İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2019/2341 K.2022/569

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili tarafından…

Esas2019/2341Karar2022/569Tarih11 Mayıs 2022Okuma11 dk · 2.155 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret 2018/798 E, Sayılı Dosyası

Karar tarihi
11 Mayıs 2022
Dosya no
2019/2341
Karar no
2022/569
İncelenen kararın mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
12/09/2019
Numarası
2018/797 Esas - 2019/817 Karar
Dava
Genel Kurul Kararının İptali
Dava tarihi
27/08/2018
Dava
Genel Kurul Kararının İptali
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.155 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 24.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin asil olarak değil, vekili aracılığı ile katıldığını, vekil olarak katılan ...

Gündemin 5. Maddesine istinaden kârın kullanım şeklinin, kâr ve kazanç paylarının dağıtımı konusunun görüşülerek karara bağlanması konulu gündem maddesine itiraz etmeyip olumlu oy kullanmış olsa da bu maddenin kabulünün doğru olmadığını, böyle önemli bir kararın asile sorulmaksızın salt vekil imzası ile alınmasının kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, gerek genel kurul toplantısına asil olarak müvekkilinin katılmaması ve vekil olarak tayin edilen kişinin ilgili maddenin oylanmasında asil müvekkilinin onayının almamış olması,

gerek TTK'nin 436.maddesindeki oy yoksunluğu hali ve TTK'nin 523.maddesi ve ilgili diğer maddeleri, gerekse de ... standartlarına şirket olarak uygunluğun sağlanması ve ekonomik ve siyasi olarak ülkemizce geçirilen bu zor süreçte işbu standartlara uygunluğun devamlılığının sağlanması açısından şirket kârının dağıtılmayarak olası sermaye artışında iç kaynak olarak kullanılması ve karşılığında hissedarlara bedelsiz hisse verilmesi hususu önem arz ettiğini, Hal böyle iken, söz konusu genel kurul kararının iptali için işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle genel kurul kararının iptaline,

yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete tebligat yapılmış ise de, herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/798 Esas Sayılı Dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 24.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına müvekkil asil olarak katıldığını, her ne kadar gündemin 5. maddesine istinaden kârın kullanım şeklinin, kâr ve kazanç paylarının dağıtımı konusunun görüşülerek karara bağlanması konulu gündem maddesine itiraz etmeyip olumlu oy kullanmış olsa da bu maddeyi kabul etmediklerini, ... tarafından şart koşulan minimum sermaye tutarı 15.000.000 – İngiliz Poundunun TL karşılığı bugün için yaklaşık 116.802.000-TL ye tekabül ettiğini, sermayesinin,

... tarafından şart koşulan minimum sermaye tutarına nazaran düşük kaldığını, gerek TTK'nin 523 ve ilgili diğer maddeleri, gerekse de ... standartlarına şirket olarak uygunluğun sağlanması ve ekonomik ve siyasi olarak ülkemizce geçirilen bu zor süreçte işbu standartlara uygunluğun devamlılığının sağlanması açısından şirket kârının dağıtılmayarak olası sermaye artışında iç kaynak olarak kullanılması ve karşılığında hissedarlara bedelsiz hisse verilmesi hususunun önem arz ettiğini belirterek genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirkete tebligat yapılmış ise de, herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...TTK'nun ve yerleşik yargıtay içtihatlarına göre genel kurul kararı oluşturulduktan sonra tutanak için veya tutanak düzenlendikten sonra davacının karara muhalif kaldığını belirtir beyanı ile birlikte imzasının bulunması yeterlidir.

Davacının iptal davası açabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp muhalefetinin tutanağa geçirilmesi veya bu hususta davacı ortağın genel kurulda iptali istenen esas sözleşme değişikliklerine yönelik olarak karşı çıkmanın muhalefet olarak değerlendirilemiyeceği kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefetin) bulunmadığı, bu sebeple davacının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık hallerini ileri sürülerek kararın iptallerini istemesi yasa olarak mümkün görülmemiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, şirketin genel kurulunda alınan kararlarda davacının birleşen dosyada asil olarak, asıl davada vekalet aracılığı ile olumlu oy kullandığı, muhalif oy kullanmadığı bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı koşulun yerine getirilmediği anlaşıldığından dava konusu genel kurul toplantısının 5 nolu gündem maddesinin iptali isteminin dava koşulu yerine getirilmediğin..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

TTK'nın 446/1-(d) maddesi hükmü uyarınca genel kurul kararının yerine getirilmesinin, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri genel kurul kararının iptalini talep ve dava edebileceğini, kişisel sorumluluğun hukuki, cezai veya idari anlamda sorumluluk olması önemli olmayıp her türlü sorumluluk bu kapsamda değerlendirildiğini, (MOROĞLU,Erdoğan, Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017) TTK'nın 553/1.maddesi gereği yönetim kurulu üyeleri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri taktirde,

hem pay sahiplerine hem şirkete hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumlu olduklarını, TTK 369'a göre yönetim kurulu üyeleri görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına uyarak gözetmekle yükümlü olduklarını, bu bakımdan müvekkillerinin TTK 446/1-(d) uyarınca dava açma hakkına sahip olduklarının kabulü gerektiğini, emsal nitelikte Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 14.02.2012 Tarih 2011/3056 E. 2012/984 K sayılı ilamının ekli olduğunu, Esas yönünden ise; ...

A.Ş. ... Birliği (.../...) üyesi olduğunu, ...

İngiltere merkezli bir kuruluş olup; altın piyasası üzerinde uluslararası bir etkiye sahip olduğunu, bu standartlara göre üretilmiş altın külçesinin en az %99.5 saflığında (kalan yüzdesi altın dışındaki madenlerden oluşur), ...’in belirlediği boyut şartlarına uygun ve 350-430 ons aralığında bir ağırlığa sahip olması gerektiğini (Bu ortalama kg cinsinden 12.5 kg’a denk gelir.) ve barın üzerinde üretildiği rafinerinin damgası, saflığı, seri numarası, üretildiği yılın yazması gerektiğini, ... akreditasyonu taşımanın önemli olduğunu,

zira sadece ... akreditasyonuna sahip külçelerin global altın ve gümüş alım satımının büyük çoğunluğunun gerçekleştiği Londra piyasasında işlem görebildiğini, ... '...' lisansı almış rafinerilerin daha küçük boyuttaki barları üretirken de bu standartlara uyacakları varsayımıyla küçük boyuttaki külçelerin de uluslararası piyasalarda kredibilitesinin yüksek olduğunu, ... üyesi olmayan rafinerilerin külçelerine oranla daha primli satılabileceğini, altın veya gümüş külçeler üretilirken, boyutu ne kadar küçükse üretim maliyeti o kadar yüksek olduğunu, bu sebeple 1gr fiziki altına ödenen prim ve 1kg fiziki altının priminin çok üzerinde olduğunu,

Rafinerilerin hangi özelliklerde altın ve gümüş üreteceklerine, bir çok faktörü göz önünde bulundurarak karar verdiğini, bu faktörlerin, öncelikli olarak ulusal piyasa ve uluslararası piyasalardaki talep, kasa sigorta limitleri, fonlama imkanları, büyümek istedikleri pazarlar gibi çeşitli faktörlere göre değişiklik gösterebildiğini, ... üyesi olabilmek şartlardan biride şirket minimum sermaye tutarının 15.000.000 İngiliz Sterlini olması olduğunu, bu tutarın bugün için karşılığının 109.000.000-110.000.000 Türk Lirası olduğunu, ...

A.Ş. sermayesinin bu tutarın altında kaldığı ve genel kurul kararı kaldırılmazsa bu tutarın altında devam edeceği göz önüne alındığında yönetim kurulu üyeleri müvekkillerinin ... üyeliğine güvenerek şirketle ticaret yapan gerçek ve tüzel kişilere karşı hem Borçlar Kanunu hem de Ticaret Kanunu nezdinde sorumlu olacağını, Dava dilekçesinde de ısrarla üzerinde durdukları üzere şirketin sermaye artırımına hazırlıksız yakalanmaması ve nakit sermaye artışı yapılmaması için öncelikle şirket iç sermaye kaynaklarından artırım yapılmasının daha doğru olacağını,

şirket iç kaynaklarından sermaye artırımına gidilmesi ve hissedarlara bedelsiz pay verilmesi, nakit sermaye artışına nazaran hissedarların ve şirketin daha lehine olacağını, bu şekilde hem şirketin menfaatlerinin korunmuş olacağını hem de hissedarlar olası bir sermaye artışında dağıtılmayan kar payları oranında nakit sermaye koyma borcundan kurtulmuş ve şirketteki pay oranlarını da herhangi bir nakit sermaye koymadan korumuş olacağını, TTK 523/(2)-b bendinde, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa genel kurulun yedek akçeler dağıtılmasını düzenlediğini,

gerek ulusal gerekse de uluslararası ekonomik ve siyasi çalkantılar ve ... standartlarının korunmasının önemi düşünüldüğünde hem dürüstlük kuralı hem de kanundan doğan özen ve sadakat yükümlülüğüne bağlılığı öngören TTK hükümleri gereğince genel kurul kararının iptali gerektiğini, Şirketin ... üyesi olduktan sonra düzenli bir büyüme kaydettiğini, özellikle 2010 yılından sonra Türkiye'nin açıklanan en büyük 500 kuruluşu arasına girmeyi başardığını, şirketin, 2016 yılı itibariyle ... listesinde ... listesinde 27. ve İSO 500 listesinde 14. Sırada yer aldığını,

bu büyümenin istikrarı için şirket sermayesinin güçlü olması şart olup faaliyet yürütülen sermaye yapısını zorunlu kıldığını, nakit sermaye yapısının güçlendirilmesi durumunda banka kredilerine olan ihtiyacın azalacağını ve bunun yanında çok daha avantajlı koşullarda kredi kullanılması mümkün olacağını, İlk derece mahkemesinin işin esasına girilip yargılama yapılması gerekirken 12/09/2019 tarihli duruşmada;

şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları, şirketin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kar payı dağıtılmasının temini bakımından davalı şirketin ne oranda kar payı dağıtması gerektiği yolunda içinde finans ya da muhasebe uzmanının bulunduğu bir heyetten rapor alınması talebine olumlu ya da olumsuz bir cevap vermediğini, Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olmak üzere; dava konusunun özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmesi halinde bilirkişi rapor ve görüşünün alınması,

yargılamanın hukuk ve hakkaniyete uygun yapılması için elzem olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 04.05.2016 Tarih 2016/34 E. 2016/5006 K. Sayılı İlamı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 05.04.2016 Tarih 2015/5286 E. 2016/5231 K. Sayılı İlamı) Dava dilekçesi ve iş bu dilekçede izah edildiği üzere,

TTK'nın 369 - 446 -523 maddeleri ve ... standartlarına şirket olarak uygunluğun sağlanması ve ekonomik açıdan zor günler geçiren ülkemiz şartlarında bu standartlara uygunluğun devam ettirilmesi bakımından şirket karının dağıtılmayarak olası sermaye artışında iç kaynak olarak kullanılması ve karşılığında pay sahiplerine bedelsiz hisse verilmesi hususu önem arz ettiğini, hal böyle iken, ilan edilen gündemin 5 numaralı konusu hakkında alınan genel kurul kararının TTK 445 uyarınca kanuna ve dürüstlük kuralına aykırılıktan iptal edilmesinin istenmesinin şirket menfaatleri açısından zorunluluk teşkil ettiğini,

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 24.05.2018 tarihli genel kurulunda alınan 5 nolu kararın TTK'nın 547. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama soncunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 446. maddesine göre, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi,

kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir.

İlk derece mahkemesince, dava konusu genel kurulunda alınan 5 nolu kararda birleşen davada, davacının asil olarak, asıl davada davacının vekili aracılığı ile toplantıya katılıp, karar yönünden olumlu oy kullandıkları, muhalif oy kullanmadıkları gibi muhalefet şerhleri bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı koşulun yerine gelmediği gerekçesiyle, dava koşulu yerine getirilmediğinden asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Asıl davada davacı, davalı şirketin 24.05.2018 tarihli genel kuruluna vekili aracılığı ile katıldığını, vekilince dava konusu 5 nolu karara olumlu oy kullanıldığını, ancak alınan kararın şirket ve ortakların menfaatine uygun olmadığı için dava açtığını, istinaf başvurusunda ise yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle kararın uygulanması halinde şahsi sorumluluğunun doğabileceğini ileri sürerek TTK'nın 446/1-d maddesi uyarınca dava açtığını ileri sürmüş, birleşen davada davacı ise asil olarak toplantıya katıldığını, alınana dava konusu 5 nolu karara olumlu oy vermesine rağmen, kararın şirket ve ortakların menfaatine olmadığını,

istinaf başvurusunda ise yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle kararın uygulanması halinde şahsi sorumluluğunun doğabileceğini ileri sürerek TTK'nın 446/1-d maddesi uyarınca dava açtığını ileri sürmüş, kararın kaldırılmasını ve dava konusu 5 nolu kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Her ne kadar davacılar vekilince istinaf başvuru dilekçesinde asıl ve birleşen davada davacıların davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduklarını, bu nedenle alınan karara olumlu oy vermiş olsalar ve muhalefet şerhleri olmasa bile, alınan kararın uygulanması halinde şahsi sorumlulukları doğabileceği nedeniyle TTK'nın 446/1-d maddesi uyarınca dava açabileceklerini ileri sürmüş ise de dosyada yer alan davalı şirket ticaret sicil kayıtlarına göre gerek asıl gerekse birleşen davada davacıların davalı şirket yönetim kurulu üyesi olmadıkları, şirket ortağı oldukları anlaşılmaktadır.

Şirketin en son yönetim kurulu üye seçimi 26.04.2018 tarihli genel kurulda yapılmıştır. Bu genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyeleri arasında her iki davacının ismi yoktur. Dava konusu genel kurulda alınan kararın davacılar tarafından uygulanması söz konusu değildir. Bu nedenle davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Yine asıl ve birleşen davaların reddi gerekçesine göre, davacılar vekilinin mahkemece davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları bakımından ne kadar kâr payı dağıtması gerekeceğinin bilirkişilerce belirlenmesi yönünde rapor almaksızın hüküm kurulmasının doğru olmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

İlk derce mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle.

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalarda kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Başvuru sırasında yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl ve birleşen davalar yönünden bakiye 89,60 TL istinaf karar harcının, asıl ve birleşen davada davacılardan alınıp Hazineye gelir kaydına, 4-Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından sarf edilen istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5-Duruşma açılmadığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair. HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11.05.2022 tarihinde oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU

HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın davacılar vekiline tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/2341, K. 2022/569, 11 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/2341
Karar No
2022/569
Tarih
11 Mayıs 2022

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2019/2342 K.2022/668
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2019/2346 K.2022/723
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2019/2361 K.2022/586
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2019/2363 K.2022/665
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2019/2363 K.2022/646
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2019/2366 K.2022/669

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.