İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1856 K.2025/501

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/1856Karar2025/501Tarih27 Mart 2025Okuma16 dk · 3.125 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Mart 2025
Dosya no
2022/1856 Esas
Karar no
2025/501 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2021/245 Esas - 2022/215 Karar
Tarihi
14/03/2022
Dava
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.125 kelime·16 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı dosyasıyla borçlu müvekkilleri aleyhine kambiyo takibi yapıldığını, örnek 10 ödeme emri tebliğ edildiğini, takibe konulan 13.10.2014 tanzim ve 31.05.2019 vade tarihli bononun teminat senedi olduğunu, davalının cari hesap ekstresinde, takibe konu senedin davalının cari kayıtlarında işlenmediğinin görüldüğünü, ayrıca, takip konusu bononun tanzim tarihinin taraflar arasındaki sözleşmeyle aynı gün tarihli olmasının da, bononun teminat senedi olduğunu gösterdiğini, hem sözleşme, hem de takibe konu edilen bononun 13.10.2014 tarihinde düzenlendiğini, bono üzerinde nakten klozunun bulunduğunu, bu duruma göre, davalı alacaklının,

müvekkili ile yaptığı 13.10.2014 tarihli sözleşmeye istinaden hem müvekkiline gazete dağıtım işini bayilik verdiğini, hem de aynı gün dağıtıcısı olan müvekkiline 20.000,00.-TL nakit borç verdiğini ve karşılığında bu bonoyu aldığını, bunu kabul etmenin, akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teminat senedi iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, takibe konu bononun teminat senedi olduğununun 13.10.2014 tarihli sözleşme ve yine tarafların aynı olduğu İstanbul ...

İcra Müdürlüğü ...

Esas dosyaya ibraz ettiği cari hesap ekstresi, yani davalıdan sadır olan belgelerle sabit olduğunu, bizzat davalının ibraz ettiği cari hesap ekstresinde, ne müvekkiline verildiği iddia edilen 20.000,00.-TL nakit paranın ne de 20.000,00.-TL bedelli bononun kaydı bulunmadığını, davalının ticari defter ve kayıtlarında nakit para çıkışı ve bono kaydı bulunmadığı için müvekkilinin davalıya borçlu olmadığı ve ayrıca bononun da teminat senedi olduğunun açık olduğunu, müvekkili ...'nun davalı firmaya herhangi bir borcunun olmadığını,

davalının takip konusu alacağı ve bonoyu 31/05/2017 tarihli Temlik Sözleşmesine istinaden devir aldığını iddia ettiğini, ancak sunmuş olduğu Temlik Sözleşmesinde müvekkili ...'nun ismine yer verilmediği için, geçerli bir temlik işlemi olmadığı ve davalının takip hakkı bulunmadığının anlaşıldığını, diğer müvekkili ... yönünden ise; davalıyla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmaması, takibi konu edilen bonoda sadece "adi kefil" sıfatıyla imzası bulunması ve adi kefalet itirazı, asıl borç olmadığı için feri borcun da doğmayacağı gerekçeleriyle, menfi tespit davasının açıklanan tüm nedenlerle kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı ... arasında 13.10.2014 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini ve davacı borçlunun işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirketçe basımı gerçekleştirilen yayınların dağıtım işini üstlendiğini, davacı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin işbu sözleşmeyi müteakip başlamış olduğunu, davacı borçlunun müvekkili şirkete olan borcuna istinaden 13.10.2014 düzenleme, 31.05.2019 vade tarihli ve 20.000,00 TL bedelli bonoyu keşide ederek davalıya teslim ettiğini, işbu bononun, davacı ... tarafından da avalist sıfatı ile imzalandığını,

vadesi gelen bononun davacı borçlularca ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, doktrindeki görüş birliği ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bir senedin teminat senedi olduğunun kabulü için neyin teminatı olarak verildiğinin bono metni üzerinde yer alan bir ibare ifade edilmesi veya takibe dayanak senede açıkça atıf yapılan İİK 169/a kapsamında bir belge ile ispatlanması gerektiğini, bu nedenle takibe dayanak senedin teminat senedi olmadığını, somut olaya ilişkin Yargıtay içtihatları çerçevesinde takibe dayanak bononun TTK'da düzenlenen şartları ihtiva etmesi sebebiyle kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, TTK'nin 702.

Maddesine göre davacı kefilin, müvekkili şirketin alacağına karşı davacı borçlu gibi asli ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyanlarla davacı borçlular ikame edilen davanın ve ihtiyati tedbir kararının reddine, müvekkili şirketin haklı alacağının tahsilini geciktirme maksadı ile hareket eden kötü niyetli borçlular hakkında dava konusu tutarın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 14/03/2022 Tarih ve 2021/245 Esas- 2022/215 Karar sayılı kararında; "....Tüm bu delillerden ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; dosya kapsamında bulunan dava dışı temlik eden ... A.Ş. ile davacı ... arasında 13/10/2014 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, anılan ve davacılar tarafından imzalanan söz konusu senetin sözleşmesinin eki ve teminatı niteliğinde olduğu anlaşılarak “teminat senedi” vasfını taşıdığı görülmüştür.

Teminat senedi, düzenlenmesine neden olan sebebe/asıl borç ilişkisine sıkı sıkıya bağlıdır; bu ilişkiden bağımsız olarak ileri sürülemez. Teminat senetlerin bakımından kambiyo senetlerinde olduğu gibi mücerretlik ilkesi (soyutluk) söz konusu değildir.

Teminat senetleri, bir anlaşma uyarınca işin, verilen sözün, mal veya hizmetin eksiksiz tamamlanacağını, taahhüdün sorunsuz yerine getirileceğini aksi taktirde sorumlu olunacağının beyan edildiği senetlerdir.Taraflar arasında akdedilen ve teminat senedi vasfını haiz olduğu kabul edilen bu senetten doğan borcun doğup doğmadığı hususu ispata muhtaçtır. Bu yönde, dava dışı temlik eden ...

A.Ş. ile davalı ticari defter kayıtları incelenmiş, ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64. Md. ve 213 sayılı VUK 221. Md. göre açılış ve kapanış tasdikleri usulüne uygun olduğu görülmüş, incelenen defter kayıtlarında takibe konu 13.10.2014 tanzim ve 31.05.2019 vade tarihli 20.000,00.-TL'lik bono/senedinin davalı defter kayıtlarında davacı cari hesaplarında kayıtlı olmadığı ve cari hesap alacağının bulunmadığı alınan bilirkişi raporuyla da sabittir.

Tüm dosya içeriğine göre, davacılar tarafından düzenlenen senedin “teminat senedi” vasfında olduğu, bu senedin davacı yan tarafından davalıya verilen hizmet karşılığında imzalanarak düzenlendiği, işbu davaya konu teminat senedinin bayilik sözleşmesine dayanarak imzalandığı görülmekle; sözleşmenin senet lehdarı davacı tarafından hazırlanıp imzalandığı, senet ile sözleşmenin ilişkili olduğu, bu şekilde dava konu bononun kontratın teminatı olarak düzenlendiği, kayıtsız şartsız bir borç vaadi içermediği kanatine varılmış, dava konusu senetten dolayı davacı ... 'nun borçlu olmadığının tespiti ile;

davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan davanın ise; aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olacağı ve buna göre, kendi aval kaydını ve imzasını iptal etmeyen davacı ...'nun senedi iktisap etmiş olan davalıya karşı sorumluluğu devam edeceğinden reddine, şartları oluşmadığından davalı aleyhine kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HUAK 18/A-(13) ve (14).

Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen tarihli 22/09/2020 ... belge nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır..."gerekçesi ile, ''1-Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ İLE. İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında yürütülen takip ve bu takibe konu bono ve ferileri nedeniyle davacı ...'nun DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacı ... tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN REDDİNE, 3-Davacıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminat taleplerinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davacı ... yönünden; davalı/karşı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmemesinin hatalı olduğunu, davalının icra takibinin açılmasında kötüniyetinin sabit olduğunu, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı ... yönünden ise; ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesinin söz konusu davaya uymadığını, aval verenin lehine aval verdiği kişinin sahip olduğu kişisel defileri aralarındaki bağdan dolayı başvuran herkese ve hamile karşı ileri sürebileceğini, lehine aval verenin senedin "teminat senedi" olduğu yönündeki "bedelsizlik" def’inden aval verenin de yararlanacağını, asıl borçlunun ileri sürdüğü ve mahkeme tarafından da kabul edilen "teminat senedi" olduğu yönündeki "bedelsizlik def’inden" aval veren ...'nun da yararlanması gerektiğini, bu yönden de davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu,

dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre davalının ticari defter ve kayıtlarında ve cari hesap hareketlerinde davalı lehine geçerli bir alacak tespit edilemediğini, bu nedenle hem asıl borçlu hem de avalist yönünden borcun sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkiline hiçbir satış yapmadığını ve fatura kesmediğini, davalı/alacaklının bir alacağı bulunmadığından menfi tespit davasının tümüyle kabul edilmesi gerektiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE.

Yerel mahkemece, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ile takibe konu senedin keşide tarihinin aynı olduğu, ilgili sözleşmede takibe konu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin atıf bulunduğu, müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup; yargılama sürecindeki beyanları, itirazları ve Yargıtay içtihatları göz önüne alınmaksızın kurulan işbu hükmün usule ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu, Şöyle ki.

Müvekkili şirket ile davacı borçlu ... arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ile takibe konu senedin keşide tarihinin aynı olması, takibe konu senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu göstermediğini, işbu hususu destekler nitelikte bazı Yargıtay içtihatları şöyle olup; yerel mahkeme işbu kararları nazara almaksızın hüküm kurduğunu, YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2018/370, K. 2019/5317, T.

27.11.2019 "...Davacı teminat iddiasını kanuni delillerle (yazılı delil veya yemin) ispat etmelidir. Davaya konu bononun sözleşme ile aynı tarihli olması ve taraflar arasında ticari ilişki olması nedeniyle dava konusu bononun mahkemece teminat bonosu olarak kabulü doğru olmamıştır.

Mahkemece, davacıdan bononun teminat olduğuna dair varsa kanuni delillerinin sorulması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir."

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/12-357 K. 2021/824 T. 22.6.2021 "Takibe dayanak bononun üzerinde teminata ilişkin bir kayıt olmadığından borçluların başvurusu İİK'nın 169/a maddesi kapsamında borca itiraz olup, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerekir.

İİK'nın 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gerekli olup mahkemece, borçlunun teminat iddiası ile ilgili belirttiği belgeler incelenerek karar verilmesi gerekir." YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/12-350 K. 2021/152 T.

23.2.2021 "Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK'nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir."

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2018/12058 K. 2019/16051 T. 6.11.2019 "HGK'nun 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 Sayılı kararı ile 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 Sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kamtlanmalıdır.

İİK'nun 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir." Yerel mahkemece, müvekkili şirketin cari hesap alacağının bulunmadığını ifade ettiğini, işbu husus dahi yerel mahkemece bilirkişi raporunun okunmadığını ve dosyada mübrez delillerin incelenmediğini, bu suretle eksik ve hatalı inceleme yapıldığını gösterdiğini, Zira bilirkişi raporunda takibe dayanak senedin cari hesap ekstresinde kayıtlı olmadığının tespit edildiğini,

ilgili raporda müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklı alacağının olmadığına ilişkin tek bir kelime dahi mevcut olmadığını, bir kez daha tekrar etmek isteriz ki raporda ifade edilen husus senedin ekstrede kayıtlı olmadığıdır.

Buna karşın yerel mahkeme bu tespiti müvekkili şirketin cari hesap alacağının mevcut olmadığı şeklinde algıladığını,Bilirkişinin senedin cari hesap ekstresinde kayıtlı olmadığı gerekçesi ile teminat senedi niteliğinde olduğuna ilişkin tespiti başlı başına hatalı iken, yerel mahkeme hatalı olan bu tespiti farklı bir hata ile bambaşka yorumladığını,Hiçbir surette kabul etmemekle birlikte, senedin teminat senedi olduğunun kabulü durumunda dahi davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, zira senedin teminat amaçlı verilmiş olması doğrudan bedelsiz olduğu anlamına gelmeyeceğini,

müvekkili şirketin davalı borçludan 36.599,32 TL cari hesap alacağının mevcut olduğu göz önüne alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Yerel mahkeme yargılama süreci boyunca davanın kambiyo senetlerinden kaynaklı menfi tespit davası olduğunu ve senet üzerinde nakden kaydının yer aldığını hiçbir surette göz önüne almadığını ve ispat yükünü müvekkili şirket üzerine bırakarak senetten kaynaklı alacaklı olunduğunun ispatını aradığını, Oysa müvekkili şirketin alacaklı olduğunu ispat etmek gibi bir mecburiyetinin mevcut olmadığını,Yerel mahkeme ispat yükünün tayini yönünden de eksik ve hatalı değerlendirmeler yapmış olup;

kurulan karar bu yönden de usule ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkili şirket alacaklı olduğunu ispatla mükellef olmadığını, senedin bedelsizliğini ispat etmekle mükellef olan davacı borçlular işbu hususa ilişkin hiçbir delil sunmadığını, İşbu sebeple de davanın reddi gerektiğini,Yukarıda izah ettiğimiz hususları özetle.

Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile senedin keşide tarihinin aynı olmasının senedin teminat senedi olduğunu göstermemesi,Bayilik sözleşmesinde yer alan ibarenin açık atıf niteliğini haiz olmaması,Senedin cari hesap ekstresinde kayıtlı olmamasının senedin teminat senedi olduğunu göstermemesi,Müvekkili şirketin davacı borçlulardan cari hesap alacağının mevcut olması ve yerel mahkemenin işbu hususu incelememesi, İspat yükü üzerilerinde olan davacı borçluların senedin bedelsizliğine ilişkin hiçbir delil sunmadığı,İleri sürerek,

ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, bonoya dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemi ile açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne, davacı ... tarafından açılan davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, davacı ... ile dava dışı ...

A.Ş. arasında imzalanan bayilik sözleşmesi doğrultusunda, davacı bayinin dava dışı firmanın ürünlerinin satışını üstlendiğini, dava konusu bononun da sözleşmenin teminatı olarak düzenlenerek dava dışı firmaya verildiğini, dava dışı ... A.Ş.

İle davalı şirket arasında akdedilen 31.05.2017 tarihli alacağın temliki sözleşmesinde davacı borçlunun değil, davacı kefilin adının yazdığını,Temlik Sözleşmesinin 3.sayfasında ... cari koduyla ...'nun adı yazılmış ve ...'nun davalı takip alacaklısı ile aralarında Cari Hesap Sözleşmesi olduğu "izlenimi" verilmeye çalışıldığını, ... ile takip alacaklısı davalı arasında cari hesap ilişkisi olmadığı gibi, herhangi başkaca bir ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, ...'nun takip konusu bonoda sadece "adi kefil" sıfatına haiz olduğunu, ...'na izafe edilen borcun asıl borçtan ayrı olarak temlik işlemine konu edilemeyeceği açık olup,

temlik işlemi konu açısından da geçersiz olduğunu, ...'nun senedi avalist sıfatıyla imzaladığını, diğer davacının bayilik sözleşmesinden kaynaklı edimlerini yerine getirdiğini ,senede dayalı takipten dolayı borçlu olmadıklarını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı taraf ise, ...

Anonim Şirketi ile ... (davacı borçlu) arasında 13.10.2014 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedilmiş ve davacı borçlu işbu sözleşme kapsamında davalı şirketçe basımı gerçekleştirilen yayınların dağıtım işini üstlendiğini, davacı borçlu ile arasındaki ticari ilişki işbu sözleşmeyi müteakip başlamış olup; davacı borçlunun şirkete olan borcuna istinaden 13.10.2014 düzenleme, 31.05.2019 vade tarihli ve 20.000,00 TL bedelli bonoyu keşide ederek teslim ettiğini, işbu bono, ... (davacı kefil) tarafından da avalist sıfatı ile imzalandığını, vadesi gelen bononun davacı borçlularca ödenmemesi üzerine alacağın tahsili zımnında İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacı borçlular, mezkur icra takibine dayanak borca itiraz ederek İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/740 E. Sayılı davasını ikame ettiklerini, icra mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde davalı şirketin alacağının varlığı ve haklılığı sübuta ermiş olup;

davanın reddine karar verildiğini, davacı borçluların bononun bedelsizliğini, diğer bir ifade iledavalı şirketin alacaklı olmadığını ispat etmekle mükellef olduklarını, dolayısıyla davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarla alacaklı olduğunu ispat etmek gibi bir yükümlülüğünün mevcut olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davaya konu İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra takibine dayanak bono incelendiğinde.

13/10/2014 keşide tarihli, 31/05/2019 vade tarihli, 20.000,00 TL. Bedelli bononun keşidecisinin ... olup davacı ...'nun ise kefil (aval veren ) olduğu, bononun nakden kaydı ile dava dışı ... A.Ş. adına düzenlendiği ve lehtar tarafından davalı ... Pazarlama A.Ş. Lehine ciro edildiği ve davaya bono TTK'nın 776. Maddesinde düzenlenen unsurları taşımaktadır. Dava dışı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 13/10/2014 tarihli sözleşmesinin 7. Maddesinde.

Bu Sözleşmenin imza tarihi itibari ile yürürlüğe gireceği ve 1 yıl süre ile yürürlükte kalacağı, sözleşme bitiminden enaz | (bir) ay önce Sözleşme'nin sona erdirilmesi hususunda taraflarca yazılı olarak fesih bildiriminde bulunulmadıkça sözleşmenin birer yıllık sürelerle ve aynı şartlarla kendiliğinden yenilenmiş addolunacağının,'' düzenlendiği, sözleşmenin 6/1.

Maddesinde ise;'' Bayi, satması için kendisine ... tarafından gönderilen günlük gazete, dergi ve diğer hizmetler için ... medya'ya üç aylık yayın bedeli tutarında çek veya bono niteliğinde avalli kambiyo senedini teminat olarak vereceğini kabul, beyan ve taahhüt,'' ettiği düzenlenmiştir.Dava dışı ... Yayıncılık A.Ş. İle davalı ... Anonim Şirketi arasında 01 / 08 / 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31/05/2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile; ...

Haberleşme'nin iş bu sözleşme kapsamında listeli tüm abone bayilerinden olan doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını ...

Dağıtım'a B.K.'nın 183 ve temliğe ilişkin müteakip maddeleri uyarınca temlik ettiği düzenlenmiştir.Mahkemece, davacı, davalı ve dava dışı temlik eden firmanın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, davacı tarafın ve dava dışı firmanın ticari defterleri bilirkişi incelemesine ibraz edilmediği, bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle rapor düzenlendiği,

mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu bononun davalıya ait defter kayıtlarında yer almadığı, 2014 yılı Cari hesap hareketleri çıkartılıp incelendiğinde davacıya ait Cari hesap ekstresinde görüleceği üzere davalıya 31.12.2014 tarihinde borcu olmadığı belirtilmiş ise de, davalının bayilik sözleşmesinin tarafı olmadığı,

ve dava dışı firmanın bayilerden olan doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını 01 / 08 / 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31/05/2017 tarihinde imzalanan temlik sözleşmesi ile temlik ettiği gözetildiğinde bilirkişinin 31/12/2014 tarihinde davalıya borcu olmadığına yönelik tesbiti hüküm vermeye yeterli değildir.Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yazılı delillerle ispat etmelidir.

Dava dışı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 13/10/2014 tarihli sözleşmesinin 6.1. Maddesinde; davacı bayinin, satması için kendisine ... tarafından gönderilen günlük gazete, dergi ve diğer hizmetler için ... Medya'ya üç aylık yayın bedeli tutarında çek veya bono niteliğinde avalli kambiyo senedini teminat olarak vereceği, belirtilmiş olup davaya konu bononun sözleşmenin 6.1.

Maddesi uyarınca teminat olarak verildiğinin tespiti yönünden bono miktarının üç aylık yayın bedeli tutarında olup olmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme olmadığı, eksik inceleme sonucu davaya konu bononun sözleşme ile aynı tarihli olması ve taraflar arasında ticari ilişki olması nedeniyle dava konusu bononun mahkemece teminat bonosu olarak kabulü doğru olmamıştır. Buna göre mahkemece, davacı dışı ...

Basım A.Ş.'nin ilgili döneme ait ticari defter ve kayıtları da mali müşavir bilirkişiye inceletilmek suretiyle 13/10/2014 tarihli sözleşmenin 6.1. Maddesinde, üç aylık yayın bedeli tutarında çek veya bono niteliğinde avalli kambiyo senedini teminat olarak vereceği, belirtilmiş olup davaya konu bononun sözleşmenin 6.1.

Maddesi uyarınca teminat olarak verildiğinin tespiti yönünden bono miktarının üç aylık yayın bedeli tutarında olup olmadığı yönünde inceleme yaptırılıp sonucuna göre dava konusu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verilip verilmediğinin tespit edilip ve senedin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği ve bedelsiz kalıp kalmadığı hususunda taraflar arasındaki cari hesap ilişkisininde davalının ticari defter ve kayıtları inceletilerek davaya konu icra ve dava tarihi itibariyle davacı ...'ndan alacaklı olup olmadığı,

alacaklı ise miktarı yönünden denetime elverişli rapor alınıp gerektiğinde taraflara yemin delilinin de hatırlatılıp sonucuna göre dava konusu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verilip verilmediği ve senedin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği ve bedelsiz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK' nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına,

dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle. 1-Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile.

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2022 Tarih ve 2021/245 Esas - 2022/215 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacılar ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1856, K. 2025/501, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1856
Karar No
2025/501
Tarih
27 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1860 K.2025/503
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1890 K.2025/277
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1903 K.2025/285
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1916 K.2025/504
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1920 K.2025/505
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1940 K.2025/506

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.