İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/402 K.2024/811

Taraflar arasındaki Fesih- Ortaklıktan Çıkarma- Sorumluluk davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada…

Esas2021/402Karar2024/811Tarih16 Mayıs 2024Okuma14 dk · 2.766 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Mayıs 2024
Dosya no
2021/402
Karar no
2024/811
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
21.10.2020
Numarası
2014/431Esas - 2020/645 Karar
Dava
Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin
Karşı dava
Ortaklıktan İhraç
Dava tarihi
21/04/2009
Dava
Fesih- Ortaklıktan Çıkarma- Sorumluluk
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.766 kelime·14 dk okuma

Taraflar arasındaki Fesih- Ortaklıktan Çıkarma- Sorumluluk davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ANA DAVADA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili davacı ...'nun %33 hisse ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne İstanbul Ticaret Odasına tescil tarihi olan 2005 yılından bu yana mümessillik ve gemi bakım onarım konuları ile iştigal ettiğini, bu şirket ile organik bağı bulunan, unvanı, işletme adı ve ortaklık yapısı aynı olan ...

Ltd. unvanlı şirketin de British Virgin İslands ülkesinde mukim ve bu ülkenin vergi mevzuatına tabi olduğunu, bu şirketin ... şirket olarak kullanıldığını ve hiç bir surette ticari işlem tarafı olmamasına rağmen davalı şirketin elde ettiği tüm gelirlerin bu ... şirketine devredildiğini, müvekkilinin kurucu ortağı olduğu, fesih ve tasfiyesi talep olunan davalı ... Ltd.

Şti'nin satış ve pazarlama sorumluluğunu üstlendiği 2005-03/04/2008 tarihine kadar şirket müdürü sıfatıyla çalışmalarını sürdürdüğünü ve diğer ortaklara nazaran şirketin kar elde etmesinde daha üstün bir çaba sarf ettiğini, 03/04/2008 tarihinde usul ve yasaya aykırı olarak yapılan Ortaklar Kurulu Kararı ile müdürlük görevinden azledildiğini, bu tarihten sonra da davalı şirketin hesapları ve ticari faaliyetleri konusunda bilgilendirilmediğini ve müvekkiline kar payı alacağının ödenmediğini, müvekkilinin adeta fiili olarak ortaklıktan dışlandığını,

... şirket olarak kurulan ve davalı şirketin gelirlerinin devir ve temliki yolu ile gelir elde eden ... Ltd. unvanlı şirketin tüm gelirlerinin Hollanda Amsterdam'da bulunan ... Bankasında muhafaza edilip sonrasında şirket ortakları arasında pay edildiğini, davalı şirket ile organik bağı bulunan ...

Ltd. unvanlı şirketin banka hesaplarında bulunan bakiyelerin transferinin sağlanması amacıyla tanzim olunan transfer talimatlarında müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, şirket hesaplarının kötü niyetli olarak boşaltıldığını, şirket hesaplarının müvekkilinin hak ve menfaatleri aleyhine kullanılması ve müvekkilinin imzasının taklit edilmesi sebebiyle müvekkilinin daha fazla zarara uğramaması açısından Amsterdam Bidayet Mahkemesine başvurulması ile şirketlere ait hesapların ihtiyaten haczinin talep edildiği ve tedbir kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkiline ait e-posta hesaplarının kapatıldığını,

iftiralar atıldığını ve müvekkiline manevi zararlar ika edildiğini, şirket ortaklarından ...'ın ortağı olduğu davalı şirket ile faaliyet konusu aynı olan ... Ticaret Ltd.

Şti'ne ortak olduğunu ve davacı aleyhine haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, davalı şirketin kötü yönetildiğini ve ortaklar arasında mevcut olan husumet nedeniyle davalı şirketin gayesine ulaşmasının mümkün olmaması nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesinin gerektiğini belirterek, davacı müvekkilinin hak ve menfaatlerinin daha da zarar görmemesi, fesih ve tasfiyesi talep olunan davalı şirketin borçlandırılmaması ve kötü yönetilmesinin engellenmesini teminen şirkete kayyım tayinine, müvekkilinin hissedarı bulunduğu davalı şirket ...

Ltd. Şti'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle. Müvekkilleri ... ile ...'ın kurucusu oldukları ... Tic.

Ltd. unvanlı şirketin 08/02/2005 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesine tescil ve ilan edilerek kurulduğunu, 22/06/2005 tarih ve 2005/2 sayılı Ortaklar Kurulu Kararına göre, şirket hissedarları ... ve ... tarafından yapılan devir sonucunda şirket dışından davacı ...'na şirketin %33 hissesinin devredildiğini ve sermaye miktarlarına göre ortaklık dağılımının %34 ..., %33 ... ve %33 hissenin ...'na ait olacak şekilde yapıldığını, şirket müdürünün de ...'nun 10 yıl süre ile seçilerek şirket kaşesi altında atacağı münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığını, davacı ...'nun özen yükümlülüğüne aykırı davranışları,

şirkete zarar verecek ve karşılıklı güveni sarsacak niteliğe ulaşan ve müvekkilleri ile davacı arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar neticesi 29/04/2008 tarihli ve 7051 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen 03/07/2008 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile ...'nun müdürlük görevinden azline, münferit imza yetkilisi olarak ... ile ...'ın devam etmesine karar verildiğini, davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü beyanları kabul etmediklerini, TTK 549.

Maddesi uyarınca Limited Şirketin feshini dava etmek için aranan haklı sebebin bulunmadığını, dava dilekçesinde yer alan davalı şirketten ayrı, yabancı bir tüzel kişilik olan ...

Ltd isimli şirket hesapları hakkında ileri sürülen iddia ve taleplerin iş bu davanın konusunu oluşturmadığını beyan ederek davacı yanın açmış olduğu haksız davanın reddi ile; karşı davasında özetle; limited şirket ortağının Şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebilmesi için haklı bir sebebin varlığının şart olduğunu, davalı-karşı davacının kötü niyetli ve ispata dayanmayan beyanları karşısında şirketin tasfiyesini gerektiren muhik sebebin bulunmadığını,

ancak bu durumda şirket ortağı ...'nun şirketi sona erdirmek istemesinin ortaklıktan çıkarılması için haklı sebebin var olduğu gerekçesiyle davacı karşı davalının şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarılmasına dair karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN KAPATILAN KADIKÖY 1. ATM'nin 2011/666 ESAS SAYILI DAVADA Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle: ana davadaki savunmaya konu iddialarını tekrarlayarak, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin zarara uğradığı değerin tespiti ile 10.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini ve ayrıca şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle: davacı vekilinin ileri sürdüğü dava konusu olayın zamanaşımına uğradığını, davacının iş bu davayı açabilmesi için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, şirketin gelirlerinin önemli bir bölümünün başka bir şirkete aktarıldığı iddiasının ispatlanması için hiçbir belge ve bilginin ibraz edilmediğini belirterek, haksız ve dayanaksız iddialarla açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamına göre, davacı-karşı davalının şirketin feshini talep ettiği, ancak bu talebini TTK'nun 549/4.

Maddesinde sayılan haklı sebeplere dayandırmadığı, şirketin feshini gerektirecek başkaca somut bir delil sunmadığı ve neticeten şirketin feshini gerektirecek bir olgunun varlığını kabul etmek imkansız bulunmuş, ana davada davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacı şirket aleyhine açılan davalı-karşı davacı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın reddine, davacı-karşı davalının fesih ve tasfiye talebini şirkete yöneltmesi yeterli olacakken davalı-karşı davacı gerçek kişilere de yöneltmesi karşısında pasif husumet doğduğu anlaşıldığından davacı- karşı davalının davalı ...

Tic. Ltd.

Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin davada şirketin davacı dışındaki diğer ortakları olan davalılar aleyhindeki davanın, bu davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Ana davada davalı-karşı davacı şirketin açtığı karşı davası yönünden; taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık neticesi oluşan güven duygusunun kaybı hususu göz önüne alındığında, davalı şirketin üç ortak ile devamında tarafların yararı bulunmadığı, taraflar arasında derin güven kaybı doğduğu,

davacı ortağın, ortağı olduğu şirketin devamı ticari hayatını sürdürmesi imkan dahilinde iken feshini talep etmesi şirket yönünden davalının çıkartılmasını talep etme noktasında haklı bir neden oluşturduğu kanaatine varılmakla; davacı-karşı davalının ortaklıktan çıkarılmasına dair şirket tarafından açılan davanın kabulüne, davalı-karşı davacılar ... ve ... tarafından davacı-karşı davalı ... aleyhine açılan karşı davanın, ortaklar olan bu davalı-karşı davacıların,

diğer bir ortağın ortaklıktan çıkartılması davası açabilmeleri hususunda aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine dair hüküm tesis olunmuştur.

Birleşen dava yönünden ise; davacının ispat edilen bir zararının tespit edilemediği, zararın varlığı ve miktarının ispatlanamadığı görüldüğünden, davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacılardan talep ettiği tazminat isteminin reddine..." denilerek, asıl dava yönünden, davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın reddine, davacının, davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu davalı ... Tic. Ltd.

Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın, davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Karşı dava yönünden davalı-karşı davacı ... Tic. Ltd. Şti.

Tarafından davacı ... aleyhine açılan karşı davanın kabulü ile; davacı-karşı davalı ...'nun davalı-karşı davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacılar ... ve ... tarafından davacı ... aleyhine açılan karşı davanın, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şart yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine, 2011/666 (Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin) esas sayılı birleşen dosyasındaki dava yönünden.

Davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan tazminat davasının reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- karşı davada davalı ve birleşen davanın davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı- karşı davada davalı ve birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararında bilirkişi raporları ile tarihlerine yer verildikten sonra herhangi bir ayrıntılı gerekçeye yer verilmeden istinafa konu kararın oluşturulduğunu, kararda davadaki talepler yönünden delil tartışması ve gerekçe bulunmadığını, Fesih istemi kapsamında kararda sözü edilen TTK 549.

Maddesinin mülga kanuna ilişkin olduğunu, oysa 6103 sy Türk Ticaret Kanunun Yürürlülüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun dikkate alındığında, somut olayda 6012 sy yeni TTK hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, mahkemenin mülga kanun hükümleri uyarınca gerekçe oluşturmasının doğru olmadığını, bununla birlikte gerek eski gerekse yeni kanunda fesih nedenlerinin sayma yolu ile belirlenmediğini, haklı nedenler kapsamında feshe karar verilebileceğinin düzenlendiğini, Bir an için verilen kararda ortaklığın feshini gerektiren muhik bir sebebin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilse dahi ,

karşı davanın kabulü halinde ortaklık payının ihracına karar verilen müvekkile ödenmesi yönünde her hangi bir karar oluşturulmamış olmasının da yasaya aykırı olduğunu, Tüm bunlardan ayrı olarak.

Dosyada sabit olduğu üzere , davalı şirketin ortaklık yapısının yargılama sürecinde değiştiğini, şirket ortaklarından davalı ... şirketteki hissesinin tamamını Kartal ....Noterliğinden 24.01.2013 tarihli ... yev.sayısı ile tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile diğer ortak ...'a devir ve temlik ettiğini , bu husus Türkiye Ticaret Sicilli gazetesinin 21.03.2013 tarihli 8283 sayılı nüshasından yayınlanarak tescil ve ilan edildiğini, bu suretle davalı şirketin ortaklık yapısı 2 kişiye düşmüştüğünü, 2013 yılından sonra şirketin gayri faal olduğu dikkate alındığında ,

verilen kararda "hali hazırda davalı şirketin üç ortaklı olduğu ve davacının ayrılması halinde iki ortak devam edebileceği hususu dikkate alındığında davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin haklı nedene dayanmadığı yönünde kanaate varılmıştır" şeklinde gerekçenin de temelsiz kaldığını, Aynı ortakların ...

Ünvanlı British Virgin Island ülkesinde başka bir şirketleri olduğu, aynı ortaklık yapısı ve ünvan altında yurt dışında başka bir şirket kurulmasınından , şirketin daha avantajlı olan bu ülkenin vergi mevzuatına tabi olmasının amaçlandığı , nitekim Davalı ...

Ltd Şti nin elde ettiği tüm gelirlerin bu şirkete aktarıldığı , davalı diğer şirket ortaklarınca müvekkilin imzasının taklit edilerek Yurt dışında kurulan bu şirketin hesaplarının boşaltıldığı , müvekkilin temsil ve imza yetkilerinin diğer ortaklarca elinden alındığı , müvekkil adına olan şirket e mail hesaplarının kapatıldığı , şirket ortaklarından ... ın .... Ltd.Şti.

Ünvanlı başka bir şirkete ortak olduğu, tarafların ortak olduğu şirket ile aynı konularda faaliyet gösteren bu şirket üzerinden TTK 56 maddesi hükümlerine aykırı olarak haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunulduğu , şirketin kötü yönetildiği , ortaklar arasında mevcut olan husumet nedeni ile davalı şirketin gayesine ulaşmasının mümkün olmadığı belirtilerek fesih ve tasfiyesi talep edildiği,

bu iddiaların kanıtlandığını, buna rağmen bu iddialar kapsamında mahkemece değerlendirme ve tartışma yapılmadan karar verildiğini, Birleşen sorumluluk davasında ise ilk derece mahkemesince , sadece " birleşen dava yönünden ise davacının ispat edilen bir zararın tespit edilmediği, zararın varlığı ve miktarının ispatlanamadığı görüldüğünden" gerekçesi ile hüküm kurulduğunu, bu dava yönünden de iddia ve talepleri kapsamında gerekçe yazılmadan red kararı verildiğini, Yargılama sürecinin başında alınan raporlarda müvekkilinin pay değerinin 153.157,91 TL olduğunun tespit edildiğini, belirtildiği,

17.12.2019 tarihli raporda , şirketin güncel pay değerinin hesaplanması noktasında yapılan incelemelerde şirketin borca batık olduğu , dolayısı ile davacının bir pay değerinin kaydi olarak bulunmadığı , ancak davacının 2008 yılından bu yana davalı / karşı davacı şirkette müdür olarak görev yapmadığı , şirketin müdürlük görevini önce her iki davalı ... ve ... ın , ardından Davalı ... ın 2013 yılında hisselerini ... a devretmesinden sonra , davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini , 2013 yılından bu yana davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı ,

gayri faal olduğu gelinen bu durumda davacının kusuru olmadığının tartışmasız olduğu 2009 yılından bu yana devam eden ve üstelik 2011 yılında davacının pay değeri 153.157,91 TL olarak belli iken 2013 yılından bu yana davalı şirketin ticari faaliyette bulunmaması ve zarar etmesinde davalıların sorumlu sayılması gerekeceği kanaatine varıldığı beyan edilmesine rağmen bu hususların gerekçe de tartışılmadığını,

yine bilirkişi raporlarında davalı Müdür ... ın davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı ... şirketinde Müdür olarak görev yapması karşısında davalıların bu eylemlerinin ... şirketinin zarara ve davalıların sorumluluğuna yol açabilecek nitelik taşıdığı da belirtilmesine rağmen mahkemece değerlendirilmediğini, Özet olarak İlk derece mahkemesi yargılama aşamasında , şirketin dava süreci içinde içinin boşaltılmasının engellenmesi amacı ile şirkete kayyum atanması taleplerimini reddederek davalı diğer ortaklarca şirketin içinin boşaltılmasına yol açtığını,

yine kayyum atanması sureti ile yurt dışında yerleşik firmanın hesap hareketlerinin celbi imkanı ortada iken bu talepleri reddederek , ispat olanağını ortadan kaldırdığını, adil yargılama süreleri kat be kat aşılarak yapılan yargılama sonucunda daha 30.12.2010 tarihinde (Kabul anlamında olmamak üzere) müvekkilin pay değeri 153.157,91 TL. olarak tespit edilmiş iken bu değerin davalılarca yok edilmesine seyirci kalarak usul ve yasaya aykırı olarak kararını oluşturduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,

kararın lehlerine kaldırılmasına ve davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, davalı limited şirketin feshi ve tasfiyesi, karşı dava şirket ortaklığından çıkarma, birleşen dava ise şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ana dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari limited şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi, karşı dava ise davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkindir. Birleşen dava, hukuki niteliği itibariyle, davacının da ortağı olduğu dava dışı ... Tic. Ltd.

Şti.'nin zarara uğradığı değerin tespiti ile 10.000 TL'nin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalılar aleyhine mahkememizde açılan dava ile ilgili olarak tarafların dilekçe safhası tamamlanmıştır. Bilirkişi incelemeleri yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacı şirketin %33 oranında ortağı olduğu, davalı-karşı davacı gerçek kişilerin şirket müdürü durumunda olduğu hususları ihtilafsızdır.

Ana davadaki temel uyuşmazlık davalı-karşı davacı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığı, karşı davadaki temel uyuşmazlık ise davalı-karşı davacı şirkette davacı-karşı davalının hissesinin bulunduğu ve kötü niyetli hareket ettiğinden bahisle ortaklıktan çıkarılması talepleri noktalarında toplanmaktadır.

İlk derece mahkemesince yazılın gerekçeli kararda, Deliller toplandıktan sonra, şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak 11.03.2011 tarihli, 02.07.2012 tarihli ve 27.01.2014 tarihli ek raporların alındığı, yine birleşen dava kapsamında 17/12/2019 tarihli yeni bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında ayrıntısı gösterildiği üzere, taraflar arasında güven bunalımının ortaya çıktığının anlaşıldığı, hali hazırda davalı ...nin üç ortaklı olduğu ve davacının ayrılması halinde iki ortak ile devam edebileceği hususu dikkate alındığında ve TTK 549/4 maddesi kapsamında somut delil sunulmadığı,

haklı nedenlerin kanıtlanmadığı yazılarak davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin reddine karar verildiği, bu talep yönünden davalı gerçek kişilerin pasif husumeti bulunmadığından bunlarla ilgili davanın bu yönden reddine karar verildiği, asıl davada davalı-karşı davacı şirketin açtığı karşı davası yönünden; taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlık neticesi oluşan güven duygusunun kaybı hususu göz önüne alındığında, davalı şirketin üç ortak ile devamında tarafların yararı bulunmadığı, taraflar arasında derin güven kaybı doğduğu,

davacı ortağın, ortağı olduğu şirketin devamı ticari hayatını sürdürmesi imkan dahilinde iken feshini talep etmesi şirket yönünden davalının çıkartılmasını talep etme noktasında haklı bir neden oluşturduğu kanaatine varılarak davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davanın kabulüne karar verildiği, gerçek kişi davalıların iş bu talep yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığından bu davacılar yönünden davanın usulden reddine karar verildiği, birleşen dava yönünden ise; davacının ispat edilen bir zararının tespit edilemediği, zararın varlığı ve miktarının ispatlanamadığı yazılarak birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkemelerin her türlü kararlarını ve ara kararlarını gerekçeli olarak yazılması Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin amir hükmüdür.

Mahkemece verilen kararda şirketin 3 ortaklı olup, iki ortakla ticari hayata devam edebileceği, fesih istemli davanın kanıtlanmadığı, fesih davası açan ortak yönünden çıkarma isteminin haklı görüldüğü, tazminat isteminin ise kanıtlanmadığına ilişkin gerekçe yazıldığı, bunun dışında her bir davadaki talep yönünden davanın reddi yada kabulüne ilişkin delil değerlendirilmesi yapılmadığı anlaşılmıştır.

Hangi hukuki sebeple ve hangi maddi vakıalar sabit görülerek veya görülmeyerek davalardaki taleplerin kabulüne veya reddine karar verildiği, iddia ve savunma gerekçelerinin nasıl aşıldığı gösterilmeden gerekçesiz olarak karar verilmiştir.

Kaldı ki asıl davada karşı dava olarak açılan şirket ortaklığından çıkarılma davası kapsamında kurulan hüküm ve gerekçesinde, çıkarılmasına karar verilen ortağın çıkma payı alacağı yönünden de hiçbir değerlendirme yapılmadan ve gerekçe yazılmadan karar verildiği anlaşılmıştır.Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir.

HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Gerekçe,

kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür.Somut olayda istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararında gerekçe bulunmamaktadır. Yani ilk derece mahkemesi, iddia ve savunma kapsamında delil değerlendirmesi yapmamıştır.

Karar, bu haliyle istinaf incelemesine elverişli değildir.Tüm bu değerlendirmeler ışığında, kararın bu haliyle istinaf denetimine elverişli bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, esasa dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu 21.10.2020 tarihli kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 16.05.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/402, K. 2024/811, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/402
Karar No
2024/811
Tarih
16 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/402 K.2024/412
  • İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/405 K.2024/103
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/406 K.2024/487
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/408 K.2024/389
  • Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/409 K.2024/310
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/411 K.2024/505

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.