İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2020/1627 K.2022/1927

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2020/1627Karar2022/1927Tarih22 Aralık 2022Okuma15 dk · 3.005 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
22 Aralık 2022
Dosya no
2020/1627 Esas
Karar no
2022/1927 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ( DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA
Tarihi
09/09/2020
Dosya numarası
2019/78 Esas - 2020/155 Karar
Dava
Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.005 kelime·15 dk okuma·4 bölüm

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davadışı ...

Tic Ltd Şti arasında lojistik hizmeti konusunda sözleşme imzaladığını, verilen hizmetler yönünden bu şirketin müvekkiline faturalar düzenlediğini, fatura bedelleri ödendiğinden herhangi bir borcun bulunmadığını, ancak dava dışı .. firmasının birtakım borçlarından dolayı hacze düştüklerini öğrendiklerini, bu esnada davalı şirketin müvekkili ile irtibata geçerek kendilerinin ... firmasının taşeronu durumunda olduklarını, ... müvekkili ...

AŞ'nün bir kısım konteyner taşıma işlerini kendilerine verdiğini, konteynerlerin bir kısmının Ambarlı Limanına ulaştığını, bir kısmının da halen yolda olduğunu, ancak ... firmasından 60.000,00 USD alacaklı olduklarını, bunun için alınan çeklerin ödenmeme ihtimali bulunduğundan 60.000,00 USD'nin müvekkili şirket tarafından ödenmesini, ödeme yapılmaması halinde gümrükte bekleyen mallar ile yolda gemide bulunan malların taşıma belgeleri ve ordinolarının teslim edilmeyeceğinin bildirildiğini, bu şekilde müvekkilinin haksız ve hukuk dışı bir yolla tam bir müzayaka durumuna düşürüldüğünü,

zira taşınan malların Türk Telekomdan kazanılan ihale nedeniyle biran önce teslimi gerektiğinden konteynerlerin ivedi şekilde gümrükten çekmek zorunda olduklarını, bu nedenle limanda bekleyen ve ordinoları haksız şekilde bloke edilen malların biran önce müvekkili tarafından teslim alınması gerektiğini, konunun çözümü için Sincan ....Noterliğinden davalıya ihtarname gönderilerek haksız şekilde bloke edilen mallara ilişkin müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığı, davadışı ... 'in borcundan dolayı malların bloke edilemeyeceği, malları bloke etmenin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı,

müvekkilinin ciddi zararlara uğratıldığından derhal ordino ve taşıma belgelerinin teslim edilmesinin istenildiğini, buna karşın davalının ... firmasından olan alacaklarının ... tarafından ödenmesi aksi halde ordinoları teslim etmeyeceklerini tekraren bildirdiklerini, şifahi görüşmelerden de sonuç alınamadığını, bu nedenle müvekkilinin başkaca bir seçeneği kalmadığından müzayaka halinde ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı tarafından düzenlenen 18/05/2018 tarihli 31.770,00 USD karşılığı 207.982,31 TL tutarındaki fatura ile 27/08/2018 tarihli 15.940,00 USD karşılığı 95.550,74 TL tutarındaki faturaların ödenmek zorunda kalındığını,

ödemeden sonra davalının mallara ilişkin ordinoları teslim ettiğini, son ordino teslim alındıktan sonra Sincan ...

Noterliğinden çekilen ihtarname ile davalının haksız şekilde tahsil ettiği tutarları iade etmesinin ihtaren bildirildiğini, ancak davalının iadeye yanaşmadığını, bu nedenle dava açma gereği hasıl olduğunu ileri sürerek müvekkilinin 18/05/2018 tarihli 31.770,00 USD karşılığı 207.982,31 TL tutarındaki fatura ile 27/08/2018 tarihli 15.940,00 USD karşılığı 95.550,74 TL tutarlı faturalardan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine,

sözkonusu faturalar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin Sincan ....Noterliğinden çekilen 10/09/2018 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari ve reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, 22/05/2019 tarihinde fatura tutarları üzerinden eksik harcı ikmal ederek makbuzunu dosyaya ibraz etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın TTK'nun 1246.maddesine göre bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflararasındaki her türlü ilişkinin karşılıklı mutabakat çerçevesinde gerçekleştiğini, davacının ihtarnamelerine cevaben gönderilen Üsküdar ....Noterliğinde keşide edilmiş 18/09/2018 tarihli ihtarname üzerine davacının borcu kabul ederek üstlendiğini, varılan mutabakata uygun şekilde müvekkili şirketin faturalar düzenleyerek davacıya gönderdiğini, davacının herhangi bir itiraz ileri sürmeden fatura bedellerini ödediğini,

dolayısıyla iddia edildiği şekilde müzayaka ya da benzeri bir durumun sözkonusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tacir sıfatına haiz olan davacının müzayaka hali içinde bulunduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, zira faturaları kabul ederek ödemeyi gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 09/09/2020 tarih ve 2019/78 Esas - 2020/155 Karar sayılı kararı ile; " .... davacı ... yurtdışından satın aldığı malların taşınması konusunda davadışı ... firmasıyla anlaşmaya vardığı, bu çerçevede taahhüt edilen taşıma işinin ... ile ... arasında yapılan alt navlun sözleşmesi ile davalı ... tarafından yerine getirildiği, dolayısıyla davacı ile davalı arasında doğrudan akdi bir ilişkinin bulunmadığı, davalının fiili taşıyan, davacının da yük ilgilisi-teslim alan konumunda olduğu,

uyuşmazlık konusu 18/05/2018 tarihli 31.770,00 USD karşılığı 207.982,31 TL bedelli ve 27/08/2018 tarihli 15.940,00 USD karşılığı 95.550,74 TL tutarındaki faturaların demuraj faturası olup taşıtandan kaynaklanan gecikmeler nedeniyle ortaya çıkan zarar için düzenlendiği, taşıma ilişkisinde davacı davalının taşıtanı olmadığından demuraj alacağının davalıdan istenemeyeceği, varsa demuraj alacağı bunun muhatabının alt taşıtan davadışı ... firması olduğu kabul edilmiştir.

Davalı taraf savunmasında demuraj faturalarının ödenmesi konusunda davacı ile mutabakata varıldığını ileri sürmüş ise de, savunmanın dayanağı olan, davalının davacıya gönderdiği e-mailde yer alan "varılan mutabakat" ibaresinin tek taraflı bir beyan olduğu, yazının devamında malın teslim edilmesinin ön koşullarının sıralandığı, davacının e-maillerinde ise mutabakattan bahsedilmediği görüldüğünden demuraj ödemesi konusunda e-posta yazışmalarıyla tarafların mutabakata vardıklarının söylenemeyeceği, öte yandan davacının davalıya ve davadışı ... firmasına çektiği ihtarnamelerde de demuraj borcunun kabul edildiğine ilişkin bir beyanın bulunmadığı,

dolayısıyla demuraj faturalarından dolayı taraflararasında bir mutabakatın sözkonusu olmadığı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, davalının davacı adına düzenleyip tahsil ettiği demuraj faturalarının akdi ve hukuki bir dayanağı bulunmadığından TBK'nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade gerektiği kanaatine varılmış olduğundan bu kanaat ışığında davacının dava konusu faturalar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının tahsil etmiş olduğu toplam 303.533,00 TL fatura bedelinin davacıya iadesine,

davacının Sincan ....Noterliğinden çekmiş olduğu 10/09/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı temerrüde düşürülmüş olduğundan temerrüt tarihinden itibaren kabul edilen alacağa avans faizi yürütülmesine, ihtarnamenin tebliğ belgesi sunulmamış olduğundan temerrüt tarihinin davalının cevabi ihtarname tarihi olan 18/09/2018 tarihi kabul edilerek bu tarihten itibaren 303.533,00 TL 'ye avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile;

" 1-Davanın KABULÜ ile dava konusu olan 15/08/2018 tarihli 207.982,31 TL bedelli ve 27/08/2018 tarihli 95.550,74 TL bedelli demuraj faturalarından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Sözkonusu faturalar nedeniyle davacının davalıya ödemiş olduğu 303.533,00 TL'nin 18/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Davaya cevaplarının sunularak, yapılan ödemenin müvekkili şirket ile davacı arasındaki müzakereler doğrultusunda mutabakata varılan bedelden kesilen faturalara ilişkin olduğu, tacir sıfatını haiz davacı tarafından müzayaka halinin ileri sürülemeyeceği, sürülebileceği varsayımında dahi davacının bu hususu ispatlayamadığı hususlarının bildirildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunun ilk bakışta dahi eksik ve yetersiz olduğunu, rapora ilişkin itirazlarını sunduklarını ve yeni bir rapor alınması için dosyanın bilirkişiye tevdinin talep edildiğini, ne var ki mahkemece,

dosyanın tekemmül ettiğine kanaat getirilerek davanın kabulüne karar verildiğini, hal böyle olunca hukuka aykırı olduğunu düşündüklerini yerel mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmak zarureti hasıl olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, değerlendirme bile denemeyecek birtakım soyut iddialar içerdiğini, raporda varılan kanaatlere nasıl varıldığına ilişkin hiçbir bilginin de yer almadığını, denetime elverişsiz ve her anlamda yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mahkeme kararını hukuka aykırı hale getirdiğini,

bilirkişilerce hazırlanan bila tarihli bilirkişi raporunun ilk bakışta dahi anlaşılabilecek hukuki hatalar ve eksiklikler içermesinin yanı sıra son derece özensiz ve yetersiz olduğunu, raporun dosyada mevcut birtakım bilgi ve belgeler hakkında hiçbir değerlendirme içermediğini, geri kalanı hakkında ise en basit hukuk kurallarına dahi aykırı, yanlış varsayım ve kanaatler içerdiğini, tarafların iddiaları da dahil 2.5 sayfadan oluşan raporda varıldığı bildirilen kanaatlere hangi düşünce süzgecinden geçilerek varıldığı,

kanaatlerin hangi hukuki temellere dayandırıldığı hususlarının da bildirilmediğini, bu hali ile özensiz, eksik ve hatalı olmasının yanı sıra denetime de elverişsiz olan raporun hiçbir surette hükme esas alınmaması gerektiğini, rapora ilişkin detaylı itirazlarının mahkemeye de sunulduğunu ve itirazları doğrultusunda dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi edilmesinin istendiğini, açıklayıcı ve ayrıntılı olmayan raporun taraf denetimine olduğu kadar Yargıtay denetimine de elverişsiz olup hak kaybına sebebiyet verebileceğini, ancak mahkemece dosyanın tekemmül ettiğine kanaat getirilerek hatalı şekilde davanın kabulüne karar verildiğini,

Yargıtay’ın müstakar hale gelmiş içtihatları uyarınca da hükme esas alınmaması gereken bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğunu (Yargıtay 13. HD., E. 2016/21724 K. 2019/11208 T. 13.11.2019-- Yargıtay 13. HD., E. 2015/43201 K. 2018/4726 T.

18.4.2018),Davacının, davaya konu faturalara dayanak konşimentolardan “...” numaralı konşimentoda bizzat “alıcı/gönderilen” olarak yer aldığını, “IZT180251” numaralı konşimentonun alıcısının ise, davacının grup şirketlerinden ... olduğunu, eş deyişle davacının konşimento alıcısı olarak TTK m. 1203 hükmü uyarınca taşımadan doğan borçtan sorumlu olduğunu, mahkemece davacının taşıtan olmadığı gerekçesi ile borçtan sorumlu olmadığına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacı tarafından ... kendilerinin grup şirketi olduğuna ilişkin herhangi bir itiraz da ileri sürülmediğini,

sürülse idi dahi ilgili şirketlerin sicil kayıtlarından aralarındaki organik bağın kolaylıkla anlaşılabileceğini, Müvekkili şirketin davacı yana ait sair taşımalarla ilgili olarak taşıma organizasyonu hizmeti verdiğini, son taşıma organizasyonu sırasında ise davacıya daha önceki taşımalardan kaynaklı borçları da kapsayacak şekilde navlun ve demuraj alacağından oluşan borçların bildirildiğini ve davacı ile yapılan müzakereler sonucu mutabakata varıldığını, davacı ile varılan mutabakata istinaden müvekkili şirket tarafından “...” ve “...” numaralı faturaların kesildiğini,

faturalarda açıklama olarak genel ifade ile demuraj ifadesine yer verilmekle birlikte davacı ile yapılan müzakereler dahilinde davacının da bildiği gibi bahse konu fatura tutarlarının önceki taşımalara ilişkin navlun bedellerini de ihtiva ettiğini, bu husus mahkemeye de defaten bildirilmesine karşılık, kurulan hükümde “faturaların demuraj alacağına ilişkin olduğu ve Davacının taşıtan sıfatını haiz olmaması sebebi ile demuraj alacağının muhatabının alt taşıtan dava dışı ... firması olduğu” hususunun bildirildiğini,Mahkemece verilen kararın meri mevzuat hükümlerine ve dosya gerçeklerine aykırılık teşkil ettiğini, TTK'nın ilgili 1203 maddesinin.

“Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur.” şeklinde olduğunu,

dosyada mübrez “TNSH2018041309” ve “IZT180251” numaralı konşimentoların alıcısının davacı olması karşısında müvekkili ile davacı arasında bir taşıma sözleşmesinin varlığının tartışmasız olduğunu, hal böyle olunca taşıma sözleşmesinden doğan navlun ve demuraj ücretinin davacıdan talep edilmesinin son derece hukuka uygun olduğunu, buna karşılık mahkemece hatalı olarak demuraj faturalarının akdi ve hukuki bir dayanağı bulunup bulunmadığının belirtildiğini, davacı ile müvekkili arasında bir taşıma sözleşmesinin varlığı delilleri ile ispat olunduğundan, TTK’nın 1170. maddesinin “Sürastarya süresi,

boşaltma süresi bitince herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın işlemeye başlar.” hükmünü amir olup TTK’nın atıf yapılan ilgili maddeleri uyarınca taleplerinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, davacının taşıtan ya da eşyanın teslimini talep etmiş gönderilen olmadığı şeklinde gerekçesiz ve nasıl bu kanaate varıldığı anlaşılamayan bir görüş bildirilmişse de davacının ilgili taşımaların alıcısı/ gönderileni olduğunu ve bu sebeple taşımadan doğan borçtan sorumlu olduğunu(Yargıtay 11. HD., E. 2013/14911 K. 2014/16146 T.

21.10.2014), izah edilen nedenlerle, davacının müvekkili ile arasındaki taşıma ilişkisine istinaden kesilen fatura bedellerinden sorumlu olduğunun kabulü ile mahkemenin hukuka aykırı kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, Davaya konu alacağın müvekkili ile davacı arasındaki ticari anlaşmaya dayandığını, ne taşıma sözleşmesinin ne de demuraj sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunluluğu bulunmadığını, davacı tarafından kabul ve taahhüt edilerek,

ihtirazi kayıt konmadan ödenmiş bir borç mevzu bahis olması karşısında mahkemece mutabakatın söz konusu olmadığına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dosyada mübrez konşimentolarda davacının “alıcı” olarak yer almasının davacı ve müvekkili arasında bir taşıma ilişkisi bulunduğunu ispatladığını, "demuraj sözleşmesi” şeklinde bir tabirin ulusal ve uluslararası uygulamada bulunmayan bir ifade ve sözleşme türü olduğunu, mahkemece, sunmuş oldukları yazışmalarda yalnızca müvekkili tarafından tek taraflı olarak “varılan mutabakat” ifadesi bulunduğu,

davacının mutabakata ilişkin herhangi bir ifadesinin bulunmadığı bildirilmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, mahkemece delillerin gereği gibi incelenmediğini ve yanlış değerlendirildiğini, sunmuş oldukları 15 Ağustos 2015 tarihli yazışmaların; " ... ([email protected]) tarafından: ... Bey selamlar, telefonda yapmış olduğumuz mutabakata istinaden, ekli ve aşağıdaki teklifin tarafınızca kabulü ve belirtilen şartlara uyulması koşulu ile.

Teyitlerinizi müteakip hemen çalışmalara başlanacaktır. ... (...@...) tarafından: ... Bey Merhaba, bu şekilde onaylıyoruz. Faturaları ve ordinoları çok acil bekliyoruz.

Selamlar…” şeklinde olduğunu, sunulan yazışma incelendiğinde, mahkemenin belirttiğinin aksine davacı tarafından "bu şekilde onaylıyoruz, faturaları bekliyoruz” şeklinde e-posta gönderilmiş olmasının, davacı ile mutabakata varıldığını ispatladığını, davacı ve müvekkilinin birbirine uygun irade beyanlarının ne sebeple mutabakatın varlığını ispatlamadığının anlaşılamadığını, Demuraja ilişkin yazılı bir anlaşma gerekmediği, hatta demurajın hiç kararlaştırılmadığı halde bile süresinde iade edilmeyen konteyner sebebi ile demuraj tahakkuk edeceği hususunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından.

“Sözleşme olmasa bile, deniz ticaret uygulaması bakımından zamanında iade edilmeyen konteyner sebebiyle konteyner ilgilisi demuraja hak kazanacaktır. Mahkemenin kabulünün aksine, yazılı bir sözleşme bulunması da şart değildir. Ayrıca, yine mahkemenin kabulünün aksine demuraj ücreti, sözleşme ile kararlaştırılmış ise buna göre, böyle bir kararlaştırma olmadığı takdirde de rayice göre belirlenecektir” (Yargıtay 11. HD, E. 2008/10839, K. 2010/2527 T.

08.03.2010) " şeklinde içtihat edildiğini,Taraflar arasında kurulmuş bir taşıma ilişkisi olması, konteynerin süresinde iade edilmemesi sebebiyle demurajın tahakkuk edeceği ve buna ilişkin yazılı bir anlaşma bulunmasının gerekmediği, taşıma ilişkisi sonucu oluşan borçlar ile ilgili tarafların mutabakata vardığı, borca istinaden kesilen faturalara davacı tarafından itiraz edilmediği ve ihtirazi kayıt olmaksızın ödendiği hususları göz önüne alındığında mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunun açıkça görülebildiğini, Her ne kadar ticari faaliyetlerinde basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı müzayaka halini ileri süremeyecekse de;

bir an için aksi düşünüldüğünde dahi davacının iddiasını ispata yarar hiçbir bilgi ve belge sunamadığını, taraflarca mutabakata varıldığını, itiraz edilmediğini ve bedeli ihtirazi kayıt öne sürmeksizin ödenmiş faturalar karşısında davacının iddiasını salt soyut beyanlarla ispatlayabileceğinin düşünülemeyeceğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca basiretli tacir sıfatının gereği olarak bir tacirin müzayaka hali iddiasını ileri süremeyeceğini, böyle bir iddia bir tacir tarafından ileri sürüldüğü takdirde somut olayın özelliklerine göre değerledirme yapılabilmekteyse de müzayaka iddiasına son derece temkinli yaklaşıldığını,

ve iddia konusu edilen zorunluluk halinin herhangi başka bir yolla aşılmasının mümkün olmaması ve menfaatler arasında aşırı dengesizliğin bulunmasının arandığını (Yargıtay 11. HD., E. 2015/10800 K. 2016/5529 T.

23.5.2016), ayrıca Yargıtay içtihatları uyarınca somut duruma bakılacak olursa; müvekkili şirketin alacağından indirim yapmasından önce, davacı talebi ile günlerce pazarlık görüşmeleri yapılmış olmasının, davacının yükün acilen teslim alınması gerektiği aksi halde çok büyük zararlar doğacağı iddiası ile örtüşmediğini, davacı tarafından pazarlık görüşmeleri ile vakit kaybedilmeksizin mahkemeye başvurularak teminat yatırmak sureti ile yükü tedbiren teslim almanın talep edilebileceğini, davacının müzayaka haline dayanamayacağı itirazları baki kalmak kaydı ile;

davacının müzayaka iddiasını hiçbir bilgi ve belgeyle destekleyemediğini, hal böyle iken bahse konu iddianın soyut bir iddianın ötesine geçemediğini, davacının iddiasını ispatla mükellef olması karşısında, mevcut dosya gerçekleri çerçevesinde davanın ispatlanamadığı ve reddedilmesi gerektiği aşikarken, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu (Yargıtay 23. HD., E. 2016/5720 K. 2019/3579 T.

12.9.2019), davacının davayı ikame etmekteki tek amacının müvekkili şirketten haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişki çerçevesinde basiretli bir tacir gibi tüm etkenleri ayrıntısı ile değerlendirdiğini ve taşıma ilişkisinin gönderileni sıfatı ile bahse konu alacakların borçlusu olması sebebi ile kendi iradesi dahilinde, müvekkili şirket ile indirim konusunda vardığı mutabakat doğrultusunda fatura bedellerini herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın ödediğini,Ayrıca davacının alacağını kabul manasına gelmemek ve ikrar kabul edilmemek kaydıyla;

mahkemece 18.09.2018 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesinin de doğru olmadığını, kabul manasına gelmemek kaydı ile dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, hukuka uygun bir karar verilmesini, aksi kanaat hasıl olduğu takdirde ise dosyanın hukuka uygun bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine iadesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; müzayaka halinde ödendiği ileri sürülen fatura bedellerinin TBK'nun 77 ve devamı maddelerine göre istirdadı istemine ilişkindir.

Davacı tarafça, yurt dışından ithal edilen malların taşınması konusunda davadışı ... firması ile anlaşmaya varıldığı, bu şirketin alt taşıma sözleşmesi ile fiili taşımayı davalı ... şirketine yaptırdığı, davalı şirketin malların teslim belgesi- ordinosunu teslim etmek için, kendisinin ... firmasından olan alacaklarının ödenmesini şart koştuğu, davacının başka firmalarla olan anlaşmaları çerçevesinde malları biran önce teslim almak zorunda olduğundan müzayaka halinde davalı firmanın düzenlemiş olduğu fatura bedellerini ödemek zorunda kaldığı ileri sürülerek,

davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadına karar verilmesi talep edilmiş; davalı ise, müzayaka iddiasını reddederek ödemelerin mutabakat çerçevesinde yapıldığını savunmuştur.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacı ile davalı arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı, davadışı ... ile ... arasındaki taşıma ilişkisinden doğan konteyner demurajı alacağının hesabının dosyada ortaya konamadığı, bu kapsamdaki bir borcun geçerli bir şekilde davacıya nakline dair belgenin de bulunmadığı, davacının ... ile ... arasındaki taşıma ilişkisi açısından üçüncü bir kişi konumunda olduğu, davalının varsa demuraj alacağı bunun muhatabının alt taşıtan konumundaki ... firması olduğu, ... firmasının ancak kendi akidi konumundaki davacıya rücu edebileceği belirtilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği; davanın dayanağını teşkil eden faturaların "Mal/ hizmet" kısmında "Demuraj" ifadesinin yazılı olduğu,

istirdatı talep edilen bedel bu faturalar kapsamında ödendiğinden davalının demuraj alacağı doğduğu/ bulunduğunu ve bu alacağın davacıdan talep edilebileceğini ispatlaması gerektiği, dosya kapsamı ve mübrez delillerle davalının faturalara dayanak demuraj alacağı olduğu ispatlanmadığı gibi bu faturaların demuraj dışında davacının davalıya olan başka borçlarını da kapsadığı hususlarının da ispatlanmadığı, davalı tarafça demuraj faturalarının ödenmesi konusunda davacı ile mutabakata varıldığı savunulmuş ise de, davalının davacıya gönderdiği e-mailde yer alan "varılan mutabakat" ibaresinin tek taraflı bir beyan olduğu,

yazının devamında malın teslim edilmesinin ön koşullarının sıralandığı, davacının e-maillerinde ise, mutabakattan bahsedilmediği görüldüğünden demuraj ödemesi konusunda e-posta yazışmalarıyla tarafların mutabakata vardıklarının söylenemeyeceği; davacı tarafça belirtilen sebeplerle müzayaka halinin ileri sürülmesinde usule aykırılık bulunmadığı gibi mahkemenin davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin tebliğ belgesi sunulmamış olduğundan temerrüt tarihini davalının cevabi ihtarname tarihi olarak tespit ederek bu tarihten itibaren faize hükmetmesinde de usule aykırılık bulunmadığı;

mahkemece deliller toplanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitlerle birlikte diğer deliller de değerlendirilerek ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu, buna göre eksik inceleme ile karar verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, mahkeme kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden,

davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.734,34 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.183,75 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 15.550,589 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2020/1627, K. 2022/1927, 22 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1627
Karar No
2022/1927
Tarih
22 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2020/1629 K.2022/2327
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2020/1629 K.2022/2937
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2020/1631 K.2022/2422
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2020/1633 K.2022/2454
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2020/1641 K.2022/1853
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2020/1643 K.2022/1866

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.