KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/1141 Esas
- Karar no
- 2025/63 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/243 Esas- 2021/923 Karar
- Tarih
- 21/12/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Karar Metni
3.030 kelime·15 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ... ile davalı ... arasında davalı tarafından pazara sunulan biyolojik temizlik ürünlerinin pazarlanması amacıyla Tek Elden Satım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanması ile sözleşme madde 11 hükmünce müvekkili tarafından davalı şirkete 40.000 Euro bedelli stok ödemesi yapıldığını, ödeme tarihinden itibaren müvekkiline 40.000 Euro tutarında ne stok çıkışı ne fatura kesimi ne de bir teslimat gerçekleşmediğini, müvekkili tarafından da bu yönde bir sipariş verilmediğini, sözleşmenin 11. Maddesi bağlamında ödenen 40.000 Euro’luk bedelin sözleşmenin teminatı niteliğinde ve sözleşmenin kuruluşu için olduğunu,
sözleşme tarihinden sonra yaşanan süreçteki ekonomik gelişmelerin müvekkilinin nazarında yapılacak işin ekonomik verimliliği ve beklenen kâr oranının gerçekleşmeyeceğini ortaya koyduğundan sözleşmenin sürdürülebilir olmadığının davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerde dile getirildiğini, 10.09.2019 ve 15.09.2019 tarihlerinde e posta üzerinden ıslak imzalı olarak da davalı şirket yöneticililerine iletildiğini ancak bir cevap alınamadığını, müvekkilinin sözleşmenin fesih başlıklı 12. Maddesi uyarınca davalı tarafa
gönderdiği ihtarname ile tebliğ tarihinden 1 ay içerisinde vekalet akdi hükümlerine göre sözleşmenin sonlandırıldığının bildirdiğini ve 07.05.2019 tarihinde ödenen 40.000 Euro’luk bedelin müvekkiline ait hesaba yatırılmasını ihtar ettiğini söz konusu ihtarnamenin 24.10.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, 24.11.2019 sonunda 1 aylık sürenin sona erdiğini, davalı tarafından bu ihtara 11 Aralık 2019 tarihli cevabıyla müvekkili şirketin davalı şirketten 40.000 Euro bedelli stok sipariş edildiğini iddia ettiğini, davalı şirketin deposunda tutulan 40.000 Euro bedelindeki stok miktarının,
cevabın tarafa tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde teslim alınmaması halinde alacaklının temerrüdü hükümleri dahilinde hareket edileceğinin beyan edildiğini, davalı tarafın işbu cevap ile müvekkilinin davalı nezdinde 40.000 Euro’luk alacağı bulunduğunu ikrar ettiğini, ve müvekkili tarafından verildiği iddia edilen 40.000 Euro’luk siparişin belgelendirilmesini sağlayamadığı gibi iddia ettiği şekilde alacaklının temerrüdü hükümlerine başvurmayarak söz konusu bedelin bir teminat bedeli olduğunu gösterdiğini, davalının herhangi bir ödemede bulunmadığından İstanbul ...
İcra dairesinde ... numaraları icra dosyası ile İlamsız takibe gidildiğini, davalı şirkete Ödeme emrinin 03.01.2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davalı 08.01.2020 tarihinde müvekkilinin dosya alacaklılarına herhangi bir borcu olmadığını beyan edererk takipte işletilmesi talep edilen faize, faiz oranı ve ödeme emrine, işlemiş faiz ile borcun tüm ferilerine itiraz ettiğini, davalının itirazının iptali için zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğuni, fakat görüşmelerde bir sonuç alınamadığını beyanla itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve iddia etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket tarafından stok çıkışının yapılmadığını, teslimatın hiçbir zaman gerçekleşmediğini ve davacının sipariş talebinde bulunmadığı yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından defaatle talep edilmesine karşın davacının şirket kuruluşunun tamamlanmadığını ve sözleşmeye konu ürünler için henüz bir depo kiralanmadığını belirterek ürünlerin müvekkili şirket deposunda tutulmasını talep ettiğini, davacının bu talebi doğrultusunda karşılıklı mutabık kalınarak ürünlerin müvekkili şirketin deposunda tutulduğunu,
davacının stok çıkışı ve teslimat yapılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11. Maddesi kapsamında: “"Tedarikçi firmaya, Yetkili Satıcı tarafından verilen sipariş kesin sipariştir. İptal edilemez. Sipariş verildikten sonra bedelin tamamı sözleşme uyarınca muaccel olur.
Sipariş verildikten sonra Yetkili Satıcılık Sözleşmesi Yetkili Satıcı tarafından feshedilse dahi, Yetkili satıcı sipariş verdiği malı teslim almakla ve bedelini ödemekle yükümlüdür." şeklinde düzenlendiğini, davacı tarafından sipariş edilen ve müvekkil şirket deposunda tutulan davaya konu 40.000 Euro bedelindeki stok miktarı müvekkil şirketin ciddi, gerçek ve usulüne uygun ifa teklifini davacının haklı bir sebep olmaksızın reddetmesi ve haklı bir sebep almaksızın sözleşme gereğince üzerine düşen ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşme uyarınca davacı sipariş verdiği malı teslim almakla ve bedelini ödemekle yükümlü olduğununu,
müvekkilinin tüm iyi niyetiyle davacı tarafından sipariş edilen ürünleri kendi deposunda muhafaza ettiğini, davacının müvekkilinin bu iyi niyetini suiistimal ederek sözleşme gereğince malları teslim almaktan imtina ettiği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun '"TBK") Alacaklının temerrüdü başlıklı 106. Ve devamı maddeleri uyarınca temerrüde düştüğünü, İlgili maddede.
"Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur." Şeklinde denildiğini, davacı vekilinin iddialarının aksine, davacı haklı bir sebep göstermeksizin müvekkili şirket deposunda bulunan ve davacı tarafça sipariş edilen malları teslim almaktan ısrarla imtina ettiğini, müvekkili şirketin Sözleşme uyarınca kendisine düşen yükümlülüklerini gerekli özeni ve hassasiyeti göstererek eksiksiz yerine getirdiğini,
müvekkilinin davacıya eğitim,personel desteği sağlamış, depo tesis etmiş ayrıca yol, yemek,çalışma ücreti ve sair masraf yardımında bulunduğunu, sözleşmeye konu satış ve pazarlama faaliyetlerinin davacı tarafından layığıyla yerine getirilmesini ve davacının karlılığının artırılması amacıyla eğitim/know how desteği, depo tesisi, personel desteği sağlandığını, desteklerden kaynaklı yol,yemek, çalışma ücreti ve sair masraflar yaptığını, müvekkilinin harcamış olduğu masraf ve emeğin tazminine ilişkin tüm haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin takibe itirazı haklı olduğundan davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,
davacı tarafın alacak iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, alacak talebinin yargılamayı gerektirdiği müvekkili şirketin takibe itirazı haklı olduğundan ve davacının iddia ettiği alacak mevcut olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, müvekkilin sözleşmeden doğan ve yasal tüm yükümlülüklerini layığıyla yerine getirdiğinden müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, davacının haksız şekilde müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatması sebebiyle,
dava değerinin %20sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 21/12/2021 tarih 2020/243 Esas- 2021/923 Karar sayılı kararında;"Dava; taraflar arasındaki sözleşmeye dayanılarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir... sayılı dosyasının YUYAP kayıtlarından incelenmesi ile ; ...A.Ş tarafından 17.12.2019 tarihinde borçlu...A.Ş.aleyhine icra takibi başlatıldığı,
40.000,00 Euro asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz, icra harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin tahsili ile 17.12.2019 tarihli takipte kesinleşen miktarın 257.934,52 TL tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce tarafların defter ve belgeleri incelenerek varsa alacak borç dökümünün yapılması amacıyla bilirkişi raporu alınmıştır.Mahkememizce dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda özetle;"..
1- Davacı ...A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2019, 2020 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığı,2- Davalı yanın incelemeye sunduğu, 2019 yılına ait Yevmiye Defterinin eksik olduğu, kapanış tasdikinin yapılmamış olduğundan sahibi lehine delil olma özelliği takdiri Mahkemenize aittir. 3-Dava dosyası incelemelerimizde Davacı ... ile davalı ...
A.Ş. arasında …./…./2019 (tarihsiz) TEK ELDEN SATIM SÖZLEŞMESİ düzenlendiği görülmüştür. 4- Davacı ... tarafından davalı yana ait İş bankası ... IBN Euro hesabına 07/05/209 tarihinde 40.000,00 Euro Havale yapıldığı ancak davalı yana ait yasal defterlerde yapılan incelemede davacı ...tarafından yapılan 40.000,00 Euro havaleye ilişkin bir kayda davalıya ait yasal defterlerinde rastlanılmamıştır.
5-Taraflar arasında tanzim edilen TEK ELDEN SATIŞ SÖZLEŞMESİ “Madde 11: YETKİLİ SATICI, sözleşmenin imzalanması ile birlikte, ek-1 de bildirilecek ürünlerden 40.000,00 Euro luk stokuna çekmek ve bu ilk ürün bedelini peşin olarak ödemek zorundadır.” Uyarınca dosya münderecatında ek-1 ürün listesi, stok çıkış evrakı, mal teslimi ve faturasına rastlanılmamıştır.6- Her ne kadar taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin tarihi belli olmasa da Sözleşme madde 11: YETKİLİ SATICI, sözleşmenin imzalanması ile birlikte Ek-1 de bildirilecek ürünlerinden 40.000,00 EURO luk stokunu çekmek ve bu ilk ürün bedelini peşin olarak ödemek zorundadır..
Daha sonraki mal teslimatı miktarı ve zamanı, bölgedeki talebe göre belirlenecektir.
YETKİLİ SATICI, her daim en az Ek- de belirtilen ürünü stokunda bulundurmak mecburiyetindedir.YETKİLİ SATICI, her siparişi imzalayarak kaşelemek zorundadır, İmzasız ve kaşesiz siparişler geçersiz olup, şifahi (telefon) siparişler TEDARİKÇİ 'tarafından dikkate alınmaz.YETKİLİ SATICI’ nın siparişinde değişiklik yapma ihtiyacı duyması halinde, bu talebini ürün sevkiyatından en az 3(üç) gün önce ...’ nin satış departmanına yazılı olarak bildirmesi gerekmektedir.
Sevk tarihi, ürünün TEDARİKÇİ den çıkış ve sevk irsaliyesini düzenlemiş oldu tarihtir YETKİLİ SATICININ özel çalışması ile irtibat kurulacak ihalelerde yukarıdaki oranların üzerindeki alımlarda TEDARİKÇİ ile hareket edilecek ve bu ihalelere TEDARİKÇİ tarafından girilecektir.TEDARİKÇİ firmaya, YETKİLİ SATICI tarafından verilen sipariş kesin sipariştir. İptal edilemez- Sipariş verildikten sonra bedelin tamamı sözleşme uyarınca muaccel olur.
Sipariş verildikten sonra YETKİLİ SATICI lık Sözleşmesi YETKİLİ SATICI tarafından fesih edilse dahi, YETKİLİ SATICI sipariş verdiği malı teslim almakta ve bedelini ödemekle yükümlüdür. Nakden ve TEDARİKÇİ’ nin bildireceği bir banka hesabına yapılacak olan ödemelerin TL (Türk Lirası) bazında yapılması durumunca, ödeme tarihlerindeki... efektif satış kurları esas alınacaktır. Yetkili firma, TEDARİKÇİ’ nin her talebinde ve her ay sonunda hesap mutabakatı yapmak zorundadır.
Aksine hareketin tespitinde, TEDARİKÇİ’ nin sözleşmeyi fesh hakta doğacaktır. YETKİLİ SATICI, stok ve satış hareketlerini firmaya haftalık raporlar hainde bildirecektir,YETKİLİ SATICI, ... markalı uluslararası tescil edilmiş ürünlerin hiçbirisinin orijinal ambalajı ile oynayamaz. Ürünleri açamaz.
Niteliğini değiştiremez, olarak bir başka etiket, çıkartma, marka vb yapıştıramaz, TFDARİKÇİ den orijinal ... ürünlerinin hepsini, orjinallerini bozmadan (olduğu gibi) müşterilere teslim etmek zorundadır;Şeklinde tanzim edilmiş olup, sözleşme ile taraflar Ek-1 de bildirilecek belli bir miktar ürünü 40.000 Euro karşılığı tartışmasız almak / satmak üzere anlaşmışsalar da dosya ve tarafların nezdinde yapılan incelemelerde;
davacının yapmış olduğu ödeme sonucu teslim edilmeyen sözleşmeye dayalı malın hangi tarihte nerede kimin tarafından nasıl alınacağı belirtilmemiş ise de Yetkili satıcılık sözleşmesinde satıcı tarafından sipariş verdiği malı almakla ve ödemekle yükümlüdür…….. maddesi gereği malı almakla yükümlü olanın davacı olduğu düşünülmektedir.
Ancak dosya içerisinden ve incelemelerde davalının ürün tedarikinin tamamlandığına ilişkin davacıya bilgi verdiği yada davalının almayı taahhüt ettiği ürünlerinin akıbeti hakkında bilgi almaya çalıştığı yönünde somut bir bilgi ve belge yer almamaktadır, taraflar arasındaki bildirim yükümlülüğünün kime ait olduğunun takdiri sayın mahkemenize ait olmaktadır.Tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirleri içerisinde kaldığı, " yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda;
dosyaya sunulan sözleşmenin ve davacı tarafça gönderilen mail kayıtlarının incelenmesinde, sözleşmenin davalı ile davacı ... arasında yapıldığı ve davaya konu ödemenin de davacı ... tarafından yapılması nedeniyle maillerde tarafına iadesinin talep edildiği o halde bir iade talebi var ise bunun davacı ... tarafından talep edilmesi gerektiği, zira sözleşmeyi ve ödemeyi yapanın kendisi olduğu, sözleşmede isminin ne olacağı dahi yazmayan şirketin de bu sözleşme ile bağlı olacağının belirtilmesi suretiyle davacı şirketin sözleşmeye dahil edilmesinin mümkün olmadığı,
davacı şirketin tüzel kişilik kazanarak ve yetkilisince sunulacak irade beyanı ile bir sözleşmeye taraf olabileceği, bu nedenle davacı şirketin işbu dava kapsamında tarafı olmadığı sözleşme çerçevesinde ve yapmadığı bir ödemeyi talep edemeyeceği anlaşılmakla davacı şirket adına açılan davanın reddine karar verilmiştir.Davaya konu icra dosyasının usul ekonomisi gereği UYAP'tan temin edilen kayıtlarının incelenmesinde takibin davacı şirketçe davalı şirket aleyhine başlatıldığı,
bu nedenle takiple bağlı olan eldeki davada takibin tarafı olmayan ...'ın talepte bulunamayacağı ,zira işbu davada verilecek kararın takip borçlusu ve alacaklısı bakımından sonuç doğuracağı, takip dosyasının tarafı olmayan davacı ...'ın işbu davada davacı sıfatı bulunamayacağı anlaşılmakla davacı ... adına açılan davanın ve ayrıca şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1-Davanın REDDİNE,Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle. Huzurdaki itirazın iptali davasında; taraf teşkilinde ... ve ... (... Kimya) davacı olarak gösterildiğini,Davanın ret gerekçesinin, itirazın iptaline konu olan icra dosyasında ...'ın taraf olarak gösterilmediği ve takibin yalnızca şirket adına yapıldığının olduğunu,İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasının açılışının, Ankara'da Nöbetçi İcra Dairesi aracılığıyla yapıldığını Ankara ...
İcra Dairesi'nin 28.11.2019 tarih ve... Muhabere numaralı takip talebi, ödeme emri, harç makbuz belgeleri ile birlikte fiziki olarak İstanbul İcra Tevzi Bürosuna gönderildiğini, İstanbul İcra Tevzi Bürosuna ulaşan dosya İstanbul ... İcra Dairesi'ne gönderilerek ... kaydı alarak, takip talebi ve ödeme emrini borçluya çıkarttığını, borçlunun ödeme emrine itirazda, her iki alacaklı yönünden (... ve ...
Kimya) borca itiraz ettiğini, Yasa gereği; itirazın iptali davası öncesi ticari alacaklarda arabuluculuk zorunlu olduğundan gerekli başvurunun yine iki alacaklı yönünden yapıldığını anlaşamama tutanağının da yine iki alacaklı gözetilerek tanzim edildiğini,Tüm yargılama boyunca; bilirkişi incelemesi dahil, her türlü talebin iki alacaklı adına yapıldığını ancak karar duruşmasında mahkemenin; son sözleri aldıktan sonra, ...'ın itiraza konu icra dosyasında taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini,Hakime, kısa kararı açıklarken duruşma esnasında ...'ın taraf olduğu,
yanlarında fiziki evrakların da olduğunu, bir maddi hatanın bulunabileceğini söylemelerine ve konuya dair süre verilmesi talepleri bulunmasına rağmen, hakimin, icra dosyasının fiziki kaydının olmadığını, UYAP kayıtlarını hükme esas aldığını belirterek, hükümden sonra belge toplamayacağını belirterek davayı reddettiğini, Bu hususu da aylar sonra yazdığı gerekçesine, "usul ekonomisi" gereği UYAP kayıtlarına bakılarak taraf teşkilinin sağlanmadığı şeklinde yansıttığını,Duruşma çıkışı basit bir şekilde, alt kattaki icra müdürlüğüne gidilerek,
fiziki dosyanın temin edildiğini ve Ankara'dan muhabereyle gelen icra takibi ve ilgili tüm evrakların çıkartıldığını, daha sonra UYAP portal ortamında mahkeme ile icra dairesindeki yazışmaların incelendiğini, fiziki dosyayı bulamayan icra dairesinin, yalnızca alacaklı şirket ...'yı taraf göstererek kendi hazırladığı ve UYAP sistemine yüklediği takip talebi ve ödeme emrini mahkemeye gönderdiğinin anlaşıldığını, oysa fiziki dosyada taraf teşkilinde her iki alacaklının da bulunduğunu, icra dairesinin,
Ankara'dan muhabere ile gelen evrakı dikkate almaksızın kendi kusuru ile oluşturduğu ve fiziki evrakı mahkemeye bulamadığı gerekçesiyle sunmadan UYAP üzerinden gönderdiği evrakların ilk derece mahkemesince, teyit edilmeden ya da kuşkuya düşülmesi halinde taraf vekili olarak davacı taraf olan kendilerine izahat verdirmeden davayı reddetmesinin açık şekilde hukuka ve mantığa aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesinin, ödeme emrine itiraz, davaya cevap dilekçesi dahil karşı tarafın dahi taraf teşkiline itiraz etmediği bir durumda, icra müdürlüğünden fiziki dosyayı getirtmeden,
salt UYAP kaydında ...'ın adının yer almadığını görerek davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,HMK madde 31 ve madde 194 uyarınca davayı aydınlatma görevi olan hakimin, kayıtlar arasında uyumsuzluk bulunması halinde kuşkuya düşmesi söz konusuysa yapacağı yegane şeyin, kendilerine somutlaştırma yükümlülüğünü hatırlatarak aradaki uyumsuzluğunun neden kaynaklandığı sorması ve aydınlatması olabileceğini,HMK madde 31 ve 194'e aykırı şekilde yeterli özen ve dikkati göstermeden, "usul ekonomisini" gerekçe göstererek verdiği kararın kabul edilmesi mümkün olmayıp, hükmün açıkça hukuka aykırı olduğunu, Bu itibarla;
eksik inceleme yapan ilk derece mahkemesinin, öncelikle fiziki icra dosyasını icra dairesinden getirtmesi ve bu doğrultuda yeniden bir hüküm kurması gerektiğini, bir diğer seçeneğin ise duruşmalı olarak istinaf incelemesini gerçekleştirilerek hükmü vermesinin usul ekonomisi açısından daha uygun, hızlı ve adil bir sonuç doğuracağı yönündeki kanaati olduğunu,Diğer yandan; taraf teşkili (husumet) yönünden davayı reddeden ilk derece mahkemesinin bir diğer hatasının karşı tarafa TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. Maddesine aykırı şekilde maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti hükmetmesi olduğunu,Bu durumda.
Tarife uyarınca Asliye Mahkemeleri için öngörülen davalar için 2021 Kasım sonrası verilen hükümlerde öngörülen 5100 TL'lik tutar gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Tarifenin 3. Kısmına göre nispi vekalet ücreti hesaplaması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,Bu aykırılığın, davalı tarafın olası bir ilamlı icra takibinde müvekkilin tehir-i icra kararı alabilmesi için daha fazla teminat yatırmasına ve zarara uğramasına neden olacağını, her ne kadar konuya dair tavzih kararında bulunulacak olsa da, talebin reddi olasılığına karşı, bu hususun da istinaf incelemesinde dikkate alınması gerektiğini beyanla,
ilk derece mahkemesinin kararının istinaf incelemesi ile birlikte kaldırılmasını. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasının. EK-1'de sunulan kayıtlar da gözetilerek fiziki olarak getirtilmesini, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını ve davanın esas yönünden de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen "Tek Elden Satım Sözleşmesi" kapsamında davacı tarafından davalıya verilen 40.000,00 Euro bedelli stok ödemesi karşılığında davalının ürünleri teslim etmediği iddiası ile sözleşmeden dönülmesi sebebiyle sözleşmenin teminatı olarak verilen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece davacı şirket tarafından açılan davanın sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle, davacı ... tarafından açılan davanın icra takibinde alacaklı olarak yer almaması sebebiyle reddine karar verilmiş,
verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlığa konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyasından Mahkemenin talebi üzerine gönderilen evraklar incelendiğinde.
İcra Dairesi tarafından takip talebi, itiraz dilekçesi, borçlu vekaletnamesi, takibin durdurulmasına ilişkin tensip kararının gönderildiği, gönderilen evraklar arasında ödeme emrinin bulunmadığı, bu takip talebinde alacaklı olarak davacı ...'nin, borçlu olarak davalı şirketin, alacak miktarının 40.000,00 Eur olarak gözüktüğü, icra takibine itiraz dilekçesinde davacıların her ikisinin de yer aldığı, Uyap ortamından eklenen icra takip dosyası incelendiğinde ise, karar tarihinden sonra 20/10/2023 tarihinde Uyap ortamına atılan Ankara ...
İcra Dairesi'nin 28/11/2019 tarihli İstanbul İcra Tevzi Bürosuna yazılan muhabere üst yazısında alacaklı davacıların borçlu davalı aleyhine borç miktarı 40.747,95 EURO € ( 40.747,95 € X 6,35 TL - 258.749.449 TL olarak belirtilen icra takip dosyası ve aslının gönderildiğinin, harçlarının alındığının belirtildiği, söz konusu muhabere yazısının İstanbul İcra Daireleri Tevzi Bürosu tarafından 04/12/2019 tarihinde havale edildiği, Uyap ortamına 03/01/2020 tarihinde atılan takip talebinin Mahkemece dikkate alınan davacı ...'nin, borçlu olarak davalı şirketin, alacak miktarının 40.000,00 Eur olarak gözüktüğü takip talebi olduğu,
ancak aynı dosyada 20/10/2023 tarihinde Uyap ortamına atılan alacaklısının davacılar, borçlusunun davalı olarak gözüktüğü alacak miktarının 257.934,52TL- harca esas değer 40.000,00 EUR asıl alacak 747,95 EUR. işlemiş Faiz (Avans Faizi (3095 S.K.) olmak üzere 40.747,95 EUR gözüktüğü 28/11/2019 tarihli ıslak imzalı, 17/12/2019 icra müdür yardımcısı havale tarihli icra takip talebi bulunduğu, 20/10/2023 tarihinde Uyap ortamına atılan ödeme emrinin de bu takip talebine göre düzenlendiği,
söz konusu ödeme emrine borçlu vekili tarafından her iki davacı alacaklının gösterilerek 07/01/2020 tarihinde itiraz edildiği ve 09/01/2020 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, icra dosyasının fiziken dosya arasına alınmadığı anlaşılmıştır. İcra Dairesi tarafından Mahkemeye Uyap ortamından gönderilen evraklar arasında ödeme emri bulunmamasına rağmen Mahkemece ödeme emri celbedilerek incelenmeden, uyap ortamına sonradan aktarılan takip talebi,
ödeme emri ile uyap ortamında bulunan ve Mahkemece dikkate alınan takip talebi arasında çelişki bulunmasına rağmen bu çelişki giderilmeden ve doğru takip talebi tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır.Yine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 maddesine göre davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.
Bu hüküm uyarınca Mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddedilmesi nedeniyle davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmesi yasal mevzuata uygun olmamıştır.Sonuç itibariyle, davacılar vekilinin istinaf istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1141, K. 2025/63, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama