İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/1363 K.2025/1290

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2025/1363Karar2025/1290Tarih18 Temmuz 2025Okuma11 dk · 2.274 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
18 Temmuz 2025
Dosya no
2025/1363 Esas
Karar no
2025/1290 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Numarası
2024/774 Esas (Derdest Dava Dosyası
Tarih
18/06/2025 (Ara Karar Tarihi
Dava
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.274 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde özetle. Olağanüstü Genel Kurulda rekabet yasağının ve şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağının kaldırılmasına yönelik olarak oylamanın 3 yönetim kurulu üyesi açısından yapıldığını, haklarında oylama yapılan yönetim kurulu üyeleri, sahibi veya ortağı oldukları şirketleri ve bu şirketlerin davalı ile olan ticaretini kabul ettiklerini,

12.03.2025 tarihli celsenin 5 nolu ara kararı gereğince davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yapılacağını her iki maddenin ayrı ayrı oylanması ve özellikle TTK 395. madde yönünden yönetim kurulunun tamamının blok halinde oylanması ve bu oylamaya da yalnızca yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin katılması gerektiğini, yalnızca 3 yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapılması ve mevcut yönetim kurulu üyelerininde oy kullanmış olmasının hatalı olduğunu,

davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin aynı işkolunda görev yapan şirketlerde ortaklıklarının bulunması sonucu davalı şirketin söz konusu şirketlerle yapabileceği ticaret ile ilgili farklı ve alternatif başkaca bir firma aranmasını imkânsız hale getirmekte olduğunu, tedbir taleplerini yinelediklerini beyanla dava konusu yapılan kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 28/03/2025 tarihli kararı ile;"1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,-04/09/2023 tarihli genel kurulun 3. nolu gündem maddesinde alınan yönetim kurulu üyelerine TTK.nın 396 ve 396. maddeleri gereğince davalı şirket ile işlem yapabilmesine ve rekabet etmesine izin verilmesine yönelik kararın TTK.nın 449. maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına,2-Diğer gündem maddeleri yönünden yürütmenin geri bırakılması talebinin reddine," karar verilmiş ve verilen karara davalı vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı vekili 11/04/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde.

Yerel mahkemenin davacı vekilinin 25/03/2025 tarihli talep dilekçesi üzerine 28/03/2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, Yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde yazılı muameleleri yapabilmeleri hususunda izin verilmesine ilişkin 04.09.2024 tarihli genel kurul tutanağından da açıkça görüleceği üzere yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamasında oy kullanmadıklarını, genel kurul toplantısında görüşülen iş bu madde diğer maddelerde olduğu gibi yasal çoğunlukla kabul edilmiş olup,

kararların geçerliliği açısından hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, Yerel mahkemenin verilen ihtiyati tedbir ara kararını “anılan üyelerin kendi oylanmasında oy kullandığı” gerekçesine dayandırdığını, halbuki üyelerin kendi oylamasında oy kullanmadıklarını, Yerel mahkemenin bu hususu göz ardı ederek ve dosyada yeterince inceleme yapmadan, sadece davacı tarafın beyanlarını dikkate alarak vermiş olduğu işbu ihtiyati tedbirin kabulü kararı hatalı olup, 04.09.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar hukuka uygun olduğundan,

ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin 28/03/2025 tarihli ve 07/04/2025 tarihli ara kararların kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğini, genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispatı gerektiğini, sadece bir an için davacının iddia ettiği ve mahkemenin eksik inceleme ile hatalı olarak karar verdiği üzere Yönetim Kurulu üyelerinin kendileri için de oy verdiği düşünülse bile yine de verilen tedbir kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, TTK’nın 446/1-b maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptali taleplerinde davacının,

kararın alınmasında hukuka aykırılığın etkili olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, TTK m. 446/1-b’de sayılan nedenlerin varlığı durumunda da genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispati gerektiğini ve bu duruma etki kuralı denildiğini, yani pay sahibince ileri sürülen ihlal meydana gelmeseydi, ihlali ileri süren pay sahibinin oyları, alınan kararın sonucunu değiştirmek için yeterli ise, ihlalin kararın üzerinde bir etkisi olduğunun kabul edileceğini,

ancak ihlali ileri süren pay sahibinin oyları (adedi ya da oranı) alınan kararın sonucunu değiştirmeye yetmiyorsa, alınan kararın üzerinde etkisinin olmadığının kabul edileceğini, davacının bugüne kadar yapılan neredeyse tüm genel kurullarda gündeme alınan ve kendisinin yıllarca itiraz etmeden kabul ettiği “Yönetim Kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396. maddelerinde yazılı işlemlerin icrası için yetki verilmesi” maddesine kardeşleri ile yaşadığı husumet sebebiyle itiraz ettiğini, yönetim kurulunun seçildiği 13/06/2024 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu seçilirken,

seçilen üyelerin yapmış olduğu işlemlerin ve sahibi oldukları şirketlerin tüm ortaklar tarafından bilindiğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin yıllardır aynı işle iştigal ettiğini, davalı firmaya malzeme tedariki yaptığını, kısaca ortaklardan gizlenen veya saklanan bir durumun söz konusu olmadığını, davacının da yıllarca bu işlemler için izin verdiğini ve şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde de bu şirketlerle ticaret yapmaya devam ettiğini, özetle anonim şirketlerdeki en yetkili organ olan genel kurul tarafından 13/06/2024 tarihli toplantıda zaten zımnen verilmiş bir onay bulunduğunu,

lakin müvekkilinin bununla yetinmeyip 04/09/2024 tarihinde yeni bir genel kurul toplantısı yaparak TTK'nın 395 ve 396. maddeleri için genel kurulun iznine başvurduğunu ve yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamalarında oy kullanmaması suretiyle yapılan oylamada çoğunluk kararıyla genel kuruldan bu izni aldığını, Bu sebepler ile Yerel mahkemenin tüm açıklamalar ve sunulan delillere rağmen, ihtiyati tedbir kararı vermesinin kabul edilemez olduğunu,

koşulları oluşmadığı için davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesi ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden karar aynı zamanda usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğinden süresi içinde istinafa başvurduklarını beyanla 28/03/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve 07/04/2025 tarihli 28/03/2025 tarihli ara kararın tashihine ilişkin kararların kaldırılmasına ve davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/774 Esas ve 18/06/2025 tarihli ara kararında.

"Dosya kapsamına göre; davalı şirketin genel kurulda gündem dışı kararla yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığı, davalının buna ilişkin yoklukla malul olduğu tespiti davası açtığı, davanın derdest olduğu, seçilen yönetim kurulu üyelerinin bir kısmınına yönelik TTK'nun 395-396. maddeleri gereğince alınan kararların davalı ile üye arasındaki kişisel bir iş niteliğinde olmasına rağmen anılan üyelerin kendi oylamasında oy kullandığı,

bu hususunun emsal içtihatlara aykırı olduğu ve bu noktada toplanan deliller kapsamında tedbir istemine yönelik olarak yaklaşık ispatı bulunduğu anlaşılmakla davalı şirket vekillerinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile;''Davalı şirket vekillerinin ihtiyati tedbire itirazlarının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı ile ihtiyati tedbire itirazların reddine kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamasında oy kullanmadıklarını, yönetim kurulu başkanının ve üyelerinin TTK. 395. ve 369. maddelerinde yazılı muameleleri yapabilmeleri hususunda izin verilmesine ilişkin 04.09.2024 tarihli genel kurul tutanağından bu hususun açıkça görüleceğini.

Genel kurul toplantısında görüşülen işbu maddenin diğer maddelerde de olduğu gibi yasal çoğunlukla kabul edildiğini, kararların geçerliliği açısından hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, Yerel Mahkemenin verilen ihtiyati tedbir ara kararı ile işbu ihtiyatı tedbire itirazların reddine ilişkin kararını “anılan üyelerin kendi oylanmasında oy kullandığı” gerekçesine dayandırdığını, halbuki izah ettikleri üzere üyelerin kendi oylamasında oy kullanmadığının açıkça görüldüğünü,

Yerel Mahkemenin bu hususu göz ardı ederek ve dosyada yeterince inceleme yapmadan sadece davacı tarafın beyanlarını dikkate alarak vermiş olduğu işbu ihtiyati tedbirin kabulü kararı ile ihtiyati tedbire itirazların reddine ilişkin kararı hatalı olup, 04.09.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar hukuka uygun olduğundan, ihtiyati tedbire itirazların reddine ilişkin 18.06.2025 tarihli ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğini.

Genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispatı gerektiğini, sadece bir an için davacının iddia ettiği ve mahkemenin eksik inceleme ile hatalı olarak karar verdiği üzere yönetim kurulu üyelerinin kendileri için de oy verdiği düşünülse bile yine de verilen tedbir kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, TTK’nın 446/1-b maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptali taleplerinde, davacının kararın alınmasında hukuka aykırılığın etkili olduğunu ispatla yükümlü olduğunu,

TTK m. 446/1-b’de sayılan nedenlerin varlığı durumda da genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispatı gerektiğini ve bu duruma etki kuralı denildiğini;Davacının bugüne kadar yapılan neredeyse tüm genel kurullarda gündeme alınan ve kendisinin yıllarca itiraz etmeden kabul ettiği “Yönetim Kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396ncı maddelerinde yazılı işlemlerin icrası için yetki verilmesi” maddesine kardeşleri ile yaşadığı husumet sebebiyle itiraz ettiğini,

Yönetim kurulunun seçildiği 13.06.2024 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu seçilirken seçilen üyelerinin yapmış olduğu ve sahibi olduğu şirketlerin tüm ortaklar tarafından bilindiğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin yıllardır aynı işle iştigal ettiğini, davalı şirkete malzeme tedariki yaptığını, kısaca ortaklardan gizlenen veya saklanan bir durumun söz konusu olmadığını, davacının da yıllarca bu işlemler için izin verdiğini ve şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde de bu şirketlerle ticaret yapmaya devam ettiğini,

özetle anonim şirketlerdeki en yetkili organ olan genel kurul tarafından 13.06.2024 tarihli toplantıda zaten zımnen verilmiş bir onay bulunduğunu, lakin müvekkili şirketin bununla yetinmeyip 04.09.2024 tarihinde yeni bir genel kurul toplantısı yaparak TTK.

395 ve 396 için genel kurulun iznine başvurduğunu ve yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamalarında oy kullanmaması suretiyle yapılan oylamada çoğunluk kararıyla genel kuruldan bu izni aldığını;Yerel Mahkemenin tüm açıklamalar ve sundukları delillere rağmen, ihtiyati tedbire itirazlarının reddine kararı vermesinin kabul edilemeyeceğini,

koşulları oluşmadığı için davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesi ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden kararın aynı zamanda usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğinden süresi içinde istinafa başvurduklarını beyanla 18.06.2025 tarihli ihtiyati tedbire itiraz gerekçeli ara kararının kaldırılması ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak talepleri doğrultusunda davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep, davalı şirketin 04/09/2024 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 1, 2 ve 3 nolu kararların yokluk ile malul olduğunun tespiti, bu talebin kabul görmemesi halinde iptali istemi ile açılan davada alınan kararların yürütülmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde yazılı işlemleri yapabilmeleri için izin verilmesine dair 3 nolu karar yönünden talebin kabulüne karar verilmiş, verilen karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiş,

Mahkemece bu kez davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.

Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmış ve talebin reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.

HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Aynı yasanın 390/3. maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.

Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Somut olayda; davacının, davalı şirketin 13/06/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemde madde olmamasına rağmen, madde eklenmek suretiyle yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, alınan bu kararın yokluk ile malul olduğunun tespiti yönünden dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, seçilen yönetim kurulu üyeleri tarafından düzenlenen 04/09/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karar ile,

kendisine şirketle işlem yapma konusunda izin verilen yönetim kurulu üyelerinin, aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirketlerde pay sahibi ya da yönetim kurulu üyesi olduklarını, tüm yönetim kurulu üyeleri için tek seferde oylama yapılması gerekirken, üç yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapıldığını ve bu sebeplerle kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ya da iptali gerektiğini beyan ederek yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece,

yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair genel kurul kararının iptali talebi ile açılmış ve devam eden bir dava olduğu ve yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili alınan kararlarda oy kullandıkları gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, Dairemizce incelenen toplantı tutanağında her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı oylama yapıldığı ve yönetim kurulu üyelerinin kendileri yönünden alınan kararların oylamasına katılmadıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine dair genel kurul kararının iptali talebi ile açılmış bir dava var ise de, bu davada henüz bir karar verilmediği,

yönetim kurulu üyelerinin genel kurul tarafından seçildikleri ve görevlerinin devam ettiği, davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka şirketlerde pay sahibi ya da yönetici olmalarının,

HMK'nın 389/1. maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli sebep olmadığı ve bu hususta somut bir delil sunulmadığı anlaşılmakla İlk derece mahkemesince yürütülmenin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle,

davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair 19/06/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,2-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/774 Esas (Derdest Dava Dosyası) ve 18/06/2025 tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce talep hakkında yeniden karar verilmek suretiyle, 3-Davalı yanın,

İlk derece mahkemesinin 28/03/2025 tarihli ara kararının bir nolu bendi ile davalı şirketin 04/09/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3. nolu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair verilen ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazının Kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 5-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/1363, K. 2025/1290, 18 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1363
Karar No
2025/1290
Tarih
18 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2025/1364 K.2025/1377
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/1368 K.2025/1712
  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/1368 K.2025/1218
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2025/1369 K.2025/1594
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2025/1371 K.2025/1547
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2025/1373 K.2025/1587

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.