisinde bulunan hesap raporunun güncel içtihatlara uygun olarak TRH 2010 tablosuna göre kusur ve maluliyet raporları dikkate alınarak progresif rant yöntemine göre düzenlendiği anlaşıldığından istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
3.7. Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı HMK'nın m.107 hükmü kapsamında alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Yine HMK'nın m. 176 hükümleri kapsamında davacı karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadan dava değerini arttırabilir. Somut olayda davacının alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduktan sonra ibraz ettiği ikinci dilekçenin esas alınmasına bir isabetsizlik görülmemiştir.( Y..........K,)
3.8. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise hâkim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılması Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada kaza tespit tutanağının düzenlendiği, ifadelerden araçta istiap haddinin üzerinde kişi olduğu anlaşılmıştır. Davacının yaşı itibarıyla bu hususlara yönelik tedbirleri alma yükümlülüğünün sürücü babaya ait olduğu anlaşıldığına göre (.......K,) müterafik kusuru oluşturduğunun kabulü gerekmiştir. Mahkemece hatalı gerekçe ile bu hususa ilişkin talebin reddine karar vermesi yerinde olmadığından kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararın kaldırılması yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yapılan değerlendirme sonucu davacı için hesaplanan toplam tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak bakiye kalan miktar üzerinden karar vermek gerekmiştir. (Y.........E.K)
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ancak bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzelterek esas hakkında bir karar vermek üzere 6100 sayılı H.M.K‘nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak, istinaf edenin sıfatı, tarafların kazanılmış hakları dikkate alınarak kesinleşen hususlar infazda tereddüt hasıl olmaması açısından aynen belirtilmek suretiyle yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip · ... ... ... ... · e-imza e-imza e-imza e-imza · İ.S.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/501, K. 2024/213, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama