KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1046
- Karar no
- 2024/1676
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/03/2021
- Numarası
- 2019/938 E. - 2021/271 K.
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
4.720 kelime·24 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... Şti. ve davalı ... Servis ve Ticaret AŞ vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in pazarlamış olduğu... marka, 2014 model, şeker beyazı renkli ... şaşi nolu, ... plakalı aracı davalı ...
Şti. unvanlı iş yerinden sıfır olarak 110.000.00TL değerinde satın aldığını, aracı satın aldıktan sonra yakın zaman içinde araç motor kısmından ses gelmesi üzerine yetkili servise garanti kapsamında olduğundan getirdiğini, araç üzerinde işlem yapılarak sesin tamamen kesilmese de kısmen giderilmiş olduğu ifade edilerek aracın tarafına teslim edildiğini, ilk olarak aracını yetkili servise teslim ettiğinde aracın 7 000 kilometrede olduğunu, servis yetkilileri tarafından aracı hakkındaki sorun az da olsa giderilmiş olduğu ifade edilmesine rağmen aracın motor kısmında gelen ses değişmeyerek 4-5 kez daha servise getirdiğini ve işlem yapıldığını,
yetkili servis tarafından aracı hakkında fabrikasyon hatası olduğunun ifade edilerek kendilerinin bir şey yapamayacaklarının bildirildiğini, davalıların gizli ayıplı mal sattığını, aracı satın aldığı tarihten bu yana sıkıntıların devam ettiğini ileri sürerek, ...marka, 2014 model, şeker beyazı renkli ... şasi numaralı, ... (... yeni plaka) plakalı araç için ödediği 110,000,00TL'nin tarafına iadesini talep ve dava etmiş, davacı vekili, 09.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile,
aracın, ÖTV ve KDV fiyatlarındaki ciddi artışlar sebebiyle bedel iadesi talebinin telafisi güç zararlara sebep olacağını, bu sebeple davanın ıslah edildiğini belirtilerek, ... plaka sayılı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Davalı ...
AŞ vekili, savunmasında özetle; davaya konu araçta gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, aracın 30.06.2014 tarihinde trafiğe çıktığını, 26.08.2015 tarihli son servis kaydına göre 23.304 km yol kat ettiğini, dava konusu araçta, aracın ilk servise geldiği 06.03.2015 tarihinde vites geçişlerinde tırlama sesi gelmesi şeklindeki şikayetin değerledirildiğini, aracın debriyaj kumanda sıvısının taşınmasında kullanılan bir borunun ve bunun braketinin bazı kullanım şartlarında titreşim sesi oluşturabileceğinin anlaşıldığını ve bu parçaların garanti kapsamında değiştirildiğini,
Tüketici Yasası ve ilgili mevzuatta tanımlandığı şekilde herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının ''Motor kısmından ses geldiğini, servis tarafından müdahale edildiğini ve ancak kısmen giderildiğini, servisin fabrikasyon hatası olduğunu, sesin halen devam ettiğini '' ileri sürdüğünü, dava konusu aracın motorunda ses veya teknik müdahale gerektirecek bir bulgu bulunmadığını, bahsedilen ses şikayetinin debriyaj ve şanzımanı gibi güç aktarma organlarının işlevi ile herhangi bir işi bulunmadığını, herhangi bir onarım ihtiyacı doğurmadığını, başka bir oluşuma neden olmadığını,
olağan kullanım koşulları dışında bir kullanım şekli ile özellikle dinlenmek istendiğinde bu çalışma sesinin hissedilebildiğini, bunun teknik müdahale gerektiren bir durum olmadığını, dava konusu araçta tespit edilemeyen, çözülemeyen, giderilemeyen bir arızanın söz konusu olmadığını, tüketicinin seçimlik haklarını kullanma şartlarının gerçekleşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bedel iadesi için aranan şartların gerçekleşmediğini, Garanti Belgesi Yönetmeliğinin 9. maddesinde anılan koşulların gerçekleşmediğini, servis kayıtlarının incelenmesinde,
bedel iadesini gerektirir mahiyette bir arıza tekrarı veya araçtan faydalanamama durumu söz konusu olmadığını, araçta tekrarlayan, giderilemeyen ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran bir kusur, ayıp, gizli ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, ayıp iddiası ile davacı yanın taleplerinin kabulü anlamına gelmemek üzere, mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmesi halinde TBK'nın 227. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğini, madde hükmünde satıcının, sözleşmeden dönme hakkımı kullanması hâlinde, durum bunu hakli göstermiyorsa hâkimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceğinin belirtildiğini,
somut olayın içeriğine göre davacı taleplerinin kabulü şartları oluşmamakla birlikte bir an için iddiaların kabulü halinde, aracını teslimi ile bedel iadesinin müvekkili şirket aleyhine doğuracağı sakınca ile davacı aleyhine doğuracağı faydanın kıyaslanmayacak kadar büyük olduğunu, tarafların hak ve menfaatler dengesini bozacak mahiyette olduğunu, bu durumda araç üzerinde kapsamlı bir onarımın gerçekleşmediği gözetilerek,
şatış bedelinin indirilmesi veya onarım yönündeki diğer seçimlik hakların da değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere araç iadesine karar verilmesi halinde davacının aracı uzun süre kullanmış ve halen kullanmakta olduğu nazara alınarak TBK'nın 192.maddesi gereğince, kullanım bedelinin hakkaniyet gereği araç bedelinden mahsubu gerektiğini, ayrıca araçta (kayıtlı veya kayıt dışı) varsa gerçek değer kaybı miktarının tespit edilmesi gerektiğini, davanın kabulü halinde aracın davalı şirkete iadesine karar verilmesi halinde ise haciz,
vergi borcu ve sair tahditlerin davacı tarafça kaldırılması ve takyidatlardan ari olarak iade edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ...
Şti.vekili, savunmasında özetle; davaya bakma konusunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin dava konusu aracın bir önce sahibi olduğunu, müvekkilinin de davacı gibi diğer davalı ... adlı şirketten bu aracı satın alan tüketici konumunda olduğunu, dava konusu edilen ve ispatlanmaya muhtaç olan ayıbın mevcudiyetinden sorumlu olmadığını, müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını, davacının ayıp sebebi ile iadesini talep ettiği ... plakalı aracın dava dilekçesinde bildirildiği şekilde iadeyi gerektirir bir ayıbı bulunmadığını, davacının bu davayı açmakta iyiniyetli olmadığını,
davacıya diğer davalı şirketin sunmuş olduğu servis hizmeti vasıtası ile sorunların giderebileceğinin davacıya söylendiğini, serviste sorunların çözüldüğünü, buna rağmen anlaşıldığı kadarı ile davacının yapmış olduğu ticaretten duyduğu pişmanlık sebebi ile olsa gerek, gerçek olmayan sebepler ileri sürerek bu davayı açtığını, davanın görev, yetki ve husumet y96+önünden reddi gerektiği gibi esastan da reddi gerektiğini, davanın esasına girildiği takdirde yapılacak incelemelerle davacının iddialarının mesnetsizliğinin ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...
Celp olunan ticaret sicili kayıtlarından davacının ve davalı tarafın tacir, dava konusu aracın ticari araç , taraflar arasındaki ilişkinin ticari satım olduğu anlaşılmakla TTK'nun 23/c md gereğince ayıpbın açıkça belli olmaması halinde alıcı teslimden itibaren 8 gün içinde inceleme veya incelet- tirmek , bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun tespiti halinde bu durumu (aynı süre içinde ) satıcıya bildirme yükümlülüğü olduğu,
TTK 18/3 md gereğince de bu bildirimin noter aracılıyla veya tahhütlü mektupla,telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı e-posta sistemi ile yapmısı gerektiği tartışmasızdır.Her ne kadar yargılamaya konu olayda davacının yazılı bir ayıp ihbarı bulunmasa da , aracın 16/01/2015 tarihinde davacı adına tescil edildiği ve 06/03/2015 tarihinde araç henüz 4203 km'de iken “Vites geçişlerinde tırlama sesi geliyor" şikayeti ile yetkili servise başvurulduğu, sonrasında garanti süresi içinde yaklaşık 1-1,5 ay süreyle benzer şikayetlerle 5-6 defa servise gelindiği,
garanti kap- samında araca müdahale edilmesine rağmen araçtaki sorunun giderilemediği, servis başvuruları ile yasal süre içinde bildirimde bulunan davacının satılan ayıplı ürünün ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine ilişkin talebinin yerinde ve haklı olduğu anlaşılmıştır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı yapılan yargılama sonrasında; araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan ...
A.Ş. tarafından rehin konusu araca ilişkin bankaya borç kalmadığından araç üzerindeki rehnin kaldırıldığına dair mahkememize yazı gönderilmiştir.
Dava konusu araca ilişkin eski ve yeni tescil ve sahip bilgilerine ilişkin emniyet trafik şube raporunun incelenmesinde dava dilekçesinde bahsedilen ... plaka sayılı aracın davacı adına kayıtlı iken daha sonra aynı aracın plaka değişikliği ile ... plakasını aldığı ve her iki aracın aynı araçlar oldukları, şase ve motor numaralarının aynı olduğu, davacı tarafın ıslah dilekçesindeki talebinin de sonradan değişen ... plakaya ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davalıların sorumluluğuna gelince ; davalılardan ...nin Türkiye distrübütorü olduğu dava konusu aracın diğer davalı ....
Şti tarafından davacıya satıldığı hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmadığına göre ve araç satışından bir yıl sonra yasal garanti süresi içinde dava açıldığı anlaşıldığından davacı talebinin karşılanmasından davalıların müteselsilen ve müştereken sorumlu oldukları da gözetilerek sübut bulan davanın kabulüne karar verilip infaz aşamasında tereddüt halinde İİK 24 maddesinin uygulanması mümkün olduğundan bu hususta ayrıca hükümde belirtilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, taraflar arasındaki ... marka, 2014 model, şeker beyazı renkli, ...Şase nolu, ... motor nolu,
... plakalı aracın satışına dair sözleşmeden dönme nedeniyle, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davalılar tarafından müteselsilen ve müştereken aracın ayıpsız mislinin davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ....
Şti.vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin vermiş olduğu kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin de davacı gibi diğer davalı ... adlı şirketten bu aracı satın alan tüketici konumunda olduğunu, dava konusu edilen ayıbın mevcudiyetinden hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar verilmişse de müvekkilinin üretici ve ya ithalatçı konumunda olmayıp aracın üretiminden kaynaklı hatadan da sorumlu olmadığını, TKHK'nın 11/3 maddesinde, sıfır araçta değişim hakkının kullanımının,
satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirmemesi gerektiğinin ifade edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için araçta gizli ayıp olduğu düşünülse bile müvekkilinin de bu ayıbı bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin de davacı gibi tüketici konumunda olduğunu, müteselsilen ve müştereken sorumluluk kararının hatalı olduğunu, davacının, dava konusu aracın kullanımını engel olacak bir arızası olmamasına rağmen kötü niyetli ve haksız kazanç elde etmek amacıyla araçta bir takım sorunlar olduğunu ileri sürerek aracın iadesi ve ödediği paranın kendisine iadesine karar verilmesini istediğini,
dava konusu araçta bulunan arıza nedeniyle diğer davalı ... başvuru sonunda araçtaki tüm arızaların giderildiğini, davacı tarafından sorunun tekrarladığı ve giderilmesi amacıyla tekrar yetkili servise başvurulmayarak haksız ve mesnetsiz olarak yaptığı ticaretten duyduğu pişmanlıktan dolayı kötü niyetli olarak ayıp ihbarı dahi yapmadan dava açıldığını, TTK'nın 23/c maddesi gereğince ayıbı açıkça belli olmaması halinde alıcının teslimden itibaren 8 gün içerisinde inceleme ve incelettirmek bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun tespiti halinde bu durumu aynı süre içerisinde satıcıya bildirmekle yükümlü olduğunu,
davacı tarafından yazılı bir ayıp ihbarı dahi yapılmaksızın istinaf konusu davanın açılmasının davacının haksız kazanç sağlamak niyetiyle kötü niyetli olarak davayı açtığını gösterdiğini, tüketicinin seçimlik haklarını kullanma koşullarının gerçekleşmediğini, Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9.maddesinde tüketicinin ücretsiz onarım hakkını kullanması halinde malın, garanti süresi içerisinde tekrar arızalanması, tamiri için gereken azami sürenin aşılması, tamirin mümkün olmadığının yetkili servis istasyonu satıcı, üretici, ithalatçı tarafından bir raporla belirlenmesi,
durumlarında, tüketicinin malın bedel iadesini, ayıp oranında bedel indirimini veya imkan varsa malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebileceğinin düzenlendiğini, bu hususların gerçekleşmediğini, davalı ... tarafından yapılan araç muayenesinde ve arızanın gideriminden sonra bedel iadesini gerektirir, arıza tekrarı veya araçtan davacının faydalanmasına engel olacak durum söz konusu olmadığı gibi bu konuda davacının üretici firmaya tekrar aracın arızalandığı ve giderimi konusunda da bir başvurusu olmadığını, araçta tekrarlayan, giderilmeyen ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran bir kusur, ayıp,
gizli ayıp veya üretim hatası da bulunmadığını, bilirkişi tarafından teknik müdahale gerektirecek bir bulgu bulunmamasına rağmen teknik olmayan yöntemlerle soyut, algı ve hissiyata dayalı yorumlarla araçta gizli ayıp olduğu tespiti yapıldığını, dava konusu aracın debriyaj donanımında veya diğer donanımlarında ürün kaynaklı bir arıza veya hata bulunduğuna dair herhangi bir somut, bilimsel ve teknik bulguya yer verilmediğini, mahkemece, eksik, soyut, her türlü şüphenden uzak tespitlere yer vermeyen bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiğini,
bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...
AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu araç minibüs olduğundan, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu aracın 30.06.2014 tarihinde trafiğe çıktığını, 27.12.2016 tarihindeki son servis kaydına göre 74.002 km yol kat ettiğini, aracın servis girişleri incelendiğinde davacın yanca bahsedilen ses şikayetinin, başta debriyaj ve şanzıman olmak üzere güç aktarma organlarının güç aktarma işlevine herhangi bir olumsuz etkisi bulunmadığını, herhangi bir onarım ihtiyacı doğurmadığını, başka bir oluşuma neden olmadığını, aracın kullanımı sırasında,
debriyajın işlevlerini yerine getirmesi halinde karşılaşılan herhangi bir olumsuzluk veya işlev kaybını işaret eden bir sesin söz konusu olmadığını, bahsedilen sesi araç çalışır durumda, hareketsiz halde, vites boşta ve debriyaj pedalına basılıp bırakıldığında hissedilebildiğini, bu şekilde bir kullanım koşulu bulunmadığını, hissedilen sesin güç aktarma organlarının güç iletmediği veya işlevini yerine getirmediği bir sırada hissedilebildiğini, güç aktarma organlarının işlevleri ile bir ilgisinin bulunmadığını ve aracın kullanımına olumsuz bir katkıda bulunmadığını,
başka farklı onarım ihtiyaçlarına/aşınmalara/hasarlara neden olmadığı/olmayacağı şeklinde bilgilendirme yapıldığını, ancak davacının ses konusunda gösterdiği hassasiyet dikkate alınarak güç aktarma organlarının test edildiğini, bilirkişi raporunda, davaya konu aracın debriyaj donanımında veya diğer donanımlarında ürün kaynaklı bir arıza, sorun, hata bulunduğuna dair herhangi bir somut, bilimsel ve teknik bulgunun yer almadığını, tamamen algıya/hissiyata dayalı bir yorumun yapıldığı ve bu “yorum”a da “tespit” denilerek adeta araç üzerinde somut ve teknik bir hata/arıza varmış anlamı yüklenmeye çalışıldığını,
araç üzerinde somut ve teknik bir bulgu elde edilemeyince, “...” şeklinde bir tanım kullanıldığı ve aracın kullanım gürültüsünün yüksek olduğu ve bunun da bir ayıp olduğu şeklinde bir değerlendirmenin yapıldığını, ancak bu “gürültülü” nitelemesinin dahi ölçülmediğini, kulağa ve hissiyata dayalı bir yorum yapıldığını, ancak bu “gürültülü” nitelemesinin dahi ölçülmediğini, kulağa ve hissiyata dayalı bir yorum yapıldığını, aracın debriyaj donanımları üzerinde teknik bir incelemenin yapılmadığını, aracın sahip olduğu debriyaj donanımının teknolojik yapısı ile dahi ilgilenilmediğini, araç üzerinde teknik ve bilimsel,
konuya ve talebe özgü bir incelemenin yapılmadığını, araç üzerinde inceleme adı altında sadece araç sürüşünün yapıldığın, ancak bu araç sürüşünü dahi aracın sürücüsünün gerçekleştirdiğini, bilirkişinin aracı kullanmadığını, aracın sürüşünün hangi koşullarda ve nasıl gerçekleştirildiğini, motor devri kaçtır, eğim/rampa derecesi nedir, kaç devirde vites değiştirildiğinin, güç aktarma işlevinde kayıp olup olmadığının, güç aktarma organlarında meydana gelen tepki olup olmadığının, varsa nasıl bir tepki oluştuğunun, gürültü miktarının ne olduğunun, üreticinin verdiği gürültü sınır değerinin ne olduğunun,
ölçülen gürültü değeri ile üreticinin verdiği sınır değerin karşılaştırılıp karşılaştırılmadığının belli olmadığını, birçok teknik konu/değer/sorun hakkında bilgi sahibi olunmadığını, aynı özellikte başka bir araç ile karşılaştırma testinin yapılmadığını, araç sürülürken araç dinlenildiği,
sadece hissetme yönünde değerlendirme yapıldığını, ağırlıklı olarak otomobil gürültüsü konusunda ders notlarına yer verildiğini, hisssiyata dayalı yani kişiden kişiye, sürüş tarzından sürüş tarzına, kullanım şartlarından kullanım şartlarına, kullanım amacından kullanım amacına göre değişebilen algının, yorumun tercih edildiğini, bu hissiyatı destekleyen teknik ve/veya somut ve/veya ölçülmüş bir değerin, bir bulgunun, bir tespitin olmadığını, araç üzerinde konu şikayete yönelik bir onarımın gerçekleştirilmediğini,
aracın 75.000 km’ye ulaşmasına rağmen hatalı/arızalı denilen güç aktarma organlarında neden başka onarım ihtiyaçlarının çıkmadığı veya neden bazı onarım ihtiyaçlarına doğru gelişim göstermediğinin açıklanamadığını, araç üzerinde teknik müdahale gerektirecek bir bulgu bulunmamasına rağmen teknik olmayan yöntemlerle, algı ve hissiyat gibi yorumlarla araçta sorun olduğu iddiasında bulunulduğununu, konu aracın debriyaj donanımında veya diğer donanımlarında ürün kaynaklı bir arıza, sorun, hata bulunduğuna dair herhangi bir somut, bilimsel ve teknik bulgu yer almadığını,
Tüketici Yasası ve gerekse Garanti Yönetmeliği esasları uyarınca bedel iadesi için aranan şartların gerçekleşmediğini, davanın kabulü cihetine gidilmesi halinde TBK'nın 227. maddesinin değerlendirilmesi gerektiğini, aracın teslimi ile bedel iadesinin müvekkili şirket aleyhine doğuracağı sakınca ile davacı aleyhine doğuracağı fayda kıyaslanamayacak derecede büyük olduğundan taraf hak ve menfaatler dengesini davacı yararına bozacak mahiyette olduğunu, bu durumda araç üzerinde kapsamlı bir onarımın gerçekleşmediği gözetilerek,
satış bedelinin indirilmesi veya onarım yönündeki diğer seçimlik hakların da değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere araç iadesine karar verilmesi halinde davacının aracı uzun süre kullanmış ve halen kullanmakta olduğu nazara alınarak TBK'nın 192.maddesi gereğince, kullanım bedelinin hakkaniyet gereği araç bedelinden mahsubu gerektiğini, ayrıca araçta (kayıtlı veya kayıt dışı) varsa gerçek değer kaybı miktarının tespit edilmesi gerektiğini, davanın kabulü halinde aracın davalı şirkete iadesine karar verilmesi halinde ise haciz,
vergi borcu ve sair tahditlerin davacı tarafça kaldırılması ve takyidatlardan ari olarak iade edilmesi gerektiğini, TBK'da ayıpsız misli ile değişim ve ücretsiz onarım seçimlik haklarından ithalatçının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna ilişkin açıkça bir hüküm bulunmadığından ithalatçının sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tehir-i icra talebimizin değerlendirilmesi suretiyle kabulüne ve istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma konu aracın gizli ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi, ıslahla satılan aracın misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekillerince ayrı ayrı, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava ilk olarak İstanbul 10.Tüketici Mahkemesi nezdinde açılmış, mahkemenin 02.03.2016 tarih ve 2015/377 Esas, 2016/225 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile Bakırköy 1.Tüketici Mahkemesine gönderilen dosyada mahkemenin 23.02.2017 tarihli ve 2016/1099 Esas, 2017/99 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Bakırköy asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.Görevli mahkemenin 27.04.2018 tarih ve 2017/410 Esas, 2018/507 Karar sayılı kararıyla,
davanın kabulü ile sözleşmeden dönme nedeniyle aracın iadesi koşuluyla davacı tarafça ödenen 110.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararın davalılarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2018/1281 Esas, 2019/1408 Karar sayılı ve 14.11.2019 tarihli ilamı ile ''Davacı alıcı, ancak araç üzerindeki rehin hakkı sahibinin açık muvafakatinin bulunması şartıyla satın alınan araçtaki ayıp nedeniyle dava açarak yasal haklarını kullanabilecektir. Böyle bir muvafakat bulunmadan davacının talep hakkı yoktur.
O halde ilk derece mahkemesince, rehin hakkı sahibinin açılan davaya muvafakati veya icazeti olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekir.Somut olayda davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu husus hakkında usuli eksiklik tamamlanmadan karar verilmiştir. Diğer taraftan, davalılardan ...
A.Ş. distirübütör olup somut uyuşmazlıktaki sorumluluğunun kaynağı garanti belgesidir. Ne var ki dosya kapsamında garanti belgesine rastlanmamıştır. Ayrıca, kısa kararda, infazda tereddüt oluşacak şekilde, dava dilekçesinde talep edilenin dışında başka bir plaka hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu konuda gerekli açıklamanın gerekçede yapılmadığı görülmektedir.'' gerekçesiyle kararın HMK'nın 353/1.a.6 uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece, Dairemiz kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama sırasında aracın üzerindeki rehin hakkına ilişkin ...bankası ile yazışma yapıldığı ve rehin hakkının borcun ödenmesi sebebiyle kaldırıldığı belirtilmiştir. Ancak mahkemece garanti belgesi dosya kapsamına dahil ettirilmemiştir.
Mahkemece, garanti belgesinin dosyaya dahil edilmemesi üzerine Dairemizce davalı ... AŞ'ye müzekkere yazılarak garanti belgesi talep edilmiş, ancak garanti belgesinin bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı vekili de beyan dilekçesi sunarak garanti belgesinin ellerinde olmadığını bildirmiştir.
Bunun üzerine davalı ...AŞ'ye yeniden müzekkere yazılarak dava konusu aracın model ve model yılına benzer araçlar için verilen garanti belgesi talep edilmiş, davalı vekilince bu nitelikte bir garanti belgesi dosyaya sunulmuştur.Ayrıca ... Şube Müdürlüğüne yazı yazılarak dava konusu araca ait ilk satış faturası da dosya kapsamına dahil edilmiştir.
Türkiye Noterler Birliğinden ise aracın davacıya satış faturası istenmiş ancak taşınma çalışmaları sebebiyle talep edilen faturanın gönderilmediği görülmüştür.Dosya kapsamında bulunan 30.06.2014 tarihli faturaya göre aracın davalı ... Ltd. Şti.tarafından dava dışı ...
AŞ'den sıfır km olarak 77.072,75 TL'ye satın alındığı, daha sonra 09.01.2015 tarihinde bu davalı tarafından davacıya satışının yapıldığı, 16.01.2015 tarihinde davacı adına tescilinin gerçekleştirildiği, bu satışın faturası bulunmamakla birlikte davalıların, aracın davacıya 110.000,00 TL bedelle satıldığı yönündeki davacı iddiasına herhangi bir itirazlarının dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre aracın davacıya davalı ... Ltd.
Şti.tarafından 110.000,00 TL bedelle satıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı, davalıların ithalatçı ve satıcısı olduğu dava dilekçesinde özellikleri yazılı bir adet minibüsü sıfır olarak 110.000,00 TL'ye satın aldığını, aracın teslim alınmasından hemen sonra, üretimden kaynaklı çeşitli arızalar yaşadığını, sık sık servise götürülen araçtan gerekli şekilde istifade edilemediğini, aracın halen arızalı olduğunu ileri sürerek, TBK'nın 227.maddesi uyarınca araç için ödediği bedelin iadesini talep etmiş, daha sonra davacı vekilince verilen ıslah dilekçesi ile dava ıslah edilerek aracın ayıpsız misli ile değişimi talep edilmiş ;
davalılar ise araçta gizli ayıp bulunmadığını savunmuşlardır.Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporlarına göre imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp bulunduğu gerekçesiyle aracın misliyle değişimine karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Dava konusu aracın ticari araç olduğu, tarafların da tacir olduğu nazara alındığında ticari satıma ilişkin eldeki davada mahkemenin görevli olmadığı yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğundan uyuşmazlığın TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.Türk Borçlar Kanunda düzenlenmiş olan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, bir akdi sorumluluk türü olduğundan, sadece satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerlidir.
Bunun bir sonucu olarak, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna bağlı olarak alıcıya tanınan seçimlik haklar da (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, değiştirme hakları) alıcı tarafından satıcıya karşı ileri sürülebilecek haklar şeklinde düzenlenmiştir.
Şu halde, alıcının, ayıba karşı tekeffüle dayanan seçimlik haklarını, satıcı dışındaki kişilere, yani satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmek suretiyle onları ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu tutması mümkün değildir. Aynı şekilde, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişileri, akdi sorumluluğa ilişkin genel hükümler ( TBK.md.112 vd.) uyarınca sorumlu tutması da mümkün değildir.
Böylelikle alıcı, satıcı dışındaki üçüncü kişilere, TBK'nın 112.maddesi hükümlerine dayanan bir tazminat talebi de yöneltemeyecektir.
Her ne kadar, Tüketicinin Korunmasına İlişkin Kanunun "ayıplı mal" başlıklı 4'üncü maddesinde, tüketici konumundaki alcının, ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik haklarını satıcı dışındaki üçüncü kişilere (üretici, ithalatçı, acente) karşı da yöneltebilmesi imkanı düzenlenmişse de, bu hüküm sadece bir tarafını tüketicinin oluşturduğu sözleşme ilişkilerinde (tüketici işlemlerinde) uygulama alanına sahip olduğundan, inceleme konumuzu oluşturan "tacirler arası ticari satımlarda" uygulama alanı bulamayacaktır.
Sonuç itibariyle, inceleme konumuzu oluşturan tacirler arası ticari satımlarda, satıcının ayıplı mal teslim etmesi halinde, alıcının, akdi sorumluluğa dayanan talep haklarını, satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmesi mümkün değildir.Somut olayda dava konusu araca ilişkin garanti belgesi temin edilememiş ise de, aracın model yılına benzer başka araçların garanti belgesi temin edilmiş olup, davalı ...
AŞ'nin 2 yıl süreyle garanti verdiği, davalı ... AŞ'nin aracın ithalatçısı olduğu, aracın davacı yanca ileri sürülen tırlama sesi arızasının ortaya çıkmasından sonra ilk olarak 06.03.2015 tarihinde yetkili servise getirildiği, iş emri ve müşteri istek forumuna göre yetkili servis tarafından garanti kapsamında bedelsiz arızanın giderildiği, davalı ... Ltd. Şti.'nin satıcı, davalı ...
AŞ'nin ise garanti veren ithalatçı olarak her ikisi birlikte alıcıya karşı üretimden kaynaklanan ayıplardan dolayı sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davalıların husumete ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dava, ticari satım konusu aracın gizli ayıplı olduğu iddiasına dayanılarak TBK'nın 227. maddesi gereğince satılanı ayıpsız misliyle değiştirme istemine ilişkindir.Tacir olan taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.
Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür.
Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı).
TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir.
Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir.
Somut olayda, dosya içerisindeki garanti belgesi örneğinden 2 yıl süre ile davalı ... AŞ'nin garantisi mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Araç davalı ... Ltd. Şti.tarafından dava dışı ... AŞ'den sıfır km olarak satın alındığı, daha sonra 09.01.2015 tarihinde bu davalı tarafından davacıya satışının yapıldığı, davacıya aracın bu tarihte teslim edildiği görülmektedir.
Araçtaki ayıp gizli ayıp olduğundan ve ayıbının ilk olarak garanti süresi çerisinde ortaya çıkması üzerine 06.03.2015 tarihlerinde davalı servisine götürüldüğü anlaşılmakla ihbarın süresinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
(TTK m. 23/c ve TBK m.223/2) Bu sebeple aksi yöndeki davalı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava konusu araç üzerinde bilirkişi heyeti tarafından, mahkemece gerçekleştirilen keşif sonucunda fiziken inceleme neticesinde araçtaki ayıbın imalattan kaynaklı ve gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu bilirkişi kök ve ek raporları Dairemizce denetime elverişli ve hüküm kurumaya uygun bulunmuştur.
TBK’nın 227.maddesinde, "(1)Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
(4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.(5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Arızanın ortaya çıkması üzerine alıcı, öncelikle aracın onarımını talep etmiş, ancak aracın kısa süre içerisinde aynı arızayı tekrar etmesi nedeniyle kendisinden yararlanılacak şekilde tamir edilmemesi üzerine ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir.
Diğer bir anlatımla, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme hakkını kullanmasına rağmen, araçtaki ayıplar garanti süresi içinde giderilememiş ve ayıpların tam ve kalıcı olarak giderilmemesi nedeniyle bu seçimlik hakkın kullanıldığından söz edilemez.
TBK'nın 227. maddesinde ve garanti sözleşmesindeki seçimlik haklardan ücretsiz tamir hakkının seçilmesi ve araçtaki ayıbın giderilerek aracın ayıpsız şekilde davacıya teslim edilmiş olması halinde artık davacının başka bir hakkı kullanamayacağı kabul edilebilirdi.
Araçtaki ayıbın kalıcı olarak giderilmemesi nedeniyle, ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebi yerinde olup, mahkemece, araç üzerinde inceleme yapılarak konusunda uzman bilirkişilerden alınan ayıbın belirlenmesi nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesinde mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı ...
AŞ vekili kullanım bedelinin, davacının elde ettiği yararların da araç bedelinden düşülmesini, değer kaybının tespiti gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, somut olayda aracın misliyle değişimine karar verildiği, satış bedelinin de davalı satıcının uhdesinde ve tasarrufuna açık bulunduğu (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 09/02/2014 tarihli, 2013/6084 E.2014/3237 K; 17/05/2012 tarihli 2011/13713 E. 2012/8309 Karar sayılı kararı) dikkate alındığında davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Kaldı ki araçta değer kaybı oluşturacak bir durumun varlığı da iddia edilmediği gibi tespit edilmemiştir.Davalı ... AŞ vekilince, araç üzerinde varsa rehin, haciz vergi borcu ve sair tahditlerden ari olarak iadesi gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.Mahkeme hükmünün infazı anına kadar aracın davacının elinde kalacak olması nedeniyle, çeşitli şekillerde aracın üzerine haciz veya rehin gibi kısıtlamaların konulması ihtimal dâhilindedir.
Bu nedenle mahkemece, davalı satıcıya iade edilecek aracın her türlü takyidattan ari olarak iadesine karar verilmesi gerekir. Aksi hâlde rehinli veya kaydında haciz bulunan bir aracın iadesi hâlinde hüküm ile korunan edim dengesi bozulacağından, birlikte ifa edilecek edimlerde dengenin korunması amacıyla aracın her türlü takyidattan arındırılarak davalılara teslimine karar verilmesi gerekir. Davalı ...
AŞ vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi açıklanan gerekçeyle yerinde görülmüş ve kararın bu yönden düzeltilmesi için kaldırılması ve Dairemizce yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Diğer yandan, TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiş olup maddenin 1.1 bendinde satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme seçimlik hak olarak sayıldığı gibi 4. bentte imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme de alıcının seçimlik hakları arasında sayılmıştır.
Somut olayda, ayıplı aracın misliyle değiştirilmesi talep edilmiş olduğundan ve mahkemece de bu talep kabul edildiğinden, bir diğer deyişle sözleşmeden dönme söz konusu olmadığından gerekçeli kararda ve hüküm fıkrasında ''sözleşmeden dönme'' ibaresinin kullanılması hatalı olmuştur.Dairemizce yeniden hüküm kurulurken bu husus da resen nazara alınarak ''sözleşmeden dönme'' ibaresi de gerekçeden ve hükümden çıkarılmıştır.
Açıklanan bu gerekçelerle, davalılar vekillerinin istinaf başvuru nedenleri kapsamında dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ...
Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine; davalı ...AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1046, K. 2024/1676, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama