KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/707 Esas
- Karar no
- 2025/694 Karar
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas no
- 2025/159 Esas (Derdest Dava Dosyası
- Ara karar tarihi
- 07/03/2025
- Talep
- İhtiyati haciz talebi
Karar Metni
1.240 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... isimli online kurye uygulamasının işleticisi ve sahibi olduğunu, davalı ... ise müvekkili şirket genel kurulu tarafından münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak genel müdür olarak atandığını, ihbar olunan Av. ...'nın ise müvekkilinin eski vekili olduğunu, davalı 26/11/2024 tarihinde 6.494.071,00 TL'lik nakdi mal varlığının kendi hesaplarına geçirdiğini,
olayın öğrenilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından 03/12/2024 tarihinde davalının görevine son verildiği ve yeni genel müdür atandığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle müvekkilinin zararları ve davalının şahsi hesaplarına geçmiş yüksek miktardaki bedeli dilediği gibi tasarruf etmesi durumunda, dava sonunda şahıs olan davalıdan bu miktarın iadesinin fiilen imkansızlaşacağı göz önüne alındığında öncelikle teminatsız veya makul bir teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 07/03/2025 tarih ve 2025/159 Esas (Derdest) sayılı ara kararında. "Talebe yönelik olarak HMK'daki ihtiyati tedbire ilişkin 389. vd. maddelerindeki genel düzenlemelere göre değerlendirme yapılmıştır.
HMK'nın 389. maddesi ise "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi yasal zorunluluktur.
Somut olayda; mevcut delil durumuna göre talep yargılamayı gerektirdiği gibi talebin esası yönünden haklılığın talep tarihi ve mevcut delil durumu itibarıyla yaklaşık ispat şartları oluşmadığından ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden HMK 389. ve devamı maddelerinde öngörülen koşullar bulunmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...."gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati Haciz Talep Eden Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haczin reddi sebebiyle müvekkil şirketin mahrum kaldığı hukuki korumadan dolayı, dava sonunda alacağın tahsili imkanının ciddi şekilde riske girdiğini, salt alacağın yargımayı gerektirdiği gerekçesi ile ihtiyati haciz taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, eldeki olayda HMK md. 389 vd. maddeleri kapsamında ihtiyati tedbir değil, İİK md. 257 vd kapsamında ihtiyati haciz talep edildiği hususu da nazara alındığında;
alacak yargılamayı gerektirse dahi, dava dilekçesine ekli delillerin alacağı muhtemel göstermediğinin açık olduğunu, mahkemenin bununla sınırlı olarak değerlendirme yapması gerektiğini, ihtiyatî tedbir yargılamasında tam bir ispata gerek olmadığını, mahkemenin ihtiyatî tedbir isteyenin hakkının mevcut olduğuna kanaat getirmesi,
başka bir ifade ile onun haklılığını muhtemel görmesinin yeterli olduğunu, bu kapsamda mahkemenin incelemesinin, sadece ihtiyatî tedbir talebinin kabule değer olup olmadığını takdir edebilecek kanaatin kendisinde uyanması ile sınırlı olması gerektiğini, eldeki davada bu duruma kafi derecede ve kuvvette delil ve emarenin mevcut olduğunu, ihtiyati haciz taleplerinin dayanağı ve sebebinin sadece "vadesi gelmiş alacağın ihtiyaten haczi" değil, davanın sonunda tahsilat imkanı olmaması riskine dayandığını, Dava dilekçesinde ekli deliller ile yaklaşık ispatın gerçekleştiğini,
davalı şahıs tarafından bu bedelin genel kurul kararı olmaksızın kendi hesaplarına geçirildiğinin açıkça anlaşıldığını, davalının 26.11.2024 günü sabah saat 09.00 ile 09.15 saatleri aralığında 3 farlı online bankacılık işlemi ile zimmetine geçirdiği bedeli, sonrasında imza yetkisini kötüye kullanarak şirket ortaklığından gizli şekilde ihtiyari arabuluculuk tutanaklarına bağladığını, bu kapsamda söz konusu arabuluculuk tutanaklarının yoklukla malul olduğu ve bedelin şirketin şirket genel kurulu kararı olmaksızın ve hatta şirket ortaklığından gizli şekilde zimmete geçirildiğinin yaklaşık ispatının dava dilekçesinde ortaya konulduğunu,
Davalı ...'nin kendi rızası ile bankalar nezdindeki işlem yetkilerini 26.11.2024 tarihinde 6.494.071,00 TL tutarında miktarı zimmetine geçirdikten sonra devrettiğinin ekli talimat yazıları ile görüldüğünü, yazıların tarihi ve imza göz önüne alındığında söz konusu yazıların davalı ... tarafından yazıldığı hususunda kuşku bulunmadığını, 26.11.2024 tarihinde yapılan bu işlem ile aynı günün sabahında kendi hesaplarına havaleyi yapan kişinin ve müvekkil şirkete ait online bankacılık hesaplarının kullanma yetkisinin davalı şahısta olduğuna ilişkin ispatın da ortaya konulmuş durumda olduğunu,
İhtiyati haciz taleplerinin sadece alacağın yaklaşık ispatına değil, dava sonunda tahsilat imkansızlığına da dayandığını, davanın sebebi davalının şirket malvarlığını zimmetine geçirmesine dayandığından, zararın miktarı (6.494.071,00 TL) da göz önüne alındığında ve zimmete geçirilen şirket mal varlığının likit olarak davalının yedinde tasarrufa açık şekilde bırakılmasının bu bedelin dava sonunda davalıdan tahsilini imkansız kılacağını, Davalı şahsın dava konusu işlemlerin icrasından sonra ve davadan önce ABD ülkesine gittiğini, ülkeden ayrılmış olan davalının ayrılışının,
kalıcılığı olacak şekilde gerçekleştiğinin değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda mahkemece bu iddialarının İİK md. 257/2 kapsamında değerlendirilerek davalının ülkeye giriş çıkış kayıtlarının celbi sonrası talebin değerlendirilmesi gerekirken, talebin doğrudan reddinin müvekkil şirketi İİK md. 257 vd gerekse HMK md. 389 vd kapsamında hukuki korumadan mahrum bıraktığını belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; limited şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine açılan 26.11.2024 tarihli ve ... sayılı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının yokluğunun tespitine/iptaline, davalının hukuk dışı yöntemlerle ve ihbar olunan ile birlikte usulsüz işlemler ile zimmete geçirildiği iddia edilen 6.494.071,00 TL'nin ve davalının alıkoyduğu ve mülkiyeti davacıya ait olduğu iddia edilen bilgisayar ve cep telefonunun karşılığı bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talepli davada, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup,
Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.
Somut talepte; davacı vekili, davalının hukuk dışı yöntemlerle davacıya ait 6.494.071,00 TL'yi zimmetine geçirdiğini, mülkiyeti davacıya ait olan bilgisayar ve cep telefonunu alıkoyduğunu ve şirkete iade etmediğini iddia ederek davalının yöneticinin sorumluluğu kapsamında sorumlu tutulmasını ve 26.11.2024 tarihli ve 2024/671867 sayılı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının yokluğunun tespitine/iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de,
yargılamanın bulunduğu aşamada sunulan deliller itibariyle iddia edilen hususların ve vadesi gelmiş bir para alacağının yaklaşık olarak ispat edilemediği ve ihtiyati haciz şartlarının bu aşamada oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Mahkemece her ne kadar ihtiyati haciz koşullarını düzenleyen mevzuat hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmesine rağmen tedbir hükümlerini düzenleyen mevzuat hükümlerine atıfta bulunularak değerlendirme yapılması isabetli olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacının ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/707, K. 2025/694, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama