KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/959
- Karar no
- 2024/1361
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 12/11/2020
- Numarası
- 2017/1202 Esas - 2020/566 Karar
Karar Metni
3.338 kelime·17 dk okuma·4 bölüm
DAVA.Alacak (Sigorta sözleşmesinden kaynaklı)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılardan .... Ltd vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...ve ....şirketleri arasında 01/01/2008 başlangıç tarihli "Kıbrıs Konsersiyumu anlaşması" imzalandığını; bu anlaşma gereğince bir şirketler birliği ortaklığı kurulduğunu; şirketler birliği ortakları reasüre ettikleri meblağlardan ...'nin %60, ...'un %30, ...'in %10 oranında sorumlu olduklarını; davacınında bu şirketler birliği arasında 2 adet reasürans sözleşmesi imzalandığını, birinci sözleşmede ferdi kaza / kritik hastalık ve reasürans sözleşmesinin ihlaline ilişkin reasürans sözleşmesi olduğunu ve 01/01/2015 - 30/06/215 tarihlerini kapsadığı;
reasürör payının %90 olarak belirlendiğini; ikinci sözleşmede ise reasürans sözleşmesinin ihlaline ilişkin reasürans sözleşmesi olduğunu, 30/06/2015 -31/05/2016 tarihlerini kapsadığını, reasürör payının %50 olduğunu; davalı gösterilen ...'nin ise müvekkili şirket ile konsorsiyum arasındaki sözleşmelerin imzalanmasında, hasar bildirim ve ihbarlarında ve tüm hasar süreçlerinin yönetiminde görevlendirildiğini; bu nedenle ...'nin müvekkili şirketin reasürans brokeri olarak atanmasının yanı sıra konsorsiyumun temsilcisi olarak görevlendirildiğini.
TTK 103/b maddesi uyarınca ... hakkında acentelik hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden talep edilen alacağın tamamından onun da davalılarla birlikte sorumlu olduğunu bildirerek; müvekkilinin bir sigorta şirketi olduğunu, müşterilerin sigorta ettirdiğini, müşterileriyle imzalanan sigorta poliçeleri gereğince risk doğup, ödemek zorunda kaldığında; ödeyeceği bedellerin davalı konsorsiyuma teminat altına aldırdığını; yukarıda tanıtılan iki adet sözleşme çerçevesinde müvekkilinin dava dışı müşterilerine karşıladığı sigorta bedellerinin davalılar tarafından sözleşmedeki oranlar çerçevesinde ödenmesi gerektiğini belirterek,
davaya konu olan 2017 yılının ilk çeyreği için davalıların ödemesi gereken ekstreyi 11/05/2017 tarihli yazı ile ....'ye ilettiklerini; konsorsiyumun temsilcisi olan ... şirketinin ...'yi arayarak detay istediğini; detayı da verdiklerini ama ödeme alamadıklarını; müvekkili ile mutabakata varmaktan da kaçındıklarını; karşı tarafın müvekkiline "ihbar sürecinin yerine getirilmediğini" bildirmek suretiyle ödeme yapmadıklarını belirterek;
oysa sözleşme gereğince müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirildiğini, ihbar sürecinin de yerine getirdiğini beyan ederek 474.170,56 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren merkez bankasınca belirlenecek avans faiziyle birlikte konsorsiyumdaki oranlar çerçevesinde davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini, acente konumundaki ...'nin de her bir davalıyla müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ...'nin aynı vekil ile verdiği cevap dilekçesinde; ...'nin brokerlik yönetmenliğine göre hizmet verdiğini, Türkiye içerisinde ya da dışarısındaki şirketlerin temsilcisi olmadıklarını; bu hizmetin sadece iki kurum arasında yapılan sigorta ve reasürans sözleşmesinin gerçekleşmesini ve idaresinin sağlandığını; bu sebeple ...'nin ...'nin temsilcisi olmadığını, dolayısıyla tazminat isteminden de husumet nedeniyle sorumlu olmadıklarını savunmuş;
davacının tutulduğu her iki reasürans sözleşmesinin koşullar bölümünün 1. Maddesinde "aylık prim ve tazminat bordroları ... tarafından yöneltilecek ve her ayın bitiminden sonraki 30 gün içerisinde baş sigortacıya ödenecektir. Reasürans sağlanmış şirket, kendilerine yapılan hasar bildirimini takiben 30 gün içinde ...'ye bildirmekle yükümlüdür.
Buna aykırı davranılması durumunda tazminat talebi reddedilecektir." dendiğini, bu düzenleme çerçevesinde 30 gün içinde ...'ye veya ...'ye herhangi bir bildirim yapılmadığını; son hasar tarihine göre en erken bildirimin 9 ay en eski bildirimin ise 1,5 yıllık olduğunu; bu sebeple dava konusu edilen teminatların kapsam dışında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ......
Şirket vekili, müvekkilinin 01/01/2008 - 31/12/2008 tarihli olan Kıbrıs Konsorsiyum sözleşmesinden ayrıldığını, davacının dayandığı sözleşmelerin bu gurup şirketlerin temsilcisi seçilen ve jeran şirket konumundaki ... tarafından imzalandığını; ancak imzalanan sözleşmelerde kendisinin yer almadığını, o tarihte topluluktan ayrılmış bulunduklarını, zaten jeran şirketinde kendilerini temsilen sözleşmeyi imzaladığına dair bir hususun yazılı olmadığını bildirerek kendileri yönünden davanın reddini talep etmiştir, kaldı ki, alacağında zaman aşımına uğradığını iddia etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, sigorta poliçelerinden kaynaklanan alacak davasıdır. Davacı şirket, müşterilerini sigorta eden bir şirket olup, dava dışı müşterileri yönünden risk doğup müşterilerine ödeme yaptığında, bu ödemelerin teminat altına alınabilmesi amacıyla; ileride yapacağı ödemelerden kaynaklanan riski Kıbrıs Konsorsiyumuna sigorta ettirmiştir.Davacı şirket ile Kıbrıs Konsorsiyumu arasındaki sözleşmeler 01/06/2015 tarihlidir.
Sözleşmeyi Kıbrıs Konsorsiyumunu temsilen jeran şirket konumundaki ... ... Şirketi imzalamıştır. Davacının dayandığı sözleşmelerde, davacının ve ...'nin imzası yer almakta, konsorsiyumu oluşturan diğer şirketlerin imzası yer almamakta, yine sözleşmede ...'nin hangi şirketleri temsilen sözleşmeyi imzaladığı da yer almamaktadır.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış olup, davacının talep ettiği ve dava dışı olan şirketlere yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin belgeler alınmış; uzman bilirkişilerden rapor ve ek rapor alınmış, tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Dosyanın bir bütün olarak değerlendirilmesinde. Kök raporda davalılardan ...'nin acente olmadığı, bu nedenle Kıbrıs Konsorsiyumu adına izafetin kendisine dava açılmasının mümkün bulunmadığı bildirilmiştir.
Ek raporda ...'nin sigorta brokeri olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce ...'nin davadaki durumu değerlendirilmiş olup, brokerin sigortalı adına en uygun olan risk yönetim ve sigorta programını tarafsız olarak hazırlayan danışman olduğu; sigortalıya "risk danışmanlığı" yaptığı; sigorta acentelerinin ise sözleşme ile bağlı oldukları sigorta şirketlerinin temsilcileri gibi görev yaptıkları, belirli bir sigorta şirketine bağlı çalışmalarının esas olduğunu; davamızda ...'nin Kıbrıs Konsorsiyumuna sözleşme ile bağlı olmadığı,
aynı dönemlerde bir çok sigorta şirketine brokerlik yaptığı, 27/05/2015 tarihli ve ... numaralı resmi gazetede yayınlanan brokerlik yönetmenliği çerçevesinde çalışan bir şirket olduğu ve bunun ticari kayıtlarından belli olduğu sebebiyle bu davalı yönünden açılan davanın pasif husumet yönünden reddine karar vermek gerekmiş.
Yukarıda tanıtılan Kıbrıs Konsorsiyum sözleşmesinin 01/01/2008 tarihli olduğu, 1 yıl süreli olduğunun sözleşmede açıkça yazıldığı; bu anlaşmanın bitimine 3 ay kala tarafların herhangi bir yazılı talebi olmadığı takdirde anlaşmanın aynı şartlarla bir yıl daha uzatılacağının kabul edilmiş olduğu nedeniyle; davalı ...
Şirket vekiline bu konsorsiyumdan davacı ile sözleşme yapılmadan çok önce ayrılmış olduğunu ileriye sürdüğü, bunun aksinin ispat edilmediği, tam tersine konsorsiyumun temsilcisi olan ... ...
Şirketince ...'in davacı ile sözleşme yapılmadan çok önce topluluktan ayrıldığını bildirilmesi karşısında; ...Şirketinin sözleşmeye taraf olduğunun ispatlanamadığı; davacının dayandığı sözleşmelerde taraf olarak sözleşme düzenlenmesine katılmadığı, sözleşmelerde jeran şirketin ...'i de temsil ettiğine dair herhangi bir tabirinde bulunmadığı karşısında davalı ... ... Şirketi yönünden davanın ispat edilemediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davalılar yönünden alınan kök rapor ve ek rapor nazara alınmak suretiyle, bu davalıların yani ... ... Ltd'nin davacının alacağından sorumlu oldukları; söz konusu sorumluluklarının %60 ve %30 oranlarında olduğu, buna göre davacının iddia ettiği 474.170,56 TL'nin 284.502,34 TL'sinin ...'den, 142.251,17 TL'sinin ise ......
Şirketinden tahsiline karar vermek gerektiği; zira bu iki şirketin halen Kıbrıs Konsorsiyumuna dahil oldukları; sözleşme ile davacının dava dışı müşterilerine ödediği sigorta bedellerini teminat altına aldıkları; davacı şirketin kendi sigortalarına ödediği hasar bedellerine ilişkin 2017 yılının birinci çeyrek ekstresini reasürans sözleşmeleri kapsamında teminat altına alındığından dolayı konsorsiyumun sözleşmeyle görevlendirdiği ... sigortaya 11/05/2017 tarihli yazıyla ilettiği; bunun üzerine topluluğun temsilcisi ...'nin 23/05/2017 tarihinde ... sigortayı aşarak doğrudan ....
Sigortayla irtibata geçtiğini ve davacının ...'ye gönderdiği hesap ekstresine ilişkin detay bilgileri talep ettiği. 24/07/2017 tarihli e-posta mesajıyla taraflar arasındaki mutap uygulamaların aksine ve haklı bir gerekçe olmaksızın ...'nin mutabakattan kaçındığı; ... Sigortanın sigortalı sıfatıyla reasürörden talep edeceği zararın sigorta ettiği rizikoyu karşıladıktan sonra bunun meydana getireceği zarar; yani ...
Sigortanın uğradığı pasif zarar olduğu; bu zararın reasörüre ihbar etmesi gerektiği; ... Sigortanın bu sigorta zararı, kendi sigortalısına yaptığı ödemenin rücularından sonra kalan kesin miktar olması gerektiği; ...
Sigortanın kendi sigortalılarıyla yaptığı sözleşmelerinde rizikonun gerçekleşmesi ve sigorta zararı ile reasürörler arasında hiç bir hukuki ilişkinin bulunmadığı; taraflar arasındaki reasürans sözleşmesinde "claims control claus" ın bulunduğunun doğru olmadığı, davacı. ... Kooperatifinin süresinde hasarları davalı ...... veya ...
Brokerliğine bildirmemesi sonucu, davalının reasürans anlaşmasının 3. Talep kontrol maddesi konusunda reasürans slibine böyle bir kloz eklemesinin bulunmadığını; tüm sigortacılar ve reasürans yöneticilerinin bu ifadelerin ne anlama geldiğini bildikleri hususunun kök raporda açıkça yazdığını; sigorta şirketi tanzim etmiş olduğu poliçelerde meydana gelen hasarları nasıl eksperler marifetiyle inceleyip tespit yaptıktan sonra hasar ödemesini gerçekleştiriyorlarsa davalı gibi olan reasürörlerinde meydana gelen hasarları her zaman inceleme yetki ve haklarının bulunduğu;
bu çerçevede sözleşmenin atıf yapılan 3. Maddesindeki "ekte tazminat talep kontrol maddesi" ifadesinin mevcut olduğu ancak böyle bir ekin yapılmadığı, bu nedenle davalı tarafın ödememe sebebinin yerinde olmadığı; davacı ...
Sigortanın "borç ödemesi" sigorta sözleşmesini davalı ile yaptığını; bu sigortalıya ait genel şartların sigorta konusunu tayin eden M.A.1'e göre " bu sigorta ile sigortacı, işsiz kalma ya da kaza veya hastalık nedeniyle geçici iş göremezlik hallerinin gerçekleşmesi sonucu sigortalının poliçede belirtilen ve sözleşmeye istinaden yapması gereken ödemelerini azami teminat tutarı ve süresiyle sınırlı olmak üzere teminat altına alır" genel şartların devamında teminat kapsamı teminat dışında kalan haller, ek sözleşme ile teminat kapsamına devam edilecek haller ve sigorta süresine ait şartların yapıldığını;
genel şartlarda sigorta ettirenin sözleşme yapıldığı sırada sigorta süresi içinde yapması gereken beyan yükümlülüğünün ihlali halinde sigortacının rücu hallerinin TTK hükümlerine uygun olarak düzenlendiği; olayda sigorta edilen rizikonun gerçekleşmesi ile sigorta ettirenin maruz kalacağı zarardan davalı konsorsiyumun sorumlu olması gerektiği; bunun nihai bir zarar olmadığı, genel şartlarda gösterilen sigortacının sigorta ettirene rücu etme imkanı varsa gerçek zararın rücu edilen tutardan kalan kısım olduğu; bu zararı ödemek borcu sigorta teminatının konusu olduğu,
bu çerçevede davacının dava dışı sigortalılara yapmış olduğu ödemeleri rücu ettiğini, buna ilişkin belgeleri brokere verdiği, tazminat miktarını hesaplayan kök raporda ayrıntılı olarak davacının müşterilerine yaptığı ödemelerin hesaplandığı, tespit edildiği; kök ve ek raporun mahkememizce kontrol edildiği ve hukuka uygun bulunduğu; davalının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde sorumluluğunun söz konusu olduğunu; her ne kadar topluluktan ... şirketinin ayrıldığı kabul edilse dahi mahkememizin taleple bağlı olduğu;
davacının talep ettiği tazminatın %60'ının ...'den %30'unun ...'dan alınmasını talep ettiği için ...'in hissesine düşen %10'un diğer şirketlere paylaştırılamayacağı nazara alınarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. " gerekçesiyle, davanın ... Sigorta ve ... AŞ Yönünden Pasif Husumet yokluğundan, davalı ... .... Ltd yönünden ispat edilmediğinden reddine, diğer davalılar yönünden ise davalı ... ...Şirketi yönünden 284.502,34 TL, davalı ....
Şirketi yönündün 142.251,17 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılardan ... ... Ltd ile ... Ltd vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... ... LTD vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davaya cevap dilekçesini ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrarla.
Reasürans Sözleşmelerinde (Reasürans Treteleri) sıklıkla kullanılan bir madde olan “...” yani Hasar Kontrol Maddesi, reasürörün söz konusu hasarları derinlemesine incelemesine ve incelemesinin ardından bu hasarın ödenip ödenmeyeceğine ilişkin karar vermesine olanak sağladığını, reasürans sözleşmesinin açık olarak hasar kontrol klozunu belirtmekte ve müvekkili şirketin sözleşmeden doğan hakkı gereği hasar bilgilerinin tam ve eksiksiz olarak görmesi gerektiğini, sözleşmede bu bilgilerin, 30 gün içinde davacı tarafça müvekkiline bildirilme zorunluluğu mevcutken,
davacı yanın bu bilgileri müvekkil şirkete bildirmemiş olması karşısında hasarın teminat kapsamı dışında kalacağı sözleşme gereği ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının sözleşmeye uygun hareket etmediği ve bu nedenle ihbar ettiği hasarların teminat kapsamı dışında kaldığının açıkça ortada olduğunu, 13.09.2020 tarihli kök raporda bilirkişilerin, reasürans sisteminin işleyiş şekli ve tarafların sigortacılık hukuku yönünden durumlarını irdelendikten sonra,
savunmalarını teyit ettiklerini ve raporun sonuç bölümünde, ... ve .... kodlu reasürans sözleşmelerinde hasar bildirim mükellefiyetleri, hasar bildirim ve ödeme mahsuplaşma mükellefiyetlerinin nasıl olacağının açık bir şekilde yazılı olduğunu, davacı tarafın bildirim mükellefiyetini yerine getirmediğini, 3ay ila 1,5 yıl sonra bildirimde bulunulduğunu sözleşmede yazılı 30 günlük süreye riayet edilmediğini, hasar Kontrol klozuna aykırı davranılarak, ...
LTD şirketinin hasarlardan haberdar edilme hakkının yok edildiğini beyan ettiklerini, keza, davacı sigorta şirketinin reasürans ödemelerini de süresinde yapmadığı, gecikmeli olarak gerçekleştirdiği de kök raporda belirtildiğini, gerçekten de davacı şirket bu mükellefiyetini kendisine verilen süre içinde yerine getirmediğini, ödemeleri geciktirdiğini, Haziran 2015 tarihinde tahakkuk eden primin müvekkiline 28.09.2015 tarihinde ödendiğini,Ayrıca, davacı tarafından 2015-2016 yıllarında meydana gelen hasarların müvekkili firmaya bildirilen kısımlarının, müvekkili şirketin alacakları üzerinden mahsup edilerek ödenmiş olup,
kök raporda da belirtildiği gibi müvekkiline detay ve açıklayıcı bir bilgi verilmediğini ve bildirimde bulunulmamış olan 2016 yılı 6.ayından sonraki hasarlara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, bu durumun müvekkili şirketin, reasürans sözleşmelerine uygun olarak yapılan bildirimlere göre ödemeleri yaptığını ve edimlerine yerine getirdiğini göstermesi bakımından önemli bir tespit olduğunu, kök raporda hesaplamaların da sadece davacı defterlerine dayalı olarak tek taraflı yapıldığı sağlıklı bir incelemeye dayalı olmadığının açıkça belirtildiğini, Bilirkişi kök raporunda var olduğu belirtilen sözleşmeyi ihlal durumunun,
ek raporda yok sayıldığını, bu yönde hiçbir delil olmamasına rağmen müvekkili şirket ...
LTD.’nin haksız biçimde mutabakattan kaçındığının ek raporda belirtildiğini, Ayrıca, kök raporda; hasar kontrol maddesi (....)’nin reasürans slibine eklenmesi durumunun olmadığı, tüm sigortacıların ve reasürans yöneticilerinin bu ifadenin ne anlama geldiğini bildiği, reasürörlerin de meydana gelen hasarları her zaman inceleme yetkisinin tabii bir hak olduğunun belirtildiğini, davacı tarafın, sözleşmedeki bu maddeyi de ihlal ettiği, bu madde gereğince reasüröre bildirilen hasarların incelenmesinden sonra hasarın ödenipödenmeyeceğine karar verilmesi gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen, ek raporda böyle bir durumun olmadığı,
reasürans sözleşmesinde böyle bir hükmün bulunmadığı şeklinde tamamen zıt bir görüş ileri sürüldüğünü, bilirkişi kök raporu ile bilirkişi ek raporu heyetlerindeki üç kişiden ikisi aynıyken, nasıl bu denli zıt ve birbiriyle çelişkili beyan ve görüşler ortaya konulmasını istinaf mahkemesinin dikkatine sunduklarını, Aralarında bu kadar çelişki bulunan iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına ilişkin talebin mahkemece reddedilerek ek rapora göre hüküm verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,
kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir Davalı . ... LTD vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Aynı bilirkişilerin imzalarını taşıyan bilirkişi kök raporu ile bilirkişi ek raporu arasında birbirine tam zıt görüşler ileri sürüldüğünü, dosya durumunda hiç bir değişiklik olmamasına rağmen, aynı bilirkişilerin birbirleri çelişik iki rapor verdiklerini, mahkemenin ise bu raporlardaki çelişkileri hiç tartışmadan bilirkişi ek raporu doğrultusunda hüküm kurduğunu, üstelik bilirkişilerin, ilk verdikleri kök rapordan neden ayrıldıklarını tatmin edici bir biçimde açıklamadıklarını, Davaya konu olan ... ve ... kodlu reasürans sözleşmelerine göre, aylık prim ve tazminat bordrolarının ...
Sigorta ve ...A.Ş. tarafından yönetileceği ve her ayın bitiminden sonraki 30 gün içinde baş sigortacıya bildirileceği, buna aykırı davranılması halinde tazminat talebinin reddedileceği şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, buna göre davacı şirketin hasar raporlarını, hasar gerçekleştikten 30 gün içerisinde ...’ye veya ...’ye bildirmesi gerektiğini, davacı... Kooperatifi'nin iş bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı ...
Kooperatifi'nin, 1.10.2015 ile 13.07.2016 tarihleri arasında kendisine ihbar edilen hasarları, ilk hasar ihbar tarihi baz alındığında 1,5 yıl sonra, son hasar ihbar tarihi baz alındığında ise takribi 9 ay sonra bildirmiş olup, 30 gün içerisinde hasarın bildirilme koşuluna uygun davranmadığını, 9 ay sonra bildirilen bu hasarların, sözleşmeye göre kabul edilmesi mümkün olmadığını Reasürans Sözleşmelerinde (...) sıklıkla kullanılan bir madde olan “....” yani Hasar Kontrol Maddesi, reasürörün söz konusu hasarları derinlemesine incelemesine ve incelemesinin ardından bu hasarın ödenip ödenmeyeceğine ilişkin karar vermesine olanak sağladığını,
reasürans sözleşmesinin açık olarak hasar kontrol klozunu belirtmekte ve ilgili şirketin sözleşmeden doğan hakkı gereği hasar bilgilerinin tam ve eksiksiz olarak görmesi gerektiğini, sözleşmede bu bilgilerin, 30 gün içinde davacı tarafça bildirilme zorunluluğu mevcutken, davacının bu bilgileri müvekkil şirkete bildirmemiş olması karşısında hasarın teminat kapsamı dışında kalacağı sözleşme gereği ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının sözleşmeye uygun hareket etmediği ve bu nedenle ihbar ettiği hasarların teminat kapsamı dışında kaldığının açıkça ortada olduğunu, 13.09.2020 tarihli kök raporda bilirkişilerin,
reasürans sisteminin işleyiş şekli ve tarafların sigortacılık hukuku yönünden durumlarını irdelendikten sonra, savunmalarını teyit ettiklerini ve raporun sonuç bölümünde, ...ve .... kodlu reasürans sözleşmelerinde hasar bildirim mükellefiyetleri, hasar bildirim ve ödeme mahsuplaşma mükellefiyetlerinin nasıl olacağının açık bir şekilde yazılı olduğunu, davacı tarafın bildirim mükellefiyetini yerine getirmediğini, 3ay ila 1,5 yıl sonra bildirimde bulunulduğunu sözleşmede yazılı 30 günlük süreye riayet edilmediğini, hasar kontrol klozuna aykırı davranılarak, ...
LTD şirketinin hasarlardan haberdar edilme hakkının yok edildiğini beyan ettiklerini, keza, davacı sigorta şirketinin reasürans ödemelerini de süresinde yapmadığı, gecikmeli olarak gerçekleştirdiği de kök raporda belirtildiğini, gerçekten de davacı şirket bu mükellefiyetini kendisine verilen süre içinde yerine getirmediğini, ödemeleri geciktirdiğini, Haziran 2015 tarihinde tahakkuk eden primin müvekkiline 28.09.2015 tarihinde ödendiğini, Ayrıca, davacı tarafından 2015-2016 yıllarında meydana gelen hasarların ... firmasına bildirilen kısımlarının, şirketin alacakları üzerinden mahsup edilerek ödenmiş olup,
kök raporda da belirtildiği gibi müvekkiline detay ve açıklayıcı bir bilgi verilmediğini ve bildirimde bulunulmamış olan 2016 yılı 6.ayından sonraki hasarlara ilişkin ödemelerin yapılmadığını, bu durumun ... şirketinin şirketin, reasürans sözleşmelerine uygun olarak yapılan bildirimlere göre ödemeleri yaptığını ve edimlerine yerine getirdiğini göstermesi bakımından önemli bir tespit olduğunu, kök raporda hesaplamaların da sadece davacı defterlerine dayalı olarak tek taraflı yapıldığı sağlıklı bir incelemeye dayalı olmadığının açıkça belirtildiğini, Bilirkişi kök raporunda var olduğu belirtilen sözleşmeyi ihlal durumunun,
ek raporda yok sayıldığını, bu yönde hiçbir delil olmamasına rağmen müvekkili şirket ...
LTD.’nin haksız biçimde mutabakattan kaçındığının ek raporda belirtildiğini, Ayrıca, kök raporda; hasar kontrol maddesi (...)’nin reasürans slibine eklenmesi durumunun olmadığı, tüm sigortacıların ve reasürans yöneticilerinin bu ifadenin ne anlama geldiğini bildiği, reasürörlerin de meydana gelen hasarları her zaman inceleme yetkisinin tabii bir hak olduğunun belirtildiğini, davacı tarafın, sözleşmedeki bu maddeyi de ihlal ettiği, bu madde gereğince reasüröre bildirilen hasarların incelenmesinden sonra hasarın ödenip ödenmeyeceğine karar verilmesi gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen, ek raporda böyle bir durumun olmadığı,
reasürans sözleşmesinde böyle bir hükmün bulunmadığı şeklinde tamamen zıt bir görüş ileri sürüldüğünü, bilirkişi kök raporu ile bilirkişi ek raporu heyetlerindeki üç kişiden ikisi aynıyken, nasıl bu denli zıt ve birbiriyle çelişkili beyan ve görüşler ortaya konulmasını istinaf mahkemesinin dikkatine sunduklarını, Aralarında bu kadar çelişki bulunan iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına ilişkin talebin mahkemece reddedilerek ek rapora göre hüküm verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,
kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı sigorta şirketinin, davalıların oluşturduğunu ileri sürdüğü reasürans şirketleriyle imzaladığı reasürans sözleşmeleri kapsamında, sigortalılarına yaptığı hasar ödemelerinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı ... Sigorta ve .. AŞ yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı .....
Ltd yönünden ispat edilmediğinden reddine, diğer davalılar yönünden ise davalı ... ...Şirketi yönünden 284.502,34 TL, davalı ..... Şirketi yönünden 142.251,17 TL bakımından kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılardan .... Ltd ile...
Ltd vekilleri tarafından yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf eden her iki davalı vekilinin, kararı aynı nedenlere dayalı olarak istinaf ettikleri istinaf dilekçe içeriklerinden anlaşılmaktadır.Davacı , dava dışı müşterilerine sigorta poliçesi kapsamında yaptığı ödemeler yönünden, bu ödemeleri teminat altına alınabilmesi amacıyla; ileride yapacağı ödemelerden kaynaklanan riskleri davalıların oluşturduğunu ileri sürdüğü Kıbrıs Konsorsiyumuna sigorta ettirdiğini ileri sürerek,
sigortalılarına ödediği hasar tutarlarını davalılardan tahsilini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince taraf delilleri toplanarak ve davacı defterlerinde kendi sigortalılarına yaptığı ödeme kayıtları inceletilerek uzmanlarından oluşan bilirkişi kurundan kök ve ek rapor alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında, davacının 474.170,56 TL alacak talep edebileceği, haklarındaki davalar kabul edilen ... ...Ltd ve ...
Ltd'nin Kıbrıs Konsorsiyum Antlaşması uyarınca sorumluluk payları oranında sorumlu oldukları tespiti ile sonuca varılmıştır.İlk derece mahkemesince yargılama sürecinde alınan 13.09.2019 tarihli bilirkişi kök raporuna yöneltilen itirazların karşılanması için 20.02.2020 tarihli duruşma ara kararı ile heyete reasürans konusunda uzman bilirkişi eklenmesi suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Kök raporun incelenmesinde ise, kök raporu sunan bilirkişi heyetince sağlıklı değerlendirme yapılabilmesi için kurula sigorta konusunda uzman hukukçu bilirkişisi dahil edilmesinin uygun olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak bilirkişi kuruluna Prf. Dr. ... dahil edilerek ek rapor alınmıştır.
HMK 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporlarının takdiri delil niteliğinde olduğu da dikkate alındığında her iki davalı vekilinin kök rapor ile ek raporu düzenleyen kurulda ortak olarak yer alan iki bilirkişi olmasına rağmen, kök ve ek raporda zıt görüş ileri sürülüp, mahkemece ek rapora bu yönden yöneltilen itirazları karşılanmaksızın ek rapordaki tespitlere göre karar verilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Her iki davalılar vekilince ilk olarak, reasürüns sözleşmelerinde davacı şirketin hasar raporlarını 30 gün içinde ... ye veya ... ye bildirmesinin gerektiği, aksi halde tazminat talebinin reddi gerekeceği, yine bunun dışında ikinci olarak reasürans sözleşmelerinde "..." maddesi bulunduğunu, davacının bu maddeye aykırı davranması nedeniyle de davanın reddi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
İlk derce mahkemesince bilirkişi kuruluna reasürans uzmanı dahil edilerek alınan ek rapor içeriğinde, davalılar vekilinin her iki itiraz ve istinaf nedeni olarak ileri sürdükleri husus tartışılmış, ilk olarak ileri sürelen itirazın davacının sigorta ettiği rizikoların gerçekleşmesi sonucu, rizikoyu karşıladıktan sonra davacının ortaya çıkan pasif zararını ihbar etmesi gerektiği, davacı sigortanın kendi sigortalıları ile yaptığı sigorta sözleşmelerindeki rizikonun gerçekleşmesi ve sigorta zararı ile reasürlerle arasında ilişki bulunmadığı, ikinci olarak ... (koşullar alt bölüm madde 3) un bulunmadığı,
sözleşmenin atıf yapılan 3. Maddesindeki Ekte Tazminat Talep Kontrol Maddesi ifadesinin mevcut olduğu, ancak böyle bir ek yapılmamış olduğu tespitleri karşısında, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davalılar vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykarılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/959, K. 2024/1361, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama