İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/973 K.2024/2035

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/973Karar2024/2035Tarih19 Aralık 2024Okuma16 dk · 3.145 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Dosya no
2022/973 Esas
Karar no
2024/2035 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2019/921 Esas- 2021/1073 Karar
Tarih
10/11/2021
Dava
Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.145 kelime·16 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... İnşaat San ve Dış Tic. Ltd.

Şti.'nin davalı bankadan 150.000,00 TL limit dahilinde kredi kullanmak istediğini ve dava dışı şirketle davalı banka arasında 25/01/2013 tarihinde genel ticari kredi sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında 25/01/2013 tarihinde imzalanan bu kredi sözleşmesine davacıların toplam 90.000,00 TL limitle 150.000,00 TL'lik krediye kefil olduklarını, dava dışı şirketin 150.000 TL limitli ticari krediden 114.750-TL kullandığını, fazlasını kullanmadan kredi borcunu 3 sene içerisinde peyderpey ödeyerek 2016 yılı içerisinde tamamen kapattığını,

davacıların kefil olduğu kredinin dava dışı şirket tarafından ödenerek kapanmasından sonra davacıların bir daha dava dışı şirkete hiç bir kredisinde kefil olmadıklarını, ancak dava dışı şirketin 24/02/2017 tarihinde 550.000 TL ikinci bir kredi çektiğini ve daha sonra 21/01/2019 tarihinde bir kredi daha çektiğini, ancak davacı müvekkillerinin sonradan çekilen bu iki krediden haberleri olmadığı gibi sonradan akdedilen bu kredi sözleşmelerine kefil de olmadıklarını, sözleşmelerde kefalete dair imzalarının bulunmadığını,

dava dışı şirketin sonradan çektiği 2017 ve 2019 yılındaki kredileri ödemede güçlüğe düşünce davalı bankanın 25/01/2013 tarihindeki eski sözleşmede kefil olarak imzaları bulunan davacıları borçtan sorumlu tuttuğunu, davacıların kefil oldukları kredi borcu ödenerek kapatılmış olmasına rağmen sonradan çekilen kredilere kefil olmuşlar gibi doğan borçtan davacıların sorumlu tutulduğunu, davalı bankanın kötü niyetli hareket ettiğini, davacıları borçlu göstererek İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesine başvurup davacılar aleyhine ihtiyati haciz kararı aldığını,

alınan bu karar sonrasında icra dairesince davacılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlara haciz konulduğunu, taraflarınca yapılan itirazın haklı görülmesi sonrası ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, eski sözleşmeye dayanarak müvekkillerin tekrar kefil olarak sorumlu tutulmalarının kabul edilemez olduğunu, bu nedenlerle takdiren teminatsız ya da 90.000,00 TL lik dava değerinin %15'i tutarında veya mahkemenin belirleyeceği oranda teminatın taraflarınca yatırılması karşılığında davacılar lehine ikamesi muhtemel icra takiplerini durduracak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine,

davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetle ihtiyati haciz talep ederek davacıların borçlu olduğunu iddia eden davalı aleyhinde alacağın %40'ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Davacı tarafın gerçeğe aykırı taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1248 D.İŞ sayılı dosyasında talepleri üzerine borçlu ve kefiller hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının alacaklarının tahsili amacıyla, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...

Esas Sayılı dosyasından esasa kaydedilip, taraflara icra dairesince ödeme emri gönderildiğini, borçlu davacılar tarafından ihtiyati haciz kararına ve takibe itiraz edildiğini, alacağı sürüncemede bırakma amacıyla kötü niyetli olarak yapılmış bir itiraz sonucu davacıların yapmış olduğu ihtiyati hacze itirazın kısmen kabulü ile 90.000,00 TL kefalet limitini aşan 544.631,65 TL yönünden itiraz edenler lehine ihtiyati haczin kaldırıldığını, borçluların borcunun olup olmadığı veya sorumluluklarının kapsamının banka kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını,

icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında öncelikle icra takibine konu borcun tüm ferileri ile birlikte tamamen ödenmesinin isteneceğini, sonrasında %15 teminat ile ödenen bu paranın alacaklıya dava sonuna kadar ödenmemesi yönünde tedbir kararı verileceğini, açıklanan nedenlerle davacının haksız davasının reddine, haksız ve kötü niyetli olarak menfi tespit davası açan davacıların %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi'nin 0/11/2021 tarih 2019/921 Esas- 2021/1073 Karar sayılı kararında. "Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, iddia, savunma, sunulan deliller, 29/03/2021 havale tarihli kök ve 01/05/2021 tarihli ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre. Davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Dış Tic. Ltd.

Şti arasında 25/01/2013 tarihinde 150.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu GKS kapsamında asıl borçluya kredi kullandırıldığı, dosyada bulunan 25/01/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, davacıların bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilere 90.000-TL limitle kefil oldukları, müşterek müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmede imzalarının yer aldığı ve sözleşmenin sonunda, sözleşmeden doğan sorumluluklara kefil oldukları yönünde el yazılarının bulunduğu, dava dışı şirket tarafından 25/01/2013 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredilerin vadelerinde ödenerek kapatıldığı, davalı banka ile dava dışı ...

Dış Tic. Ltd. Şti arasında 24/02/2017 tarihli 550.000-TL limitli ve 21/01/2019 tarihli 1.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmelerinin de düzenlendiği, bu sözleşmelerde davacıların kefalet imzalarının bulunmadığı, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla yapılan icra takibinde davalı bankanın davacılardan talep ettiği 604.331,65-TL nakdi kredi tutarının 24/04/2018 tarihinde kullandırılan 200.000-TL tutarlı ... nolu kredi ve 21/01/2019 tarihli 480.000-TL tutarlı ... nolu kredilerden kaynaklandığı, davacıların kefalet imzalarının bulunduğu 25/01/2013 tarihli 150.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullanılan kredilerin vadelerinde ödenerek kapatıldığı, takibe konu edilen 24/04/2018 tarihli 200.000 TL tutarlı ... nolu kredi için 24/02/2017 tarihinde 550.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi,

21/01/2019 tarihli 480.000-TL tutarlı 1053 nolu kredi için ise 21/01/2019 tarihli 1.000.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, davacıların 90.000-TL limitli kefalet imzalarının bulunduğu 25/01/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin bu krediler için kullanılmayarak, 550.000-TL ve 1.000.000-TL limitli, davacıların kefil olmadığı yeni alınan Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında kullandırılmış olduğu,

cari hesap şeklinde işleyen genel kredi sözleşmelerinde borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediden dolayı kefalet sorumluluğu devam eder ise de, davacıların kefalet imzasının bulunmadığı sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerden dolayı davacıların kefalet sorumluluğundan söz edilemeyeceği, davacı borçluların söz konusu 24/02/2017 tarih ve 21/01/2019 tarihli genel kredi sözleşmelerinin kefili olmadıkları, bu durumda davacıların 25/01/2013 tarihli sözleşmede kefil olup,

diğer sözleşmeler ile kullandırılan kredi borcu için kefilliklerinin bulunmadığı, söz konusu 24/02/2017 ve 21/01/2019 tarihli yeni kredi sözleşmelerinde taraflar arasında imzalanan 25/01/2013 tarihli kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğuna veya bu sözleşme ile bağlantı olduğuna dair bir ibare de bulunmadığı anlaşılmakla; davanın kabulü ile davacıların, dava dışı ... İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd.

Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 25/01/2013, 24/02/2017 ve 21/01/2019 tarihli genel kredi sözleşmeleri gereğince 90.000,00 TL kefalet miktarı ile sınırlı olarak davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, olayın özelliğinden davalının takipte kötü niyetli olduğu anlaşılamadığından, davacı tarafça da davalının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile; a-Davacıların, dava dışı ...

İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 25/01/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi gereğince 90.000,00 TL kefalet miktarı ile sınırlı olarak davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, b-Davacıların, dava dışı ... İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd.

Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 24/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi gereğince 90.000,00 TL kefalet miktarı ile sınırlı olarak davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, c-Davacıların, dava dışı ... İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd.

Şti. ile davalı banka arasında akdedilen 21/01/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi gereğince 90.000,00 TL kefalet miktarı ile sınırlı olarak davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, 2-Yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle. İlk derece mahkemesi kararına göre davacıların 25/01/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi, 24/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 21/01/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi gereğince davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verildiğini, mahkemenin bu kararı hukuka aykırı olup kaldırılması ve talepleri gibi davanın reddine karar verilmesi gerektiğini.

Davanın açılmasında hukuki yarar bulunmamakta olup; dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacılara karşı başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı dosyada davacıların icra takibindeki borca itiraz ettiğini ve takibin ilgili borçlular adına İcra Müdürlüğü tarafından durdurulduğunu, icra takibinin durması ve kendileri tarafından herhangi bir itirazın iptali davası yahut alacak davası gibi eda davası niteliğinde bir dava ikame edilmemesine rağmen davacıların menfii tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, zira ileride muhtemel açılacak eda davası ile tespiti yapılabilecek hususların ayrıca tespit davası ile tespitinde hukuki yarar bulunmadığını, keza Yargıtay kararlarının da bu minvalde olduğunu,

ilerde açılacak eda davası yargılaması sırasında da ileri sürülebilecek konular olduğundan davacının ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, somut olayda da davacıların takibe itirazı sonrası takip işlemlerinin durduğunu, takip işlemlerinin durması sebebiyle ileride açılacak itirazın iptali yahut alacak davasında yapılabilecek tespitlerin ayrıca bir tespit davasına konu edinilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, bu sebeple davanın dava şartı noksanlığından reddi gerektiğini.

Müvekkili banka ile borçlu ... İnş. San. Ve Dış Tic. Ltd.şti ve kefiller ..., ..., ... arasında 25.01.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi yapılarak borçluya krediler tahsis edildiğini, ilgili genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden davacıların da kefil sıfatı ile sorumlu olduklarını, davacı tarafın müvekkili ...

Bankası'na borçlu olmadıklarının tespit edilmesini istediğini, oysa ki davacıların, dava dışı şirket ile müvekkili banka arasında arasında akdedilen kredi sözleşmesine kefil olan davacıların borçlu olduğu hususunun açık ve bariz şekilde net olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından tesis edilen kararın hukuka aykırı olduğunu. Müvekkili banka ile borçlu ... İnş. San. Ve Dış. Tic. Ltd.

Şti arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 14. kefalet başlıklı maddesinin ''C'' bendinde; ''Kefil, müşterinin bu sözleşmeden doğan borçları baki kaldıkça kefaletin devam edeceğini müteselsil kefaleten işbu sözleşme sebebiyle doğmuş borçları kapsadığı gibi ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağını ve kefaletten kurtulmasının, ancak bankanın vereceği ibraname ile mümkün olacağını kabul taahhüt eder.'' denildiğini, genel kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza atan davacılar sözleşmenin 14. maddesi ile ileride doğacak muhtemel borçlardan sorumluluğu kabul ettiğini,

keza davacılardan ... bir dönem borçlu şirketin ortaklığını da yapmış olup basiretli bir tacir olarak sayılarak imzaladığı sözleşme şartları ile hukuken bağlı sayılması gerektiğini. Davacı müteselsil kefillerin sözleşme hükümlerini kabul ve taahhüt ettiğini beyan ettiğini, sözleşme uyarınca müvekkili bankanın, dava dışı ... İnşaat San ve Dış Tic. Ltd.

Şti. lehine açılan kredi limitini; müşterinin talebi üzerine uygun göreceği kredi türünde, uygun göreceği şekilde kullandırdığını, müşteriye kullandırılan tüm nakdi/gayrinakdi krediler genel olarak sözleşmede yer alan kredi işlemlerini kapsadığı gibi, ileride banka tarafından uygulamaya konulan/konulacak diğer kredileri de kapsadığını, dava dışı ... İnşaat San ve Dış Tic. Ltd.

Şti.'nin kullandığı krediyi ve borcun tamamını ödemiş olmasının sözleşmenin feshi ve hesabın tasfiyesi niteliğinde olmadığını, nitekim sözleşme hükümleri ve kefalet yine geçerliliğini korumuş olup ve dava dışı ... İnşaat San ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ye bu sözleşmeye dayanarak belirlenen limit dahilinde, müvekkil bankaca tekrar kredi kullandırıldığını.

Genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin; tüzel kişi tarafından verilmesi durumunda kefalet sözleşmesinin süresiz olup, bir gerçek kişi tarafından verilmiş ise sözleşmesinin kurulmasından başlayarak en az on yıl süreyle geçerli olduğunu, HGK'nın 23.10.2002, 19-866/845 tarihli kararının. “Kefil, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletini geri alamaz.

Bu şekildeki bildirim akdin diğer tarafça açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz.

Kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olması da sonuca etkili değildir.” şeklinde olduğunu, dava konusu alacağın, davacı kefillerin bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, genel hükümlere göre düzenlenmiş ticari nitelikte ve süresiz bir sözleşme olduğunu, başka bir ifadeyle borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceğinin kuşkusuz olduğunu.

Öte yandan davacılar tarafından kefaletten dönme iradesinin müvekkili bankaya bildirilmediğini, davacılar kefaletten dönme iradelerini müvekkili bankaya bildirse bile, bu şekilde fesih beyanı sonuç doğurmayacak olup, ayrıca müvekkili bankanın kefaletten dönme beyanını kabul etmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süresiz olarak akdedilmesi, asıl borçlu ile davalı arasındaki cari hesap şeklinde işleyen kredi ilişkisi bulunması,

kredi borcunun herhangi bir tarihte sıfırlanmış olmasının tek başına kredi sözleşmesini sona erdiren bir neden olmaması nedeniyle müvekkili bankanın bu tarihten sonra yeni bir kredi kullandırmasının yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemenin karanın kaldırılarak davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini.

Davacıların davaya konu genel kredi sözleşmesi kapsamında daha önceden kullandırılan krediyi ödemelerinin, o genel kredi sözleşmesi kapsamında daha sonrasında kullandırılacak kredilere ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, Yargıtay kararlarının da bu minvalde olduğunu, davacıların, müvekkili banka ile akdedilen genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kefaleti kaldıran sebeplerin sınırlı sayıda sayılmış olup somut olayda bu sebeplerden hiçbirinin gerçekleşmediğini, bu nedenle İlk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün isabetsiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini,

keza Yargıtay kararlarının da bu minvalde olduğunu. Davacıların daha önceden kullandırılan kredi borcunu ödemiş olmalarının daha sonradan ilgili genel kredi sözleşmesi kapsamında başka bir kredi kullandırılması karşısında kefaletten doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, davacıların ısrarla savunduğu ve iddia ettiği gibi önceden kullandırılan kredi borçlarının ödenmesinin kefillerin sorumluluğuna gidilmesine engel olmadığını.

İtirazları doğrultusunda bilirkişinin hazırlamış olduğu raporun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunun belirtilmesine rağmen Mahkemenin farklı bir bilirkişi görevlendirmediğini, bilirkişinin raporunda hatalı bir sonuca vardığını, bilirkişi raporuna itirazlarının nazara alınmadığını, Yargıtay'ın emsal nitelikteki kararları doğrultusunda dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun kabulü mümkün olmamakla birlikte yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle işbu usulü eksikliklerin giderilmesi gerektiğini, ayrıca HMK'nın 282. maddesinin.

"Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünü amir olduğunu, ayrıca Prof.Dr. ... ise ''Hakim, bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder,bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa,bilirkişiden ek rapor isteyebilir veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir.

Fakat, hakim bilirkişi raporunda yazılı olan özel ve teknik açıklamalardan, bilirkişi raporunda varılan sonucun yanlış olduğunu takdir edebilecek derecede bilgi sahibi olduğu kanısına varabiliyorsa, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan bilirkişi raporunun aksine de karar verebilmelidir.'' diyerek belirtilen kanun hükmünü yorumladığını, somut olayda da hakimin, itirazları doğrultusunda eğer hukuki bilgi ve birikimi ile kefaletin devam ettiğine kanaat getiremediyse söz konusu kefaletin devam edip etmemesi hususunu farklı bir bilirkişi tarafından incelenme yapılmasına karar verebileceğini,

bu sebeple eksik inceleme sonucu kurulan hükmü kabul etmediklerini beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/921 Es., 2021/1073 Karar sayılı ilamın tehir-i icra talepli olarak yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.

Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacılar aleyhine başlatılan icra takibi itiraz üzerine durdurulmuş olup taraflarınca da itirazın iptali veya alacak talebi ile açılmış bir eda davası bulunmadığı, yine ileride bu taleplerle açılacak bir davada davacıların borçlu olup olmadıkları inceleneceğinden bu davanın açılmasında hukuki yarar olmadığı,

davacıların, davalı banka ile 2013 yılında imzaladıkları sözleşme ile dava dışı borçlunun kullanacağı kredilere müteselsilen kefil oldukları, bu sözleşme gereği bir kez kredi kullandırılmış ve bu kredinin ödenerek kapatılmış olmasının kefaleti sona erdirmediği, aynı sözleşme uyarınca tekrar kredi kullandırılması nedeniyle davacıların sorumluluğunun devam ettiği, kefaleti sona erdiren sebeplerin sınırlı olduğu, olayda bu sebeplerin gerçekleşmediği, bilirkişi raporu hatalı tespitler içermekte olup Mahkemece rapora itirazlarının dikkate alınmadığına ilişkindir.

Dosya kapsamından; davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ve kefil ... ile davacılar aleyhine 23/07/2019 tarihli kat ihtarnamesi dayanak gösterilmek suretiyle İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1248 Değişik iş sayılı dosyasından 12/09/2019 tarihinde toplam 624.631,65 TL alacak yönünden ihtiyati haciz kararı alındığı, ardından 17/09/2019 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...

Esas sayılı dosyası ile anılan ihtiyati haciz kararı ve 21/01/2019, 24/02/2017, 25/01/2013 ve 29/09/2012 tarihli genel kredi sözleşmeleri dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacıların icra takibine süresi içerisinde itiraz ettikleri ve takibin davacılar yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacıların aynı zamanda İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1248 değişik iş sayılı kararına itiraz ettikleri, Mahkemece 07/11/2019 tarihli ek karar ile,

davacılar aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının, davacıların 90.000 TL kefalet limitini aşan 544.631,65 TL yönünden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından dava dilekçesinin talep sonucu kısmında davacıya borçlu olmadığının tespiti talep edilmekte olup açık bir şekilde icra takip dosyası veya bir borç miktarı gösterilmemiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı banka kayıtları incelenmiş ve takip konusu edilen alacağın, davacıların kefil olarak imzalamadıkları 21/01/2019 ve 24/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı borçluya kullandırılan kredilerden kaynaklandığı tespit edilmiş, Mahkemece de bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacıların, 25/01/2013, 24/02/2017 ve 21/02/2019 tarihli genel kredi sözleşmeleri gereğince 90.000 TL kefalet limiti ile sınırlı olarak davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.

Verilen bu hükümden davacıların anılan sözleşmeler gereği 90.000 TL kefalet limiti dışında davalıya karşı borçlu oldukları gibi bir anlam çıkmaktadır. Bu noktada dava dilekçesinde açıkça Mahkemenin hükmüne konu ettiği genel kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti de talep edilmemiştir. Zira böyle bir talebin bulunması halinde, dava değeri her üç sözleşmenin bedelinin toplamı üzerinden belirlenmeli ve harç da bu bedel üzerinden yatırılmalıdır.

Yine dava dilekçesinde açıkça İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespiti de talep edilmemiştir ki bu halde de dava değeri borçlu olunmadığı iddia edilen takip miktarı üzerinden belirlenmeli ve harç da bu miktar üzerinden yatırılmalıdır. Dava dilekçesinde dava değeri 90.000 TL olarak gösterilmiştir.

Buna göre davacıların talebinin, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1248 değişik iş sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmayan 90.000 TL'lik kısmına ilişkin olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Böyle olması halinde ise davanın, ihtiyati haciz kararı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi olduğu sonucu ortaya çıkmakta olup ihtiyati haciz müessesesi İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

İİK'nın, ihtiyati haczi tamamlayan merasim başlıklı 264. maddesi ile ihtiyati haciz kararının alınmasından sonra yapılacak işlemler, bu minvalde alacaklı tarafından açılması gereken icra takibi, bu takibe borçlunun itirazı üzerine yapılacaklar, ihtiyati haczin ne şekilde icrai hacze dönüşeceği ve hangi hallerde ihtiyati haczin kalkmış sayılacağı açıklanmıştır.

Bu durumda Mahkemece; davacılara dava dilekçesi ile borçlu olmadığının tespiti talep edilenin ne olduğu, yani talep sonucunun açıklattırılması, buna göre davacılar tarafından Mahkemenin hükmüne konu edilen genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitinin talep edilmesi halinde, dava değerinin belirlenmesi, eksik harcın tamamlattırılması ve davanın menfi tespit davası olduğu nazara alınarak öncelikle dava açmakta hukuki bir yararlarının bulunup bulunmadığı değerlendirildikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi,

talebin, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olması halinde yine dava değerinin belirlenmesi var ise eksik harcın tamamlattırılması ve davacıların bu davayı açmakta hukuki bir yararlarının bulunup bulunmadığı ile icra dosyası ve tüm dosya kapsamına göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi, talebin ihtiyati haciz kararı ve bu kararda geçen 90.000 TL alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin olması halinde de İİK'nın 257 vd maddeleri de nazara alınarak,

davanın açılmasında hukuki bir yararlarının bulunup bulunmadığı değerlendirikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacıların talebini karşılamayan ve açık olmayacak şekilde, genel kredi sözleşmelerinden 90.000 TL ile sınırlı olmak üzere borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Bu hususlar, yani hüküm fıkrasının gerekçe ile bütünlük içerisinde olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki olmaması, hükümde her bir talebin karşılanması ve talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmedilmeyeceği (taleple bağlılık ilkesi) hususları, kamu düzenine ilişkin olduğundan Dairemizce re'sen incelenmiştir.

Sonucu itibariyle davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle. 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile.

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarih ve 2019/921 Esas- 2021/1073 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/973, K. 2024/2035, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/973
Karar No
2024/2035
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/974 K.2024/2239
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/974 K.2024/2069
  • Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/974 K.2024/1147
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/974 K.2024/2053
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/975 K.2024/1152
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/976 K.2024/2108

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.