KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1152
- Karar no
- 2024/1362
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17.02.2021
- Numarası
- 2017/610 Esas - 2021/123 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı
Karar Metni
1.174 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Forklift (İş Makinesi) satış, kiralama, bakım, onarım ve yedek parça satışı ile iştigal ettiğini, bu kapsamda davalı ...’nun sahibi olduğu “...” isimli şahıs şirketine 2016 yılı Mayıs – Ağustos ayları içerisinde toplam 11.251,23TL tutarında Forklift yedek parçası satışı yapılarak teslim edildiğini, teslim edilen yedek parçalara ilişkin irsaliyeli fatura örneklerinin icra dosyası içerisinde mevcut olduğunu, faturaların davalıya ...
Kargo Şirketi aracılığı ile teslim edilmiş olup kargo gönderi kayıtlarının ilgili kargo şirketinden teyit edilmesinin mümkün olduğunu, ayrıca tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme neticesinde de haklılıklarının ortaya çıkacağını, bahsi geçen borcun ödenmesi için davalıya defaten sözlü olarak başvurulmuşsa da herhangi bir ödeme alınamadığını, bunun üzerine taraflarınca İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ...
Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak bu kez de davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ...
Esas sayılı dosyası kapsamında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalı-borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddia ettiği olguların hukuki işlem mahiyetinde bir işlemden ibaret olup davacının iddialarını kabul etmediğini, davacının iddiasını ancak yazılı ve kesin delille ispat etmesi gerektiğini, davacının ileri sürdüğü faturaların ve ileri sürdüğü delillerin söz konusu iddiaları ispata elverişli olmadığını, söz konusu faturaları kendisinin teslim almadığını, böyle bir alışverişten haberdar olmadığını, evraklarda imzasının bulunmadığını,
davacının temerrüt ihtarı olmadığı halde faiz talebi ile alacağın varlığının yargılamaya muhtaç ve likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin de yerinde olmadığını belirterek davacının yasal dayanaktan yoksun, haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde tarafların ticari kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi incelenmesine karar verilmiş davalı taraf inceleme günü ticari kayıtlarını sunmamıştır.
Davacının ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının davalıdan alacaklı olduğunun anlaşılmış..." olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şart ve koşullarda devamına, asıl alacak olan 11.251,23 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkeme tarafından eksik ve hatalı inceleme ve değerlendirme yapılarak davacı beyan ve iddialarına dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, oysa ki davacı, davalı ile aralarında ticari satım ilişkisi olduğunu ve malların teslim edildiğini belirtmiş olmasına karşın malları teslim ettiğini ispatlayamadığını, Davacı her ne kadar irsaliyeli fatura düzenlediğini ve bunları kargo firması aracılığı ile teslim ettiğini ileri sürmekte ise de davacının düzenlemiş olduğu irsaliyeli faturaların teslim alan kısımları boş olduğu gibi kargo belgelerinden gönderinin fatura olduğunun da anlaşılmasının mümkün olmadığını,
Kaldı ki kargo gönderilerinin ağırlıkları da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere son derece (5 gr) düşük ağırlıkta olup (boş zarf dahi kargo zarfı içerisine konulsa yaklaşık bu ağırlık eder) ticari satıma konu edildiği ileri sürülen malların kargo ile de gönderilip teslim edilmediğinin açık olduğunu ve davacı fatura içeriği malların teslim edildiğini başkaca deliller ile de ispatlayamadığını, Sonuç itibari ile ticari satımda satıcının borcu malı teslim etmek, alıcının borcu ise bedelini ödemek olmasına karşın davacı dava ve takip konusu fatura içeriği malları teslim ettiğini ispat edemediğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalara dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya, takibe dayanak gösterdiği faturalar kapsamında forklift yedek parçaları sattığını ileri sürerek alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise fatura konusu malları teslim almadığını ileri sürerek borçlu bulunmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak alınan bilirkişi raporunda davacının takip tutarı 11.251,23 TL kadar alacaklı görüldüğü gerekçesiyle davanın kubulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Davacının tanzim edip karşı tarafa gönderdiği ve kendi ticari defterlerine kayıtladığı faturalar tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz.
Ayrıca fatura alacaklısı tarafından fatura konusu mal ve hizmetin borçlu davalıya teslim edildiğinin de kanıtlanması gerekir. Davacı tarafından sunulu faturaların irsaliyeli fatura olmasına karşın, faturalarda teslim alan kısmında davalı imzası bulunmadığı gibi, fatura konusu malların davalıya teslimine ilişkin başkaca bir delil de sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu meyanda davacı yanca irsaliyeli faturaların davalıya kargo ile gönderildiği ve teslim edildiği ileri sürülmüş, buna ilişkin gönderi belge örnekleri dosyaya kazandırılmış ise de fatura konusu malların teslimine ilişkin kanıt sunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı yanca HMK'nın 222/son hükmü uyarınca münhasıran davalı defterlerine delil olarak dayanılmadığı gözetildiğinde, davalının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmaması da sonuca etkili olmaz.
Yargılamanın son celsesinde davacı vekilinini başkaca sunulacak delil bulunmadığına dair beyanda bulunduğu gibi, davacı yanca açıkça yemin deliline de dayanılmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davacı yanca alacağa dayanak fatura içeriğindeki malların davalıya tesliminin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve sonuçta davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1152, K. 2024/1362, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama