KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/409
- Karar no
- 2024/1715
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/11/2021
- Numarası
- 2017/930 Esas 2021/1010 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 27/11/2024
Karar Metni
2.711 kelime·14 dk okuma·7 bölüm
Asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine ilişkin kararın davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
ASIL DAVA
Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı firmaya taşıma hizmeti verildiğini, navlun faturası düzenlendiğini, davalı şirketin müvekkiline olan 3.970-Euro navlun borcunu ödemediğini, davalı ile yapılan e-posta yazışmaları ile borçlarınının ödenmesinin talep edildiğini, ancak bir sonuç alınmadığını, davalı hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibin başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin akdi taşıyıcı olarak anlaştığı firmalara davacının malları taşıdığını, müvekkilinin akdi taşıyıcı sıfatıyla taşıtanlardan ücretini henüz tahsil edemediğini, gönderici firmalar tarafından kesintilerin yapılmadığı aşamada davacının müvekkilinden ücret talebinin CMR kurallarına aykırı olduğunu, davacı ile aralarında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, taşıma ücretinin davacının tek taraflı düzenlediği faturalarında yazan bedel olamayacağını, davacının 1800-Euro olarak düzenlediği fatura konusu taşımada kg başına 0,15 Euro üzerinden anlaşıldığını,faturaların usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini,
faturadaki kayıtların gerçeği yansıtmadığını, ayrıca 1200-Euroluk fatura kapsamında yapılan taşıma işinin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle ... isimli gönderici firma tarafından müvekkiline bir daha iş verilmediğini, davalının müvekkilinden navlun talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, müvekkili yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVA
Davalı-karşı davacı vekili; davacı karşı davalının davasına konu ettiği faturalardan 1.200-Euro bedelli taşıma sözleşmesine ait yükün dava dışı ... isimli ihracatçı firmaya ait olduğunu, taraflar arasında söz konusu yük için 20.05.2017 alış, 22.05.2017 çıkış şeklinde anlaşıldığını, daha sonra 22.05.2017 yük alış ve derhal çıkış şeklinde revize ettiklerini, davacı-karşı davalı tarafından söz konusu taşıma işinin geç yapıldığını, geç teslimden dolayı zarara uğradıklarını, davacı-karşı davalının CMR 17. Maddesi düzenlemesiyle geç teslimden sorumlu olduğunu,
davacı-karşı davalının CMR 23/5. maddesi kapsamında sorumluluğu bulunduğunu belirterek 31.05.2017 tarih ve 1.200-Euro bedelli fatura ile ilgili yapılan taşımanın kusurlu olmasından dolayı oluşan zararından şimdilik 1.200-Euro (4,39 Kur) 5.268-TL'nin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davacı- karşı davalı vekili; davalı-karşı davacının eşyanın geç teslimi nedeni ile tazminat talebinde bulunabilmesi için geç teslime ilişkin bildirimin emtianın alıcısına tesliminden itibaren 21 günlük ihbar süresi içinde yazılı olarak taşımacıya yapılması gerektiğini, dosya kapsamında eşyanın geç tesliminin süresi içinde taşımacıya ihbar edildiğine ilişkin somut bir delil olmadığını, karşı dava dilekçesinde, tazminat istemine avans faizi uygulanması yönündeki talebin hukuka aykırı olduğunu, CMR sözleşmesinin 27. maddesinde hak sahibine ödenecek tazminat için yılda % 5 oranda faiz öngörüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı-karşı davalı/fiili taşıyıcı konumdaki ... A.Ş.’nin davalı akdi taşıyıcı ....
Şti. firmasına parsiyel taşıma hizmeti verdiği, taşıma sonrasında herhangi bir kayıp ve hasar bildirimi yapılmadığı, bu sebeple davacı tarafından taşıma işleminin usulüne uygun bir şekilde yerine getirildiği ve navluna hak kazandığı, alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça talep edilen navlun ücretinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamına uygun olduğu, davalı-karşı davacının takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, karşı davada ise davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya taşıma süresi konusunda bir taahhütte bulunulmadığı,
gelen yazı cevapları ve alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu dikkate alındığında davacı-karşı davalı tarafından taşıma işleminin makul sürede yapıldığı, dava konusu emtianın geç teslimine ilişkin CMR üzerinde herhangi bir şerhin bulunmadığı, geç teslim nedeniyle süresinde ihbarda bulunulmadığı, davalı-karşı davacının davasını yöntemince ispatlayamadığı,
davalı-karşı davacı tarafından karşı dava ve cevap dilekçesinin ıslahı talebinde bulunmuş ise de talep konusu olmayan bir hususunun kısmi ıslah ile ileri sürülmesinin mümkün olmadığı,karşı dava dilekçesi ile kar kaybı bedeli talep edilmediğinden ıslah yolu ile de bu hususun sonradan ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin 3.970-Euro asıl alacak ve asıl alacağa % 7 oranını aşmamak üzere takip tarihinden 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek devamına,
hükmedilen asıl alacağın icra takip tarihindeki kur karşılığının % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı- karşı davacı vekili; mahkemenin ıslah dilekçesindeki talepleri hukuka aykırı olarak dikkate almadığından ıslah dilekçesindeki talepler doğrultusunda yargılama yapılmak üzere kararın kaldırılması gerektiğini, mahkemece uyuşmazlığın tespit edilmediğini, dava dosyasında var olan delillerin kararda gösterilmediğini, sabit olan vakıaların sayılmadığını, kabul edilmeyen hususlarda delil bulunmadığı belirtilerek gerekçeye yer verilmediğini, E-posta yazışmaları ile taraflar arasındaki sözleşme içeriğinin ve şartlarının sabit olduğunu, tarafların bu yazışmaları inkar etmediklerini,
yazışmaların süresinde ibraz edildiği halde mahkemece bu belgelerin hiç dikkate alınmadığını, bu yazışmaların hükme etkili olduğunu, e-posta yazışmalarının dikkate alınması halinde müvekkilinin temerrüte düşmediğinin, ödeme şartının CMR belgesi ve fatura tebliği şartına bağlandığının, tarafların bu hususlarda mutabık kaldıklarının, alacağın miktarının da e-posta ile kararlaştırıldığının, davacının takipte fazla talepte bulunduğunun ortaya çıkacağını, davacının faturaları dışında tek bir delil ibraz etmediği halde tek taraflı düzenlenen faturalara göre karar verilmesinin doğru olmadığını,
bilirkişi raporu alınmasına ilişkin ara kararın usule uygun olmadığını, 19/11/2019 tarihli raporda gerçeğe aykırı tespitlere yer verildiğini, 04/04/2021 tarihli ek raporun ise müvekkili ile bilirkişiler arasındaki husumete dayalı sataşma niteliğinde olduğunu, dosyada mevcut e-posta yazışmalarına göre davacının fatura aslını CMR belgelerini müvekkiline kargo yoluyla göndermesi gerektiğini, taraflar arasındaki anlaşılan fiyatın fatura tutarından farklı olduğunu, tüm bu hususların e-posta yazışmalarından açıkça anlaşıldığını, bu yazışmaların HMKnın199 maddesi gereğince yazılı delil niteliğinde olduğunu,
müvekkilinin katlanmak zorunda olduğu maliyetle davacının düzenlediği faturalar arasında büyük bir fark bulunduğunu,ispat yükünün kendi üzerilerinde bulunmamasına, e-posta yazışmaları sunmalarına, bu yazışmalara davacının itirazının bulunmamasına rağmen bilirkişinin raporuna itibarla hüküm tesisinin doğru olmadığını, tarafların mutabık olduğu tutarla 4 faturanın örtüşmediğini, 1.200-Euro faturanın doğru olduğunun kabulü halinde dahi davacının alacağının 3.385-Euro olacağını, mahkemenin gecikme olmadığını kabul ederken emtianın alıcılara teslim edildiği tarihe baktığını,
ancak yüklerin davacı tarafından ne zaman teslim alındığının gecikme olup olmadığının araştırılmadığını, e-posta yazışmalarından anlaşıldığı üzere bir kısım yüklerin fiili yükleme tarihinin 08/05/2017 tarihi olduğunu, bir kısım yüklerin ise 22/05/2017 tarihinde teslim alındığını, bir kısım yükler yönünden 31 gün bir kısım yükler yönünden ise 17 gün geçtiğini, davacının geç teslimi kabul ettiğini, bu hususta e-posta yazışmaları bulunduğunu, TTK'nın 875/3. maddesinde gecikme nedeniyle herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücretinin gecikme süresi ile orantılı indirilebileceğini,
delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi halinde gecikmeden kaynaklı zararın ispat edilebileceğini, likit bir alacak bulunmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını, mahkemenin % 7 oranında faize nasıl ulaştığı hususunda herhangi bir gerekçe bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, taşıma sözleşmesinden doğan navlun alacağının tahsili, karşı dava ise gecikme nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Asıl davada davacı, 04/05/2017 tarihli 1.800-Euro bedelli, 26/05/2017 tarihli 300-Euro bedelli, 31/05/2017 tarihli 250-Euro bedelli, 31/05/2017 tarihli 420-Euro bedelli, 31/05/2017 tarihli 1.200-Euro bedelli "navlun bedeli" açıklamaları faturalardan kaynaklı alacağının tahsilini icra yolu ile talep etmekte olup;
davalı-karşı davacı, davacının düzenlediği faturaların fahiş olduğunu, karşılıklı e-posta yazışmaları ile ilk 4 taşıma için 2.185-Euro olarak anlaştıklarını, 31/05/2017 tarihli 1.200-Euro bedelli faturaya konu taşımada ise geç teslim nedeniyle maddi zararları oluştuğunu, davacı-karşı davalının navluna hak kazanamadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise 31/05/2017 tarihli 1.200-Euro bedelli faturaya konu taşımadaki gecikme nedeniyle oluşan zararının tazmini talep etmiştir.
Davalı tarafça sunulan 06/05/2021 tarihli ıslah dilekçesinde taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ile kurulan sözleşme ilişkisinde davacının navlun ücretini isteyebilmesi için CMR belgeleri ile faturaları müvekkiline göndermesi gerektiğini,göndermediğinden davacının alacağa hak kazanamadığını belirterek asıl davadaki savunmasını; geç teslim nedeniyle taşıtan firma ile aralarındaki sözleşmenin feshinden kaynaklı kar mahrumiyeti oluştuğunu ve zarara uğradığını belirterek karşı davasını ıslah etmiştir.
Ticari ilişkide davacı-karşı davalı ...'nın fiili taşıyan, davalı-karşı davacı ...'nin ise akdi taşıyan olduğu, davalının davacıya fiili taşıyan olarak taşıttığı emtiaların alıcılara teslim edildiği hususu ihtilaf dışı olup, uyuşmazlık navlun ücretinin miktarı ile davalı-karşı davacı tarafından ileri sürülen geç teslime dayalı zarar iddiasından kaynaklanmaktadır.HMK'nın 199. maddesinde uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belge olarak kabul edilmektedir.
HMK'nın 199. maddesi elektronik ortamdaki veriler de belge kabul edildiğinden davalı tarafça sunulan ve davacı tarafça açıkça itiraza uğramayan e-posta yazışmalarının belge niteliğinde olduğunda şüphe bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında.
06/07/2017 tarihinde davacı ... yetkilisi tarafından davalıya navlun bedeline ilişkin faturaların ve CMR belgelerin gönderildiği belirtilmiş olup, davalı ... yetkilisi tarafından aynı tarihli e-posta ile ... için 1335-Euro, ...için 250-Euro, ... için 200-Euro, ... için ise 400-Euro fatura düzenlenmesi halinde kabul edileceğini bildirmiştir.
Bunun üzerine davacı ..., ... için 1.335-Euro, ... için 250-Euro, ... için 200-Euro, ... için ise 400-Euro ödeme yapılmasını, fark için ise iade faturası kesilmesini talep etmiştir.
Bu dört taşıma için davacının düzenlediği fatura bedeli ile davalının kabul ettiği toplam miktar arasındaki fark 585-Euro olup davalı tarafından bu tutarda iade faturası düzenlenmiştir.Dosyaya ibraz edilen e-posta yazışmalarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı ... adına başından beri ... isimli çalışanın hareket ettiği anlaşılmakla, ...'in beyanlarının davacı şirketi bağlayacağı niteliktedir.
Bahsi geçen e-posta yazışmalarına göre taraflar 04/05/2017 tarihli 1.800-Euro bedelli fatura konusu ... taşınması için 0,15-Euro birim fiyatı ile 1.335-Euro üzerinden, 26/05/2017 tarihli 300-Euro bedelli fatura konusu ... taşınması için 250-Euro üzerinden, 31/05/2017 tarihli 250-Euro bedelli fatura konusu ... firmasına ait taşıma için 200-Euro üzerinden, 31/05/2017 tarihli 420-Euro bedelli fatura konusu ... firmasının taşıması için 400-Euro üzerinden mutabık kalmışlardır.Taraflar arasındaki mutabakatla belirlendiğinden, davacı...'nın ilk 4 taşıma için talep edebileceği miktar 2.185-Euro olduğu sonucuna varılmaktadır.
Davalının bu yöndeki istinaf nedeni haklı görülmüştür. 31/05/2017 tarihli 1.200-Euro bedelli fatura yönünden ise davalı geç teslim yapıldığını ileri sürmüştür. Dolayısıyla davacının bu fatura konusu alacağa hak kazanıp kazanmadığı, alacağın miktarının ne kadar olduğu hususunda asıl ve karşı davada ileri sürdüğü gecikme olgusuna dayalı iddialarının incelenmesi gerekir.
CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde, hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği düzenlenmiştir.Anılan düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için; taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra, bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gereklidir.
CMR'nin 19. maddesi hükmü dikkate alındığında gecikme, taşıyıcının taşınmak üzere teslim aldığı eşyayı kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yoksa taşımanın gerçekleştirilmesi için gerekli makul süre içerisinde teslim edememesi halinde söz konusu olur. Gecikme bir zarara yol açmamışsa, taşıyıcının sorumluluğuna gidilemez.
CMR'nin 30/3 maddesine göre ise, yükün alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durumun yazılı olarak taşıyıcıya bildirilmemiş olması halinde, teslimdeki gecikmelerden dolayı tazminat ödenmez.Bu maddeye göre, eşyanın teslimindeki gecikmenin yazılı olarak ihbarı şarttır. Ancak taşımacı gecikmeyi bir tutanak ile teyit etmiş veya ihbar süresinde dava açılmış veya teslimdeki gecikme taşımacı tarafından ikrar edilmiş ise ihbara gerek yoktur.
Davacı ...'nın fiili taşıyıcı, akdi taşıyan davalı ...'nin taşıtan sıfatına sahip olduğu taşıma ilişkisinde davacının davalıya taşıma süresi ve teslim tarihi konusunda bir taahhüdü yoktur.Farklı gönderici ve alıcılara ait 31/05/2017 tarihli üç fatura konusu taşımanın aynı araçla yapıldığı dikkate alındığında davalı tarafından davacıya taşımanın parsiyel olarak yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Bunun dışında yükün, davacı fiili taşıyan tarafından taşımaya alınmasında ve taşımaya başlanılmasına gecikildiği iddia edilmiş ise de emtiaların taşınmak üzere davacı tarafından hangi tarihte teslim alınacağına dair bir anlaşma bulunmadığı, farklı göndericilere ait yükleri parsiyel olarak teslim aldığı, taşımanın başlangıcı aşamasında davalının buna ilişkin bir itirazı olmadığı dikkate alındığında emtiaların taşımaya geç alındığı iddiası yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından 31/05/2017 tarihli faturalara konu taşıma işinde ... ve ... yükü 23/05/2017 tarihinde ... firmasına ait yük ise 25/05/2017 tarihinde teslim alınmıştır.
Dosyaya sunulu davalı tarafından gönderici ... firması ile yazışmalarında, teslim olunacak ... emtiasının 05.06.2017 tarihinde teslim yerine ulaştığı ancak alıcının teslimi iki gün sonra kabul edeceğini belirtmesi üzerine emtianın 07.05.2017 tarihinde teslim edileceği belirtilmiştir.
CMR senedinde teslim 08.06.2017 tarihi olarak görünmekte ise de emtiaların 05/06/2017 tarihinde alıcının adresine ulaştığı hususunun davalının kabulünde olduğu gönderici firmaya ilettiği 05/07/2017 tarihli e-posta ile sabittir. Bu nedenle gecikme olgusu ileri sürülen taşımanın 25.05.2017 tarihinde başlayıp 05.06.2017 tarihinde sonlandığını kabul etmek gerekir.
Bilirkişi tarafından İstanbul çıkışlı Kuzey Avrupa ülkelerine karayolu ile eşya taşıma için verilen normal sürenin 9 gün olduğu, ancak taşımanın parsiyel olması nedeniyle bu sürenin 1-2 gün aşılabileceği bildirilmiştir. Bu durumda davacının taşımada gecikmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan yükün 08.06.2017 tarihinde alıcıya teslim edildiği kabul edilse dahi 29.06.2017 tarihine kadar bildirim yapılması gerekmektedir.
Ancak bu tarihe kadar yapılan bildirim bulunmamaktadır. CMR'nin 30/3 maddesine göre teslimden sonraki sonraki 21 gün içinde durumun yazılı olarak taşımacıya bildirilmemesi halinde teslimdeki gecikmeler için tazminat ödenmez. Gecikme bir zarara yol açmamışsa, taşıyıcının sorumluluğu cihetine gidilemez.
Somut olayda, davalı-karşı davacı ...nın gecikme nedeniyle zarara katlandığını gösteren bir delil de ibraz edilmemiştir.Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında ... firmasının aynı alıcıya gönderilen yüke ilişkin 04/05/2017 tarihli fatura konusu taşımada navlunu kg başına 0,15-Euro olarak belirlemişlerdir.
İhtilaf konusu 31/07/2017 tarihli fatura konusu taşımanın da aynı gönderici ve alıcı ile ilgili olduğu, 8.051 kg ürün taşındığı, kg başına 0,15-Euro birim fiyatından hesaplama yapıldığında (8.051X0,15=1207,65-Euro) 1.200-Euro navlun ücretinin taraflar arasındaki mutabakata uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının davalıdan toplamda (1335+250+200+ 400+1200-Euro olmak üzere) 3.385-Euro alacağı bulunduğu halde, taraflar arasındaki mutabakat dikkate alınmadan davacı ... tarafından düzenlenen fatura bedellerinin tamamına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.Davalı-karşı davacı tarafından, CMR senetlerinin ve faturaların tebliğ edilmeden alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüş ise de e-posta yazışmalarına göre davacı tarafından düzenlenen faturaların ve CMR'lerin davalıya gönderildiği ve taraflar arasında müzakere konusu edildiği, davalının teslimden haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davalı vekilinin CMR belgeleri ile faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğine yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.
Davalı karşı-davacı, CMR'nin 27 maddesi gereğince % 5 faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, CMR'nin 27 maddesindeki faiz düzenlemesinin taşıyıcıya karşı açılan davalarda uygulanma imkanı olup, taşıyıcının açtığı navlun bedeline ilişkin davalarda uygulanmayacağından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesindeki faiz oranının uygulanmasında, davacının takipteki talebi ile bağlı kalınarak % 7 oranını aşmamak üzere faize karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar davalı tarafça alacağın likit olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı ileri sürülmüş ise de alacağın 2.185-Euro kısmının e-posta yazışmalarında davalınına kabulünde olduğu, 1200-Euro bedelli faturanın ise taraflar arasındaki birim fiyatına göre belirlendiği dikkate alındığında likit ve belirlenebilir alacak yönünden icra inkar tazminatı koşulları oluşmuştur.
Bununla birlikte davacının, davalı ile aralarındaki mutabakata rağmen bu mutabakata aykırı olarak her hangi bir neden göstermeden icra takibini 585-Euro fazla olarak başlatmakta kötüniyetli olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle; asıl davada taraflar arasındaki mutabakat dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından, davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kısmen kabulüne;
davalının itirazının 3.385-Euro asıl alacak yönünden iptali ile takibin 3.385-Euro asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren % 7 oranını aşmamak üzere 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz işletilerek devamına, fazla talebin reddine, takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan alacağın %20'si oranında 2.806,36-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, reddine karar verilen kısım için takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan miktarın %20'si oranında 485-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/409, K. 2024/1715, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama