KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Dosya no
- 2022/2378
- Karar no
- 2025/2146
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2022
- Numarası
- 2020/291 Esas - 2022/776 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 24/06/2020
- İstinaf karar tarihi
- 25/12/2025
Karar Metni
1.251 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; asıl borçlu Serkan ... ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiğini, iş bu sözleşmeler gereğince asıl borçluya taksitli ticari krediler ve çek taahhüt kredisi kullandırıldığını, davalı ile dava dışı ... Optik ... Ltd. Şti'nin ise sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine 21.01.2020 tarihli kat ihtarı keşide edilerek borçlular aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, itirazında yetkili icra dairesi gösterilmediğinden geçersiz olduğunu,sözleşmede yetki şartı bulunduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından müvekkiline gönderilen kat ihtarında anapara borcunun 296.613,75-TL, işleyen faizin 17.443,88-TL ve BMSV'nin 872,20-TL olarak, toplam borcun ise 314.929,82-TL olarak belirtildiğini, ödeme emrinde ise kötü niyetli bir şekilde 314.929,82-TL olarak faiz ve BSMV de dahil edilmek suretiyle toplam bedelin belirtildiğini, ticari işlerde bileşik faiz yasak olup, davacının icra takibinde anapara borcuna işleyen akdi faizi ve BMSV'yi ekleyerek faiz ve BMSV'ye temerrüt faizi işlettiğini, hukuka aykırı olarak takip talebinde fahiş miktarda uygulanarak faize faiz işletildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; genel kredi sözleşmeleri kapsamında asıl borçluya 01/11/2019 tarihinde 133.000-TL ve 05/11/2019 tarihinde 163.613,75-TL kredi kullandırıldığı, taksitlerin hiç birinin ödenmediği, 66309, 66310 no'lu iki adet çek yaprağının davacı bankaya iade edilmediği, davacı banka tarafından kredi hesaplarının kat edilerek 21/01/2020 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu ve davalıya 24/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği,
verilen mehil sonrası 28/01/2020 tarihinde temerrüde düştüleri temerrüt tarihi itibariyle her iki kredi kapsamında davacı bankanın asıl borçludan 311.493,40-TL'si asıl alacak olmak üzere 311.902,23-TL nakit 4.060-TL gayrinakit alacaklı olduğu,davalı kefilin temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işleyecek temerrüt faizinden de sorumlu olduğu,
sözleşmenin 22. maddesi kapsamında davacı bankanın asıl alacağa %51,60 oranında temerrüt faizi isteyebileceği,davacının %45 temerrüt faiz talebiyle bağlı olduğu,davalı müteselsil kefilin gayrinakit alacaktan sorumluluğu açıkça sözleşmede düzenlenmediği gerekçesiyle;davalının itirazının 311.493,40-TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 313.169,49-TL yönünden iptaline, takibin 311.493,40-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %45 temerrüt faizi ve faizin %5'i gider vergisi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin nakit,gayrinakit alacağa ilişkin taleplerin reddine,
nakit alacak yönünden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili;sözleşmelerin 23. maddesinde, kefilin gayrı nakit alacaktan sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiğini, temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini,muaccel olan tüm borç yönünden temerrüt faizi hesaplanması gerekirken, söz konusu tarihler arasında temerrüt faizi yerine akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması sonucunda nakit alacağın 5.690,54-TL eksik hesaplandığını, zira borcun vadeye bağlı bir borç olup, borçluyu temerrüde düşürmek için ayrıca ihtara gerek olmadığını, genel kredi sözleşmelerinin 21 ve 22. maddelerine göre, kredi geri ödemelerinde, taksitlerden herhangi birisinin gecikmesi durumunda,
borcun tamamı muaccel hale geldiğinden muacceliyet tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, hesap kat ihtarında verilen sürenin erteleme, yani yeni temerrüt tarihi olarak kabulünen hatalı olduğunu, ayrıca davada 4.060-TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmesine rağmen, mahkemece reddedilen bu istem bakımından bu tutarı aşacak şekilde davalı lehine 9.200-TL vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporunda; kat ihtarının asıl borçlu ile davalı kefile tebliğ edildiği tarih dikkate alınarak, 24 saatlik ödeme süresi de eklenerek temerrütün 28.01.2020 tarihinde oluştuğu kabul edilmek suretiyle, asıl alacağa temerrüt tarihine kadar akdi faiz, temerrüt tarihinden itibaren ise temerrüt faizi işletilerek hesaplama yapılmıştır.6102 sayılı TTK’nın 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde.
“Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. Asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe, asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz.
Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından, kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve ferilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilecektir.
Bu halde davalı kefile kat ihtarı tebliğ edilmeden temerrüte düştüğü kabul edilemeyeceğinde temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Taksitli kredi de asıl borçlu için vade tarihleri itibariyle asıl borçlu temerrüde düşer ise de müteselsil kefil bakımından vade terihi esas alınamayacaktır.Gayri nakit alacak bakımından her iki sözleşmenin 23. maddesinde,
çek yaprağı sorumluluk bedellerinin depo edilmesi bakımından müşteri ile birlikte müteselsil kefilin de sorumlu olduğu açıkça düzenlenmiştir. ilk derece mahkemesinin müteselsil kefilin gayrinakit alacaktan sorumluluğu açıkça düzenlenmediği gerekçesiyle gayri nakit alacak isteminin reddine karar verilmesi hatalıdır.
Kabule göre de reddedilen gayrı nakit alacak bakımından hüküm tarihindeki AAÜT'nin 13/2 maddesi hükmüne aykırı şekilde davalı lehine gayrı nakit alacak miktarını aşacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.Gayri nakit alacak talebine konu çeklerin 21.01.2016 ve 18.01.2018 baskı tarihli olduğu anlaşılmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanununun 3/9. maddesinde.
"Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona ereceği" düzenlenmiştir.Çek basım tarihlerine göre 5 yıllık süre istinaf aşamasında en geç 18.01.2023 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.Gayri nakit alacak talebi yargılama sırasında konusuz hale gelmiştir.
Davanın konusuz kalması halinde ise HMK'nın 331/1 maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre yargı giderinin takdiri gerekmekte olup, bu bakımdan dava açılmasına davalının sebebiyet vermesi nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle; davacının gayrı nakit alacak talebinin reddine ve davalı lehine alacağı aşan miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak,"nakit alacak bakımından itirazın kısmen iptaline ,fazla istemin reddine ,davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine ,gayri nakit alacak bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
25/12/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/2378, K. 2025/2146, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama