KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/314 Esas
- Karar no
- 2025/774 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2017/888 Esas- 2024/916 Karar
- Tarih
- 05/12/2024
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.829 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Konya'da mukim, makarna üretimi ve ihracat işleriyle iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16 Şubat 2017 tarih ve 9265 sayılı nüshasının ... ve ... numaralı sayfalarında da ilan edildiği üzere, davacı Şirketin ... San. Ve Tic.
A.Ş. olan unvanı, 07.02.2017 tarihinde Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne tescil ettirildiği üzere 27.01.2017 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'da alınan karar ile... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. Olarak değiştiğini, davacı şirket, ürettiği makaraların Birleşik Arap Emirlikleri, Kamerun ve Sierra Leone gibi ülkelere ihracatı için davalı ... İstanbul Lojistik Hizm. Ve Dış Tic. Ltd.
Şti. ile ticari ilişki kurduğunu, bu bağlamda, 17,07.2014 tarihli ve ... numaralı faturaya konu toplam 73.920 KG makarna Birleşik Arap Emirlikleri'ne 14.01.2015 tarihli faturaya konu toplam 43.100 KG makarna Kamerun'a 22.04.2015 tarihli faturaya konu toplam 2.600 KG şehriye ...'ye ihraç edildiğini, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca, her bir faturada ödeme tarihi belirlendiğini ve gününde ödenmeyen faturalara günlük 40,3 oranında faiz uygulanacağı faturaya işlendiğini, davalı ...
İstanbul, söz konusu faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi ihtirazı bir kayıt da koymadığını, ancak, davalı ... İstanbul, davacı ...'ya faturalardan doğan borçlarını ödeme tarihlerinde ödemediğini, öte yandan, davacı şirket, denetçi firması tarafından hesaplarının olağan denetimi gereği 30.06.2016 tarihi itibariyle kendilerine ait bakiyelerin bildirilmesini istediğini, davalı ...
İstanbul, davacıya gönderdiği cevap ile, davacı şirkete tüm ticari ilişkileri kapsamında 22.08.2016 tarihi itibariyle 358.773,02 ABD doları tutarında borçlu olduğu konusunda mutabık olduklarını kabul ve ikrar ettiğini, ancak bu beyana rağmen, davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, nitekim bu durum tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak incelenmesi ile de ortaya çıkacağını, davalı ...
İstanbul, açıkça kabul ve ikrarına rağmen, bugüne kadar davacı şirkete olan borcunu ödemediğini, davalı ... İstanbul'dan alacağını tahsil edemeyen davacı şirket,82.359,88 ABD Doları asıl alacağı ve bu alacağa takip tarihine dek işlemiş olan 217.484,63 ABD Doları faizinden oluşan toplam 299.844,51 ABD doları haklı alacağının tahsili için 02.06.2017 tarihinde İstanbul ... icra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası tahtında ...
İstanbul aleyhine icra takibi başlatmak mecburiyetinde kaldığını, ancak davalı ... İstanbul, 09.06.2017 tarihinde vekili aracılığıyla haksız biçimde tüm ferileriyle birlikte borca itiraz etmekle takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek İstanbul ... icra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyasından vaki itirazın iptali ile takibin devamına 299.844,51 ABD dolarının, asıl alacağa her bir ilgili faturada yer alan ödeme tarihinden itibaren fili ödeme gününe dek işleyecek günlük 40,3 akdi faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, ödeme emrine haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalının icra ve iflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fikrası uyarınca hükmolunan meblağın 420'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça 17.07.2014 tarih ... nolu 116.765,34 TL, 14.01.2015 tarih ... nolu 73.158,65 TL 22.04.2015 tarih ... nolu 4.926,40 TL olmak üzere toplam 194.850,39 TL meblağlı 3 adet faturaya istinaden, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile, 299.844,51 USD üzerinden, icra takibi başlatıldığını, takibe yasal süre içerisinde yapmış olduğu itiraz neticesinde takip durdurulduğunu, alacaklı tarafça da mahkemeniz nezdinde itirazın iptali davası açıldığını, açılan bu dava tamamıyla haksız ve hukuki mesnetten uzak olduğunu, davacının icra takibine konu alacağına dayanak yapmış olduğu faturalar TL üzerinden olduğunu, fatura bedellerinin dolar üzerinden ödeneceğine dair, taraflar arasında bir mutabakat ve ya anlaşma bulunmadığını, bu nedenle öncelikli olarak fatura bedellerinin dolar olarak talep edilmesini kabul etmediğini, takibe konu faturalar nedeniyle,
davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, zira taraflar arasında, fatura bedellerinin dolar olarak ödeneceği hususunda herhangi bir şart ve anlaşma bulunmamakla birlikte, davacının talep etmiş olduğu faturalar bedelleri toplamı olan 194.850,39 TL karşılığı olan 82,359,88 USD davalı şirket tarafından o dönemde EURO çek koçanı müsait olduğundan çapraz kurdan hesaplanarak ekte sunmakta olduğu muhatabı ...
Bankası A.Ş, Şişli Branch Şubesi, keşide tarihi 26.10.2016, keşidecisi ... Dış Ticaret Ltd. Şti. olan ... nolu 23.747,45 EURO meblağlı muhatabı ... Bankası A.Ş. Şişli Branch Şubesi, keşide tarihi 19.11.2016, keşidecisi ... Dış Ticaret Ltd.
Şti. olan ... nolu 45.286,86 EURO meblağlı 2 adet çek karşılığı, ödendiğini, dolayısıyla davalı şirket, takibe konu faturaların bedellerini davacı şirkete eksiksiz olarak çek karşılığı ödendiğini, bu faturalar karşılığında davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 05/12/2024 tarih ve 2017/888 Esas- 2024/916 Karar sayılı kararında. "Dava, ticari ilişkiden kaynaklanan icra takibine vaki itirazın iptali koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti talebine ilişkindir. Mahkememizce İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş, incelenmesinde; alacaklı ... San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından ... Tic. Ltd.
Şti. aleyhine 22.04.2015 tarihli ... numaralı, 14.01.2015 tarihli ... numaralı ve 17.07.2014 tarihli ... numaralı faturalardan kaynaklı olarak 1.690,00-USD asıl alacak, 3.410,37-USD geçmiş gün faizi, 29.739-USD asıl alacak, 69.251,95-USD geçmiş gün faizi, 50.930,88-USD asıl alacak ve 144.822,31-USD geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 299.844,51-USD'nin takip tarihi olan 02.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek günlük 3/1000 oranında faizle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafça 09.06.2017 tarihinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiğinden takibin durduğu,
işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar özü itibarıyla alacak istemi içeriyor olsa bile, davalı tarafında yapılan itiraz üzerine duran icra takibinin devamını amaçlayan itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği açılış şekli, dava süresi, doğurduğu hukuki sonuçlar ve ispat koşulları bakımından alacak davasından farklıdır.
İtirazın iptali davasının takip talebi ve dayanak belgelerle sınırlı olarak görülmesi gerektiğinden yargılamanın takip talebi ve bunun dayanakları ile sınırlı olarak yürütülmesi zorunludur. Somut olayda davaya konu icra takibine dayanak faturaların -TL- cinsinden düzenlendiği, icra takibinin ise -USD- döviz cinsi üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca, döviz cinsinden alacağı olan bir kimsenin bunu Türk Lirasına çevirerek takip yapması mümkün ise de Türk Lirası alacağı olan bir kimsenin bunu herhangi bir döviz cinsine çevirerek takip yapması mümkün değildir (Yargıtay 19. HD, 2018/3131-6767 E.K., 20.12.2018).
Bu ilkeler çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, alacağın kaynağı olarak takip talebinde -TL- olarak düzenlenmiş faturaların gösterildiği ancak döviz cinsinden talepte bulunulduğu hususu nazara alınarak davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır..."gerekçesi ile, ''Davanın usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacının, davalı şirket nezdinde ki alacağının 82.359,88 USD lik kısmının tahsili amacı ile İstanbul ...icra Müdürlüğünün .. esas sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe ilişkin ödeme emrini tebliğ alan davalı şirketin, gerçeğe ve hukuka uygun düşmeyen gerekçelerle takibe itiraz ettiğini, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazının iptali amacı ile ikame edilen iş bu davada yerel mehkemenin," itirazın iptali davalarının icra takibi ile sıkı sıkı bağlı olduğu , bu davanın takip talebi ve dayanak belgelerle,
sınırlı olarak görülmesi gerektiği ,icra takibine dayanak faturaların TL olarak düzenlendiği, icra takibinin ise USD döviz cinsi üzerinden başatıldığı....
TL alacağı olan bir kimsenin bunu herhangi bir döviz cinsine çevirerek takip yapmasının mümkün olmadığı, alacağın kaynağı olarak takip talebinde TL olarak düzenlenmiş faturaların gösterildiği ancak döviz cinsinden talepte bulunulduğu" gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin iş bu kararının, dosyadaki delillere aykırı düştüğü gibi hukuka da aykırı olduğunu, Dosyadaki delillere aykırı karar tesis edildiğini, Mahkemece re'sen seçilen bilirkişiler tarafından tanzim edilen kök rapor ve ek raporun 1. Sayfasının 2 nolu bendinde,
"dosyaya sunulan 21.04.2015 tarihli 15101 nolu,19.11.2014 tarihli 14359 ve 29.05.2014 tarihli 14190 seri nolu proforma faturalar da bedelin USD cinsinden yazılı olması, ayrıca 20.07.2016 tarihli hesap mutabakatında da davalının 30.06.2016 tarihi itibariyle davacıya bakiye 358.773,02 USD tutarında (raporda sehven para birimi TL olarak belirtilmiştir) cari hesap borcu olduğunu beyan ve kabul etmesi nedeniyle taraflar arasında var olan çerçeve akdi ve ticari ilişki kapsamında akdedilmiş olan münferit sözleşmelerde sözleşme konusu edimin bedelinin USD cinsinden kararlaştırıldığının kabul edilebileceği kanaatine varıldığı " açıklandığını,
dosyaya delil listesinde sunulan, icra takibine konu fatura tarihlerinden sonra düzenlenen 20.07.2016 tarihli hesap mutabakatında davalı borçlunun , 22.08.2016 tarihi itibarıyla davacı şirkete 358.773,02 USD borcu bulunduğunu beyan ederek, davacıya olan borcunun TL değil USD cinsinden olduğunu kabul ettiğini, yargılama boyunca da davalı vekili tarafından bu hesap mutabakatına herhangi bir itirazda bulunulmadığını, nitekim bu hususun, mahkemece 18.04.2019 tarihli celsede teyit edilerek,
1 nolu ara karar ile " taraf vekillerinin beyanlarından taraflar arasında 22.08.2016 tarihli mutabakat sağlandığı anlaşılmış olup,( 22.08.2016 tarihli mutabakatta borç miktarı USD olarak belirlenmiştir.) savunmada adı geçen ödemelerin davacının defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davacı vekiline süre verilmesine" karar verildiğini, mahkemece, iş bu ara karar ile tarafların 22.08.2016 tarihli mutabakat ile borcun USD olarak ödeneceğinin kabul edildiğinin tespit edildiğini, kesin delil niteliğindeki davalının 22.08.2016 tarihli hesap mutabakatında ki ikrarı ve sunulan proforma faturalar borcun,
USD cinsi para birimi üzerinden ödeneceği konusunda taraflar arasında yapılan anlaşmayı ispat ettiği halde mahkemece aksi düşünceler ile davanın usulden reddine karar verilmesinin dosyadaki delillere aykırı düştüğünü, Takibe konu edilen faturaların açıklama bölümünde proforma faturanın USD olduğu ve ayrıca 1 USD'nin TL karşılığının açıklandığını, fatura bedelinin de faturada belirtilen kur üzerinden USD'nin, TL karşılığı belirlenerek düzenlendiğini, faturaları TL olarak düzenlenme nedeninin ise, ticari defterlere USD olarak kayıt yapılamayacağından USD' nin TL karşılığı üzerinden düzenlenmiş olduğunu,
bu sebeple faturaların TL olarak düzenlenmesinin, tarafların borcun TL olarak ödeneceği hususunda mutabakat sağladığı anlamını taşımadığını, Taraf iradelerinin borcun USD olarak ödenmesi hususunda birleştiğinden, davalının 22.08.2026 tarihli hesap mutabakatında borcunu USD olarak açıkladığını, her ne kadar davalının iş bu dosyada ticari defterlerini ibraz etmemiş ise de taraflar arasında ceryan eden İstanbul 6. ATM 2027/895 Esas sayılı dosyada davalı yanın ticari defterlerinin incelendiğini ve yapılan bilirkişi incelemesinde "davalının davacı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin "satıcılar" hesabında USD,
EURO ve TL olarak takip edildiği, anılan hesabın yıl sonu ve 02.06.2017 takip tarihi itibarıyla davalı yanın davacı yana 358.781,02 USD borçlu olduğu tespit edilmiştir." Ek-1 de 31.07.2018 ve 09.03.2023 tarihli bilirkişi rapor örneğinin sunulduğunu, davalı yanın ticari defterlerinde borcun USD olarak tanımlanması karşısında, yerel mahkemenin iş bu kararının tarafların iradelerine ve kabullerine aykırı düştüğünü, Mahkemenin iş bu hükmünün, kesinleşmiş mahkeme kararı ile de çeliştiğini,
davacının,iş bu davaya konu olan icra takibindeki alacakları dışında ki aynı ticari ilişkiden doğan diğer alacak haklarının da tahsili amacı ile davalı aleyhinde İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibini de başlattığını, davalının, bu icra takibine de haksız nedenlerle itiraz ettiğini ve itirazının kaldırılması amacı ile davacı tarafından İstanbul 6. ATM 2027/895 Esas sayılı itirazın iptali davası ikame edildiğini, iş bu davada da taraflar arasındaki ihtilafın, "davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı olup olmadığı,
varsa alacağın miktarı ve alacağın USD olarak istenip istenmeyeceği" hususlarına ilişkin olduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını ve sonuçta," her ne kadar 02.06.2017 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 358.781,02 USD karşılığı kur farkı dahil 1.305.460,62 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de bu alacağın dava ve icra takibinin dayanağı 22.01.2016 tarihli faturadan kaynaklanmadığı,
bu suretle davacının davasının yerinde olmadığı" şeklinde gerekçeler ile davanın reddine karar verildiğini, Ek-2 de 2017/895 esas sayılı karar örneğinin sunulduğunu, bu karara karşı davacının istinaf talebinde bulunduğunu, İstinaf mahkemesince yapılan yargılamada, özetle;" 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı yanın ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davacı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin "satıcılar" hesabında USD, EURO ve TL olarak takip edildiği, anılan hesabın yıl sonu ve 02.06.2017 takip tarihi itibarıyla davalı yanın davacı yana 358.781,02 USD borçlu olduğunun görüldüğü...
Davacı yanın çekleri almadan önceki son cari hesap durumuna göre davalıdan 1.171.406,27 USD alacaklı olduğu,.... davalı yanın davacı yana 358.773,02 USD borçlu bulunduklarını ifade eden hesap mutabakatı bulunduğunu, takibe konu faturaların tahsilinin döviz cinsinden talep edilip edilmeyeceği hususunda taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmamakla birlikte davalı yanın kendi cari hesabını USD ve EURO olarak takip ettiği, zira takibe konu faturaların kayıtlara USD karşılığı olarak kaydedildiği, ödemelerin USD bazında takip edildiğinin anlaşıldığı, hesap mutabakatında davalının dolar bakiyesinde mutabık olduğu,
davacı yanın takibe konu ettiği fatura yönünden alacaklı olmadığının değerlendirildiğinin belirtildiği, çekle yapılan ödemenin ne için yapıldığına dair dekontlarda bir açıklama bulunmadığını, bu durumda uyuşmazlığın TBK'nun 102 madde hükmü gereğince çözümlenmesi gerektiği " gerekçesi ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırıldığını, (Ek-3 İstinaf mahkemesi kararı ) Yerel mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/845 esas,2023/885 k 19.12.2023 tarihli karar ile özetle,"davacının çeklerin keşide tarihinden önce 1.171.406,27 USD cari alacağı bulunduğu,
çeklerin cari alacaktan mahsubu sonucunda,20.01.2016 tarihinde borç miktarının 897.413,87 USD olduğu,takip dayanağı fatura tarihinden takip tarihine kadar geçen sürede yapılan ödemelerin öncelikle, fatura tarihi öncesi cari alacaktan mahsubu ile ....Davacının takip tarihi itibarıyla takip konusu fatura nedeni ile alacağının var olup olmadığının tespitinin gerektiği, takibe konu faturaların tahsilinin döviz cinsinden talep edilip edilmeyeceği hususunda taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmamakla birlikte davalı yanın kendi cari hesabını USD ve EURO olarak takip ettiği,
zira takibe konu faturaların kayıtlara USD karşılığı olarak kaydedildiği, ödemelerin USD bazında takip edildiği,20.07.2026 tarihli mutabakat mektubunda davalının dolar bakiyesinde mutabık olduğunun davalı tarafca beyan edildiği,
davacı yanın takip tarihi itibarıyla takip konusu faturadan dolayı fatura tutarı olan 273.992,40 USD alacaklı olduğu,anılan durum karşısında İstanbul 10 icra müdürlüğünün ... esas sayalı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile 273.992,40 USD asıl alacak üzerinden takibin devamına " karar verildiğini,(Ek-4 Karar örneği) bu karara karşı taraflarca herhangi bir istinaf talebinde bulunulmaması nedeni ile kararın kesinleştiğini, Yukarıdaki kesinleşmiş yargı kararında, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan alacağın USD bazında takip konusu yapılabileceği tespit edilmiş iken, iş bu davada,
aynı ticari ilişkinden doğan alacağın USD bazında takibe konusu edilemeyeceği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinin kesinleşmiş yargı kararına aykırı düştüğünü, yani aynı ticari ilişkiden doğan alacağın bir kısmının İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/845 Esas, 2023/885 Karar 19.12.2023 tarihli kararı ile USD olarak tahsil edilebileceğine karar verildiğini, aynı ticari ilişkiden doğan alacağın diğer kısmının ise ilk derece mahkemesinin iş bu kararı ile TL olarak tahsil edilebileceğine karar verildiğini, iki yargı kararı arasında çelişki bulunduğunu, Tüm bu nedenlerle,
usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, dosyada alınan bilirkişi raporlarındaki hataların, TBK 102.maddesi ve davalının üç adet çeki, takip konusu fatura borcuna karşılık verdiğine dair ödeme anında davacıya açıklama yaptığını ispat eden herhangi bir delil sunamadığı göz önüne alınarak giderilmesini,
bilirkişi raporunda belirtildiği gibi KDV tutarının tenzili sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 76.261,10 USD asıl alacağı bulunduğu kabul edilerek icra takibinin 76.261,10 USD asıl alacak için fer'ileriyle birlikte devamına karar verilmesi amacı ile iş bu istinaf başvurusunda bulunmak zarureti hasıl olduğunu beyanla, İstanbul 3 .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/888 Esas, 2024/916 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılarak,
davalının itirazının kısmen iptali ile KDV tutarının tenzili sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 76.261,10 USD asıl alacağı bulunduğu kabul edilerek icra takibinin 76.261,10 USD asıl alacak için fer'ileriyle birlikte devamına karar verilmesini, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta.
Mahkemece davacı tarafından icra takip dayanağı olarak düzenlenen faturaların TL olarak düzenlendiği ve TL alacağının döviz cinsine çevrilerek talep edilmesinin mümkün olmadığı ve usulüne uygun takip başlatılmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı tarafından icra takip dayanağı olarak sunulan faturaların dayanağı olarak sunulan proforma faturaların USD cinsinden düzenlendiği, asıl faturaların TL olarak düzenlenmekle birlikte sol alt köşesinde proforma USD fatura bedelinin yazıldığı ve 1 USD'nin TL karşılığının gösterildiği, davalı tarafından faturalara itiraz edilmediği,
yine dava dilekçesi ekinde sunulan mutabakat yazısında davalının USD cinsi borçlu olduğunu kabul ettiği, taraflar arasındaki aynı ticari ilişkiye fakat farklı faturaya dayalı davacının açtığı itirazın iptali talepli davada yapılan yargılamada davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarında davacı ile olan ticari ilişkisini USD,
EURO ve TL tuttuğunun ve davacıya USD cinsinden borcunun bulunduğunun tespit edildiği ve yargılama sonucunda davacı lehine USD alacağının hüküm altına alındığı ve kararın tarafların istinaf etmemesi üzerine kesinleştiği dikkate alındığında dava konusu fatura alacağına ilişkin tarafların USD üzerinden anlaşmaya vardığı ve ticari ilişkilerini döviz üzerinden yürüttükleri anlaşılmakla Mahkemece aksi gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi dosya kapsamı ile uyumlu olmayıp, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebep bakımından kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/314, K. 2025/774, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama