KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/312 Esas
- Karar no
- 2024/1015 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2016/482 Esas - 2021/1008 Karar
- Tarihi
- 30/09/2021
- Dava
- Alacak
Karar Metni
2.222 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı bankadan kullanmış olduğu krediler nedeniyle kendisinden 7.408.00 TL dosya masrafı altında kesintiler yapıldığını,yapılan bu kesintilerin faizleri ile birlikte kendisine ödenmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı ile davalı bankanın KAVACIK/İSTANBUL şubesi arasında imza edilmiş olan Ticari Kredi Sözleşmesi'nin Vergi ve Masraflar başlığı altındaki maddesinde ; "iş bu sözleşme ekindeki belgeler ve kredi ile ilgili her türlü işlemin gerektirdiği tescil, onay, fek, vesaireye ait her türlü vergi, harç, for payları ve giderler/masraflar, mevcut veya ileride yasalarla öngörülebilecek tüm vergi, fon, harçlar ile bankaca yapılacak tüm masraflar tamamiyle müşteriye aittir." denildiğini, ayrıca bu masrafların neler olacağı da kalem kalem sayıldığını,Bankalar,
kamu idarelerinderi farklı olarak kar amacıyla kurulan müesseseler olup, faaliyetlerini karlılık prensibi altında yürütmeleri S411 sayılı Bankacılık Kanunu ile zorunlu hale getirilmiş ve aksine davranış yaptırıma bağlandığını, bankamız da -sektördeki bütün bankalar gibi- hizmetlerin devamlılığı için kaynaklarını en etkin ve en verimli biçimde kullarnmaya çalıştığını, bu çerçevede, müşterilerilere verilen hizmetler karşılığında operasyon maliyetleri ve piyasa koşulları dikkate alınarak fiyatlama yapıldığını ve maliyet unsurları kredilere zorunlu olarak (faiz, masraf, komisyon ve sair unsurlar şeklinde) yansıtıldığını,
ekte sundunkları Yargıtay Kararlarının tamamında ticari nitelikli kredilerden masraf alınabileceğinin açıkça yazıldığını, ancak alınan bu tutarların münasip olması gerektiği şeklinde şerh konulduğunu, bu ifadenin mefhumu muhalifinde anlaşılan alınan masrafların fahiş olmayacağını, Yukarıda izah edilen sebeplerden ötürü, fazlaya dair tüm karşı talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla itlcari kredi masraftarına ilişkin işbu davanın esastan reddine karar verilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 30/09/2021 tarih 2016/482 Esas - 2021/1008 Karar sayılı kararında. "Dava, banka tarafından kredi kullanımında yapılan masraf kesintilerin istirdadı davasıdır.Uyuşmazlık.
Davacının, davalı bankadan kullandığı kredilerden 06.10.2009 tarihinde 17.000.TL ticari kredisinden 535 TL, 1.09.2017 tarihinde 40.000,00 TL Ticari krediden 600.TL, 19.02.2010 tarihinde 4.000.TL Ticari krediden 320.TL, 10.09.2008 tarihinde 20.000.TL Ticari krediden 304 TL, 18.08.2010 tarihinde 35.000.TL ticari krediden 675.TL , 08.03.2011 tarihînde 20.000,00 TL ticari krediden 400.TL, 06.04.2011 tarihinde 46.500 TL ticari krediden 789 TL, 22.08.2011 tarihinde 20.000.TL ticari krediden 400.TL, 02.12.2011 tarihinde 32.000,00 TL ticari krediden 660.TL,
25.01.2012 tarihinde 20.000.TL ticari krediden 400 TL 19.07.2012 tarihinde 15.000.TL ticari krediden 575.TL, 27.06.2013 tarihinde 30.000,00 TL ticari krediden 400 TL, 26.09.2014 tarihinde 265.000,00 ticari krediden 1.350,00 TL olmak üzere toplam 7.408,00 TL masraf kesintisi yapılmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, bu kesintilerin davacıya iadesi gerekip gerekmediği hususundadır. Aldırılan Bilirkişi raporunda.
Kesinti oranının makul olduğu beliritlmiştir.Tüm Dosya Münderecatı Kapsamında.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 6.maddesine istinaden masraf alınacağı kararlaştırıldığı, Davalı bankanın sözleşme şartlarına göre komisyon alabileceği, ve yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde 09/12/2006 tarihli 26371 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2006/1 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bank Tebliğinin 4 üncü maddesine uygun olarak alacağı masraf ve komisyonları TCMB bildirme zorunluluğu karşısında bildirim yapıldığı,
taksitli kredilerden alınacak masraf ve komisyon oranlarının yazılı olmadığı,Kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, kredi kullandırım komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak,
bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintinin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Diğer bankaların uygulamış oldukları komisyon oranlarının % 2.42 olduğu, diğer banka uygulamalarına göre ise tahsil edilen toplam 7.408.00 TL kredi masrafının makul bir oran olduğu, bu nedenle davacıya iadesi gerekmediği saptanmakla işbu davanın reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, ıspatlanamayan davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle, davalı bankadan kullanmış olduğu krediler nedeniyle dosya masrafı altında yapılan kesintilerin faizleriyle birlikte tarafına ödenmesi için açmış olduğu davanın reddedildiğini; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Dosyadaki mevcut bilirkişi raporunun hem içerik olarak eksik olup, hem de bilirkişi raporunda değerlendirme kısmında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tam sayfa sunulmaması nedeniyle masraf alınacağına ilişkin bir maddenin olup olmadığının tespitinin yapılamadığından bahsedildiğini; eksik raporun esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu;
ayrıca karara esas alınan raporun her detayında eksiklikler olduğunu; eksik deliller söz konusu iken yerel mahkeme lehine yorumlama yapması gerekirken aleyhine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararda, masraf adı altında haksız ve kötü niyetli olarak alınan %2,42 oranındaki komisyonun makul olduğundan bahsedildiğini ve emsal banka komisyon oranlarını ki bu oranların ( %2.00, %1.00, %2, %2.20, %2.00) bakılarak normal olduğundan bahsedildiğini;
emsal gösterilen komisyonlar ile kendilerinden alınan komisyon oranı arasında uçurumlar olduğunu, eksik deliller söz konusu iken söz konusu komisyon oranının makul görülmemesi gerektiğini, en düşük komisyon oranının belirlenmesi gerektiğini, Davalı bankanın sözleşme şartlarına göre komisyon alabileceğinden bahsedildiğini ama sözleşmede masraf ve komisyon oranlarının yazılmadığından bahsedilerek bankanın bu boşluktan yararlanarak vatandaşı mağdur etmesine göz yumulduğunu;
yerel mahkeme sözleşmedeki konisyon alınabilir maddesine dayanarak karar verebiliyorken, aynı sözleşmede oran bildirilmemesini ise hiç göz önüne almadan, bankaların işbirlikçisi olmuş bilirkişilerin oluşturduğu kötü niyetli raporlara göre hüküm verilebildiğini;
bankanın ancak kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları isteyebileceği, belgelendirmediği masrafları isteyemeceği, davalı bankanın davacıdan tahsis ücreti ve dosya masrafı adı altında alınan masrafları isteyemeyeceği, davalı bankanın davacıdan tahsis ücreti ve dosya masrafı adı altında alınan masrafların zorunlu olduğu hususunda dosyaya herhangi bir belge sunmadığını;
bu hususların göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından, "Banka tacir olup, yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunduğu anlaşılmakta ise de somut uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklandığı da gözetildiğinde, bankanın ancak kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları tüketiciden isteyebileceği, belgelendirmediği masrafları isteyemeyeceği, davalı bankanın davacıdan tahsis ücreti ve dosya masrafı adı altında alınan masrafların zorunlu olduğu hususunda dosyaya herhangi bir belge sunmamış olduğu görülmekle,
davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcığının kanun yarına bozma talebinin açıklanan bu nedenle kabulü gerekmiştir. " dediğini, Bu olayda da davalının komisyon talebini belgelendiremediği gibi sözleşmede olan eksiklerin belgelendiremediğinin kanıtı olduğunu ancak bu hususun göz ardı edildiğini, tüm bu nedenlerle, yukarıda açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, eksik deliller ile verilen kararın hukuka aykırı olduğunu; bu nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, İleri sürerek,
yukarıda ve yerel mahkeme dosyasında arz ve izah edilen ve resen dikkate alınacak gerekçelerle, yapılan istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini, yerel mahkemenin 2021/1008 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı bankadan farklı tarihlerde kullanılan krediler dosya masrafı adı altında yapılan kesintilerin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı taraf, davalı bankadan, 06/10/2009 tarihinde kullandığı 17.000,00-TL kredi için 535,00-TL, 19/09/2007 tarihinde kullandığı 40.000,00-TL kredi için 600,00-TL, 19/02/2010 tarihinde kullandığı 4.000,00-TL kredi için 320,00-TL, 10/09/2008 tarihinde kullandığı 20.000-TL kredi için 304,00-TL, 18/08/2010 tarihinde kullandığı 35.000-TL kredi için 675,00-TL, 08/03/2011 tarihinde kullandığı 20.000,00-TL kredi için 400,00-TL, 06/04/2011 tarihinde kullandığı 46.500-TL kredi için 789,00-TL, 22/08/2011 tarihinde kullandığı 20.000,00-TL kredi için 400,00-TL, 02/12/2011tarihinde kullandığı 32.000,00-TL kredi için 660,00-TL,
25/01/2012 tarihinde kullandığı 20.000,00-TL kredi için 400,00-TL, 19/07/2012 tarihinde kullandığı 15.000,00-TL kredi için 575,00-TL, 27/06/2013 tarihinde kullandığı 30.000,00-TL kredi için 400,00-TL, 26/09/2014 tarihinde kullandığı 265.000,00-TL kredi için 1.350,00 TL olmak üzere kendisinden dosya masrafı adı altında toplam 7.408,00-TL kesinti yapıldığını ileri sürerek, kesintilerin faizi ile birlikte iadesini talep etmiş, davalı yan yapılan kesintilerin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiş olup tacir olan bankalar temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartların mevcut olması halinde ücret isteyebilirler.Karar tarihinde yürürlükte olan 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 4. maddesinde reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların
nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.
Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan kredi tahsis ve erken kapama komisyonlarının hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden komisyon tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın komisyona ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden komisyon tahsil edilebileceği kabul edilmeli,
ilan edilen bir oran bulunmaması halinde ise tahsil edilen komisyonların emsal banka uygulamalarına uygun olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Banka, kredi kullanımı sırasında sarf ettiği makul ve belgeli masrafları kredi kullanandan tahsil edebilir. (Bkz.
Yargıtay 11. HD; 11/10/2018 Tarih, 2016/12666 E-2018/6233K.,Yargıtay 11. HD; 25/09/2018 Tarih, 2017/276 E-2018/5662 Karar sayılı ilamları) Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasındaki tarihsiz genel kredi sözleşmesinin, "Faiz, Komisyon, Ücret, Masraf, Fon Kesintisi ve Vergiler" 6. maddesinde; " Taraflar, faiz, komisyon " düzenlemesinin, yine sözleşmelerin 7. maddesinin birinci fıkrasında;
tarafların faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentilere ilişkin olarak altıncı maddede bentler halinde sayılan hükümlerin uygulanacağı hususunda mutabık kaldıkları belirtilmiş olup, sözleşmenin 6.1 maddesinde, bu sözleşmeye dayanılarak müşteriye açılacak kredilerin kullandırım ve geri ödeme aşamalarında uygulanacak faiz oranları, komisyon, ücret, masraflar ve diğer eklentilerin banka ve müşterinin mutabakatı ile belirleneceği, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentiler hakkında müşterinin bilgilendirileceği.
6.2 maddesinde, müşterinin bakiye borcunu kısmen veya tamamen vadesinde ödemesinin bankanın kabulüne bağlı olduğu, erken ödeme nedeniyle indirim talebinde bulunulamayacağı, erken ödeme isteğinin kabulü halinde bankanın maruz kalacağı kar mahrumiyeti, zarar ve maliyetler ile doğabilecek vergi, KKDF gibi mali yükümlülükleri müşteriden talep edeceği.
6.3 maddesinde, müşterinin, banka tarafından yapılan değerlendirme, istihbarat ve inceleme ücreti ile kredinin kullandırılması, teminatların değerlendirilmesi, ekspertiz yapılması ve bunun gibi işlemler için ücret ödemeyi kabul ettiği, bankanın bu kredilerle ilgili işlemler, kredilerin teminatları, teminat mektupları dolayısıyla ilgili kanun, kararname ve kararlarda gösterilmiş en yüksek oran veya miktarlarda her türlü komisyon, ücret ve masrafları müşteriden talep etme yetkisine sahip olduğu.
6.9 maddesinde, faiz komisyon, ücret, masraf, vergi ve diğer eklentilerin, müşteriden nakden veya hesaben tahsil edilebileceği, hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı banka tarafından dosyaya genel kredi sözleşmesi, TCMB'ye bildirilen bir kısım kredi tahsis ücreti kesintisi oranları, yine davacıya kullandırılan dava konusu kredilerin bir kısmının davacı tarafından da imzalanan ödeme planları dosyaya sunulmuş, mahkemece ... Bankası, ... ve ...
Bankası'ndan emsal komisyon kesintisi oranları celbedilerek dosya üzerinden bankacı bilirkişiye kök ve ek rapor aldırılmış, yapılan kesintilerin emsal banka uygulamalarına göre makul olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Ne varki davalı banka tarafından dosyaya sunulan TCMB'ye bildirilen faiz ve kar payı dışında sağlanacak ücret, komisyon ve masraflar ile bankacılık hizmet komisyonları bildirim formlarının tamamının bildirim ve yürürlük tarihlerinin 25/09/2012 olduğu, davacıya kullandırılan ve dava konusu edilen kredilerin hiçbirinin tarihinin bu bildirimin kapsamında olmadığı,
yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşmede müşteriden kesilecek komisyon oran ve tutarlarının kararlaştırılmamış olması karşısında, davalı bankanın kredi kullandırım tarihleri itibariyle TCMB'ye bildirip ilan ettiği komisyon oran veya tutarlarını aşan kesintiler yapıp yapmadığının denetlenmesi, bildirimi ve ilanı yapılan oran veya tutarlar mevcut değil ise emsal banka uygulamalarına göre denetim yapılması gerektiği, kök ve ek bilirkişi raporlarında bu yönden inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Yine dosyada 06/10/2009 tarih 17.000,00-TL tutarlı, 19/09/2007 tarihli 40.000,00-TL tutarlı, 19/02/2010 tarihli 4.000,00-TL tutarlı, 10/09/2008 tarihli 20.000,00-TL tutarlı taksitli kredilerin ödeme planlarının mevcut olmadığı görülmüştür.
Mahkemece kesik ödeme planları ile dava konusu edilen her bir kredinin kullandırım tarihi itibariyle davalı banka tarafından TCMB'ye bildirilmiş ve ilan edilmiş, faiz ve kar payı dışında sağlanacak ücret, komisyon ve masraflar ile bankacılık hizmet komisyonları bildirim formlarının bankadan celbinin sağlanması, akabinde bu oranları aşan kesinti yapılıp yapılmadığının bankacı bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmesi,
yine tüm ödeme planlarında kesinti tutarlarının yer alıp almadığının, tüm ödeme planlarının davacı tarafından imzalanıp imzalanmadığının, buna göre davacının kendisinden yapılan kesinti tutarlarını kabul etmiş sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, eksik delillerle ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına dayalı hüküm kurulması isabetsiz olmuş, davacı yanın istinaf başvurusu bu yönden yerinde bulunmuştur.Sonuç olarak, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yürütülmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/312, K. 2024/1015, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama