KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/238
- Karar no
- 2024/1726
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/09/2021
- Numarası
- 2019/171Esas - 2021/670 Karar
- Dava
- İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.276 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili tarafından ticari ilişkinden kaynaklanan borç sebebi ile davalıya 11.02.2018 keşide tarihli 100.696,68-USD bedelli çekin verildiğini, çek bedelinin tahsili için davalı tarafından Anadolu ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 13.03.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığını, icra tehdidi altında olan müvekkili tarafından davalının hesabına haricen ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin ödeme günündeki TCMB efektif satış kurlarına göre karşılığının toplam 133.244,58-USD olduğunu, ancak davalının ödemenin yapıldığı günki Merkez Bankası tarafından belirlenen efektif satış kurunu esas alması gerekirken, fazla talepte bulunduğunu,hatalı hesaplamalar sonucunda müvekkilinin icra tehdidi altında fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını belirterek,
şimdilik 1.000-TL belirsiz alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı 14.01.2021 tarihli dilekçesiyle, dava değerini 15.564,45-TL'ye çıkarmıştır.
CEVAP
Davalı vekili; alacak tutarı belli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, ödemelerin icra kapak hesaplarına istinaden yapıldığını, kapak hesaplarına süresinde memur işlemini şikayet yoluna gidilmediği gibi ödemeler yapılırken de ihtirazi kayıt konmadığını, davacının işbu davadan önce aynı ticari ilişki kapsamında açtığı ve iade faturası olması nedeniyle ödenen ... esas sayılı icra takibinde fazlaya dair haklarını saklı tutmadığını, müvekkilince dosya borcunun ödendiğini, bu nedenle davacının fazla ödeme nedeniyle bir alacağı bulunmadığını, temerrüt oluşmadığından davacının faiz talep edemeyeceğini,
davacı tarafın açılmasına sebebiyet verdiği davalar sebebiyle, kesinleşen kapak hesapları gereği detayları mevcut ödemeleri yaptığını,davacının müvekkiline yaptığı 5.380-TL ve 7.000-TL tutarlı ödeme bulunmadığını,tüm ödemeler öncelikle işlemiş faizden düşülerek hesaplandığında, müvekkilinin halen alacaklı olduğunun tespit edileceğini, davacı şirket yetkilisi ile bakiye alacak ödenerek dosyaların kapatılması hususunda görüşmeler yapılarak 10.01.2019 tarihinde alacakların mail ile bildirildiğini,mutabık kalınan ödemelerin yapıldığını,davacının ödemelerin sadece icra dosyasına yönelik olmayıp icra ceza dosyalarına istinaden de yapıldığını,
yapılan ilk 4 ödemenin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına mahsup edildiğini, 14.01.2019 tarihli ödemenin ise bu dosya ile birlikte ... esas sayılı icra dosyası ve iki adet icra ceza mahkemesi dosyasına mahsup edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı tarafından 11/02/2018 keşide tarihli 100.696,68-USD bedelli çekin,Anadolu ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında takibe konulduğu, takip miktarının 100.696,68-USD çek bedeli, 540,73-USD işlemiş faiz, 10.069,67-USD çek tazminatı, 302,09-USD komisyon bedeli olmak üzere toplam 111.609,17-USD olduğu, icra dosyasının haricen tahsille kapatıldığı, davacı tarafından 31/05/2018 tarihinde 10.000-TL, 19/09/2018 tarihinde 20.000-TL, 02/10/2018 tarihinde 76.000-TL 31/12/2018 tarihinde 61.000-TL ve 14/01/2019 tarihinde 559.107,37-TL ödeme yapıldığı, toplam ödemenin 726.107,37-TL olduğu,
yapılan ödemeleri TBK nın 100 maddesi gereği öncelikle ferilerden düşülmek ve ödemelerde ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı hesaplama yapılarak, ödeme tarihleri arasında kalan borca 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca hesaplama yapan bilirkişi ek raporuna göre, davacının 15.564,45-TL fazla ödemenin istirdadını talep edebileceği, alacağa 14/01/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.564,45-TL'nin 14/01/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,davacıya karşı başlatılan icra takipleri ve icra ceza mahkemesinde açılan davalar nedeniyle, davacı şirket yetkilisi ile şikayetlerinden vazgeçme karşılığında dosya borçların ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ödemelerin de mutabakat doğrultusunda yapıldığını,icra tehdidi altında ödeme yapıldığının kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, icra vekalet ücretinin tahsil günü olan 14.01.2019 tarihindeki kur karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğini,tahsil harcı 27.491,66-TL olmasına rağmen eksik hesaplandığını,
davacının iade edilen mallar nedeniyle müvekkili aleyhine başlattığı takipte tahsil ettiği 3.770,10-USDnin dikkate alınmadığını, faiz hesabına yönelik itirazların dikkate alınmadığını,kapak hesabı kesinleşmesine rağmen hatalı faiz hesabı yapıldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, icra takibinde haricen fazla ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 107/1 maddesi gereğince; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi, belirsiz alacak davası ile mümkündür.Söz konusu hüküm ile alacak miktarının belirsiz olduğu halde davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir.
Elde ki davada ki talep hesaplanabilir nitelikte olup, belirsiz alacak davası koşullarını taşımamaktadır.Bu nedenle kısmi dava niteliğinde olup, belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmesi davanın niteliğini değiştirmez.Davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Davacı tarafından 22.09.2017 tarihinde 5.380-TL, 18.01.2018 tarihinde 7.000-TL, 31.05.2018 tarihinde 10.000-TL, 19.09.2018 tarihinde 20.000-TL, 02.10.2018 tarihinde 76.000-TL, 31.12.2018 tarihinde 61.000-TL ve 14.01.2019 tarihinde 559.107,37-TL ödeme yapılmış,kesinleşen icra takibi harici tahsil beyanıyla kapatılmıştır.
İkinci bilirkişi kök raporunda; davacının yaptığı 5.380-TL tutarlı ödeme takip konusu çek keşide tarihi öncesine ait olduğundan ve 7.000-TL ödeme ise banka dekontuna göre başka bir çek bedeline ilişkin olduğundan 2018/7789 esas sayılı icra dosya alacağından düşülemeyeceği, toplam tutarı 726.107,37-TL olan diğer ödemeler konusunda ise taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, takip alacağı 111.609,17-USD olup takip miktarına davacının itirazı olmadığı,
TBK'nın 100. maddesi gereği ödemelerin öncelikle ferilerden düşülmesi gerektiği, icra vekalet ücretinin takip tarihindeki kurdan 31.038,26-TL, son ödeme tarihindeki kurdan 38.245,98-TL olarak hesaplandığı,icra masraflarının 4.222,05-TL olduğu, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yapılan faiz hesaplamasında, davacının 12.636,23-TL fazla ödeme yaptığı, tarafların bu suretle ilişkiyi tasfiye ettikleri istirdada konu olacak tutar kalmadığı bildirilmiştir.
Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda ise; icra vekalet ücretinin takip tarihi esas alındığında 31.038,26-TL olduğu,tahsil harcı tutarının 27.491,66-TL olduğu,masrafların iade edilen kısmının icra dosyasında mevcut olması nedeniyle eksik hesaplama bulunmadığı, icra takip tutarı 111.609,17-USD'nin kur karşılığının 427.206,42-TL,icra vekalet ücretinin 31.038,26-TL,icra masraflarının 4.222,05-TL olduğu, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek ödemelerin TBKnın 100 maddesi gereği öncelikle ferilerden mahsubu sonucunda icra dosyasına yapılan ödemelerden 19.936,26-TL kaldığı,
son ödemenin mail yazışmasında belirtilen dosyalardan doğan alacakların toplam 4.371,81-TL olduğu,bu miktarın düşülmesi sonucunda davacının 15.536,45-TL fazla ödeme bulunduğu hesaplanmıştır.Davacı aleyhine kesinleşen takip ve icra ceza dava dosyaları nedeniyle yapılan ödemelerin mutabakat kapsamında yapıldığı kanıtlanamamıştır14.01.2019 tarihli son ödeme,
davalı tarafça davacıya gönderilen mail doğrultusunda bu dosya ile birlikte ... esas sayılı icra dosyası ile iki adet icra ceza mahkemesi dosyasına ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine mahsuben yapıldığından hesaplanan fazla ödemeden düşülmüştür.Mail ile bildirilen icra ve icra ceza dosyalarına ödeme yapılması, tek başına tarafların ilişkinin tasfiyesi konusunda anlaştıklarını kabul yeterli değildir.Nitekim bu yazışma sonrasında davacı tarafça davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasında başka bir alacak için icra takibi başlatılması bunu doğrulamaktadır.Davalı vekilinin,mutabakat bulunduğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda icra vekalet ücreti hesabında takip tarihindeki kur karşılığının esas alınması yerinde olup, aksinin kabulü kura göre hesaplanacak vekalet ücretinin sürekli değişikliğe uğraması sonucunu doğuracaktır.
Hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda hesaplanan 27.491,66-TL tahsil harcı tutarı icra dosyasında ödenen tutardır.Bilirkişi tarafından yapılan faiz hesabı 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine uygun olup,harici ödeme nedeniyle icra dairesince yapılan kapak hesabının kesinleşmesi sonuca etkili değildir.
Ayrıca davalı vekilince; davacının son ödemesi sonrasında fatura alacağına dayalı olarak İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesinin 2019/6404 esas sayılı dosyasında davalı aleyhine başlattığı takip borcunun davalı tarafından ödendiği ve bu tutarın da işbu davada dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür.
Ancak söz konusu takip, işbu dava konusu takip ve mahkeme dosyaları ile ödemelerden sonra başlatılmış olup, önceki ilişkiden kaynaklanan işbu dava kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/238, K. 2024/1726, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama