KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1121
- Karar no
- 2024/1953
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/03/2022
- Numarası
- 2020/848 Esas 2022/171 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
971 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya takip dayanağı faturalardaki mal ve hizmetin verildiğini, fakat borçlu tarafından fatura bedelinin ödenmediğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; takip dayanağı olan faturadan kaynaklı olarak davacıya müvekkili şirketin borcunun bulunmadığını, davacının müvekkiline neden fatura düzenlediğinin anlaşılamadığını ve ticari defterlerinde de davacı firma tarafından düzenlenen bir faturaya rastlanılmadığını, bu nedenle icra takibine de itiraz edildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; alacak iddiasının müstenidi irsaliyeli faturalar incelendiğinde, gerek konu faturalar içeriği hizmetlerin davalı şirkete verildiğini, gerekse işbu faturaların davalı şirkete tebliğini ispata elverişli herhangi bir teslim/tebliğ şerhine rastlanılmadığı, davalı tarafça borç inkar edildiğine göre ispat yükünün davacıya düştüğü, davacının da faturalara konu malların davalıya teslim edildiği hususunu ispat edemediği ve davacının teklif ettiği yeminin davalı şirket yetkilisince yerine getirildiği, davacı tarafın iddiasını ispat edemediği, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin Dalgakıran Limanında davalıya ait 6 adet konteyner taşıma işini yaparak davalıya teslim ettiğini, dolayısıyla davalı tarafından hizmet alındığının sabit olduğunu, limanda eşya veya konteyner taşınmasını isteyen şirketin bu durumu liman idaresine bildirdiğini ve çalıştığı lojistik/nakliye firması varsa isimleri söylenerek kayıtlara işlendiğini, akabinde liman tarafından nakliye/lojistik firmalarına e-posta ile yükleme yapıp işlemleri yapması gerektiği talimatının verildiğini, liman dahilinde liman onayı ve talimatı olmadan hiçbir nakliye firmasının işlem yapamadığını,
davaya konu olayda da davalı firmanın Dalgakıran Limanına 6 adet konteynerin taşınacağını bildirerek taşıma işinin müvekkili tarafından yapılacağını beyan ettiğini, ...
Makina/... tarafından da müvekkiline e-posta ile talimat verildiğini, müvekkilinin de limandan gelen talimat üzerine ilgili konteynerleri taşıdığını ve davalının konteynerleri bir süre beklettikten sonra teslim aldığını, dolayısıyla müvekkilinin hizmet ve bekleme ücreti dahil olmak üzere davaya konu faturaları keserek davalıya gönderdiğini, davalının hizmeti aldığının limandaki talebiyle de sabit olduğunu, mahkemece hizmetin verildiğinin ispat edilemediği belirtilmişse de, yapılan iş konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamakta olup davalı tarafın da kabulünde olduğunu,
tüm bu hususlar taraflar arasında geçen ve dosyaya sunulan e-posta yazışmaları ile de sabit olup, bu yazışmalarda davalı tarafça mal veya hizmetin alındığının açıkça ikrar edildiğini, salt bekleme ücreti için haksız olarak itiraz edildiğini, ancak mahkeme tarafından bu hususların değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taşıma hizmet bedeline ilişkin fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça, davalıya konteyner taşıma hizmeti verildiği ileri sürülerek hizmet bedeline ilişkin her biri 4.248-TL bedelli 05.11.2019 tarihli iki adet fatura alacağı talep edilmiş olup, davalı tarafça ise hizmetin verildiği ve buna bağlı olarak borcun varlığı inkar edilmiştir.
Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır.
Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; takip dayanağı faturaların davalının ticari defterlerinde yer almadığı, faturaların tebliğ ve teslimine ilişkin bir delil bulunmadığı tespit edilmiştir.
Ancak davacı tarafça delil olarak dayanılan ve davalı tarafından da inkar edilmeyen e-posta yazışmalarından; dava dışı ... firmasınca taşınması gereken davalıya ait 6 adet konteynerin taşınması işinin, davalının yanlış bilgi girişi sonucunda liman idaresinden gelen 25.10.2019 tarihli talimat doğrultusunda davacı tarafından gerçekleştirildiği, bu kapsamda davalı çalışanı ... tarafından ... firmasına gönderilen 01.11.2019 tarihli e-postada cuma günü taşıması yapılan 6 konteyner için fatura bilgilerinin iletileceğinin bildirildiği,
04.11.2019 tarihli e-posta ile de "fiyat konusunda aranızda anlaşın, talimatsız alınan yüklerin mağduriyeti yaşanmasın" şeklinde beyanda bulunulduğu, dolayısıyla davalının hatalı talimatı doğrultusunda konteyner taşıma işinin davacı tarafça yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
Takibe dayanak faturalar konusu taşıma hizmetinin davacı tarafından verildiği kanıtlanmış olmakla, hizmet bedeline ilişkin alacağa hükmedilmesi gerekirken, davacı faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gerekçesiyle, davacının delil olarak dayandığı e-posta yazışmaları dikkate alınmasızın davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan faturaya dayalı alacak likit olup davalı da itirazında haksız olduğundan, icra inkar tazminatı talep koşulları da oluşmuştur. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1121, K. 2024/1953, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama