KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2023/2 Esas
- Karar no
- 2025/1164 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2018/1022 Esas - 2022/411 Karar
- Tarih
- 27/04/2022
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali
Karar Metni
3.113 kelime·16 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı borçlulardan ...A.Ş., müvekkilim Banka ile "GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ" imzalayıp ve kredi kullandırıldığını, diğer davalılar ise işbu Genel Kredi Sözleşmesi (GKS)'ni Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil Sıfatıyla imzaladıklarını dolayısıyla kredi borcundan aynı derecede sorumlu hale geldiklerini, davalıların müvekkil bankaya kredi borçlarının bulunduğunu, davalıların borcunu ödemedikleri için, kredi hesaplarının kat edildiği belirtilerek kredi borcunun ödenmesi talebiyle, 13.06.2018 tarihinde Gebze 3. Noterliğinin ... yevmiye numaralı, hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek,
aksi halde haklarında yasal işlem başlatılacağı tebliğ edildiğini, davalı borçlular ihtarnameye rağmen borçlarını yine ödemediklerinden, haklarında ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine durdurulan takibin devamına, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görev yönünden tüketici mahkemesinde açılması gerektiğini, dolayısıyla mahkemenin görevsiz olduğunu, alacaklı banka tarafından yöneltilen alacak talebinin ifası imkansız olduğunu, sadece vadesi gelmiş borcun muaccel olduğunu belirterek davanın görev yönünden reddine, yargılama giderleri ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 27/04/2022 tarih ve 2018/1022 Esas - 2022/411 Karar sayılı kararında. "Dava, banka tarafından asıl borçlu ve kefiller hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Taraf teşkili sağlandıktan ve deliller toplandıktan sonra işin esasına girilip gerekli inceleme yapılmıştır Davaya konu olan ...sayılı icra takibi dosyası celp edilerek dosyamız arasına konmuştur.
Davaya konu ... sayılı takip dosyası incelendiğinde, asıl borçlu ve müteselsil kefillerden ... nolu kredi için toplamda 32.071,09 TL; ... nolu kerdi için toplamda 43.668,19 TL, 0001 nolu kredi için toplamda 775.744 TL olmak üzere 851.483,42 TL alacak talebinde bulunulmuştur. Ödeme emri borçlulardan davalı şirkete ve kefil ...'ya 17/07/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, diğer kefil ...'ya yapılan tebligat iade dönmüştür.
Ancak üç borçlu vekili olarak Av. ...'nın süresi içinde 23/07/2018 tarihinde borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu davacının da süresi içinde 06/09/2018 tarihinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Takibe ve davaya dayanak yapılan kredi sözleşme örneği ve hesabın katına dair ihtarname örnekleri dosyamıza sunulmuştur.Banka ile davalı/ asıl borçlu...
AŞ arasında 03/04/2017 tarihinde 1.400.000 TL limitli kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların da müteselsil kefil olarak 1.400.000 TL limitle kefil oldukları, kefaletin de TBK.nun 583. maddesine uygun kurulduğu, aksinin de ispatlanmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı bankanın icra takip tarihi itibari ile kullandırılan kredilerden dolayı davalı borçlulardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti için bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmıştır.Bankacı bilirkişi 10/02/2022 tarihli kök raporunda özetle, sözleşmenin 6. maddesine göre banka kayıtlarının kesin delil olarak kararlaştırıldığını, asıl borçlu ve kefillere çekilen kat ihtarının iade döndüğü, asıl borçlu yönünden ihtarnamedeki adresi ile sözleşmedeki adresin farklı olduğu,
bu sebeple temerrüdün icra takip tarihinde oluştuğunu, temerrüt faizinin sözleşmenin 2.2 maddesinde bankacı uygulanan en yüksek faiz oranının 2 katı olarak kararlaştırıldığını,...6501 nolu kredi için %30,24; ... nolu kredi için %28,80.
0001 nolu kredi için akdi faizin yıllık %15, temeddüt faizinin en çok %30 olabileceğini, masraf kalemi olarak 325,94 TL bedeiln, noterlik tahsilat makbuzuna göre istenebilir olduğunu, asıl borçlu olan davalı şirketten ... nolu kredi için 31.861,39 TL, ... nolu kredi için 43.558,80 TL, ... nolu kredi için 845.721,77 TL, kefilleri yönünden ise ... nolu kredi sebebiyle 31.861,39 TL; ... nolu kredi için 770.301,58 TL tutarında alacak talep edilebileceğini;
müteselsil kefil olan diğer iki advalıdan ise sadece ... nolu ... nolu kredi kalemlerinin talep edilebileceğini , zira kefillerin ... nol kredi kartı sözleşmesini imzalamadıklarını, sorumlu olmayacaklarını belirtmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara (her iki taraf da 21/02/2022 tarihinde) tebliğ edilmiş, davalılar vekili rapora itiraz dilekçesi sunmamış, davacının itirazları da soyut kalmıştır.Davacı vekili 24/02/2022 tarihli dilekçe ile eksik hesaplanan tutarlar için itiraz ettiklerini beyan etmişse de hesaplamaya dair somut bir itirazda bulunmamıştır.
Uyuşmazlık konusu olan 3 kredi kalemi vardır.Davacı banka, takipte üç borçludan talepte bulunmuşsa da, dava dilekçesinde kefillerin, biz.card (... nolu kredi) riskinden sorumlu olmadığının belirtildiğini beyan ederek, bu kredi yönünden sadece asıl borçlu.. AŞ yönünden; …. nolu kredi ile ... Nolu kerdi yönünden her üç davalı yönünden de itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep etmektedir.
Ancak, kefiller yönünden takibin haklı olup olmadığı üzerinde durmak gerekmiştir. Davacı bankaca, kredi hesabı 11/06/2018 tarihinde kat edilmiş ve aynı tarihte noter ihtarnamesi ile asıl borçlu ve kefile borcun ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Söz konusu ihtarname asıl borçluya tebliğ edilmemiş, 18/06/2018 tarihinde iade olmuştur. Çıkarılan adres ... ve ... beyan formlarında yazan adresten farklıdır.
Neden farklı bir adrese tebligat çıkarıldığı da izah edilmemiştir.
Hesabın kat edildiği ve ihtarnamenin keşide edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.'nın 586. maddesinde "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmü düzenlenmiştir.
Buna göre müteselsil kefilleri takip edebilmek için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması gereklidir. Hesap kat ihtarı asıl borçluya tebliğ edilemediğinden TBK'nın 586. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmemiştir. Bu nedenle alacaklı banka müteselsil kefillere ... Yaylalı) karşı icra takibinde bulunamaz. Davacı bankanın ihtarın sonuçsuz kalacağına dair bir iddia ve isbatı da yoktur.
Resen mahkememizce uyap ve basın ilan kurumundan yapılan kontrolde asıl borçlu şirketin iflas/iflas erteleme, konkordato gibi ihtarın sonuçsuz kalacağı bir süreçte olduğunu gösteren bir dava da bulunamamıştır. Bu nedenle TBK.nun 586. Maddesine göre, davalı kefiller yönünden takibe itiraz haklı olduğundan itirazın iptali davası davalı kefiller yönünden reddedilmiştir. (Y, 19.HD, 2018/988 E-2019/5620 K; Y. 19. HD 2017/5438 E- 2019/5518 k. İst.
BAM 12 HD, 2021/457 E, 1105 K sayılı, Ankara 21 HD, 2019/1577 E,2020/1200 K sayılı kararlar da aynı yöndedir)Bilirkişi raporunun, hesaplama metoduna dair hususlar usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılarak hükme esas alınmıştır. Asıl borçlu şirket yönünden rapor gibi karar oluşturulmuş, alacağın likit olması sebebiyle de asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Reddedilen kısım için kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır.
Davalı kefiller içinse yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE. 1-... sayılı takibe itirazın davalı...Kontrol ve Haberleşme Sistemleri .. A.Ş yönünden KISMEN İPTALİ ile takibin davalı ….A.Ş yönünden; a)... nolu (Kredili Mevduat Hesabı) kredi bakımından. 29.827,54 TL asıl alacak, 1.937,00 TL işlemiş akdi faiz, 96,85 TL BSMV olmak üzere toplam 31.861,39 TL üzerinden devamına.
Fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE;Takip tarihinden tahsil tarihine kadar ... nolu kredi için %30,24 oranında faiz uygulanmasına. Asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine;Reddedilen kısım için, davalı yararına kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına
b) ....0001 nolu (Taksitli Ticari) kredi bakımından; 740.295,22 TL asıl alacak, 28.373,36 TL işlemiş akdi faiz, 1.633,00 TL BSMV olmak üzere toplam 770.301,58 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA; Fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE;
Takip tarihinden tahsil tarihine kadar %30 oranında temerrüt faizi uygulanmasına. Asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine;Reddedilen kısım için, davalı yararına kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına c).... nolu (Business kredi kartı) kredi bakımından.
40.175,11 TL asıl alacak, 2.912,14 TL işlemiş akdi faiz, 145,61 TL BSMV, 325,94 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 43.558,80 TL üzerinden DEVAMINA. Fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE;Takip tarihinden tahsil tarihine kadar ... nolu kredi için %28,80 oranında faiz uygulanmasına;Asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Reddedilen kısım için, davalı yararına kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına
2- Davanın davalılar ..., ... yönünden REDDİNE;Davalılar yararına kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına; '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararı ile yasaya, usule emsal istinaf kararlarına aykırı olarak, asıl borçlu davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verirken, diğer davalı müteselsil kefiller hakkında ise davanın reddine karar verildiğini,Davalı ... şirketi ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ...ve ...'ın işbu genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak borçtan aynı derecede sorumlu hale geldiklerini,
müvekkili banka tarafından tüm davalıların yani asıl borçlu ve gks de imzası bulunan müteselsil kefiller hakkında aynı anda ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı borçlular haksız ve hukuka aykırı olarak işbu icra takibine itiraz ettiklerini,Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarında, davalıların borçlu olduğunun tespit edildiğini; ancak gerekçeli kararda usuli sebeplerle müvekkili bankanın, davalılar ... ve ...'ya icra takibi yöneltilemeyeceğinin belirtildiğini; mahkeme tarafından kanun maddesinin yanlış yorumlandığını;
uyuşmazlık kefile takip yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmakla, müvekkili banka tarafından kefiller aleyhine icra takibi başlatılmasında herhangi bir usule aykırılık bulunmamakta olduğunu,
Davalı borçlu şirketin adresini ... imzalandıktan sonra değiştirdiğini, mahkeme tarafından her ne kadar davalı şirketin müvekkili banka ile imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesindeki adresinden başka bir adrese ihtarname gönderildiğinden bahisle kefiller aleyhine icra takibi başlatılamayacağı bildirilmişse de, şirketin adresini taşıdığını, müvekkili banka ile davalı şirket arasında 03.04.2017 tarihli,1.400.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını.
Genel kredi sözleşmesinde davalı şirket adresinin; "... Ataşehir/İstanbul" olduğunu, ancak, davalı şirket genel kredi sözleşmesini imzaladıktan sonra ekli Ticaret Sicil Gazetesinden de tespit edileceği üzere 19.06.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ve Üsküdar 10.Noterliğince 20.06.2017 tarih ...sayı ile onaylı ve 29/06/2017 tarihinde tescil edilen yönetim kurulu kararı ile şirketin adresinin " ...Ümraniye/ İstanbul" adresine taşındığını, müvekkili tarafından,
davalı borçlu şirketin borcunu ödememesi sebebiyle hesap kat ihtarnamesinin davalı şirketin yukarıda belirtilen güncel ticaret sicil gazetesinde yayınlanan Ümraniye/İstanbul adresine gönderildiğini,Davalı borçlunun imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesinin 6.3 üncü maddesinde; davalı borçlunun Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan ve tescil edilen adresinin, güncel adresi olarak kabul edilmekte olduğunu;
yani müvekkilinin herhangi bir adrese değil, borçlu şirketin imzaladığı GKS de kabul ettiği güncel Ticaret Sicil Memurluğunda kayıtlı adresine ihtarname gönderdiğini, mahkeme tarafından gerekçeli kararda ihtarnamenin gönderildiği adresi tartışırken, yargılama sırasında bu konuda hiç bir araştırmaya gitmeksizin, eksik inceleme yaparak hatalı karar verdiğini, müteselsil kefil olan davalılar yönünden davanın reddine karar vermesinin temel gerekçesi olarak bu hususun gösterilmiş olmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını;
kararın bu yönüyle yasaya ve usule aykırı olduğunu,Davalı kefillerin, müteselsil kefil sıfatını haiz olduğunu, davalılardan ...ve ...'nın, 03/04/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalandıklarını, hatta yasanın aradığı emredici hükümlere uygun olarak el yazıları ile de GKS nin 20.ve 21.sayfalarında müteselsil kefil olduklarını açıkça yazdıklarını ve imzaladıklarını;
davalı şahısların müteselsil kefil olduklarının tartışmasız olduğunu, ancak, mahkemece, yargılama sırasında hiç bir surette incelenmeyen bir gerekçe ile hesap kat ihtarnamesinin davalı...SAN.TİC.A.Ş.ye ihtarnamenin gönderildiği adresin ... de yazılı adres olmadığından bahisle, TBK 586.mad.ye dayanarak davalı müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlatılamayacağına karar verdiğini, mahkemenin bu gerekçesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin kararına dayanak gösterdiği Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/5438 Esas, 2019/5518 Karar sayılı kararında "...Bölge adliye mahkemesince;
davalı asıl borçlunun davacı banka ile imzalanan son sözleşmesinde bildirdiği adres ile ticaret sicil kaydındaki adresine ihtarname tebliğe çıkarılmadığından asıl borçlu davalı şirketin takiple temerrüte düştüğünün kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı,..." şeklinde belirtilmekte olduğunu.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin,ihtarname adresinin sözleşme ya da ticaret sicile kayıtlı adrese tebligatçı karılmadığından bahisle davalı şirketin temerrüde düşmediğine karar verdiğini, mahkeme tarafından belirtilen diğer emsal kararlar incelendiğinde, kararlarda TBK 586.
Maddesi gereği asıl borçluyu takip etmeden kefillerin takip edilmesi ile ilgili kararlar olduğunun tespit edilebileceğini; müvekkili banka tarafından asıl borçlu ve kefillere aynı anda takip başlatıldığını; yerel mahkeme tarafından gerek emsal kararlar gerekse TBK 586. Mad.yanlış değerlendirilerek hükme esas alındığını,
Hesabın kat edilmesi ile birlikte borcun muaccel hale geldiğini, müvekkili banka ile davalı borçlular arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri ile emsal Yargıtay kararlarında, alacağın muaccel hale gelmesi için hesabın kat edilmiş olmasının yeterli görülmekte olduğunu; ihtarnamenin tebliğinin ise borçluların temerrüdü açısından sonuç doğurmakta olduğunu.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/10944 E., 2016/14754 K., 14.11.2016 tarihli kararında; ''.......Genel Kredi Sözleşmesi kapsamındaki hesabın katedilmesi ile birlikte muacceliyet gerçekleşir. İhtarın tebliği yalnızca temerrüt için gereklidir. Somut olayda hesabın katedildiği anlaşıldığına göre...'nın 257. maddesindeki muacceliyet şartının oluştuğunun kabulü gerekir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' şeklinde belirtildiğini, takip konusu banka alacağı hesap katının yapılması ile birlikte muaccel hale geldiğini; yerel mahkeme tarafından hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilip edilmemesi hususunun emsal Yargıtay kararlarına göre yalnızca faiz açısından değerlendirilebileceğini,Davalı asıl borçlu şirketten alacaklarının eksik hesaplandığını, mahkeme tarafından alınan 11.02.2022 Tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış olup, müvekkili banka tarafından açılan icra takibine konu alacaklarının; ... nolu kredi yönünden.
İşlemiş faiz talebinin 199,72 TL eksik, %5 BSMV talebinin 9,98 TL eksik hesaplandığını; ...nolu kredi yönünden; işlemiş faiz talebinin 103,04 TL eksik, %5 BSMV talebinin 5,15 TL eksik hesaplandığını; ... nolu kredi yönünden; işlemiş faiz talebinin 4.548,89 TL eksik, %5 BSMV talebinin 13,11 TL eksik hesaplandığını,İleri sürerek, istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın tüm davalılar yönünden talepleri doğrultusunda kabulüne, davalılar aleyhine ayrı ayrı %20 kötniyet tazminatına hükmedilmesine, istinaf incelemesi neticeleninceye kadar icranın geri bırakılmasına,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, davalı kefiller yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemenin, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhleri, hesap özetleri celbedilerek, bankacı bilirkişi marifetiyle davacının takip tarihi itibariyle davalılardan alacağının varlığı ve miktarı hususunda rapor alınmış, davalılar adına kat ihtarı içerikli çıkartılan tebligatların bila tebliğ iade edildikleri, davalı şirket adına çıkartılan tebligatta yer alan adresin, genel kredi sözleşmesinde yer alan adres ile aynı olmadığı,
bu nedenle davalı şirkete kat ihtarının tebliğ edilmiş kabul edilemeyeceği, davalı şirketin takip ile temerrüde düştüğü, kredi lehdarı şirkete tebliğ edilmiş bir kat ihtarı bulunmadığından davalı kefiller bakımından TBK'nun 586 maddesi uyarınca takip koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle, yukarıda yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; sözleşmenin 6.3 maddesi uyarınca davalı şirketin tebliğ tarihindeki sicil adresine yapılan tebligatın geçerli olduğu,
bu nedenle kefiller bakımından TBK'nun 586 maddesinin uygulanamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip tarihine dek işlemiş faiz ve BSMV alacaklarının eksik hesaplandığı yönündedir.Davalı ile davacı şirket arasında bağıtlanan genel kredi sözleşmesinin "Tebligat Adresi" başlıklı 6.3 maddesinde.
"Müşteri ve kefiller, Sözleşme'de yer alan hususların yerine getirilmesi ve Banka'ca gerekli tebligatın yapılabilmesi için aşağıdaki yazılı yerin kanuni ikametgâh kabul edildiğini, belirtilen yerde adres yazılmaması halinde ticaret sicili dosyalarındaki son adreslerinin kanuni ikametgâh kabul edilerek bu adrese yapılacak tebligatların şahıslarına yapılmış sayılacağını, ikametgâhlarını değiştirseler bile yeni ikametgâhlarını ticaret siciline tescil ettirip aynca Banka'ya noter aracılığı ile yazılı olarak bildirmedikleri takdirde,
yukarıda kanuni ikametgâh olduğu kabul edilen adrese yapılacak veya bu adresteki muhtarlığa tebligat evrakı bırakılmak süretiyle yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağını ve bu nedenle doğacak zararlardan Banka'nın sorumlu olmayacağını kabul ederler.
Müşteri, yurtdışında yerleşik dahi olsa Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir adresi tebligat adresi olarak göstermeyi, bu durumda bu adrese yapılacak tebligatların geçerli olacağını ve hukuki sonuç doğuracağını kabul eder." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu genel kredi sözleşmesinde yazılı davalı şirket adresinin "... Ataşehir/İstanbul" adresi olduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce davalı şirketin sicil kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde şirket adresinin, sözleşme tarihi itibariyle sözleşmede yazılı adres olduğu,16/06/2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirket adresinin "...
Ümraniye/ İstanbul" adresine taşınmasına karar verildiği, bu kararın 29/06/2017 tarihinde sicile tescil edildiği ve 04/07/2017 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği, yine davalı şirketin 11/06/2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirket adresini bu kez "... Üsküdar/İstanbul" adresine nakledilmesine karar verildiği, kararın 13/06/2018 tarihinde sicile tescil edildiği ve bu hususun 20/06/2018 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.
Davacı bankanın hesap kat tarihinin 11/06/2018 olduğu, 13/06/2018 tarihli kat ihtarnamesinin davalı şirketin "... Ümraniye/ İstanbul" adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın 18/06/2018 tarihinde bila tebliğ iade edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3 maddesine göre davalı şirketin son sicil adresinin kanuni ikametgah olarak kabul edilebilmesi için sözleşmede adres yazışmamış olması gerekmektedir.
Sözleşmede davalı şirket adresi yazılı olduğu için, son sicil adresi kanuni ikametgah adresi olarak kabul edilemez ve dolayısıyla İİK'nun 68/b maddesi ile sözleşmenin mezkur maddesi uyarınca sözleşmede yazılı adrese değil de şirketin son sicil adresine yapılmış tebligatın bila tebliğ dönmesi halinde tebligatın bu adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilemez. Kaldı ki davacı banka tarafından kat ihtarının "...
Ümraniye/ İstanbul" adresine tebliğe çıkarıldığı 13/06/2018 tarihi itibariyle davalı şirketin son sicil adresi de değişmiştir.
Bu nedenle mahkemece davalı şirkete kat ihtarının tebliğ edilmiş kabul edilmemesinde ve 6098 Sayılı TBK'nun 586/1-2.cümle hükmünde yer alan müteselsil kefilin takip edilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğine yönelik düzenleme karşısında davalı kefiller yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacı bankanın davalılar aleyhine kredili mevduat alacağı kalemi için 29.827,54-TL asıl alacak, 2.136,72-TL işlemiş akdi faiz(yıllık %24,24 oranı üzerinden) ve 106,83-TL BSMV toplamı 32.071,09-TL; kredi kartı alacağı kalemi için 40.176,31-TL asıl alacak, 3.015,18-TL işlemiş akdi faiz(yıllık %24,24 oranı üzerinden) ve 150,76-TL BMSV ve 325,94-TL ihtarname masrafı toplamı 43.668,19-TL;
taksitli ticari kredi alacağı kalemi için 741.175,78-TL asıl alacak, 32.922,25-TL işlemiş akdi faiz(yıllık %15 oranı üzerinden) ve 1.646,11-TL BSMV toplamı 775.744,14-TL olmak üzere 851.483,42-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takip talebinde takip tarihine dek akdi faiz talep edildiği, takip sonrası dönem için talep edilen temerrüt faiz oranının belirtilmediği, yalnızca asıl alacak ve kredilerin takip hesaplarına intikal ettiği tarihe kadar işlemiş akdi faiz ve BSMV toplamına, yukarıdaki hesap tablolarında belirtilen oranlarda temerrüt faizi işletilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davalı kredi lehdarı şirkete kullandırılan kredilerden, kredili mevduat hesabı ve kredi kartı alacağı bakımından 5464 Sayılı Kanunun kredi kartlarında faiz hesaplanmasına ilişkin 26/4 maddesi ve Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)' de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2014/6) uyarınca ve davacı talebi aşılmaksızın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen azami akdi faiz oranları esas alınarak takip tarihine dek işlemiş faiz
hesabı yapıldığı, taksitli ticari kredi bakımından da davacı talebi gibi yıllık % azami akdi ve akdi faiz oranı esas alınarak hesaplama yapıldığı, davacı yanın takipte talep edilen işlemiş akdi faiz ve BSMV tutarlarının eksik hesaplandığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/2, K. 2025/1164, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama