KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Dosya no
- 2022/1334
- Karar no
- 2025/1051
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/03/2022
- Numarası
- 2020/350 Esas - 2022/194 Karar
- Dava
- Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/07/2020
- İstinaf karar tarihi
- 26/06/2025
Karar Metni
2.092 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalı arasında ilk olarak 10/08/2009 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik ve 27/08/2009 tarihinde 5 yıl süreli ... bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeler devam ederken müvekkili şirketin 16/07/2013 tarihinde davalı şirketin dayatması ile 14/07/2014 tarihinde sona eren kesin teminat mektubunu davalıya vermek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin teminat mektubunun süresini nakde çevrileceği korkusu ile defalarca uzattığını,
en son 23/12/2014 tarihinde ise tekrar 30/01/2015 tarihine kadar uzattığını ve bayilik sözleşmelerini de zorunluluk gereği 2 aylık olarak 23/01/2015 tarihinde sona ermek üzere kısa süreli uzatmak zorunda kaldığını, bu süre zarfında müvekkili şirketin davalı şirkete ticari faaliyetten dolayı herhangi bir borcunun olmadığının davalı şirket ile yapılan hesap mutabakatında net bir şekilde gözüktüğünü, her defasında müvekkilinden ek teminatlar isteyen davalının, müvekkilini faaliyet gösteremez hale getirdiğini, son olarak istasyonunun kapandığını,
müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ve teminat mektubunun iptali istemiyle İstanbul 15. ATMnin 2015/62 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu sırada davalının teminat mektubunu paraya çevirmesiyle davanın istirdat davasına dönüştüğünü, mahkemece bayilik sözleşmesinin halen yürürlükte olduğu gerekçesiyle erken açılan davanın reddine karar verildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda, sözleşmenin 23. maddesindeki cezai şarta ilişkin hükümlerinin üzerinin çizilmiş olması nedeniyle uygulanamayacağının ve müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 11.08.2014 tarihinde sona erdiğini,
bu suretle teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği tespit edilerek müvekkilinin haklılığının ispatlandığını belirterek, davalı şirketin haksız olarak tahsil ettiği 250.000-TL'nin ödeme tarihi olan 30/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının dayandığı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının, dayatma sonucu teminat mektubu vermek zorunda kaldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 10.08.2009 tarihli 5 yıllık sözleşme akdedilmiş olup, davacının sözleşme tarihinden çok sonra 16.07.2013 tarihinde teminat mektubu verdiğini,davacının iddiasının aksine müvekkilinin davacıdan cezai şart ve verilen ariyetlerin iade edilmemesi nedeniyle iade edilmeyen ekipman bedeli alacağı bulunmakta olup,
teminat mektubunun söz konusu alacaklara mahsuben tazmin edildiğini, bu kapsamda davacının anlaşma sona ermesine rağmen ariyeten verilen ekipmanların bir kısmını iade etmediğini, iade edilmeyen demirbaş ve ekipmanlara ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından 14.04.2015, 20.04.2015 ve 06.05.2015 tarihli faturaların düzenlendiğini, bu fatura bedellerinin teminat mektubu bedelinden tahsil edildiğini, yine ariyetlerin iade edilmemesi nedeniyle, anlaşma süresinin sona ermesinden ariyetli demirbaşların müvekkiline teslimine kadar geçen her gün için 1.500-USD'den hesaplanacak cezai şart alacağı bulunduğunu,
sözleşmenin cezai şart hükmünün üstü çizilmiş olsa da sadece davacının imza ve kaşesi bulunmakta olup müvekkilinin de imza ve kaşesinin bulunması gerektiğini, aksi halde tek başına davacının yaptığı değişikliğin müvekkili açısından bağlayıcı olmayacağını, müvekkili şirketin davacı taraftan İstanbul 19. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 28.397,73-TL alacağı bulunmakta olup, söz konusu takip dosyasının kesinleştiğini, bu kapsamda işbu davada davacı tarafın bir alacağının bulunduğu yönünde bir tespitin yapılması halinde, müvekkilinin bu takibe konu alacağının mahsubunun gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin fiilen sonlandığı, 250.000-TL tutarlı teminat mektubunun davalı tarafından 03.02.2015 tarihinde nakde çevrilerek yasal defterlerine kaydedildiği, taraflar arasında bayilik sözleşmesinin eki olarak düzenlenen ariyet sözleşmesine konu 67 adet akaryakıt istasyonu demirbaşının davacı tarafından davalıya iade edilmediği, toplam fatura bedeli 213.320,15-TL olan bu demirbaşların davacı yedinde kaldığı,
davalının 213.320,15-TL demirbaş bedellerinin mahsubu sonucu teminatın paraya çevrilmesinden kalan 27.061,21-TL'yi 12.06.2015 tarihinde davacıya iade ettiği, davalının davacıya başka borcunun kalmadığı, her ne kadar davalı tarafından demirbaşlara ilişkin düzenlenen faturalara itiraz edilmiş ise de, ariyete ve iadeye konu malzemelerin fiyatlarının bilirkişiler tarafından piyasa koşullarına uygun bulunduğu, davacı tarafça imzalanan ariyet belgesindeki davacı taahhüdü gereği davalının iade edilmeyen demirbaş bedelini tazmin hakkı olduğu,
aradan 5 yıl geçmesine rağmen demirbaşları iade etmeyen davacının demirbaş bedellerinin teminat mektubuna mahsup edilmesine itirazının haklı görülemeyeceği, davalının davacıya borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 11.08.2014 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ve teminat mektubunun iptali istemiyle daha önce açtığı ve erken açıldığı gerekçesiyle reddedilen İstanbul 15. ATM'nin 2015/62 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda, sözleşmenin 23. maddesindeki cezai şarta ilişkin hükümlerinin üzerinin çizilmiş olması nedeniyle uygulanamayacağının tespit edildiğini, müvekkilince demirbaş ve ariyetlerin teslim alınması için davalıya ihtarname gönderildikten sonra aynı konuda 06.03.2015 tarihli bir ihtarname daha gönderildiğini,
bu tarihten önceki ihtara rağmen demirbaşları teslim almayan davalının, defalarca ihtar çekilmesi üzerine malzemelerin hepsini teslim aldığı halde teminat mektubunun tahsilinden sonra 14.04.2015, 06.05.2015 ve 20.04.2015 tarihli faturaları düzenlediğini, malzemenin hepsi teslim alındığı halde, bir kısmı veya tamamı müvekkiline satış yapılmış gibi gösterildiğini ve gerçeğe aykırı söküm bedeli faturası düzenlendiğini, müvekkilinin malzemeleri satın alma zorunluluğu bulunmadığını, ariyet malzemelerin 6 yılı aşan amortisman süresi geçirdiğinden hurda değeri taşıdığını, davalının nakliye masrafı nedeniyle gelip alma gereği hissetmediğini,
ekipman hurda olduğundan değerinin bulunmadığını, davalı tarafça tüm malzemelerin teslim alındığını, yine tarafların mutabakatı sonucu sözleşmenin cezai şart kısmının üzerinin çizilerek sözleşme dışı bırakıldığını, bu nedenle davalının cezai şart talep edemeyeceğini, davalının bizzat kendisinin sunduğu sözleşmede de cezai şartın üzerinin çizili olduğunu, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davacı tarafça verilen ve davalı tarafından paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Davacı bayi tarafından davalıya verilmiş olan teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiği ileri sürülerek tahsil edilen teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsili talep edilmiş olup, davalı vekilince ise müvekkilinin davacıdan cezai şart ve verilen ariyetlerin iade edilmemesi nedeniyle iade edilmeyen ekipman bedeli alacağı bulunmakta olup, teminat mektubunun söz konusu alacaklara mahsuben tazmin edildiği,
bu kapsamda davacının anlaşma sona ermesine rağmen ariyeten verilen ekipmanların bir kısmını iade etmediğini, iade edilmeyen demirbaş ve ekipmanlara ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından 14.04.2015, 20.04.2015 ve 06.05.2015 tarihli faturaların düzenlendiği, bu fatura bedellerinin teminat mektubu bedelinden tahsil edildiğini, yine ariyetlerin iade edilmemesi nedeniyle, anlaşma süresinin sona ermesinden ariyet demirbaşların müvekkiline teslimine kadar geçen her gün için 1.500-USD'den hesaplanacak cezai şart alacağının bulunduğu savunulmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;
ariyet sözleşmesine konu 67 adet akaryakıt istasyonu demirbaşının davacı tarafından davalıya iade edilmediği, toplam fatura bedeli 213.320,15-TL olan bu demirbaşların davacı yedinde kaldığı, davalının 213.320,15-TL demirbaş bedellerinin mahsubu sonucu teminatın paraya çevrilmesinden kalan 27.061,21-TL'yi 12.06.2015 tarihinde davacıya iade ettiği, davacının davalıdan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda; taraflar arasında 10.08.2009 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı,
davacı bayinin sözleşme kapsamında doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere davalıya 250.000-TL bedelli teminat mektubu verildiği, sözleşmenin süresinin dolduğu, bu kez taraflar arasında 23.11.2014 tarihli 2 ay süreli yeni bir bayilik sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin de 23.01.2015 tarihi itibariyle süresinin dolduğu, davalı tarafça, davacının verdiği teminat mektubu 03.02.2015 tarihinde nakde çevrilerek,
bedelinin davalı tarafça davacıya hitaben düzenlenen istasyondan sökülemeyen demirbaş bedeli açıklamalı 14.04.2015 tarihli 239.280,15-TL tutarlı, istasyon söküm bedeli açıklamalı 20.04.2015 tarihli 8.560,90-TL tutarlı, istasyondan sökülemeyen demirbaş bedeli açıklamalı 06.05.2015 tarihli 213.320,15-TL bedelli fatura bedellerinden mahsup edildiği, davacı tarafça keşide edilen 24.04.2015 ve 21.05.2015 tarihli ihtarnameler ile faturalara itiraz edildiği,
yine davacı tarafça keşide edilen 06.03.2015 tarihli ihtarname ile ariyet malzemeleri ve kurumsal kimlik ekipmanlarının iade edilmek üzere sökülüp hazırlanmasına rağmen teslim alınmadığı veya nereye teslim edileceğinin bildirilmediği belirtilerek, tazmin edilen teminat mektubu bedelinin iadesi talep edilmiştir.10.08.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin 12. maddesinde;
anlaşma süre sonunda yeni bir sözleşme imzalanmaması halinde bayinin tüm malzeme ve teçhizatı sökerek derhal ...'ye iade etmeyi kabul ettiği, bayinin bu madde hükmüne aykırı olarak ariyet demirbaşları BP'ye iade etmezse, geç teslim ettiği her gün için ...'ye 2.500-USD karşılığı Türk Lirası cezai şart tutarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiştir.
23.11.2014 tarihli sözleşmenin 5.f maddesinde, sözleşmenin feshi halinde bayinin, malzeme ve teçhizatı sağlam olarak ve her türlü masraf uhdesinde kalmak kaydıyla ...'ye teslim etmekle yükümlü olduğu, 5.g maddesinde, anlaşma sonunda yeni bir sözleşme imzalanmaması halinde bayinin kendisine ödünç olarak verilen taşınır malzemeleri rayiç bedel üzerinden satın alma hakkına sahip olduğu,
anlaşmanın süre sonunda bayinin satın almak istemediği ekipmanı söküm ve nakliye masrafları uhdesinde kalmak üzere sökerek derhal ...'ye iade etmeyi kabul ettiği, bayinin bu madde hükmüne aykırı olarak ariyet demirbaşları ..'ye iade etmezse, geç teslim ettiği her gün için ...'ye 1.500-USD karşılığı Türk Lirası cezai şart tutarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hüküm altına alınmış olup, bu hükümdeki "1.500-USD (binbeşyüz Amerikan Doları" ibaresinin üstü çizili olup karşısında davacı bayinin kaşe ve imzasının bulunduğu, davalının ise imza veya parafının yer almadığı,
ancak davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde UYAP üzerinden sunulan sözleşme örneğinde de aynı şekilde cezai şart miktarına ilişkin ibarenin üstünün çizili olduğu görülmüştür.Sunulan delillere göre istasyona yapılan sabit yatırım ile davacı bayiye ariyet olarak verilen malzeme ve ekipmanın davacı bayinin imzasını içeren ariyet demirbaş belgesi ile davacıya teslim edildiği, belge ekinde ariyet ve demirbaşların 67 adet olarak listelendiği, ariyet ve demirbaş malzemelerin taraflar arasındaki ilk sözleşme başında 2008 ve 2009 yıllarında ilgili firmalarca davalıya fatura edildiği anlaşılmaktadır.
HMK'nın 207. maddesinde; senetteki çıkıntı, kazıntı veya silintinin ayrıca onanmamışsa inkar halinde göz önünde tutulmayacağı hüküm altına alınmıştır.Yani senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise, inkar halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin, geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilerek onaylanması gerekir.
Somut olayda bayilik sözleşmesinin cezai şart ilişkin 5.g maddesindeki cezai şart miktarının üzerinin çizili olduğu ve bu değişikliğin davacı bayi tarafından imzalanmasına rağmen davalının imzasının bulunmadığı görülmekle birlikte, sözleşmenin davalı tarafından sunulan örneğinde de aynı şekilde üstünün çizili olduğu anlaşılmakla, davalının bu değişikliği benimsediği kabul edilmelidir.
Buna göre taraflarca cezai şart hükmünün tadil edildiği ve geçersiz sayıldığı kabul edilmiştir.
Diğer yandan davalının ariyetlerin iadesi hususunda davacıya yönelik herhangi bir ihtarı bulunmamakta olup, davacı bayi tarafça keşide edilen ihtarname ile ariyet malzemeler ve kurumsal kimlik ekipmanlarının iade edilmek üzere sökülüp hazırlanmasına rağmen teslim alınmadığı veya nereye teslim edileceğinin bildirilmediği davalıya ihtar edilmesine rağmen, davalının ihtara cevap vermediği ve bu konuda girişimde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle esasen davalının sözleşmenin 5.g maddesi hükmüne dayalı cezai şart talep koşulları da oluşmamıştır. Ariyet malların davacı bayiye teslim edildiği sabittir. Sözleşmenin de süre bitimi ile kendiliğinden sona erdiği tarafların kabulündedir. Bu durumda davacı bayi, kendisine teslim edilmiş olan ariyetleri, sözleşme gereği söküm ve nakliye giderleri kendisine ait olmak üzere iade yükümlülüğü altında olup, iade hususu davacı tarafça kanıtlanamamıştır.
İadesi gereken ariyet bedelinin tespitinde ise, defter değerleri de gözetilerek dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle ariyetlerin rayiç değeri dikkate alınmalıdır. Ancak mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Bu nedenle ariyetlerin ilk sözleşme başlangıcından itibaren amortisman bedelleri düşülmek suretiyle, dava tarihi itibariyle davalının talep edebileceği ariyet bedelinin tespiti gerekmektedir.Uyuşmazlık konusu davalı faturasının ekinde yer alan listedeki ekipman ve demirbaşların bir kısmının ise yer altı tankı gibi sabit yatırım ekipmanı niteliğinde olduğu görülmektedir.Bir akaryakıt istasyonunun faaliyette bulunabilmesi için yerine getirilmesi zorunlu olan, aynı zamanda dağıtıcının kendi satış kanallarının takibinde kullandığı sabit üst yapı ve altyapı niteliğindeki sabit yatırımlar,
sözleşme süresince bayinin akaryakıt istasyonunda faaliyeti için gerçekleştirilmiş olup, erken fesih söz konusu olmayıp sözleşme süresi de tamamlanmış olmakla, davalının davacı bayiden sabit yatırım bedeli talep hakkı bulunmamaktadır. Taraflar arasında, sözleşmenin süresinin tamamlanmış olmasına rağmen sabit yatırım bedelinin davalıya iade edileceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle davalının davacı bayiden sabit yatırım bedeli talep etmesi mümkün değildir.Bu durumda mahkemece sabit yatırım niteliği taşımayan ve davacının iade etmekle yükümlü olduğu ariyet ekipmanın nelerden ibaret olduğu belirlenerek, davalı kayıtlarındaki defter değerleri de gözetilerek, dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle ariyetlerin dava tarihindeki rayiç değerinin tespit edilmesi,
ekipmanın söküm ve nakliye masraflarından sözleşme gereği davacının sorumlu olduğu da gözetilerek davalının talep edebileceği ariyet bedeli ile söküm ve nakliye masrafının tespiti bakımından sektör bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,
eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Diğer yandan davacı tarafça aynı teminat mektubu nedeniyle daha önce açılan ve mahkemece sözleşmenin henüz yürürlükte olduğu ve bu nedenle erken açıldığı gerekçesiyle ret kararı verilen İstanbul 15. ATMnin 2015/62 esas sayılı dosyasında davacı aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti, davalı tarafça İstanbul 19. İcra Dairesinin ...sayılı dosyasında takip konusu edilmiş ve takip kesinleşmiş olmakla, davalının takip konusu alacak bakımından ileri sürdüğü takas definin de dikkate alınması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1334, K. 2025/1051, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama