KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Birleşen Bakırköy 8. Atm'nin 2025/563 Esas Sayılı Dosyası
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2026
- Esas no
- 2026/519
- Karar no
- 2026/615
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/11/2025
- Numarası
- 2024/1006 Esas - 2025/1033 Karar
- Dava
- Şirketin İhyası
- İstinaf karar tarihi
- 03/04/2026
Karar Metni
900 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin kararın asıl davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Asıl davada; "... Ltd Şti"nin ihyası için ticaret sicili müdürlüğüne,birleşen davada tasfiye memuruna yöneltilen davalarda davacı vekili; müvekkili tarafından dava konusu şirketler aleyhine Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin 2018/102 Esas sayılı dosyasıyla hizmet tespiti davası açtıklarını, ancak yargılama sırasında dava konusu şirketlerin sicilden terkin edildiklerini öğrendiklerini, yargılamaya devam edilebilmesi için her iki şirketin de ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili; Ticaret Sicili Müdürlüğü TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek müvekkili yönünden davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada Davalı tasfiye memuru ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; Davacı tarafından dava konusu şirketler aleyhine hizmet tespiti amacıyla dava açtığı, yargılama sırasında söz konusu şirketleri sicilden terkin edildiğinin anlaşıldığı, taraf teşkili açısından dava konusu şirketlerin ihyasını istemekte davacı tarafın hukuki menfaati bulunduğundan açılan asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne; davalıların yasal hasım olması nedeniyle yargı giderlerinin her iki dava yönünden davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesine ,davalı ... aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili. Müvekkil Müdürlüğe ... ticaret sicili numarasında kayıtlı "...
Ltd Şti"nin ve ayrıca, ... ticaret sicili numarasında kayıtlı "... ..."ın ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş olup; cevap dilekçesinde de belirtildiği şekilde, ... ticaret sicili numarasında kayıtlı "... ..."ın tüzel kişiliği bulunmadığından ihyasına karar verilemeyeceği, işbu şahıs işletmesine ilişkin ihya kararı ile sınırlı olarak kararı istinaf ettiklerini, şirket hakkında verilen kararın kesinleşmesine itirazları bulunmadığını, dava konusu şahıs işletmesi (... ...
Şahıs İşletmesi),müvekkil Müdürlük tarafından, gerçek kişi işletmelere özgü kapanış -tasfiyesiz ve beyan ile- sicilden terkin edildiği, geçici 7 madde kapsamında re’sen terk edilmeyen ve yine, “ek tasfiye” için öngörülen sınırlı sayıdaki şirketler arasında bulunmayan, dava konusu şahıs firmasının, ihya davasına konu edilmeyeceğini şahıs firması olarak adlandırılsa da, teknik anlamda, gerçek kişi tacir olan dava konusu tacir işletmesinin hak ve borçlarından, işletme sahibinin sınırsız sorumluluğunun söz konusu olduğunu,şahıs işletmenin ihya edilmesi,
alacağın tahsili veyahut da taraf ehliyetinin sağlanası bakımından zaruri olmadığını ,şahıs işletmesini işleten gerçek kişi, tacir sıfatını haiz olduğunu, davacının talebin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava tüzel kişiliğin ihyasına ilişkindir.
Karar terkin edilen limited şirket ile şahıs işletmesinin ihyasına ilişkin karar Davalı ... vekili tarafından şahıs işletmesinin ihyası ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin kısım bakımından istinaf edilmiş, şirketin ihyasına ilişkin kısım bakımından karar kesinleşmiştir.
6102 sayılı TTK nın 12 maddesinde, "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." hükmünü haizdir.Buna göre, ticari işletmenin tüzel kişiliği bulunmadığı gibi, işletmeyi işleten sahibi, yani huzurdaki davaya konu olan olayda olduğu üzere işletme sahibinin bizzat kendisi tacir sıfatını haizdir.
Nitekim, tescile konu olan husus da, ticari işletmenin kurulduğunun/faaliyet göstermeye başladığından ibarettir. Gerçekten de, ticari işletme (huzurdaki davada ... ...), gerçek kişi tacirin malvarlığının bir parçası olduğundan ve işletme faaliyeti, dava konusu iktisadi işletme aracılığıyla yürütülmekteyse de, gerçek kişi tacirin şahsına ait ticari işletmenin tüzel kişiliği bulunmadığından; gerçek kişi tacir ticari işletmesinden doğan hak ve borçların muhatabı durumundadır.
İşletme ticaret sicilinden terkin edilmiş olsa bile, ticari işletmenin tüzel kişiliği bulunmadığından ancak onun sahibi olan gerçek kişi tacirin sağlığında kendisi aksi halde haleflerinin hak ve borçları devam ettiğinden, dava konusu işletmenin ihyasına/ek tasfiyesine karar verilmesinde, davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. TTK'nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye tüzel kişiliği bulunan ticaret şirketlerine özgüdür.Gerçek kişi ticari işletmeler, tasfiyesiz bir şekilde terkin edildiğinden, tasfiye halinde olarak ihya edilmesi ve yine, tasfiye memuru atanmasının da mümkün olmadığı gözetilmeden gerçek kişi tacir şahıs işletmesinin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; resen terkin edilen şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına ilişkin kararın kesinleştiği dikkate alınarak aynen tekrarına; tüzel kişiliği bulunmayan gerçek kişi ticari işletmesinin ihyasına/ek tasfiyesine karar verilmesi yasal olarak mümkün olmadığından kararın ... -... "gerçek kişi ticari işletmesi yönünden kaldırılarak; davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2026/519, K. 2026/615, 3 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama