KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- 2024/849 Esas
- Karar no
- 2024/1002 Karar
- İncelenen kararın mahkeme
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/02/2024
- Dosya numarası
- 2023/582 Esas - 2024/112 Karar
- Dava
- Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
Karar Metni
2.880 kelime·14 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ...
A.Ş. ile borçlu ...Limited Şirketi arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçluya kredi kullandırıldığını, davalı ... ise krediden kefil sıfatıyla sorumlu bulunmakta olduğunu, davalının ödemelerini zamanında yapmaması üzerine kredi hesabının kat edilmiş olduğunu, bu hususun, 03/05/2023 tarihli ve ... takip numaralı ihtarname ile borçluya bildirilerek kredilerden doğan borcun ödenmesini, aksi takdirde aleyhlerine yasal takibe geçileceği ihtar edilmiş olunduğunu, borçlu tarafça ihtara rağmen ödeme yapılmayınca İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi ...
E Sayılı dosyası ile ilamsız icra takip işlemi yapılmış olunduğunu, davalıların, takibe, borca ve tüm ferilere itiraz etmiş olup, borçlunun iş bu haksız itirazı neticesinde takibin durdurulmasına karar verilmiş olunduğu, davalı hiçbir delile dayanmadan icra takibini semeresiz bırakmak gayesiyle haksız ve dayanaksız olarak icra takibine itirazda bulunarak takibin durdurulmasına sebep olmuş olduğunu, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itirazının iptaline, İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi ...
E Sayılı takibin devamına, kötü niyetli davalı-borçlu aleyhine %20’ den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı yanın, ... yönünden haksız ve kötüniyetli olarak takibe girişmiş olduğunu, ... borçlu sıfatı bulunmamakta olduğunu, müvekkillerinden ...’ın dosyada borçlu olmadığını, kendisinden alınan kefaletnamenin usulüne uygun alınmamış olduğunu, Eş rızası olmadan, usulüne uygun el yazısı ile kefaletin tam şartlarını sağlamadan alınan kefalet TBK ve TTK yönünden geçersiz olacağını fakat buna rağmen müvekkili ...ın icra takibinde borçlu gösterilmiş ve kendisine takip yapılmış olduğunu, kefile başvurmak için öncelikle asıl borçluya başvurulması gerekeceğini; asıl borçludan aciz vesikası alınması hâlinde kefile başvurulmuş olması gerekmekte olduğu,
bu usul izlenmeksizin usulsüz kefaleti alınan müvekkilinin doğrudan borçlu olarak gösterilmiş olduğunu, işbu özellikle müvekkili ... yönünden açılan icra takibine itiraz etme zorunluluğu doğmuş olduğu, öncelikle yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılan davanın usulden reddini, aksi kanaat hâlinde ise davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı banka üzerinde bırakılmasını talep ettikleri anlaşıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 13/02/2024 tarih ve 2023/582 Esas - 2024/112 Karar sayılı kararı ile; "....Yine aynı yönde yerleşmiş şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5008 Esas-2021/3451 Karar,2020/4453 Esas-2021/6292 Karar,2020/2627 Esas-2020/4963 Karar sayılı ilamları bulunmka olup somut davada davacı banka tarafından davalılara 03.05.2023 tarihli kredi, kartı hesabının kat edildiği ve 7 gün içerisinde ödenmesinin aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarın 05.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, icra takibinin ise 11.05.2023 tarihinde verilen 7 günlük süre dolmadan açıldığı,
verilen 7 günlük sürenin borcun ödenmesinin ertelenmesi niteliğinde bulunduğu, icra takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş istenebilir bir borç bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davacının davasının reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Usule ilişkin olarak.
Huzurdaki davada taleple bağlılık ilkesi ve taraflarca getirilme ilkesi aşılarak yerel mahkemece davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme müvekkil davacı banka tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede 7 günlük süre verilerek borcun ödenmesinin ertelendiği ve bu süre dolmadan takip açılmasından dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermiş ise de söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Huzurdaki davanın itirazın iptali olup,
yerel mahkemenin davanın reddine gerekçe yapmış olduğu hususun kamu düzenine dair olmadığı gibi mahkemenin re'sen araştırma yetkisi olan davalardan da olmaması nedeniyle Yerel Mahkemece resen inceleme neticesinde davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, davalının da cevap dilekçesinde kendisine gönderilen ihtara ya da verilen süreye dair bir beyan veya itirazda bulunmadığını, yalnızca yapılan kefalet sözleşmesinin eş rızası alınmaması nedeniyle geçersiz olduğundan bahsettiğini,
Gerek yasal düzenlemeler gerek Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere hakim tarafların talep ve sonuçları ile bağlı olduğundan fazlasına hükmedemeyeceği gibi taraflarca getirilme ilkesi çerçevesinde taraflarca ileri sürülmeyen bir hususu dikkate almasının da mümkün olmadığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" kenar başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında;" Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim,
iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz." 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında;"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. ." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.1.2024 tarihli, 2023/11-848 E. ve 2024/4 K. sayılı ilamında;"...Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27.10.2020 tarihli ve 2019/93 Esas, 2020/1084 Karar sayılı kararı ile; dava dışı asıl borçluya hesap kat ihtarının usulüne uygun olmadığı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1. maddesinde düzenlenen müteselsil kefile başvuru koşullarının takip ve dava şartı olduğu,
mahkemelerin kanuni düzenlemeye aykırı olarak hiçbir tarafa hukuki himaye sağlayamayacağı, kanuna dayalı takip ve dava şartı olan bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesinde istinaf isteminde bulunanın sıfatına bakılmaksızın resen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Kanun'un 353/(1)-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir.22.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hesap kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, borç hesabının yanlış yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince 6098 Sayılı Kanun'un 586/1. maddesinde düzenlenen müteselsil kefile başvuru koşullarının takip ve dava şartı olduğu,
mahkemelerin kanuni düzenlemeye aykırı olarak hiçbir tarafa hukuki himaye sağlayamayacağı, kanuna dayalı takip ve dava şartı olan bu husus kamu düzeninine ilişkin olduğundan 6100 Sayılı Kanun'un 355. maddesi gereğince istinaf incelemesinde istinaf isteminde bulunanın sıfatına bakılmaksızın resen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
23. Ancak, her ne kadar müteselsil kefile başvuru şartını düzenleyen 6098 Sayılı Kanun'un 586. maddesinin birinci fıkrası emredici bir hüküm niteliğini taşısa da, kamu düzenine ilişkin bir hüküm niteliğini taşımamakta olup somut olayda davalı taraf İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmediğine göre Bölge Adliye Mahkemesince 6100 Sayılı Kanun'un 355. maddesi gereğince kamu düzeni gerekçe gösterilerek 6100 Sayılı Kanun'un 25. maddesinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesine ve aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
24. Zira bu husus, her emredici hükmün ihlâli hâlinde veya her emredici hükmü ihlâl eden bir kararın kamu düzenine aykırı bulunduğundan söz edilemeyeceği, kamu düzeninden ne anlaşılması gerektiğini ortaya koyan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır.
25. Hâl böyle olunca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir...." Esasa ilişkin olarak.
Davalılara gönderilen ihtarnamede belirtilen 7 günlük sürenin borcun ertelenmesi niteliğinde olmayıp, nitelikli temerrüt şartı olanın ek süre olduğunu, Her ne kadar Yerel Mahkeme müvekkil banka tarafından davalılara gönderilmiş olan ihtarnamede verilen 7 günlük sürenin borcun ödenmesinin ertelenmesi olarak değerlendirmiş ise de söz konusu değerlendirmenin hatalı olup kabulünün de mümkün olmadığını, Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, borçlu temerrüdü için aranan bir diğer özel koşulun, ek süre verilmesi olduğunu, müvekkil banka ile davalılar arasında yapılan sözleşmede karşılıklı borç yükleyen sözleşme olup,
davalılara gönderilen ihtarda verilen 7 günlük sürenin nitelikli temerrüdün şartı olan ek süre olup, borcun ödenmesinin ertelenmesinin söz konusu olmadığını, Yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davalıların/ borçluların müvekkil davalıya borçlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, Huzurdaki davada Yerel Mahkeme alacaklı olup olmadıklarının tespiti için dosyayı alanında uzman bilirkişiye tevdi ederek rapor aldırdığını ve alınan raporda da müvekkil bankanın davalılardan 92.989,4 TL Asıl Alacak, 2.046,87 TL İşlemiş Faiz, 67,45 TL BSMV olmak üzere toplam 95.103,76TL alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini,
Ancak yerel mahkemenin bu tespite ve davalıların yerel mahkeme gerekçesi yaptığı hususa dair herhangi bir itiraz ya da beyanları olmamasına karşın davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle de söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini, Yine yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de davalı kefil ile usulüne uygun kefalet sözleşmesi yapıldığının tespit edildiğini, Davalının kefil olarak imzaladığı müvekkil banka ile takip borçlusu ... arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde TBK 583. maddesindeki kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kabul edilen tüm şartların mevcut olduğunu,
sözleşmenin yazılı olarak yapıldığını ve bizzat kefil tarafından ıslak imza ile imzalanmış olduğunu, mahkemece de takdir edileceği üzere davalı kefil ile müvekkil banka arasında hukuken geçerli bir kefalet sözleşmesi mevcut olduğunu, Davalıların iddiasının aksine huzurdaki davaya konu kefalet sözleşmesi yönünden eş muvafakatine de gerek olmadığından yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu,
Davalının gerek itiraz gerekse de dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde davalılardan ... yönünden yapılan kefalet sözleşmesinin davalının eşinin rızası alınmadığından geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de dosyada alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere müvekkil ile davalı arasında yapılan sözleşme çerçevesinde davalının kefaleti için eş muvafakatine gerek olmadığını,
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Eşin rızası" kenar başlıklı 584. maddesinin 3. fıkrasında ;"(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi,
tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." Yerel mahkeme kararının kaldırılarak davalılar/ borçlular aleyhine %20 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ve talep olunduğunu, Açıklanan nedenlerle davalılar/ borçluların kötü niyetli ve itirazında da haksız olup, alacakları da likit olduğundan gerek kanuni düzenlemeler gerekse de Yargıtay' ın yerleşik içtihatları doğrultusunda %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2 maddesinde.
“Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun itirazında haksız olmasının yeterli olduğu hususunun hüküm altına alındığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2018 tarihli 2018/591 E. 2018/5216 K. sayılı ilamında;
"…kefiller... ...., ..., ... ve ...'nun 5.000 000 - TL. limitli kefalet imzası dahilinde borçlu bulundukları, davacı bankanın talep etmiş etmiş olduğu yıllık % 24,72 oranındaki temerrüt faizi oranının kredi sözleşmesi hükümlerine taleple bağımlı bir şekilde uygun bulunduğu,
takip tarihi itibariyle davacı bankanın 24.884,15 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların itirazının kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. ...Davacının temyiz itirazlarına gelince, itirazın iptali davasının davalı borçluların itirazlarının iptal edilen kısmı yönünden icra – inkar tazminatına hükmedilmesi borçluların kötüniyetine bağlanmamış olduğundan mahkemenin davalıların kötüniyetli olmadığından bahisle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz isteminin reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, …” Tüm bu nedenle Yerel Mahkemenin davanın reddine dair karar usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini ve talep olunduğunu, ayrıca söz konusu kararın uygulanması telafisi güç sorunlar doğuracağından icranın geri bırakılması da gerektiğini beyanla.
Açıklanan ve re'sen öngörülecek nedenlerle; - Yerel mahkeme kararının kaldırılarak yapılacak yargılama sonucunda davamızın kabulü ile itirazın iptaline İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...
E sayılı takibin devamına, - Kötü niyetli davalı-borçlu aleyhine %20’ den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, - Aksi kanaat hasıl olduğu takdirde eksikliklerin tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine geri gönderilmesine, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı ... A.Ş ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında 07.12.2021 tarihli 300.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, söz konusu sözleşmeyi davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve kefil olunan miktarın 300.000,00-TL. olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ödemelerini zamanında yapmaması üzerine davacı banka tarafından davalılara 03/05/2023 tarihli ve ...
Takip numaralı ihtarname ile;'' Banka'nın 03/05/2023 tarihi itibarıyla toplam alacağı olan 94.745,09 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı,'' ihtarlı ihtarnamenin davalı şirkete 05.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefile tebliğ edildiğine dair belge ibraz edilmediği, davacı banka tarafından ihtarnamede verilen 7 günlük süre dolmadan borcun tahsili talebiyle davalılar hakkında İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ...
Esas Sayılı dosyası ile toplam: 95.026,69 TL. Alacağın tahsili talebiyle 11/05/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine 92.802,07 TL.
Üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, dava konusu icra takibinin usulüne uygun başlatılıp başlatılmadığı, itirazın iptali davasının dava şartlarının mevcut olması halinde davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki 7 gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiştir.
Bir başka anlatımla davacı banka tarafından muacceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiştir (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ilamı). Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden 11/05/2023 tarihinde icra takibine geçilmesi TMK'nun 2. maddesine aykırıdır.
Hal böyle olunca takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş istenilebilir bir borçları bulunmadığı, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gözetildiğinde; mahkemece, davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden,
davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/849, K. 2024/1002, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama