KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1718 Esas
- Karar no
- 2024/2043 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2024/196 Esas- 2024/880 Karar
- Tarih
- 25/09/2024
- Dava
- Şirketin İhyası
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu şirket aleyhine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/766 esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sırasında hakkında dava açılan şirketin davalı ... tarafından tasfiye edilmek suretiyle sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, şirketin ihyası için ilgili mahkeme tarafından kendilerine yetki ve süre verildiğini beyanla sicilden terkin edilen şirketin ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...
Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilinin Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirerek sonuca bağladığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını,
müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan;
tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanmasının gerektiğini,
müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını beyanla müvekkili aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle.
Mahkemenin yukarıda esas numarası belirtilen dosyasıyla müvekkili aleyhine ikame edilen davada davacı tarafın dilekçesinde belirtilen hususları kabul etmediklerini, bilindiği üzere 6762 Sayılı TTK m.224 ve m.285 gereği tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduklarını, müvekkilinin bu kapsamda üzerine düşen tüm yükümlülüğü ve tasfiye prosedürünü yerine getirdiğinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, aynı zamanda müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden de sorumlu tutulması gerektiğini beyanla davanın reddine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 25/09/2024 tarih 2024/196 Esas- 2024/880 sayılı kararında. "Dava konusu şirkete ait sicil kaydının celp ve tetkikinde şirketin tasfiye sonucunda 25/07/2023 tarihinde sicilden terkin edilmiş olduğu,şirketin merkez adresi itibarıyla mahkememizin yetkili ve görevli olduğu anlaşılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında göre; dava konusu şirket aleyhine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/776 esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığı, yargılama sırasında şirketin tasfiye edilmek suretiyle sicilden terkin edildiği, yargılamaya devam edilebilmesi için şirketin ihyasını istemekle davacı tarafın hukuki menfaatinin bulunduğu, bu bağlamda davacı tarafından açılan ihya davasının TTK 547.
Maddesi gereğince kabulüne; hakkında icra takibi ve buna bağlı itirazın iptali davası bulunan şirketin tasfiye edilmemesi gerektiği halde şirketi tasfiye eden davalı ...'in kusurlu olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama giderlerinden işbu davalının sorumlu tutulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Sabit görülen davacının davasının KABULÜNE, dava konusu İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE ...
SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/766 esas sayılı dosyasına münhasır olmak üzere TTK'nın 547. Maddesi gereğince İHYASINA, 2-Tasfiye Memuru olarak ...'in görevlendirilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı Tasfiye Memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı Tasfiye Memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Yerel Mahkemenin dosyasıyla şirketin ihyası konulu davanın, aleyhlerine ikame edildiğini, Mahkemece 25.09.2024 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiğini, gerekçeli kararda, davacı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin müvekkilinden alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, ancak bilindiği üzere 6762 Sayılı TTK madde 224 ve 285 gereği tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, müvekkilinin bu kapsamda üzerine düşen tüm yükümlülüğü ve tasfiye prosedürünü yerine getirdiğinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını.
Şirketin tasfiye işlemleri usul ve yasaya uygun olup bu konuda herhangi bir incelenme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, usule, yasaya ve gerekli tüm prosedürlere uygun olarak tamamlanmış bir tasfiye hakkında bilahare davacı yönünden ihyasına karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, zira tasfiye sürecindeki ilanların zaten bunun için yapıldığını, davacının bir alacak iddiası var idi ise basiretli bir tacir gibi hareket edip ilanı takip etmesi gerektiğini, nitekim hukukumuzdaki düzenlemenin bunu gerektirdiğini,
bunu yapmayan davacı için şirketin ihyasına karar verilmesinin diğer tüm yasal işlemleri anlamsız ve gereksiz hale getireceğini.
Aynı zamanda müvekkilin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden de sorumlu tutulmaması gerektiğini, bu nedenlerle üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getiren ve davanın açılmasına sebep olmayan müvekkiline yüklenen vekalet ücretinin de haksız olduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine, istinaf ve Yerel mahkeme yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kaydı 27/07/2023 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir.
İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/766 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış olup, dava dosyasının derdest olduğu ve Mahkemece davacı vekiline şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği anlaşılmıştır.
Şirketin tasfiyesinin, hakkında davacı tarafından açılmış ve derdest dava ve takip dosyası olması nedeniyle tamamlanmadığı, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle Mahkemece, davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafça, ihyası talep edilen şirkete karşı öncelikle Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile 21/02/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, ihyası talep edilen şirket vekili tarafından 23/02/2023 tarihli dilekçe ile takibe itiraz edilmiş, takibin itiraz üzerine durması ile davacı tarafından 06/03/2023 tarihinde arabuluculuk kurumuna başvurulmuş, ihyası talep edilen şirket vekili 27/04/2023 tarihli oturuma katılmış ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına dair tutanak düzenlenmiş, sonrasında ise davacı tarafından Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin anılan dosyası ile 04/08/2023 tarihinde dava açılmış olup bu şekilde ihyası talep edilen şirket, gerek icra takip dosyasından,
gerekse arabuluculuk görüşmeleri nedeni ile açılacak davadan ve davacının alacak iddiasından haberdar olmasına rağmen, davalı tasfiye memuru tarafından tasfiyenin tamamlandığı ve kapatıldığı, şirketin sicilden terkin ettirildiği ve bu davanın açılmasına bizzat sebep olunduğu anlaşıldığından Mahkemece davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli olmuştur.
Bu minvalde davalı tasfiye memuru vekilinin ileri sürdüğü tüm istinaf sebepleri haksızdır. Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1718, K. 2024/2043, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama