KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1223 Esas
- Karar no
- 2025/166 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2020/523 Esas- 2022/37 Karar
- Tarih
- 03/02/2022
- Dava
- Alacak
Karar Metni
2.427 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Ceyhan Belediye Başkanlığınca yapılan ihaleye teminat teşkil etmek üzere dava dışı ... Sarı. ve Dış Tic.
Ltd.Şti. adına davalı bankaca ... no.lu 30.04.2015 tarihine kadar geçerli 115.000,00 TL bedeli teminat mektubu verildiğini, anılan kredinin teminatı için müvekkilinin 1 kg 614 gr. altın hesabına bloke konulduğunu, davalı bankaca verilen teminat mektubu süresi içinde nakde çevrilmediği gibi çok uzun bir geçmiş olması nedeniyle geçerliliğini yitirdiğini, davalı banka blokeyi çözmediği için müvekkilinin altın hesabının serbest bırakılmadığını, müvekkilinin Beykoz ...
Noterliğinin 11.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide etmiş olmasına rağmen, blokenin çözülmediğini beyanla blokede bulunan 1 kg 614 gr. altının dava tarihindeki TL karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... Ltd.
Şti arasında akdedilen GKS uyarıca nakit ve gayrinakit kredi kullandırıldığını, davacı ile doğmuş ve doğacak kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 01.02.2014 tarihinde rehin sözleşmesi imzalandığını, davacının bu mezkur rehin sözleşmesine istinaden 1.563,96 gr. altın hesabını müvekkili bankaya rehnettiğini, müvekkili dava dışı kredi borçlusu borcunu ödemeyince bu kez Düzce ...
Noterliğinin 13.03.2015 tarh ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesini keşide ettiğini, ihtamame tarihi itibariyle 586.430,20 TL nakit ve 115.000,00 TL mer'i teminat mektubu borcunun bulunduğunu, müvekkilinin belirtilen kredi borçları ödenmeyince Ağustos 2016 tarihinde rehin konusu altın hesabını TL'ye çevirerek kredi borcuna mahsup ettiğini, rehin sözleşmesinin 5.m. göre müvekkilin TL çevirip kredi hesabına mahsup etmeye yetkili kılındığını, Düzce 2. AHM'nin 2015/219 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen tedbir kararı ile teminat mektubunun tazminin engellediğini,
mahkeme kararı ile mektubun tazmini engellendiği için zamanaşımı süresinin durduğunu, anılan mahkemenin kesinleşmiş bir kararın ibraz edilmediğini, teminat mektubunun hükümsüzlüğüne ilişkin bir kararın sunulmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 03/02/2022 Tarih, 2020/523 Esas ve 2022/27 Karar sayılı kararında; ".... Dava, rehin sözleşmesinin sona erdiği gerekçesiyle rehne konu altının iadesi talebi istemine ilişkindir. Davacı ... nolu hesabındaki 68,36 gr altınını 02.02.2014 tarihli Mevduat ve Altın Hesabı Rehni sözleşmesi ile ... San. Ve Dış Tic. Ltd.
Şti'nin kullanacağı krediler için teminat alarak verdiği, bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu üzere kredi lehdarı şirketin hesap kat tarihi itibariyle olan 586.430,20 TL borçtan mahsubu sonrası kalan bir altın olmadığı, teminat mektubu riskinin sona erdiği iddiası açısından ise sona ermiş olsa dahi toplam 586.430,20 TL borç ve altının nakde çevrildiği 203.942,06 TL'ye göre bu iddiasının dava konumuza bir etkisinin olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi TMK 965.
Maddedeki "Borç vadesinde ödenmezse, ödünç veren, borçluya önceden noter aracılığı ile borcunu ödemesini ihtar ettikten sonra rehni icra yoluyla paraya çevirtebilir." düzenlemesinin olayımıza uygulanması gerektiğini beyan etmiş ise de söz konusu madde "Rehin Karşılığında Ödünç Verme İşi İle Uğraşanlar" başlığı altında rehincileri düzenlemekte olup, dava konusu uyuşmazlığa uygulanma ihtimali bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. İlk derece mahkemesince davanın reddine ve karşı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, İlk derece mahkemesince eksik tahkikatla hüküm kurulduğunu, anılan hükmün açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini. Müvekkilinin sadece ...
No.lu 30.04.2015 tarihine kadar geçerli olan 115.000 TL bedelli teminat mektubuna ilişkin olarak altın hesabını rehnettiğini, davalı bankanın dava dilekçesindeki;“Davacı ..., dava dışı borçlunun bankadan kullanmış olduğu kredi borçları sebebiyle, doğmuş ve doğacak, her türlü nakti ve gayri nakti kredi borç ve yükümlülüklerinin teminatı teşkil etmek üzere, 02/01/2014 tarihli rehin sözleşmeleri ile hesabındaki 1.563,96 gr ve 68,36 gr altınları müvekkil bankaya rehin verilmiştir.” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, bankanın kötü niyetinin göstergesi olduğunu,
zira rehin sözleşmesine konu altın miktarı (teminat mektubu miktarı ile birebir aynı miktar) dikkate alındığında, rehin işleminin sadece yukarıda belirtilen sözleşmeye istinaden yani alınan teminat mektubuna istinaden yapıldığının anlaşıldığunu, dava dışı borçlunun davalı bankadan kullanmış olduğu tüm kredi borçlarına ilişkin olmadığını, müvekkilinin sadece teminat mektubuna karşı rehin sözleşmesine imza attığını, dava dışı borçlunun tüm borçlarına kefil olmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, buna rağmen davanın reddine karar veren İlk derece mahkemesinin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini.
Davalı bankanın genel işlem koşulları altında kabul edilmesi gereken sözleşme imzalama aşamasında müvekkilinin iradesini hiçe sayarak, tam ve yeterli derecede aydınlatma yapmaksızın kötü niyetli olarak adeta dava dışı borçlunun tüm borçlarına rehin verecek şekilde işlem yaptığını, oysa ki rehin sözleşmesine konu olan altın miktarı dikkate alındığında müvekkilinin iradesinin sadece ve sadece teminat mektubuna ilişkin olarak söz konusu rehin sözleşmesine imza attığının açıkça anlaşıldığını, teminat mektubuna ilişkin olarak da herhangi bir risk kalmadığından rehin sözleşmesine konu edilen altınların müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini.
Diğer yandan ilk derece mahkemesi kararında; “...Bilirkişi TMK 965.
Maddedeki “Borç vadesinde ödenmezse, ödünç veren, borçluya önceden noter aracılığı ile borcunu ödemesini ihtar ettikten sonra rehni icra yoluyla paraya çevirtebilir.” düzenlemesinin olayımıza uygulanması gerektiğini beyan etmiş ise de söz konusu madde “Rehin Karşılığında Ödünç Verme İşi İle Uğraşanlar” başlığı altında rehincileri düzenlemekte olup, dava konusu uyuşmazlığa uygulanma ihtimali bulunmamaktadır.” denildiğini ancak İlk derece mahkemesi söz konusu maddenin uygulanma ihtimali bulunmamaktadır demesine karşın nedenini açıkça gerekçelendirmediğini,
buna göre bir an için davalı banka söz konusu teminat mektubu karşılığında taşınmaz ipoteği almış olsa idi bankanın ipoteği paraya çevirmeksizin taşınmazı kendi mülkiyetine geçirebileceğini.
Rehin hakkının, rehin alacaklısına rehin konusu eşyayı resmi icra organları vasıtasıyla sattırmaya ve bu satış neticesinde elde edilen para ile alacağını karşılama imkanı verdiğini, Roma hukukundan gelen bir uygulama ile rehin alacaklısının rehin konusu malı/eşyayı sattırarak bedeliyle alacağını elde etme yerine doğrudan mülkiyetin geçirilmesini sağlayan sözleşmelere “...” sözleşmeleri denildiğini, Roma Hukukunda başlangıçta izin verildiyse de zamanla ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlar nedeniyle sonradan yasaklandığını ve bu yasağın günümüze kadar gelerek hukuk sistemimizin içinde yerini aldığını,
Türk Medeni Kanunu'nun 873. maddenin 2. fıkrasında “Borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir.” denildiğini ve yine Türk Medeni Kanunun 949.maddesinde “Borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir.” denildiğini, buna rağmen İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini.
Davanın kabulü gerektiğini; bir an için aksi düşünülse dahi davanın açılmasına müvekkili sebebiyet vermediğinden aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinde görülen davanın açılmasına sebebiyet verenin davalı banka olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya Beykoz ...
Noterliğinin 11/12/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile davaya konu talebini ilettiğini, davalı bankanın Bankacılık Kanununa aykırı olarak söz konusu ihtarnameye cevap vermediği gibi rehin sözleşmesinden bahsedilmediğini ve ayrıca bir örneğinin de kendilerine verilmediğini, ardından dava açılmadan önce kendileri tarafından arabuluculuğa başvurulduğunu, bu süreç içerisinde de kendilerine yeterince cevap verilmediği gibi yine rehin sözleşmesinden bahsedilmediğini.
Gerçekte teminat mektubu için rehin veren müvekkilinin, genel kredi sözleşmesinden haberdar olmadığı gibi sonrasında yapılan gerek ihtarname ile başvuruda gerekse arabuluculuk başvurusunda müvekkilinin GKS'den haberdar edilmediğini, belki GKS'nin varlığından haberdar olsa idi müvekkili huzurdaki davayı açıp açmamayı farklı açıdan değerlendirecek iken davalı banka ne ihtarnameye ne de arabuluculuk görüşmelerinde bu yönde bir beyanda bulunmadığından davanın açılmasına sebebiyet verdiğini,
tüm bu beyan ve deliller ortada iken bu hususları dikkate almaksızın tesis edilen İlk derece mahkemesi kararının bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla İlk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, mevduat ve altın hesap rehni sözleşmesi uyarınca altın hesabı üzerine konulan rehnin kaldırılması ile dava tarihindeki karşılığının ödenmesi talebine ilişkindir. Davacı taraf, dava dışı ... San ve Dış Tic. Ltd.
Şti.'ye davalı banka tarafından verilen 115.000 TL bedelli teminat mektubu bedelinin güvence altına alınması amacıyla kendisine ait altın hesabına bloke konulduğunu, teminat mektubunun süresi dolmuş ve mektup hükümsüz kalmış olmasına rağmen davalının blokeyi kaldırmadığını beyan ederek hesaptaki blokenin kaldırılmasını ve karşılığının ödenmesini talep etmiş, davalı taraf davacının, dava dışı şirketin bankadan kullandığı krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak tüm nakdi ve gayri nakdi borç ve yükümlülüklerinin teminatı olmak üzere altın hesabı üzerinde rehin tesis ettiğini,
dava dışı şirketin hesap kat ihtarnamesine rağmen kredi borçlarını ödememesi sebebiyle altın hesabının paraya çevrildiğini ve borçtan mahsup edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamından; taraflar arasında iki adet 02/01/2014 tarihli mevduat ve altın hesap rehni sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmeler ile davacı rehin borçlusunun davalı rehin alacaklısı banka nezdindeki hesaplarında bulunan 68.36 gram ve 1563.96 gram altın karşılığı mevduatını tüm ferileri ile birlikte 750.000 TL'ye kadar veya karşılığı yabancı paraya tekabül eden kısmını, dava dışı ... San ve Dış Tic. Ltd.
Şti. ile davalı arasında imzalanan 08/05/2013 tarihli ve 579/665 referans numaralı genel kredi sözleşmesi uyarınca doğmuş ve doğacak, vadesi gelmiş veya gelecek, hangi para biriminden olursa olsun her türlü nakdi ve gayri nakdi kredi borç ve yükümlülüklerinin ve bunların faiz, komisyon, gider vergisi, sigorta ücreti, takip ve dava masrafları ve avukatlık ücreti gibi feri borçlarının da teminatını teşkil etmek üzere 1. derecede, bu derecenin bütün sıralarında ve fekki banka tarafından bildirilinceye kadar devam etmek kaydıyla davalı bankaya rehnettiği,
rehin sözleşmesinin 2. maddesi ile "dava dışı şirketin borçlarını zamanında ve tam olarak ödememesi halinde bankanın, herhangi bir yasal işleme ve İİK'nın menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluna başvurmaksızın, rehinli hesapta bulunan rehne konu altınları doğrudan doğruya veya piyasa rayici üzerinden piyasada paraya çevirmeye, bu suretle elde edilecek satış bedellerinin teminat altına alınmış borçlarından farklı bir para cinsi üzerinden olması halinde,
rehin alacaklısının işlem tarihinde uyguladığı ... bank A.Ş. serbest piyasa efektif döviz kurundan teminat altına alınmış borçların para cinsine çevirmek suretiyle rehinli hesabı ve rehinli hesapta bulunan rehne konu altınları 1. maddede belirtilen alacaklara mahsuba ve alacağını bu rehinden karşılamaya yetkili olduğunu" kabul ettikleri anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davalı banka tarafından 08/05/2013 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete kullandırılan kredinin 11/03/2015 tarihi itibariyle kat edildiği ve bu tarih itibariyle dava dışı şirketin 586.430,20 TL nakdi ve 115.000 TL teminat mektubu bedeli ile 66.000 TL çek taahhüt bedelinden oluşan gayri nakdi borcunun bulunduğu, kat ihtarına rağmen dava dışı şirketin verilen süre içerisinde borcunu ödemediği,
davalı bankanın dava dışı şirket aleyhine icra takibi başlattığı ve rehin sözleşmesine konu 1.632,32 gram altını 22/08/2016 tarihinde 1 gr/TL fiyatı 124,94 TL üzerinden 203.942,06 TL olarak paraya çevirmek suretiyle dava dışı şirketten olan alacağından mahsup ettiği tespit edilmiştir.
Davacı taraf, dava dışı şirketin yalnızca teminat mektubundan doğacak borcu için rehin verdiğini, rehin sözleşmesine konu altın miktarının teminat mektubu bedeli kadar olduğunu, sözleşmeyi sadece teminat mektubu için rehin vermek üzere imzaladığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; rehin sözleşmesinde dava dışı şirketin 08/05/2013 tarihli GKS uyarınca kullandığı krediler nedeniyle davalı bankanın doğmuş ve doğacak nakdi ve gayri nakdi tüm alacakları için rehin verdiğini açıkça kabul ettiği, sözleşmedeki imzasını inkar etmediği, sözleşmenin tüm sayfalarını imzaladığı, sözleşmede rehnin kapsamının açık ve anlaşılır şekilde yazıldığı,
davacının sözleşme ile ilgili hata hükümlerine dayalı olarak bir iptal davası açmadığı ve imzalamış olduğu sözleşme ile bağlı olduğu anlaşıldığından istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. ... yasağı, rehinle teminat altına alınan borç muaccel olmadan önce, borcun vadesinde ifa edilmemesi halinde rehne konu malın mülkiyetinin doğrudan doğruya alacaklıya geçmesini engellemek için kabul edilmiş evrensel bir ilkedir.
Bu ilkenin hukukumuzdaki yansıması olarak TMK'nın 949. maddesi ile borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmünün geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Taşınmazlar yönünden de ayrıca düzenleme yapılmıştır. Teslime bağlı taşınır rehnine ilişkin hükümler TMK'nın 939 ve devamı maddelerinde yer almakta olup Kanun'un 946. maddesi uyarınca alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir.
Görüldüğü üzere kanun maddesinde alacaklının, rehnin paraya çevrilmesini talep edebileceğinden bahsedilmiş ancak bu paraya çevirme işleminin nasıl yapılacağı konusunda bir usul getirilmediği gibi takip şekillerini düzenleyen yasalara atıf da yapılmamıştır.
Taraflar arasında imzalanan rehin sözleşmesinde, dava dışı şirketin borcunu vadesinde ödememesi halinde rehin konusu olan davacıya ait altın hesabının mülkiyetinin doğrudan davalı bankaya geçeceğine dair bir düzenleme yoktur. Sözleşme ile davalı bankaya rehin konusunu, İİK'da düzenlenen taşınır rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yollarına başvurmaksızın piyasa rayici üzerinden paraya çevirme, yani özel yoldan paraya çevirme yetkisi verilmiştir.
Altının ya da altın hesabının paraya çevrilmesi şekle tabi bir işlem olmadığından satışının yapılabilmesi için mülkiyetinin davalıya geçirilmesine, davalıda olmasına gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla taraflar arasındaki rehin sözleşmesinde yer alan düzenlemenin ... yasağı kapsamında olmadığı açıktır.
TMK'da taşınır rehnin paraya çevrilme şekli konusunda İİK'da yer alan takip yollarına başvurulacağına dair emredici bir düzenleme bulunmadığından taraflar arasındaki sözleşme hükmü geçerlidir. Davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davacı rehin sözleşmesinin içeriğinden haberdar olmadığını ve davalı banka tarafından ihtara rağmen sözleşmenin kendisine verilmemiş ve GKS'den bahsedilmemiş olması sebebiyle davadan önce yeterli bir değerlendirme yapamadığını, bu sebeple davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; davalının okuyarak imzaladığı bir sözleşmenin içeriğini bilmemesi, sözleşmenin kapsamından haberdar olmaması mümkün değildir.
Az yukarıda açıklandığı üzere davacı sözleşme ile ilgili iradesinin sakatlandığından bahisle iptal yoluna gitmemiş olduğundan sözleşme ayakta ve taraflar için bağlayıcıdır.
HMK'nın 326. maddesi ile kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 22. maddesi ile vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, 327/2. maddesi ile de davanın sıfat yokluğu halinde reddi ve böyle bir davanın açılmasına davalının davacıyı sıfat konusunda yanıltması suretiyle sebep olması halinde, davacının yargılama giderlerinden sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir.
Açıklanan yasal düzenlemelere göre somut olayda davanın reddine karar verildiği, bu kararın sıfat yokluğu sebebiyle verilmediği ve davanın açılmasına davalının sebep olduğundan bahsedilemeyeceğinden yasal vekalet ücretinin davacıya yükletilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1223, K. 2025/166, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama