KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/656
- Karar no
- 2025/646
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/12/2021
- Numarası
- 2014/880 Esas - 2021/1111 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.845 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı karşı davalı vekili; müvekkili ile davalı arasında 2010, 2011 ve 2012 yıllarını kapsayan ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında karşılıklı mal alımı ve satımı yapıldığını, mal ve ürünlerin bedellerinin karşılıklı olarak banka veya çekler ile ödendiğini, müvekkilinin davalıdan alacağı mallar karşılığında davalıya bir takım çekler verdiğini, ancak davalının banka yoluyla aldığı ödemeler ve çek bedellerini tahsil etmesine rağmen mal teslimi yapmadığını, ödeme taleplerini de karşılıksız bıraktığını, müvekkilinin 2010,2011,2012 yılları cari hesaplarında davalıdan toplam 3.178.850,45-TL alacaklı gözüktüğünü,
ancak davalının ödeme taleplerine ihtarla cevap vererek 2.131.459,57-TL bedellinde mal teslimi yapılmadığını iddia ettiğini, ayrıca avans olarak yapılan ödeme nedeniyle 418.218,25-TL alacaklarının bulunduğunu ileri sürdüğünü, ancak bu iddiaların dayanaksız olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine davalı hakkında Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ...
E sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı karşı davacı vekili; müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının müvekkilinden alacak talebinde bulunmuş ise de 2.131.459,57-TL bedellinde mal teslimi yapılmadığını, müvekkilinin davacıya yaptığı 418.218,25-TL avans ödemesi sonucunda davacıdan alacaklı hale geldiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davası ile ise avans olarak davacı- karşı davalıya ödenen ve karşılığında mal verilmeyen 418.218,25-TL alacağın ihtarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasında yıllara yayılan ticari ilişki bulunduğu, cari hesap tutulmak suretiyle yıllık cari hesabın kat edilmesi şekilde çalışılmadığı için tüm dönemlerin ihtilaflı hale geldiği, bu kapsamda uyuşmazlığa konu tüm dönemlerin incelendiği, tüm bilirkişi raporlarında davacı karşı davalının alacaklı olduğu, davalı karşı davacının ise yaptığı avans ödemesine rağmen mal teslimi yapılmadığı iddiasını ispatlayamadığı hususlarının tespit edildiğini, fakat davacının alacak miktarının tespiti konusunda raporlarda farklılıklar bulunduğu,
ilk bilirkişi raporunda davacı karşı davalının alacağı 2.900.568,98-TL olarak hesaplanmışsa da, taraf itiraz ve beyanları ek rapor ve sonrasında alınan bilirkişi raporları ile değerlendirildiği ve son raporda, önceki raporlarda yapılan tespitler de esas alınarak davacının alacağının 2.029.894,56-TL olarak belirlendiği, son bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile Bakırköy ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın 2.029.894,56-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 2.029.894,56-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında 405.978,90-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanını reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı karşı davalı vekili; mahkemece alınan tüm bilirkişi raporlarında müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili ile davalı arasında mal alış satış faturalarının karşılıklı olarak düzenlendiğini, faturaların kayıtlara işlendiğinin bilirkişilerce de tespit edildiğini, davalının akabinde faturaları vergi dairesine bildirdiğini, tüm bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere davalının ticari defterlerinin yasanın aradığı unsurları taşımadığını, davalının düzeltmeleri dava açıldıktan sonra yaptığını, bu hususun davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu,
mahkemenin neden ilk bilirkişi raporunu esas almadığını ve niçin 1.148.955,89-TL kısmın reddedildiğini açıklamadığını belirterek reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı karşı davacı vekili; bilirkişi raporlarında müvekkilinin borcunun sürekli azaldığını, hatta hükme esas alınan bilirkişi raporunun 9. ve 10. sayfaları detaylı okunduğunda müvekkilinin alacaklı hale geldiğini, davacı tarafından düzenlenen 2.067.293,03-TL tutarlı sevk irsaliyesi ve faturalara konu malların teslim edilmediğini, bu nedenle bu faturaların davacının alacağında dikkate alınamayacağını, sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmın boş olduğunu, davacının düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığını, her bilirkişi raporunda davacı firmanın kayıt hatalarının düzeltilmesi ile müvekkiline atfedilen borcun sürekli azaldığını,
ancak mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporuyla kararın çeliştiğini, 2.067.293,03-TL tutarlı faturaların ispatlanamaması nedeniyle müvekkilinin davacıdan 37.398,47-TL alacaklı hale geldiğinin hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığını, 2.067.293,03-TL tutarlı faturalarla ilgili gerekçeli kararda değerlendirme yapılmadığını, bu faturalarla müvekkilinin 2.029.894,56-TL borçlu hale getirilmesinin anlaşılamadığını, 2.067.293,03-TL tutarlı fatura konusu malların teslimine ilişkin herhangi bir ispatlayıcı belge sunulmadığını, karşı dava yönünden ise müvekkilinin 418.218,25-TL tutarında avans ödemesinin söz konusu olduğunu,
müvekkilinin bu miktarda alacağı bulunmasına rağmen karşı davanın reddinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, karşı dava ise alacak istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında karşılıklı olarak mal alım satımına dayalı ticari ilişki bulunmakta olup, davacı bu ilişkiden kaynaklı olarak 3.178.850,45-TL alacaklı olduğunu iddia etmekte, davalı ise davacının 2.131.459,57-TL tutarlı mal taahhüdünü yerine getirmediği ve davacıdan 418.218,25-TL avans alacağı bulunduğunu ileri sürmektedir.
Mahkemece son bilirkişi raporunda hesaplama dikkate alınarak asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen hükme karşı her iki taraf da istinaf başvurusunda bulunmuş, istinaf incelemesi tarafların istinaf dilekçesinde gösterdiği hususlar çerçevesinde yapılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının alacağı, davacının ticari defterlerindeki hatalı kayıtlar ile davacının defterlerinde yer almayan davalı ödemeleri 12.490.000-TL'den düşülerek hesaplama yapılmıştır.
Ancak hesaplamada temel alınan 12.490.000-TL tutar, davacının davalıya verdiği toplam çek tutarı olup, taraflar arasındaki alacak borç durumu davacının davalıya verdiği çek tutarı ile tespit edilemeyeceğinden, uyuşmazlık konusu alacağın bu tutardan mahsup yapılarak sağlıklı bir şekilde tespiti mümkün görülmemiştir.
Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacının defterlerine göre davacının davalıdan 3.178.850,45-TL; davalının defterlerine göre ise davalının davacıdan 418.218,25-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup tarafların ticari defterleri arasındaki uyumsuzluğun her iki tarafın birbirlerine karşı düzenlediği faturaların, karşılıklı yapılan havale ve ödemelerin, verilen çeklerin taraf defterlerinde farklı olarak kaydedilmesinden, bir kısım faturaların diğer tarafın defterlerinde bulunmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının alacağı hesaplanırken, davacının davalı aleyhine hatalı olarak kendisini alacaklandırdığı kayıtlar ile ispatlanamayan fatura tutarları, yine davalı tarafından yapılıp da davacının defterlerinde yer almayan ödeme ve havale tutarlarının düşülerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Tarafların defterlerinin karşılıklı incelenmesinde, davacının 2012 yılında düzenlediği toplam 3.872.818,08-TL faturaya karşılık davalının defterlerinde 1.370.868,35-TL davacı faturasının kayıtlı olduğu, 2.501.949,73-TL tutarlı davacı faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte 2012 yılına ilişkin BA formlarının incelenmesinde davacıdan mal alışına ilişkin KDV dahil 3.352,852-TL mal alındığı bildirilmiştir.
Diğer bir ifade ile davalının 2012 yılı BA beyannamesinde beyan edilen toplam fatura tutarı, defterlerinde kayıtlı olan fatura tutarından fazladır. Faturanın davalı tarafça BA formu ile bildirilmiş olması faturaya konu hizmetin verildiğine ve faturanın tebliğ edildiğine karine teşkil etmektedir. Aksini davalının ispat etmesi gerekir.
Davalı sonradan verdiği düzeltme beyanları ile önceden bildirdiği fatura ve tutarları azaltmış ise de 2014 yılında verilen düzeltme beyannameleri süresinde olmadığından dikkate alınması mümkün değildir.
Davalı tarafından 2012 yılına ilişkin BA formlarının incelenmesinde davacıdan mal alışına ilişkin KDV dahil 3.352,852-TL mal alındığının beyan edilmesi karşısında davacının 2012 yılına ilişkin düzenlediği toplam 3.872.818,08-TL faturadan davalının BA beyanında konu ettiği 3.352.852-TL bedelli mal teslimini ispatladığının kabulü gerekir.
BA beyanın dışında kalan 519.966,08-TL tutarlı faturalar yönünden fatura ve irsaliyelerde teslim alan imzası bulunmadığı dikkate alınarak bu kısım bakımından mal teslim olgusu ispatlanamadığı halde bu husus dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bunun dışında davalı tarafından havale yapılan tutarlar davalı şirketin ticari defterlerinde 13.622.512,34-TL olarak görünmekte iken davacının defterlerinde 13.042.805,21-TL kayıtlıdır.
Davalının ibraz ettiği dekontlarla aradaki 597.707,13-TL havale farkını ispatladığı anlaşılmaktadır. Yine davalının davacıya verdiği, banka yazılarından ödendiği anlaşılan ancak davacının defterlerinde yer almayan toplam 410.402,50-TL çek ödemelerinin hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir.
Davalı tarafından 13/08/2010 tarihli 159.000-TL tutarlı EFT'nin davacının alacağından düşülmesi gerekirken davacının defterlerinde davalının aleyhine olacak şekilde davacının bu tutarda alacaklandırıldığı, hatalı olan bu durumun düzeltilebilmesi için davacının alacağından 318.000-TL düşülmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Bu durumda hatalı olarak yapılan kaydın düzeltilebilmesi için davacının alacağı hesaplanırken davalı lehine olacak şekilde 318.000-TL'nin göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun dışında davacının defterlerinde davacının alacağını artıran 25/02/2011 tarihli 10.000-TL tutarlı kayıt ile 12/03/2012 tarihli 23.900-TL tutarları havale kaydının karşılığı davalının defterlerinde yer almadığından bu tutarlarında davacının alacağı hesaplanırken dışlanması gerekmektedir.
Buna karşılık davalı tarafça, davacı tarafından kapalı olarak düzenlenen faturaların alacaktan düşülmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de kapalı faturaların sadece elden nakit olarak değil banka vasıtasıyla da ödenmesi mümkün olduğundan, bu faturaların ödemelerinin defterlere kaydedilen ödemelerin ya da ibraz edilen dekontların haricinde olduğuna dair bir delil bulunmadığından buna ilişkin itiraz yerinde değildir.Davacının davalı aleyhine hatalı olarak kendisini alacaklandırdığı kayıtlar ile ispatlanamayan fatura tutarları, yine davalı tarafından yapılıp da davacının defterlerinde yer almayan ödeme ve havale tutarları.
519.966,08-TL, 597.707,13-TL, 410.402,50-TL, 318.000-TL, 33.900-TL olmak üzere toplam 1.879.975,71-TL olup bu tutarın davacının defterlerinde kayıtlı 3.178.850,45-TL alacaktan düşülmesi ile asıl davada 1.298.874,74-TL yönünden davalının itirazının iptali gerekirken denetime elverişli olmayan rapora dayalı olarak daha yüksek bedele hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar çerçevesinde yapılan incelemede, davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; asıl davanın kısmen kabulü ile davalı karşı davalının itirazının 1.298.874,74-TL yönünden iptali ile takibin bu miktar alacağa avans faizi işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
24/04/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/656, K. 2025/646, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama