KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/48 Esas
- Karar no
- 2024/451 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2023/185 Esas - 2023/403 Karar
- Tarihi
- 17/10/2023
- Dava
- İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
Karar Metni
2.502 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava dışı - sigortalı ... A.Ş. tarafından satın alınan, Çin'den Türkiye'ye seferi yapılacak olan 2.487 adet (Net;16.900,57 Kg. Brüt. 23.155,30 Kg.) elektrik süpürgesi cinsi emtianın, ... numaralı 01/01/2021 - 01/01/2022 vade tarihli Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi ile müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından teminat altına alındığını, sigortalı ... A.Ş. tarafından 10.06.2021 tarih ve 2021/Jun/... numaralı fatura kapsamında ...
Ltd firmasından 2.487 adet (Net;16.900,57 Kg. Brüt. 23.155,30 Kg.) elektrik süpürgesi cinsi emtianın FOB ÇİN Incoterms hükümleri çerçevesinde satın alındığını, emtiaların Çin'den Türkiye'ye kadar olan denizyolu nakliyesinin, fiili taşıyıcı/ nakliyeci ... A.Ş. sorumluluğunda 2 adet ... + ... numaralı konteynerler içerisinde ... isimli gemi ile gerçekleştirildiğini, ... numaralı konteyner içerisinde 1.234 Adet (Brüt.
11.583,90 kg) emtia bulunmakta olup 16.08.2021 tarihinde ara nakliyeci tarafından ... plakalı araç ile sigortalı firmanın Pelitli-Gebze-Kocaeli'de yerleşik tesislerine teslim edilmesi sonrasında yapılan kontrollerde 152 adet emtianın ıslak ve hasarlı olduğunun görülmesi üzerine ara taşıyıcı imzalı hasar tutanağının düzenlendiğini, 152 adet emtianın nakliyeciden ıslak olarak teslim alındığının anlaşıldığını, sigortalı firma yetkilileri tarafından müvekkili şirkete 152 adet emtia için talep iletildiğini, hasar sonrası müvekkili sigorta şirketinin, dava dışı sigortalısı ...
A.Ş. ile arasındaki Emtia Blok Abonman Sigorta Poliçesi gereği ortaya çıkan hasarlarını tazmin ettiğini, müvekkili ... Sigorta A.Ş. tarafından davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş. aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı yanın işbu itirazın iptali davasında husumeti müvekkili yönünden “...'e izafeten ...
A.Ş.” olarak kurduğunu, dava edilen ... dava konusu taşımayı üstlenmediği gibi bu taşımada sigortalıya karşı “Taşıyan” ve/veya“Fiili Taşıyan” sıfatlarına da sahip olmadığını, ayrıca ...'nin taşımanın gerçekleştirildiği geminin sahibi, donatanı, işleteni, kiracısı olmadığı gibi dava konusu taşımalar bakımından yükün deniz ve/veya kara yolu ile taşınması işini hiçbir şekilde üstlenmediğini, bu hususta davacıya veya başkaca birine herhangi bir fatura kesmediğini, hangi biriyle de herhangi bir navlun/taşıma sözleşmesi akdetmediğini, dava konusu yüklerin,
merkezi Kopenhag - Danimarka 'da bulunan dava dışı ... tarafından düzenlenmiş ... numaralı konişmento tahtında taşındığını, dava konusu taşımaya ilişkin ... numaralı konişmento incelendiğinde bu konişmentonun ön yüzünde, sol üst köşesindeki antet hanesinde şeklinde sigortalının taşıyanı olarak ... adının ve antedinin yer aldığının görüleceğini, konişmentonun ön yüzünden de dava konusu taşımayı üstlenen tarafın dava dışı ... olduğunun görüleceğini, yine taşımaya ilişkin konişmentonun navlun sözleşmesi hükmünde olan arka yüzünde yer alan taşıma şartları madde 1 'de yer alan “Tanımlar” başlığı altında taşıyanın kimliğinin ... değil,
farklı bir şirket olan ... olduğunu, ... ile dava dışı ...'nin birinden bağımsız farklı şirketler olduğunu beyanla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, aksi halde milletlerarası yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, taşımaya ilişkin konişmentonun yurtdışında düzenlendiğini konişmentonun düzenlenmesine taşıyanın dava dışı ...'in Türkiyedeki acentesi olan ...
A.Ş.'nin herhangi bir aracılıkta bulunmadığını, iddia edilen ıslaklığın tatlı sudan ileri geldiğinin tespit edildiğini, yağmur suyundan ileri gelen hasarların sigorta kapsamı dışında olduğunu, iddia edilen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığının beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 17/10/2023 tarih ve 2023/185 Esas - 2023/403 Karar sayılı kararında. "Dava; nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın taşıma sırasında hasarlanmasından dolayı sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalı ... A.Ş. tarafından ...
Ltd. ‘den satın alınan elektrik süpürgesi emtiasının ... sayılı konişmento tahtında Shangai Limanından İzmit Limanına sevkedildiği, emtianın nakliyat rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, deniz nakliyesi akabinde yükün içinde bulunduğu konteynerın ... plakalı araç ile sigortalının tesislerine teslim edildiği, yapılan kontrollerde emtianın ıslak ve hasarlı olduğunun tespit edildiği, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalısına ödendiği ve bu bedelin rücuan tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Davacı taraf taşımanın davalının sorumluluğunda gerçekleştiğini, yük hasarından sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf fiili taşıyanın ... olduğunu, davalı ...’in fiili taşıyan olmadığını, taşımanın yapıldığı geminin sahibi, donatanı, işleteni, kiracısı olmadığını, taşımaya ilişkin navlun faturası düzenlemediğini, navlun sözleşmesi akdedilmediğini savunmuştur.
Davacı tarafça ... aleyhine icra takibi başlatılmış, eldeki itirazın iptali davasında da anılan borçluya husumet yöneltilmiştir. Bu durumda davalının taşıyan olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dosyaya, taraflar arasında düzenlenen navlun sözleşmesi sunulmadığından konişmento ve navlun faturaları önem arzetmektedir.
Davaya konu ... sayılı konişmentonun "..." kaydı ile taşıyan adına acentesi tarafından düzenlendiği, 16/07/2021 tarihli navlun faturasının ise ... vergi numaralı fiili taşıyan ... Adına ve acente kaydı ile düzenlendiği görülmüştür. Taşımanın yapıldığı ... isimli geminin donatanı ... Olarak kayıtlıdır. Yine davalı tarafça konişmentonun arka yüzü sunulmuş olup taşıyan olarak ... gösterilmiştir.
Buna göre dava konusu taşımanın ... tarafından üstlenildiği ve taşımanın ... ya ait gemi ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davalı ... adına düzenlenen herhangi bir belge sunulmamış olup bu konuda davacı tarafça sunulan 13/07/2023 beyan dilekçesinde ise taşımayı ...nin üstlendiği, “ ...” grup şirketlerini Türkiye ‘de ...‘nin temsil ettiği, çatı grubu şirketi olan ...ye husumet yönelttikleri belirtilmiştir.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde ... ve ... şirketlerinin tescil kayıtları sunulmuş olup anılan şirketlerin farklı vergi numaralarına sahip olan ayrı tüzel kişilikler olduğu görülmektedir. Bu durumda davacının husumeti yanlış yönelttiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalara göre, davacı tarafça davalının taşıyan olduğunun ortaya konulamadığı, taraf değişikliği yoluna da gidilmediği, husumetin hatalı olarak ...ye yöneltildiği anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalı tarafın iddialarının aksine işbu taşımayı gerçekleştiren ve akdi taşıyıcı konumunda bulunan firmanın ... firması olup pasif husumet ehliyetine haiz olduğunu, davaya konu olayda taşıma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi adına ... nolu konşimento düzenlenerek davalı taraf ile söz konusu emtianın ... gemisinde 2 adet konteyner şeklinde taşınacağı hususunda anlaşma sağlandığını, dosyada mübrez "..." firması antetli konşimento incelendiğinde görüleceği üzere, davalı tarafın taşıyan sıfatına haiz olduğunun açıkça ortada olduğunu,
zira TTK madde 1238/1 hükmünde de konşimentoyu kendi ad ve hesabına imzalayan kişinin taşıyan sayılacağının ifade edildiğini, davalı tarafın da 06/06/2023 tarihli cevap dilekçesinin 2. paragrafında; dava konusu taşımada konşimento düzenleyenin ... firması olmakla ...'nin "taşıyan" sıfatına haiz olduğunu açıkça ikrar ettiğini, davalı tarafın deyimi ile işbu davada hasım olarak gösterilen ...'nin "Taşıyan" sıfatına haiz olmadığı iddiasının yanlış olduğunu, Mahkemeye 13/07/2023 tarihinde sundukları ara karara beyan dilekçesi ile de ifade ettikleri üzere; ...
Grubu, Danimarka kökenli, 1904'te kurulmuş deniz taşımacılığı şirketi olup ... grubunun, deniz taşımacılığı dışında petrol çıkarma, bankacılık, liman işletmeciliği gibi faaliyet alanlarında da yatırımlarının bulunduğunu. Şirketin 2008 yılında %100 ... grubuna geçerek ... çatısı altında birleştiğini, tüm faaliyetlerini bu firma çatısı altında sürdürdüğünü, Türkiye'de ise ... Grup şirketlerinin tek yetkili acentesi ...
A.Ş. olup İzmir'de ve İstanbul'da faaliyetlerini yürüttüğünü, davaya konu hasarlı emtiaların deniz yolu ile taşımasını gerçekleştiren, davalı tarafın iddiasının aksine ve dosyada mübrez "Navlun Faturası"ndan da görüldüğü üzere ...'ye izafeten (... olarak yazıldığını) ... A.Ş. firması olduğunu, taşıyıcının dava dışı sigortalıya navlun faturası kesmesiyle birlikte Navlun Sözleşmesinin de taraflar arasında kurulduğunu, fiili taşıyan ... firması olsa bile TTK'nın 1191. maddesinde.
"Taşımanın gerçekleştirilmesi, kısmen veya tamamen bir fiilî taşıyana bırakıldığı takdirde, taşıyan, navlun sözleşmesine göre böyle bir bırakma hakkına sahip olup olmadığı dikkate alınmaksızın, taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder.
Taşıyan, fiilî taşıyanın ve onun taşıma borcunun ifasında kullandığı ve görevi ve yetkisi sınırı içinde hareket eden adamlarının fiil ve ihmallerinden de bu Kanun hükümlerine göre sorumludur." denilmekle davalı/borçlunun hasarın taşımanın hangi evresinde olursa olsun sorumluluğunun bulunacağının kabul edildiğini, davalı/borçlunun borcunun olmadığına dair iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hasardan doğan sorumluluğun kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere açık olduğunu, TTK'nın 1191/4. maddesinin;"Taşıyanın ve fiilî taşıyanın, aynı zarardan sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde sorumlulukları müteselsildir." şeklinde olduğunu,
... grubunun resmi web sitesi olan https://....com/our-group internet adreslerine girildiğinde aşağıda İngilizceden Türkçeye serbest çevirisi yapılmış olunan açıklamadan ...'nin, tüm taşıma modülleri ve lojistik sektörünü bünyesinde toplayan çatı şirketi olduğunun tartışmasız ve net olarak anlaşıldığını.
Resmi Web Sitesinden Alıntı Paragraflar: "... - ... - ..." "... - ..., 1904 yılında ... tarafından kurulmuş entegre bir taşımacılık ve lojistik şirketidir. ... - ..., konteyner taşımacılığı ve limanlarda küresel bir liderdir ve birden fazla markayı bünyesinde barındırmaktadır." Davalı tarafın her iki şirketin vergi numaralarının farklı olmasını ileri sürerek 2 firmayı birbirinden bağımsız ayrı firmalar olarak göstermek istemesinin Mahkemeyi yanıltmaktan başka birşey olmadığını, bu nedenle eksik inceleme ve yeterli araştırma yapılmaksızın davalının pasif husumet ehliyeti yokluğuna dair kararın kaldırılması gerektiğini,
davalı ...-... firmasının fiili taşımayı üstlenmemiş olsa bile akdi taşıyan ve navlun sözleşmesini düzenleyen taraf olarak TTK ve taraf oldukları uluslararası sözleşmelere göre müteselsilen sorumluluğunun mevcut olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın Taşıma İşleri'ni düzenleyen 4.kitabında TTK m.888/3'ün; asıl taşıyıcı (akdi) ve fiili taşıyıcı yapılan taşımadan müteselsilen sorumludur. Akdi taşıyıcı ile fiili taşıyıcı birlikte sorumludurlar.
Akdi taşıyıcının sorumluluğu ile fiili taşıyıcının sorumluluğu birbiri yerine konamaz, bir diğerinin karşılığı gibi kabul edilemez.(Yeni TTK'da fiili taşıyıcı kavramı ve fiili taşıyıcının sorumluluğu - Yrd.Doç.Dr.Burak ADIGÜZEL) şeklinde olduğunu.
Türkiye'nin de taraf olduğu 1924 tarihli Lahey Kurallarında taşıyanın sorumluluk kavramının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na paralellik gösteren bir şekilde alındığını, söz konusu konvansiyonun 2. maddesi kapsamında, emtianın yüklenmesi, taşınması ve boşaltılması hususlarından taşıyan tarafın sorumlu olduğunu, Lahey Kuralları madde 2'nin: "6.
Madde hükümleri mahfuz kalmak şartıyla denizden mal nakline mütedair Mukavelede , nakliyeci, malların yüklenmesi, idaresi, istifi, nakli, muhafazası, bakımı ve boşaltılması hususlarında aşağıda zikredilmiş bulunan hak ve muafiyetlerden faydalanacağı gibi, yine aşağıda sayılan vecibelerden mesul olacaktır." şeklinde olduğunu. TTK'nın "Deniz Ticareti"ne ilişkin kurallarını düzenleyen 5.kitabında.
"Taşıyanın Sorumluluğu ve Hakları"nı düzenleyen kurallar altında TTK m.1178.maddede. "Taşıyanın Sorumluluğu" düzenlenmiş olup, buna göre taşıyanın; "eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur." (Lahey Kuralları Madde I/e ile paralellik gösterdiğini).
TTK madde 1178/f.1 'de taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasında özen göstermekle yükümlü olduğu ayrıca hüküm altına alınmış olup, bu yükümlülüğün kapsamının yüke özen borcundan daha geniş olduğunu, zira navlun sözleşmesinin süresinde ifasını da kapsadığını, navlun sözleşmesinin ifasında özen gösterme yükümlülüğünün;
eşyanın iyi hâlde muhafazası, gideceği yere salimen varabilmesi ve gecikmeksizin, zamanında teslim edilebilmesi için gerekli bütün tedbirleri içerdiğini, dolayısıyla taşıyanın kendisinin ve adamlarının bu tedbirlere ilişkin kusurlarından da ayrıca sorumlu olduğunu, taşıyanın bu taşıma işlemlerinden bazılarını sözleşme ile yükletene, taşıtana veya gönderilene bıraksa dahi, taşıyanın bu işlemlere ihtimam borcunun devam edeceğine konu taşımada yükleme ve istiflemenin dava dışı yükleten ...
Ltd. firması tarafından yapılmış olsa dahi taşıyanın yüke özen ve ihtimam borcunun devam ettiğini. Konu dosyaya ilişkin taşımanın bir ayağı Türkiye'de olduğu için işbu yargılamaya nasıl ki Türk hukukunun uygulanacağı açık olduğu gibi, ... veya grup şirketlerinden olan ...'nin Türkiye'de mukim tek yetkili acentelerinin ... A.Ş. olduğu ve işbu davanın hasım yönünden Türkiye'de gidilebilecek tek adres olduğu düşünülünce, "izafeten ...
A.Ş.'"ye işbu rücu davasının yöneltilmiş olması kanuna uygun olup, davalı tarafın pasif husumet ehliyetinin bulunduğu ve yukarıda sıralanmış olunan kanun maddeleri gereğince işbu davada akdi taşıyan sıfatı ile hareket ettiği için fiili taşıyan ile birlikte sorumluluğunun doğacağından herhangi bir şüphenin bulunmadığını, ayrıca maddi olayda, konteyneri davalı taşıyanın tedarik ettiğini, işbu konteynerin su almasından dolayı eşyayı koruma fonksiyonunun yetersiz olduğunun ortaya çıktığını, bu kapsamda konteyneri tedarik eden davalı taşıyanın TTK madde 1141 uyarınca asli sorumlu olduğunu,
yine konteyner gemilerinde konteynerlerdeki sızıntıları ve delikleri kontrole yarayan aletlerin, hatta bozuk konteynerlerin yerine yenisini ikame etmek amacıyla yedek konteynerlerin ve gerekli tamiratı yapacak teknik elemanların da gemide olması gerektiğini, aksi durumda yine geminin yüke elverişli olmayacağını ve taşıyanın yukarıdaki madde uyarınca sorumlu tutulabileceğini.
Yukarıda açıklanan nedenler karşısında ve dosyada söz konusu taşımaya ilişkin deniz hukuku, taşıma hukuku veya lojistik alanında uzman bilirkişilerden oluşmuş bir heyetten diğer konularda görüş alınmaksızın ... ve ...'nin ayrı firmalar olduğundan hareketle pasif husumet yokluğundan davanın reddedilmesinin hatalı olup kararın kaldırılması gerektiğini beyanla istinaf başvurusunun ve tehiri icra talebinin kabulüne, Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, sigorta şirketi tarafından, yurt dışından gemi ile Türkiye'ye taşınan emtianın, taşıma sırasında kısmi hasara uğradığından bahisle sigortalıya ödenen tazminatın taşıyıcıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu taşımanın ...-... tarafından yapıldığı, ...'nin, ... grubuna ait şirketlerin çatı holdingi olduğu, her iki şirketin vergi numarasının farklı olmasının önemli olmadığı, davalı ...'nin konişmento ve navlun faturasını düzenlemekle akdi taşıyıcı sıfatını haiz olduğu ve fiili taşıyıcı ile birlikte zarardan sorumlu olduğu, Türkiye'de ... grup şirketlerinin tek yetkili acentesinin ise ...
A.Ş. olduğu, bu nedenle husumetin adı geçen şirkete yöneltildiği ve Mahkemece verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile borçlu olarak davalı ...'ye izafeten ...
A.Ş.'ye karşı toplam 17.056,69 Euro alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, arabuluculuk görüşmelerinin yine ...'ye izafeten ...
A.Ş. ile yapıldığı, dosyada mübrez konişmentonun ... tarafından düzenlendiği, konişmentonun arka kısmında taşıyıcı olarak ...'nin belirtildiği, dolayısıyla taşımanın akdi taşıyıcı olarak ... tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, ... ile ...'nin birbirinden ayrı tüzel kişiliklerinin, ticaret ve vergi kayıtlarının bulunduğu,
sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği o sözleşmenin tarafı olmayan kişiye, başka bir şekilde sorumluluk üstlenmedi ise (borca katılma, garantörlük, vs), sözleşmeye dayalı olarak başlatılan takipte ve açılan davada husumet yöneltilemeyeceği, ...'nin, ... grup şirketlerinin çatı/ana şirketi olmasının, grup şirketlerin taraf olduğu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar yönünden kendisine karşı husumet yöneltileceği anlamına gelmeyeceği, yine ...
A.Ş.'nin bu davada, acentesi olduğu bir şirkete izafeten (ilgi gösterilerek) davalı olarak yer aldığı, dava edilenin acentenin bağlı olduğu ve taşıma sözleşmesinin tarafı olan şirket olduğu, bu nedenle adı geçen şirketin tüm grup şirketlerinin acentesi olması ve neticede ...'ye karşı açılacak davanın da bu şirkete izafeten ...'ye yönetilecek olmasının, husumetin doğru kişiye yönlendirildiği sonucunu doğurmayacağı, bu minvalde Mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı,
davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde olmadığı gibi, dava, davalı olarak gösterilen şirket ile dava dışı sigortalı arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi kurulmadığından bahisle pasif husumet yokluğundan reddedilmiş olduğundan, davacının, sigortalının uğradığı zarardan akdi taşıyıcının fiili taşıyıcı ile birlikte sorumlu olduğu yönündeki istinaf sebeplerinin ise incelenemeyeceği, istinaf başvurusunun tümden haksız olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/48, K. 2024/451, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama