KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/137
- Karar no
- 2024/1974
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/09/2021
- Numarası
- 2020/87 Esas - 2021/607 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
1.416 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıdan mermer döşeme kap ve mermer basamakları satın aldığını, davalıya 45.135-TL satım bedelini ödemesine rağmen malların teslim edilmediğini, davalıya ihtarname gönderildiğini, davalıyla yapılan görüşmeler kapsamında muhtemelen sonradan oluşturulan müvekkili temsilcisinin imzasını taşımayan 08/12/2018 tarihli bir taşıma irsaliyesiyle 08/12/2018 tarihli taşıyan tarafından imzalanmış faturanın verildiğini, müvekkilinin söz konusu irsaliyeyi kabul etmediğini, malı teslim alan kişinin müvekkilinin yetkilisi olmadığını, yetkilinin imza ve kaşesinin bulunmadığını;
davalıya noterden gönderilmiş 26/12/2018 tarihli ihtara, davalının verdiği 02/01/2019 tarihli cevapta malların fatura tarihi olan 05/12/2018 tarihinde teslim ettiğini, ancak nedense davalının müvekkiline 08/12/2018 tarihli taşıma irsaliyesini gösterdiğini, davalının beyanlarının çelişkili olduğunu; bunun sonucunda da satım bedeli olarak ödenen 45.135-TL'nin tahsili için davalı aleyhine İstanbul...
İcra Dairesi'nin 2019/32758 esas sayılı takibinin başlatıldığını, fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davacının ilk olarak müvekkilinden 10/11/2018 tarihinde mermer basamak ve döşeme aldığını, bu malların teslim edildiğini ve ödemesinin de yapıldığını; sonrasında 05/12/2018 tarihinde yine mermer basamak ve döşeme aldığını, bunların da 08/12/2018 tarihinde teslim edildiğini, bedelinin tahsil edildiğini; mermerler hususunda davacı adına müvekkiliyle irtibata geçen kişinin dava dışı... olduğunu, bu şahsın müvekkiline davacının kaşesinin resmini gönderdiğini ve fatura kesildiğini, bu şekilde malların teslim edildiğini ve paranın alındığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, tarafların defter ve kayıtlarını incelendiği bilirkişi raporunda, davacının defterlerinde dava konusu olmayan 10/11/2018 tarihli 34.810-TL tutarındaki faturanın 14/12/2018 tarihinde, davaya konu 05/12/2018 tarihli 45.135-TL bedelli faturanın ise 17/12/2018 tarihinde ödendiği, ticari defter kayıtlarında davalı şirket bakiyesi bulunmadığı, davalının kayıtlarının da davacının defterleriyle uyumlu olduğu, faturaların davacının BA ve davalının da BS formlarında kayıtlı olduğunun belirlendiği;
davacının malın teslim edilmediği iddiasını ispat edemediği ve yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7.460,63-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ve 1.320-TL arabuluculuk giderinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1- Davacı vekili, davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmamasına rağmen lehine vekalet ücretine ve müvekkili aleyhine de yargılama gideri ile arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin 7036 s.k.
3/12'ye aykırı olduğunu; müvekkili şirketin ... isminde bir yetkilisi veya çalışanı olmadığını, malın en geç ödeme tarihine kadar tesliminin gerektiğini, teslim edilmemiş mallara ilişkin faturaların müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olduğundan bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2- Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesine rağmen kötüniyet tazminatı talepleri hakkında hiç bir karar verilmediğini ve davacının haksız çıktığını belirterek, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satın alınan malların teslim edilmediğinden bahisle ödenen bedelin iadesi için başlatılmış icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve satıcının defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz.
Dolayısıyla davalı-satıcı, fatura konusu mal veya hizmetin davacıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır.
Davalı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır.Somut olayda, davacı-alıcı 05/12/2018 tarihli 160 m2 mermer döşeme kap. ve 100 m2 mermer basamağa ilişkin faturanın bedeli olan 45.135-TL'yi banka havalesiyle davalı satıcıya ödediğini, ancak söz konusu malların kendisine teslim edilmediğinden, ödenen bedel ve işlemiş faizinin tahsili istemiyle davalı aleyhine takip başlatıldığını, malların teslimine ilişkin davalının sunduğu irsaliyede imzası bulunan...'ın şirketle bir ilgisi olmadığını ileri sürmüştür.Davaya dayanak teşkil eden İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibinde, davacının alacaklı, davalının ve dava dışı ...'ın borçlu olduğu, 45.135-TL asıl alacak ve 6.100,64-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.235,64-TL talep edildiği, takip dayanağı 05/12/2018 tarihli ... nolu 45.135-TL bedelli faturadır.Ticari ilişki taraflarca kabul edilmekte olup; uyuşmazlık, fatura içeriği emtianın davacıya teslim edilip edilmediğine ilişkindir.
Bilirkişi raporunda, mermerlere ait 45.135-TL bedelli faturanın davacının defterlerinde 05/12/2021 ve yapılan ödemenin de 17/12/2018 tarihinde kayıt edildiği; aynı şekilde davalının defterlerinde faturanın ve ödemenin kayıtlı olduğu; yine faturanın davalının BS, davacının BA formunda kayıtlı olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda davacı vekili her ne kadar fatura konusu mermerlerin teslimine ilişkin irsaliyede adı ve imzası bulunan ...'in müvekkili yetkilisi olmadığını iddia etmiş ise de, davacı, davalı tarafça düzenlenen faturaya itiraz etmeyerek benimsemiş ve defterlerine işlemiştir.
Buna göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.6325 sayılı HUAK'ın karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 18/A maddesinin 11. fıkrası "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.
Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.".
13. fıkrası ise "Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. ... Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." hükmünü içermektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 2023/160 E., 2024/77 K. sayılı ve 14/03/2024 tarihli kararıyla, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası kısmen iptal edilmiş ve fıkranın birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresi ile fıkranın "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." şeklindeki ikinci cümlesi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve kararın RGde yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Söz konusu iptal kararı 18/4/2024 tarihli ve 32521 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.
Bu karar yürürlüğe girmeden önce 07/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 25. maddesinde 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.
(Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine AAÜTne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. (son cümlesinde değişiklik yapılmamıştır) Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklinde değiştirilmiştir.Söz konusu değişiklik 14/11/2024 tarihli RG'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, bir usul hükmü olduğundan, derhal uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan değişik kanun hükmünün uygulanması gerekmektedir.Buna göre mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı, davacının ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu olacak ve lehine tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekmektedir.Öte yandan davanın reddine rağmen mahkemece davalının kötüniyet tazminatı istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Davacının malların teslimi hususundaki iddiaları dikkate alındığında, takibin kötüniyetli olarak başlatıldığına dair delil bulunmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatı şartları bulunmamaktadır Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf isteminin reddine;
davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalının, davacının kendisine ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinden sorumluluğu ve vekalet ücreti alacağının buna göre belirlenmesi gerektiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata/eksiklik tekrar yargılama yapılmasınıgerektirmediğinden,
yeniden karar verilerek davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
30/12/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/137, K. 2024/1974, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama