KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/69
- Karar no
- 2024/1444
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/11/2021
- Numarası
- 2019/559 Esas - 2021/954 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
1.085 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın kısmen kabul-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının müvekillerine cari hesaptan kaynaklı borcu olduğunu, davalının aldığı ürünlerde fire meydana geldiğini iddia etmiş ise de müvekkilinin fire indirimi yapılacağına ilişkin bir taahhüdü olmadığını, satılan ürünlerin fiyatlarının teslim anındaki mevcut duruma göre belirlendiğini, davalının ayıp ihbarında bulunmadığını, yıllar sonra tek taraflı olarak böyle bir iddianın ileri sürülmesinin doğru olmadığını, müvekkili tarafından kabul edilen bir iade faturası da bulunmadığını belirterek, davalının Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; mahkemenin yetkili olmadığını, müvekkilinin Adana'da ikamet etmesi nedeniyle Bakırköy icra dairelerinin de yetkisiz olduğunu, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazı karara bağlaması gerektiğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, faturaya konu alacağın topraklı sera naylonuna ilişkin olduğunu, içinde çok miktarda toprak bulunması nedeniyle hurda naylonun makinede yıkanması neticesinde ciddi oranda fire verdiğini,meydana gelen fire sonrasında davalı ile görüşerek fireyi bildirdiğini, e-posta gönderdiğini ve karşı tarafa fatura kestiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; alacağın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle HMK'nın 10, TBK'nın 89 ve İİK'nın 50.maddeleri uyarınca davacı alacaklının yerleşim yerinin yetkili olduğu, dava değeri itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, davacı tarafça davalıya hurda plastik satışı yapıldığı,
davalının ürünlerde toprak bulunması ve yıkanma sonucunda geri dönüşümde fire verildiği iddiasıyla 17/08/2015 tarihli ... nolu KDV dahil 332.649,08-TL tutarındaki iskonto faturasını düzenleyerek kendi defterine kaydettiği, ancak bu iskonto faturasının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir delil sunmadıkları gibi bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve yine davalı tarafın fire iddiasına ilişkin olarak davacıya ayıplı ürün bildiriminde de bulunmadığı, taraflar arasında alacaktan fire bedeli düşüleceğine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı,
TTK'nın 2.maddesi uyarınca ticari örf-adet veya teamülün ancak yasada hüküm bulunmayan hallerde uygulama alanı bulabileceği, davalı tarafça ileri sürülen fire indirimi uygulanmasının sözleşme ile belirlemesi gerektiği,davacının sattığı ürünlerden dolayı fatura bedeli olan 616.095-TL'den davalı ödemesi 253.000-TL düşüldüğünde bakiye 363.095-TL alacak kaldığı, ancak bu meblağdan davacı defterinde kayıtlı davalı çek ödemesi 100.000-TL düşüldüğünde kalan meblağın 263.095-TL olduğu ve davacının alacağının 263.095-TL olarak saptandığı,
bu nedenle asıl alacak yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı takiple temerrüde düştüğünden işlemiş faiz isteğinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının itirazının kısmen iptane, takibin asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faiz talebinin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yıllık %9 oranını geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; müvekkilinin davalıya toplam 52 seferde hurda malzemeyi tedarik ettiğini, TTK'nın 1530. maddesi uyarınca müvekkili lehine takip öncesi işlemiş faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Davalı vekili; faturaya konu alacağın topraklı sera naylonuna ilişkin olduğunu, sektör içerisinde malç naylon hurdası olarak geçtiğini, içerisinde çok miktarda toprak bulunması nedeniyle hurda naylonun makinede yıkanması neticesinde ciddi oranda fire verdiğini, müvekkilinin meydana gelen fire sonrasında davalı ile görüşerek fireyi bildirdiğini, iskonto faturası kestiğini, e-posta gönderdiğini ve karşı tarafa fatura kestiğini,davacıya mail yoluyla gönderilen iskonto faturasının defterlerine işlenmemesinin davacının kötüniyetini gösterdiğini, fire uygulamasına dair bir teamül ya da karine bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, Adana,
Konya ve Kayseri ticaret odalarından fire uygulamasına ilişkin bilgi ve belgelerin ibraz edilmesine rağmen bu yönde araştırma yapılmadığını, malların ithalatına ilişkin faturalar celbedilmeden ve nakliye firmasının şoförleri dinlenmeden dosyanın karara çıkarılmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı, davalıya hurda naylon satışından kaynaklanan bakiye alacağını talep etmekte olup, davalı topraklı sera naylonu olan bu ürünler içerisinde çok yüksek miktarda toprak bulunduğunu ve bu malzemelerin yıkanıp geri dönüşümü esnasında çok ciddi fire verdiğini, bu hususta davacı ile görüşerek 17/08/2015 tarihli 332.649,08-TL tutarındaki iskonto faturasını düzenlediğini, davacıya borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının davalıya sattığı bu ürünler nedeni ile bakiye alacağı bulunup bulunmadığı ve davacının alacağından fire miktarının düşülmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından düzenlenen 17/08/2015 tarihli 77812 nolu KDV dahil 332.649,08-TL bedelli iskonto faturasının ise davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Bahsi geçen faturanın davacıya TTK 18/3 kapsamında tebliğine ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir.
Taraflar arasında, satış sonrasında fire miktarının bedelden düşüleceğine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı tarafça her ne kadar tanık deliline dayanılmış ise de HMK'nun 200.maddesi uyarınca davanın değeri itibariyle tanıkla ispat mümkün değildir.
Davalı tarafından aksi ispat edilemediğinden tarafların bahsi geçen hurdaları mevcut hali ile topraklar nedeniyle fire vereceği öngörülerek fiyatlandırdığı, davalının bu hurdaları mevcut hali ile kabul ettiği, fire nedeniyle fiyatta indirim isteyemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Şayet firenin sektörde kabul edilebilir orandan fazla gerçekleştiği ileri sürülse bile davacının davalıya sattığı ürünlerin ne kadar fire verdiğine, makul oranları aşan fire gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin dosyada bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının alacağı, davalının defterlerinde kayıtlı olan faturalara dayandığından likit ve belirlenebilir nitelikteki alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir hata görülmemiştir. TTK'nın 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır.
Maddede, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanması öngörülmüştür. Ancak söz konusu hüküm mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, dava konusu alacağa uygulanması mümkün değildir. Somut olayda faturalara dayalı alacak yönünden, davacı tarafından keşide edilen bir ihtarname bulunmamaktadır. Bu durumda davalı takip öncesinde temerrüte düşmediğinden işlemiş faiz talep edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/69, K. 2024/1444, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama