KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/481 Esas
- Karar no
- 2024/1370 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2021/169 Esas - 2021/713 Karar
- Tarih
- 26/10/2021
- Dava
- Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.998 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ...-... Ticaret ile davalı arasında 2018 ve 2019 yıllarında muhtelif nalburiye malzemeleri satışından kaynaklanan ticari ilişki mevcut olduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı alacak borç ilişkisinin 17.818,65 TL olduğunu beyanla müvekkilin alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalının usulüne uygun tebligata rağmen davaya karşı herhangi bir yanıt vermediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 26/10/2021 tarih ve 2021/169 Esas - 2021/713 Karar sayılı kararında. "Mahkememizce delillerin ibrazını müteakip celbi gerekli delillerde celp edilerek dosyamız arasına katılmıştır. Mahkememizce celp edilen İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin davacı tarafça davalı aleyhine fatura alacağına istinaden 17.818,65 TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsili için yapılan ilamsız icra takibinden ibaret bulunup davalının vekili marifetiyle yasal süre içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile; ödeme emrine, borca, ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu ve davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava; davacı murisinin davalıdan olan iki fatura alacağının tahsili talebi ile davacı tarafça açılmış olup, dava konusu faturalar ... - ...'a hitaben düzenlenen 08/10/2018 tarihli 13.211,93 TL bedelli fatura ile 01/07/2019 tarihli 4.606,72 TL bedelli iki faturadan oluşmaktadır. Davalı şirketin ... - ... unvanındaki şirketinin ... Sanayi Ticaret Ltd.
Şti. olarak tür değiştirdiği ve bu değişikliğe ilişkin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde 01/04/2019 tarihinde ilan yapıldığı, Türk Ticaret Kanunu'nun 180. maddesi uyarınca yeni türe dönüştürülen şirketin eskisinin devamı niteliğinde olduğu, ilgili hüküm karşısında şirket türünün değişmesinin davanın husumet ehliyeti yokluğundan reddi sonucunu doğurmayacağı ve faturalardaki önceki unvanın tür değişikliği sebebiyle yeni unvana karşı da geçerli olacağı, aksi durumun dürüstlük kuralına aykırı olacağı değerlendirilmiştir.
Mahkememizin 22/06/2021 tarihli celse 5 nolu ara kararı ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 02/08/2021 tarihinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, davacı yanın davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına dayandığını belirtmesi nedeniyle aynı ara kararla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/5. maddesi uyarınca belirlenen inceleme gününde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi halinde davacı tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağının davalı şirket yetkilisine duruşmada ihtar edildiği,
ancak inceleme gününde tarafların ticari defter ve belgelerini sunmadığı anlaşıldığından bilirkişi incelemesinin icra edilemediği görülmüştür. HMK'nun 222/5. maddesi "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
Davalı şirket yetkilisi her ne kadar 04/08/2021 tarihinde mahkememize sunmuş olduğu dilekçe ile sağlık sorunları nedeniyle ticari defter ve belgelerini sunamadığından yerinde incelenmesini talep etmiş ise de, bu talep ticari defterlerin incelenmesi için mahkememizce belirlenen günden önce sunulmadığı gibi, söz konusu dilekçede ticari defterlerin vaktinde ibraz edilememesi nedeninin delillendirilmeyerek HMK'nun 95. ve devamı maddelerine uygun şekilde eski hale getirme talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla,
HMK'nun 222/5. maddesi uyarınca davalı şirketin defterlerini ibrazdan kaçındığı ve bu nedenle davacının iddiasını ispat ettiği sayıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ İLE, 17.818,65 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davacı tarafın, murisi ...-...
Ticaret ile davalı müvekkil arasında ticari ilişki bulunduğunu iddia ederek, 08.10.2018 tarihli ... sayılı fatura ile 13.211,93 TL ve 01.07.2019 tarihli ... sayılı fatura ile 4.606,72 TL olmak üzere toplamda 17.818,65 TL alacak talep ettiğini ve müvekkil davalının ticari defterlerindeki kayıtları HMK 222/5 maddesi gereği kabul ettiğini, Mahkemenin, 22/06/2021 tarihli ara kararıyla ticari defterlerin 02/08/2021 tarihine kadar sunulmasına ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdiğini, ancak, müvekkil firma yetkilisi ...
COVID şüphesi nedeniyle incelemede bulunamadığını ve sağlık sorunları nedeniyle incelemenin yerinde yapılmasını talep ettiğini, daha sonra ticari defterlerin mahkeme kalemine getirildiğini, ancak kabul edilmediğini, 26/10/2021 tarihli duruşmada, müvekkilin yerinde inceleme talebinin dikkate alınmadığını ve herhangi bir karar oluşturulmadan davacının talebi doğrultusunda hüküm kurulduğunu, bu durumun, hukuki dinlenilme hakkına aykırı bir uygulama olup, mahkemenin HMK 222/5 maddesini yanlış şekilde uyguladığını, HMK 222/5’in uygulanabilmesi için "ibrazdan kaçınma" şartı gerekmekte olup,
somut olayda müvekkil defterlerini ibrazdan kaçınmadığını, aksine yerinde inceleme talep ettiğini, ayrıca, mahkemenin, HMK 218 uyarınca yerinde inceleme talebi hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadan karar verdiğini, Bunun yanı sıra, ticari defterlerin ibrazı için verilen sürenin adli tatile denk geldiğini, HMK 102 ve 104 maddeleri uyarınca 20 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında adli tatil süresinin geçerli olup, 04/08/2021 tarihli yerinde inceleme talebinin de bu süre içinde sunulduğunu, ticari defter ibrazı adli tatilde yapılacak işler arasında yer almadığından,
HMK 222/5 maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı kabul edildiğini, ayrıca, müvekkilin vergi kayıtlarında davacının murisine ait herhangi bir borç bulunmadığının tespit edildiğini beyanla, müvekkilin ticari defterlerini ibrazdan kaçınmadığını, yerinde inceleme talebinin dikkate alınmadığını ve mahkemenin bu talepleri değerlendirmeden karar verdiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/10/2021 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava dayanağı faturalara konu ürünlerin davacının murisi tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, dava dayanağı faturalara konu ürünlerin davacının murisi tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı kendisine usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadığından davacı tarafından ileri sürülen tüm vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. 6102 Sayılı TTK'nın 3. maddesinde. "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'nın 4. maddesinde ise bu kanundan doğan hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava. TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 5/2. maddesinde bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi dahilinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen gözetilmelidir.Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, dava dayanağı faturalara konu ürünlerin davacının murisi tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup, iş bu dava mutlak ticari dava niteliğinde değiltir.
Bu durumda hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi halinde nispi ticari dava niteliğinde olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, davalı tacir ise de davacının murisi ... gerçek kişidir. Mahkemece davacının murisi ...'nın tacir olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamış ve kamu düzenine ilişkin olan görev hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda Mahkemece re'sen, davacının murisinin tacir ve sözleşmenin ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığı araştırılarak bu halde uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri, davacının murisinin tacir ve sözleşmenin ticari işletmesi ile ilgili olmaması halinde ise genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu kabul edilerek HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri uyarınca davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esası hakkında karar verilmesi yerinde olmamıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 102/1 maddesinde. "Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar." hükmü, yine HMK'nın 103 maddesinde.
1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi. b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı,
velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler. c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları. ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar. d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri. e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar. f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler. g) Tahkim hükümlerine göre,
mahkemenin görev alanına giren dava ve işler. ğ) Çekişmesiz yargı işleri. h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler. (2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.
(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.
(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır." hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen Kanun hükümleri ışığında somut olaya dönüldüğünde.
Mahkemece 22/06/2021 tarihli davacı vekilinin ve davalı şirket yetkilisinin katıldığı ön inceleme duruşmasında davacı vekili delil olarak tarafların ve HMK'nın 222/5. maddesi uyarınca münhasıran davalının defter ve kayıtlarına dayandığı gerekçesi ile Mahkemece taraflara defter ve kayıtlarının 02/08/2021 tarihinde belirlenen inceleme gününde sunulması ve sunulmamasının yasal sonuçları ihtar edilmiş ve yerinde inceleme talebinde bulunabilecekleri yetkisi de tanınmıştır.
Taraflar tarafından bilirkişi incelemesi için defter ve kayıtları inceleme gününde sunulmamış, davalı şirket yetkilisi tarafından inceleme gününden sonra 04/08/2021 tarihinde yerinde inceleme talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece bilirkişi inceleme gününde bilirkişi incelemesine ilişkin taraflar katılmasa bile bilirkişi, hakim ve katip huzurunda herhangi bir tutanak tutulmadığı gibi, davalı şirket yetkilisinin yerinde inceleme talebi hakkında da olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Somut uyuşmazlığa konu dava faturalara konu ürünlerin satış bedelinden kaynaklı alacak davası olup, adli tatilde görülecek dava ve işlerden değildir.
Bu durumda bu davaya ilişkin bilirkişi incelemesinin de adli tatilde yapılması yasal olarak mümkün değildir.
Bu sebeple Mahkemece iş bu davaya ilişkin bilirkişi incelemesi gününün adli tatile rastlayan güne verilmesi ve davalının defter ve belgeleri sunmaması üzerine ve davacı tarafından dava dilekçesinde münhasıran HMK'nın 222/5 maddesine dayanılmamasına rağmen bu madde uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi, davalının yerinde inceleme talebi hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemesi isabetli olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş.
Mahkemenin ilk önce görevli olup olmadığı hususunda yapılacak araştırma ve inceleme sonrası görevli olduğuna karar verilmesi halinde, usul ve yasaya uygun bir bilirkişi inceleme gün ve saati belirlenerek taraflara sonuçları hatırlatılmak suretiyle satışa konu yıllara ilişkin davalının eski ünvanı ile tuttuğu defter ve kayıtlar da dahil olmak üzere defter ve belgelerini ibraz etmeleri için süre verilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesidir.
Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a3, 353/1-a6 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın, davanın yeniden görülmesi ve açıklanan şekilde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/481, K. 2024/1370, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama