KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Dosya no
- 2021/1401
- Karar no
- 2024/1224
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23.03.2021
- Numarası
- 2020/532 Esas - 2021/196 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.485 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkilinin davalıdan 9.541,00 USD cari hesap alacağı bulunduğundan, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili aleyhine başlatılan takibe, müvekkil şirketin borcu bulunmadığından itiraz edildiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya, defter inceleme günü belirlenerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; defter inceleme gün ve saatinde tarafların defterlerini hazır bulundurduğu, 02.03.2021 havale tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, tarafların ticari defterlerinin lehlerine delil teşkil ettiği, taraflara ait ticari defter kayıtları ile BA-BS form beyanlarında fatura adet ve tutar bilgisinin birbirleri ile uyumlu olduğu,
takibe konu bir adet döviz cinsinden faturanın TL karşılığının davalı taraf defterinde kayıtlı olmasından taraflar arasında yabancı para üzerinden hizmet akdi kurulduğu, bu sebeple her ne kadar bilirkişi raporunda TCMB Döviz Alış Kuru üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle davacı tarafın davalıdan 9.536,63 USD alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, hesaplama yapılırken TCMB Döviz Efektif Kuru üzeriden hesaplama yapılması gerektiği, bunun da basit bir matematik hesabını gerektirmesi karşısında,
usul ekonomisi ve yargılamada hedef süre hususları bir bütün olarak gözetilip bu hususta yeniden bilirkişi raporu alınmayarak mahkememizce TCMB Döviz Efektif Kuru üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle, davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalıdan 9.541,00 USD alacaklı olduğu olduğu, sonuç itibariyle bilirkişi raporunun denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Kamu Bankalarının USD mevduatlarına uyguladıkları yasal faizin talep edilebilmesinin mümkün olduğu,
yine her ne kadar icra takibi 9.541,00 USD asıl alacak ve 17,14 USD işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 9.558,14 USD üzerinden yapılmış ise de davacının dava dilekçesindeki talebinin 9.541,00 USD asıl alacağa ilişkin olduğu ve dava açılırken harca esas değerin bu değer olarak gösterildiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile 9.541,00 USD asıl alacağın (dava tarihi olan 02.07.2020 tarihi itibariyle efektif kuru 9.541,00x6,86=65.451,26 TL) üzerinden takibin devamına,
alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun madde 4/a uyarınca Kamu Bankalarının USD mevduatlarına uyguladıkları yasal faizin uygulanmasına, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince 9.541,00 USD asıl alacak üzerinden %20 oranında belirlenen 1.908,20 USD icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafından inkâr edilmeyen ticari ilişkiden kaynaklanan 06.08.2019 tarih ve 13.200,00 USD bedelli faturaya ilişkin, 17.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, mahkemece hatalı şekilde dava tarihindeki efektif kur esas alarak TL cinsinden takibin devamına karar verildiğini, oysa TBK'nın 99. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, ödeme tarihindeki rayiç değerinin tahsiline karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında konusu yabancı para olan bir sözleşme kurulduğunu,
dövizli faturanın Türk Lirası karşılığının faturada yazılı olması sebebiyle sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade bulunmadığını, bu nedenle takip gibi filli ödeme günündeki kur üzerinden ödenmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım ilişkisinde faturaya bağlanmış alacığının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TBK'nın 99. maddesi. "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder.
Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı alacaklıya geçmektedir. Yine uyuşmazlık konusu dayanak faturaların tamamı yabancı para (Amerika Doları ) birimi üzerinden düzenlenmiş olup, bu durum taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. Dava konusu fautranın bir kısmının ödenmesine karşın, bakiye kısmının ödenmediği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında TTK'nın 89 ve devamı anlamında yazılı şekilde düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmaması, davacının faturadan kaynaklanan alacağının bulunmadığını göstermez. Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan bu alacak yönünden, yabancı para üzerinden ticari ilişki kurulmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Takip talebinde, alacağın fiili ödeme tarihindeki Türk lirası karşılığının tahsili talep edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, TBK'nın 99. maddesi dikkate alınarak, itirazın iptali ile takip konusu alacağın fiili ödeme tarihindeki Türk lirası karşılığının tahsili için itirazı iptaline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 33 ve 355.
Maddeleri uyarınca Dairemizce rene yapılan incelemede, icra inkar tazminatının yabancı para cinsinden hüküm altına alındığı görülmüştür. HMK'nın 33 ve 355. maddesine göre, bu husus istinaf konusu edilmemiş olsa dahi incelenebilecektir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.11.2021 tarih ve 2021/10400 Esas - 2021/10652 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, icra inkâr tazminatına yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerekmektedir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup resen gözetilmesi gerekir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 13.03.1998 tarih ve 1997/8802-1998/1702 E- K.sayılı kararında, mahkemelerce yabancı para cinsi üzerinden verilecek icra inkâr tazminatına ilişkin ilkeler belirlenmiş ve bu tür tazminatın, takip tarihindeki Türk lirası karşılığı üzerinden hükmedileceği belirlenmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesinde düzenlenen ve yasadan kaynaklanan inkâr tazminatı, TTK'nın 99. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, bu tür bir tazminatta taraflar arasında anlaşma veya sözleşmeden söz edilemeyeceğinden, tazminatın Türk lirası cinsinden belirlenmesi kamu düzenine ilişkin görüldüğünden, hükmün bu yönü ile de resen düzeltilmesi gerekmiştir.
Takip talebinde takip konusu alacağın harca esas Türk lirası değeri üzerinden İİK'nın 67. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle.
HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1401, K. 2024/1224, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama